İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAİSTİNAF KARARI

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2020/2119 K.2023/1896

Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava…

Esas2020/2119Karar2023/1896Tarih23 Kasım 2023Okuma10 dk · 1.951 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
23 Kasım 2023
Dosya no
2020/2119
Karar no
2023/1896
İncelenen kararın mahkemesi
İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tarihi
07/07/2020
Numarası
2017/1436 E. - 2020/332 K.
Davanın konusu
Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.951 kelime·10 dk okuma

Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında 01.01.2017 tarihinde belirsiz süreli olarak ''Bayilik Sistemi Katılım Sözleşmesi'' imzalandığını, sözleşme ile ... markası altında ...’nın belirlediği ürünlerin ...’nın potansiyel ve aktif müşterilerine sunulması, satış ve pazarlamasının yapılması, sözleşme kurulmasına aracılık edilmesi konularında anlaştıklarını, sözleşmenin ilk aylarında taraflarca edimlerin eksiksiz yerine getirildiğini, müvekkilinin işlerin yoğunlaşacağını düşündüğü bir anda davalının Kartal ...

Noterliğinin 26.09.2017 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesini müvekkiline göndererek sözleşmenin 13.1 maddesi uyarınca sözleşmeyi 2 ay sonra feshedeceğini ihtar ettiğini, bu ihtarnamenin 28.09.2017 tarihinde tebliğ olduğunu, 29.11.2017 tarihinde de sözleşmenin feshedilerek müvekkilinin bayiliğinin elinden alındığını, davalı yanın sözleşmenin şartlarını tek taraflı olarak belirlendiğini, sözleşme imzalandıktan sonra işin kurulması için gereken tüm masrafların müvekkili tarafından yapıldığını, müvekkilinin sözleşmenin uzun yıllar süreceğini düşünerek ciddi yatırımlar yaptığını,

davalı yanın sözleşmenin uzun süre ayakta kalacağı izlenimini verdiğini, ancak tüm bunlara rağmen sözleşmenin imzalanmasından sadece 9 ay sonra sözleşmenin feshedildiğini, hiçbir neden yokken sözleşmeyi fesheden davalının olağan fesih hakkını kötüye kullandığını, sözleşmenin 13.4 maddesinde taraflardan birinin sözleşmeyi haklı bir sebep olmaksızın ya da usule aykırı olarak feshetmesi halinde, diğer tarafın karşılaştığı doğrudan ve dolaylı tüm zararları ile bu zarardan bağımsız olarak her bir ihlal için 50.000,00 TL ceza bedelinin diğer tarafa ödemekle yükümlü olacağının belirtildiğini ileri sürerek,

şimdilik zararlarına ilişkin olarak 5.000,00 TL maddi zararın ve 50.000,00 TL cezai şartın fesih tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, savunmasında özetle; sözleşme serbestliği ilkesinin geçerli olduğunu, sözleşmenin tek taraflı olarak düzenlendiği iddiasının yerinde olmadığını, davacının tacir olduğunu, tüm maddelerde mutabık kalınarak imzalandığını, fesih hakkının her iki tarafa da verildiğini, 13/1 maddesine uygun olarak sözleşmenin feshedildiğini, zira bu maddede taraflardan her birinin 2 ay önceden bildirilmek koşulu ile sözleşmeyi sona erdirme hakkına sahip olduğunu, müvekkilince bu kapsamda 2 ay önceden noterden gönderilen ihtarname ile sözleşmenin feshedildiğini, davacının basiretli bir tacir gibi hareket etmediğini,

sözleşmeninn7.5 maddesi ile iş yeri kuruluş masraflarının davacıya ait olacağının kararlaştırıldığını, bu nedenle maddi tazminat taleplerinin yerinde olmadığını, sözleşme usulüne uygun olarak feshedildiğinden cezai şart istemlerinin de yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Dava, bayilik sözleşmesinin feshinden kaynaklanan maddi tazminat ve cezai şart istemine ilişkindir.

Mahkememizce; tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları resen belirlenerek; taraf vekillerinin vermiş olduğu dilekçeler, tarafların ibraz ettiği tüm deliller, Bayilik Sistemi Sözleşmesi, mahkememizce alınan bilirkişi raporları ile dosya arasındaki tüm kayıt ve belgeler tek tek incelenmiştir.

Mahkememizce tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda bilirkişi heyetinden bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiş, bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 16/04/2019 tarihli raporda özetle; sözleşmenin feshinin olağan fesih sınırları içerisinde kaldığının kabulü halinde, davacı lehine herhangi bir tazminata ve ceza koşuluna hükmedilemeyeceği, feshin hakkın kötüye kullanılması teşkil ettiğinin kabulü halinde, sözleşmenin 13.4 maddesi uyarınca davacı lehine 50.000,00 TL cezai şarta hükmedilebileceği, dosyada mevcut belgelere göre davacının menfi ve müspet zararının hesaplanamadığı kanaatine varıldığı bildirilmiştir.

Mahkememizce yeni bir mali müşavir ve sektör bilirkişiden uyuşmazlık konularına ilişkin rapor alınmasına karar verilmiş, bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 13/09/2019 tarihli raporda özetle; tarafların ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun olarak tutulduğu,

sözleşmenin feshinin olağan fesih sınırları içerisinde kaldığının kabulü halinde, davacı lehine herhangi bir tazminata ve ceza koşuluna hükmedilemeyeceği, feshin hakkın kötüye kullanılması teşkil ettiğinin kabulü halinde, sözleşmenin 13.4 maddesi uyarınca davacı lehine 50.000,00 TL cezai şarta hükmedilebileceği, davacı yanın müspet zarar talebini destekleyen dosyada somut bir belge bulunmadığı kanaatine varıldığı bildirilmiştir.

Mahkememizce taraf vekillerinin itirazları doğrultusunda bilirkişi heyetinden ek rapor alınmasına karar verilmiş, bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 04/06/2020 tarihli ek raporda özetle; sözleşmenin haksız olarak fesih edildiğinin kabulü halinde davacının maddi tazminat ve ceza koşulunu talep edebileceği, davacının menfi zararının ispatına yönelik olarak sunulan faturalarda yer alan emtiaların davacının iş yeri için alınıp alınmadığının belli olmadığını, sunulan faturalardan bir kısmının dava dışı kişiler tarafından düzenlendiğini, dolayısıyla davacının menfi zararını ispat edemediğini,

davacının benzer bir iş kurması için 3 aylık bir süreye ihtiyaç duyacağını, davacının gelir beyannameleri incelendiğinde sözleşmenin yürürlükte kaldığı süre boyunca ve sözleşme öncesinde yürütülen faaliyetlerden herhangi bir kar elde edilemediği, bilakis zarar ettiği, bu nedenle davacının 3 aylık süre boyunca yoksun kaldığı bir kazancının bulunmadığı, sözleşmenin haksız olarak feshedildiğinin kabulü halinde davacının yalnızca cezai şart talep edebileceği kanaatine varıldığı bildirilmiştir.

Tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesi neticesinde; davacı tarafça, bayilik sözleşmesinin haksız feshedilmesinden dolayı menfi ve müspet zararları ile birlikte cezai şartın davalı taraftan tahsilinin talep edildiği; davalı tarafça, sözleşmenin olağan fesih hakkı kullanılarak feshedildiği belirtilerek davanın reddinin savunulduğu anlaşılmıştır.

Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; bayilik sözleşmesinin haklı nedenle feshedilip edilmediği, davacı tarafça talep olunan maddi tazminat ve cezai şart taleplerinin yerinde olup olmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmaktadır. Öncelikle sözleşmenin haksız olarak feshedilip edilmediğinin değerlendirilmesi gerekmektedir.

Fesih, sözleşmenin taraflarından birinin tek taraflı irade beyanı ile sürekli borç ilişkisini ileriye etkili olarak sona erdiren bozucu yenilik doğuran bir işlemdir. Gerek kanunda sayılan hallerde gerekse de taraflarca sözleşme ile kararlaştırılarak belirsiz süreli sürekli borç ilişkileri fesih ile sona erdirilebilir.

Sürekli borç ilişkisinin olağan fesih ile sona erdirilebilmesi için, kural olarak, sözleşmenin belirsiz süreli olması veya belirsiz süreli sayılması gerekmektedir. Olağan fesih halinde taraflar belirli bir sebebe dayanmaksızın sözleşmeyi sonra erdirebileceklerdir. Ancak herhangi bir sebebe dayanılmadan sözleşmeyi sona erdirebilme imkanı keyfi durumlara yol açabileceğinden, olağan sebeple feshin sınırlarının belirlenmesi gerekmektedir.

Öncelikle olağan fesih hakkının her iki tarafa da tanınmış olması ve kanunda ya da sözleşmede belirtilen usule ve sürelere uygun olarak feshin gerçekleştirilmiş olması gerekir. Ayrıca sözleşmenin feshinin hakkın kötüye kullanılması yasağını ihlal eder nitelikte olmaması gerekir. Bu koşulların gerçekleşmesi halinde feshin geçerli olacağının kabulü gerekir.

Eldeki dava bakımından; taraflarca 01/01/2017 tarihinde bayilik katılım sözleşmesi imzalandığı, sözleşmenin 13.1 maddesi ile taraflardan herhangi birinin herhangi bir zamanda iki ay önceden bildirimde bulunmak koşulu ile sözleşmeyi feshetme hakkına sahip olduğunun kararlaştırıldığı, madde ile her iki tarafa da olağan fesih hakkının tanındığı, davalı tarafça Kartal ....

Noterliği'nin 26/09/2017 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile sözleşmenin 2 ay sonra feshedileceğinin davacı yana ihtar edildiği, ihtarnamenin 28/09/2017 tarihinde davacı yana tebliğ edildiği, sözleşmenin ise 29/11/2017 tarihinde feshedildiği, feshin sözleşme ile kararlaştırılan usule ve sürelere uyularak gerçekleştirildiği, davacı tarafça sözleşmenin yürürlükte olduğu 11 aylık süre zarfında herhangi bir gelir elde edilemediği, aksine zarar edildiği, hali ile davalı tarafça sözleşmenin devamının beklenilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu,

davacı tarafın, davalı tarafından sözleşmenin uzun süre için geçerli olacağına ilişkin kanaat oluşturulduğu iddiasına ilişkin delil olarak sunulan e-posta dışında başkaca somut bir delilinin dosyada mevcut olmadığı, söz konusu e-postanın davalının bir çok bayisine gönderildiği, davalı tarafça, davacı yana sözleşmenin devam ettirileceğine ilişkin herhangi bir beyanının mevcut olmadığı, dolayısıyla davalı tarafından yapılan feshin olağan fesih sınırları içerisinde kaldığı ve hakkın kötüye kullanılması kapsamında değerlendirilemeyeceği, bu nedenle davacının taleplerinin yerinde olmadığı kanaatine varılarak;

dosya kapsamından tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda açıklandığı üzere Yasa ve Yargıtay İçtihatları gereğince ayrıntılı, detaylı inceleme yapılmış olup, yukarıda gerekçesi de yazılı olduğu üzere davanın bu gerekçe ile reddine karar vermek gerekmiştir. " gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; sözleşmenin feshinin haksız olduğunu, mahkemenin gerekçesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin 11 ay boyunca kar etmemiş olmasının mahkemenin kararına dayanak teşkil edecek bir olgu olmadığını, ticari işletmenin ilk açıldığında nasıl sorunlar yaşıyorsa, müvekkilinin de yaşadığını, ancak ileriye dönük bakıldığında, sözleşmenin erken feshinin müvekkilini büyük zarara uğrattığını, mahkemenin sundukları e-maili yeterli görmediğini, davalı tarafın hiç bir sebep yokken, sadece 11 ay sonra sözleşmeyi feshettiğini,

hiç kimsenin 11 ay sonra fesholsun diye sözleşme imzalamadığını, hele ki böyle bir bayilik sözleşmesinin 11 ay sonra fesholsun diye imzalanmasının mümkün olmadığını, dolayısıyla burada davalının sözleşmenin uzun süreceğine dair bir beyanının olmadığının önemi bulunmadığını, zaten sözleşmenin uzun sürmesi gerektiğini, önemli olan bir sözleşmenin sorunsuz bir şekilde devam ederken, neden bir anda feshedildiğinin anlaşılamadığını, İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen 2017/ 1439 Esas sayılı sayılı dosyasında aynı konu farklı müvekkili için açtığı davada mahkemece 2020/ 474 Karar sayı ile davanın kabulüne karar verildiğini,

davalının sözleşmeyi kötü niyetli olarak feshettiğini, maddi tazminat ve cezai şart alacaklarının kabulüne gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE Dava, bayilik sistemi katılım sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle doğduğu iddia edilen zararın tazmini istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.

Davacı, davalı ile aralarında 01.01.2017 tarihinde imzalanan bayilik sistemi katılım sözleşmesini 11 ay gibi kısa bir süre sonra haksız feshettiğini, bu nedenle yaptığı masrafların, yoksun kaldığı zararın tazmini ile sözleşmenin haksız feshi halinde sözleşmede belirlenen cezai şart bedelinin davalıdan tahsilini istemiştir.

Taraflar arasında 01.01.2017 tarihinde bayilik sistemi katılım sözleşmesi imzalandığı, sözleşmenin konusunun '' Bu sözleşme ... tarafından Bayi'ye Katılım Formu'nda belirlenen coğrafi sınırlar içerisinde ve eklerde belirlenen çalışma koşulları çerçevesinde ''...'' markası aştında ...'nın belirlediği ürünlerin ...'nın potansiyel ve aktif müşterilerine sunulması, satış ve pazarlamasının yapılması, sözleşme kurulmasına aracılık edilmesi ve sunulacak diğer hizmetler ile ilgili olarak Taraflar'ın karşılıklı hak, yetki ve yükümlülüklerinin belirlenmesi amacıyla düzenlenmiştir.'' olarak belirtildiği,

sözleşmenin davalı şirket tarafından Kartal ...Noterliğinin 25.09.2017 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile sözleşmenin 13/1 maddesine dayanılarak, 2 ay sonra feshedilmiş olacağı bildirilerek tek taraflı olarak feshedildiği görülmektedir. Davalı vekili, sözleşme serbestliği ilkesi gereği ve sözleşmenin 13/1 maddesi uyarınca her iki tarafın da sözleşmeyi fesih hakkı bulunduğunu, feshin bu kapsamda yapıldığını savunmuştur.

Taraflar arasındaki sözleşmenin fesih ve ceza hükümleri başlıklı 13/1 maddesi '' Taraflardan herhangi biri, herhangi bir zamanda iki ay önceden bildirimde bulunmak kaydıyla sözleşmeyi feshetme hakkına sahiptir.'' hükmünü içermektedir.

Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı her ne kadar sözleşmenin haksız feshedildiğini, davalının hakkını kötüye kullandığını ileri sürmüş ise de, tarafların her ikisinin de sözleşmenin 13/1 maddesi uyarınca sözleşmeyi, 2 ay önceden yazılı olarak ihbar etmek şartıyla tek taraflı fesih yetkisi bulunduğu, davalının da bu kapsamda sözleşmeyi feshettiği, fesih bildiriminin sözleşmede belirtilen şekilde ve süre verilmek suretiyle yapıldığı, davalının bu yetkisini kötüye kullandığına dair dosya kapsamında bir delilin bulunmadığı anlaşıldığından mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

Davacı vekili, davalı tarafından müvekkiline gönderilen 21.06.2017 tarihli e-mailin dikkate alınmadığını, bu e-mail ile sözleşmenin ayakta kalacağına davalının dair izlenim yarattığını istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür.

Söz konusu edilen ve davalı tarafından diğer bayilere de gönderildiği anlaşılan e-mailin incelenmesinde, sözleşmedeki faaliyet konusuna ilişkin olarak tarayıcı ve barkod okuyucuların belli bir tarihe kadar temin edilerek sistemin kurulmasının talep edildiği, sözleşmenin devamı ve sonlandırılması konusuna ilişkin olmadığı görülmektedir. Bu nedenle davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir.

Sözleşmenin, sözleşmede taraflara verilen yetki kapsamında usulüne uygun şekilde feshedilmesi, bu durumun da hakkın kötüye kullanılması teşkil etmemesi sebebiyle davacının talep konusu cezai şart ve tazminat alacağı şartları da oluşmamıştır. Bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı, davasını kısmi dava şeklinde açtığından, Dairemiz kararına karşı temyiz yolu açık olmak üzere karar verilmiştir.

Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 215,45 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 23.11.2023 tarihinde, oybirliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, E. 2020/2119, K. 2023/1896, 23 Kasım 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
Esas No
2020/2119
Karar No
2023/1896
Tarih
23 Kasım 2023

İlgili Kararlar

  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2020/2120 K.2023/1897
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi E.2020/2128 K.2023/1162
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi E.2020/2134 K.2023/1684
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi E.2020/2138 K.2023/1695
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi E.2020/2143 K.2023/1693
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi E.2020/2159 K.2023/1704

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.