KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 3 Ekim 2024
- Dosya no
- 2021/1138
- Karar no
- 2024/1368
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul Anadolu 16. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 16.12.2020
- Numarası
- 2019/485 Esas - 2020/659 Karar
- Dava
- Alacak
Karar Metni
2.389 kelime·12 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; ...’ya EPDK tarafından verilen Otogaz bayilik ve satış lisansı, EPDK tarafından 07.05.2018 tarihinde iptal edildiğini, müvekkil şirketin EPDK bayilik ve satış lisansı olmayan bir şirket ile bayilik ilişkisini sürdürmesi beklenemeyeceği için taraflar arasında akdedilen Standart Otogaz Bayilik Sözleşmesi de kendiliğinden, aynı tarihte, kararlaştırılan süreden önce sona ermiştir.
Davalı ..., 3 numaralı ekte yer alan taahhütname ile, Müvekkil ...'ten her yıl asgari 200 ton Otogaz ürünü olmak üzere 5 yıllık sözleşme dönemi süresince toplam 1000 ton Otogaz ürünü almayı taahhüt ettiğini, davalı’nın bu taahhüdü vermiş olması müvekkilin tercihlerini belirleyen önemli bir neden olduğunu, çünkü doğal olarak müvekkilin de yapacağı yatırımdan yararlanmak isteyen başka bir bayi adayını değil davalı ...’yı tercih ederken diğer uyum kriterlerinin yanında davalı ...’nın kendisine sağlayacağı ticari kazancı dikkate alarak finansal hesaplarını yapmış ve yatırım kararını verdiğini, davalı ..., sözleşmenin ilk yılında 36,43 Ton,
ikinci yılında 15,35 Ton, üçüncü yılında 17,85 Ton, dördüncü yılında ise 3,00 ton ürün alımı gerçekleştirdiğini, eksik ürün alımından kaynaklı olarak Davalı ...’nın, taahhütnamede kararlaştırılan ton başına 75,- USD üzerinden hesaplanan kar mahrumiyeti bedelini ödeme yükümlülüğü bulunmakta olduğunu, müvekkil ... tarafından 5 yıllık sözleşme süresince eksik alınan Otogaz ürün miktarı 927,33 Ton olarak hesaplandığını, fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydıyla bu nedenle doğmuş alacağımızın huzurda görülen davada şimdilik 1000,- Amerikan dolarlık kısmını talep ettiklerini,
davalı ...’nın ayrıca bayilik ilişkisi boyunca Müvekkil ...’ten almış olduğu Otogaz ürünlerinden kaynaklanan 604,64 TL’lik bakiye borcu bulunmakta olduğunu, söz konusu tutarın da tarafımıza ödenmesini talep ettiklerini, söz konusu talepleri için Arabuluculuk kurumuna 02.04.2019 tarihinde başvurulduğunu, arabuluculuk görüşmeleri sırasında anlaşma sağlanamamış ve ANLAŞAMAMA tutanağı düzenlenerek görüşmeler sonlandırıldığını, tarafların her ikisi de akdettikleri sözleşmeler ile üstlendikleri yükümlülüklerin farkında olabilecek iki deneyimli tacir olduklarını,
taraflar karşılıklı taahhütlerin altına diğer yandan bekledikleri ticari menfaatlerin karşılığında girişmiş olduklarını, müvekkil Şirketin bugüne kadar davalı ...’ya karşı üstlenmiş olduğu tüm yükümlülüklerine uygun davrandığını, hHiçbir haklı gerekçesi olmadan, taahhütlerine aykırı davranan ve ürün alımından kaynaklı borçlarını ödemeyen davalı ..., müvekkilin önemli miktarda ekonomik kaybına sebep olduğu için huzurunuzda görülmekte olan işbu davanın açılması kaçınılmaz olduğunu, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, savunmasında özetle; davacı taraf dava dilekçesinde eldeki davanın dava türünü belirtmediğini, bu nedenle dava dilekçesinin mahkemece açıklattırılması gerektiğini, bu konuda yapılacak açıklamaya karşı cevap hakkımızı saklı tuttuklarını, davacı şirket dava dilekçesinde müvekkil şirketin Otogaz Bayilik ve Satış Lisansının EPDK tarafından iptal edildiğini ve bu nedenle sözleşmenin devamlılığının imkansız olduğundan bahisle kendiliğinden feshedildiğini ifade ettiğini, ancak sözleşmenin feshi için müvekkilim şirkete hiçbir bildirimde bulunmadığını açıkça ifade etmek istediklerini,
müvekkilimin bayilik ve satış lisansı davacının taahhütlerini yerine getirmemesi nedeniyle iptal edildiğini, ; müvekkil şirket yetkili ve çalışanları davalıdan belirlenen hedeflerin çok üstünde Otogaz sipariş etmesine rağmen siparişler getirilmediğini, müvekkil ile davacı arasında akdedilen sözleşme hükümleri uyarınca müvekkilimin başka bir firmadan da tedarik edemediğinden satışları ciddi anlamda düştüğünü, bu nedenle davacının taahhütlerini yerine getirmemeden kaynaklı işyeri çalışamaz hale geldiğini, müvekkilim davalı ile sözleşme imzalamadan önce harabe haline gelen akaryakıt istasyonunu devir aldığını,
bu yatırımın bir anlamıyla iştirakçisi olan davacı müvekkilime buranın aktif edilmesi karşılığında yüksek limit açılacağı ve her türlü kolaylığı sağlayacağı defaten söylendiğini, buna karşılık akaryakıt istasyonunun önceki sahipleri olan ... LTD ŞTİ ile ... LTD ŞTİ'nin borçları müvekkilim tarafından ödenmesi istendiğini, bu borçların toplamı yaklaşık 900.000,00 TL olup borcun tamamı sıralı senetlerle davacıya ödendiğini, bunun yanı sıra önceki borlara karşılık ...
Bankası 4. Levent İstanbul Şubesinden alınan 21.11.2016 tarihli ... nolu 450.000,00 TL meblağlı kesin teminat mektubu davacıya verildiğini, davacı hiçbir haklı gerekçe olmadan teminat mektubunu da nakde çevirerek müvekkilimin tabiri caizse parasını gaspettiğini, akaryakıt istasyonlarını işleten firmalar ile bu firmalara mal tedariği yapan ana şirketler arasında imzalanan sözleşmeler karşılıklı taahhütler içermekte olduğunu, genel kural ana bayi yatırım yapar işleten firma bu anabayinin malını satarak kar payı verdiğini, somut olayda davacı şirket müvekkilime 1-TL değerinde bile yatırımı bulunmadığını,
davacı ile akaryakıt istasyonu önceki sahipleri arasında akdedilen sözleşmeler kapsamında bu firmalara bazı yatırımlar yapıldığını, önceki sahipleri işyerini işletememiş ve kapattıklarını, bu kişilerin davacıya borçlandıklarını, müvekkilin bu borcu da ödemek suretiyle davacının batmış parasını kurtardığını, hiçbir yatırım imkanından da faydalanmadığını, davacı akaryakıt istasyonun bulunduğu taşınmaza İİK.150/c şerhi koyulduğunu, müvekkilin bu yatırımı yapması karşılığında bedeli müvekkilim tarafından ödenerek şerh kaldırıldığını ve devir bu suretle gerçekleştiğini,
müvekkilin davacı ile istasyonun önceki sahipleri arasındaki taahhütlerin altına sokulmaya çalışıldığını, tüm bunlara rağmen eldeki davayı açma yoluna gittiğini, müvekkilin lisans iptalinden önce defalarca davacı şirket ile görüşüp yapılan hukuksuzluğun telafi edilmesi için iletişime geçmesine rağmen davacı tarafından hiçbir tepki verilmediğini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Davacı vekilinin ıslah dilekçesi ile kar mahrumiyetine dayalı alacak miktarını ıslah ettiği, ıslah dilekçesinin karşı yana tebliğ edildiği, tarafların yeniden bilirkişi raporu alınmasına yönelik herhangi bir beyanlarının bulunmadığı anlaşılmıştır.
Yanlar arasında 15/12/2014 tarihli otogaz bayilik sözleşmesinin akdedildiği ve davalı bayiye EPDK tarafından verilen otogaz bayilik ve satış lisansının 07/05/2018 tarihinde iptal edilmesi nedeniyle sözleşmenin ifasının anılı tarih itibari ile imkansız hale geldiği dosya kapsamında sabit olup uyuşmazlığın, eksik ürün alımından kaynaklı alacak istemi ile satın alınan ürün bedellerinden kaynaklı cari hesap alacak isteminin yerinde olup olmadığı hususlarında toplandığı anlaşılmıştır.
Dosya kapsamında taraf delillerinin tetkiki sureti ile mali ve teknik bilirkişiler marifeti ile inceleme icra edilmiş olup fatura ve cari hesap ekstreleri kapsamında davacı yanın ürün tedarikine dayalı olarak 604,64-TL'lik cari hesap alacağının sübut bulduğu saptanmıştır.
Tarafların cari hesap alacak miktarına yönelik anılı rapor tespitlerine herhangi bir itirazlarının bulunmadığı görülmekle yeniden inceleme icrasına yer verilmemiştir.Devamında davacı yanın asgari alım taahhüdüne aykırılıktan kaynaklı kar mahrumiyeti/cezai şart istemi tetkik edilmiştir.
Nitekim akaryakıt bayilik sözleşmelerinde veya somut olayda olduğu gibi sözleşme eki taahhütnamelerde yer alan yıllık asgari alım taahhüdüne uymama halinde öngörülen ceza koşulu (cezai şart) hükümleri TBK'nın 179/2 maddesindeki ifaya ekli ceza koşulu (cezai şart) niteliğinde olduğundan anılı ceza koşulu üzerinde durulması gerekmiştir. TBK'nın 179/2. maddesine göre.
"Ceza borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir." Anılı kanun maddesine göre, iki halde alacaklı, ceza koşulunu isteyemeyecektir. Eğer alacaklı, ceza koşulunu isteme hakkından açıkça vazgeçmişse artık bu yönde bir talepte bulunamaz.
Diğer yandan alacaklı, çekince koymadan ifayı kabul etmiş veya sözleşmeden doğan edimlerini ifa etmeye devam etmişse bu takdirde de ceza koşulunu talep edemeyecektir. Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında davacı taraf her ne kadar Beşiktaş ...
Noterliği ihtarnamesi ile eksik ürün alımına yönelik çekince konulduğunu beyan etmiş ise de sözleşmenin yürürlükte kaldığı 2015- 2018 Mart ayına kadar davacının davalıya çekincesiz olarak ürün tedarik etmekle davalı nezdinde haklı bir güven oluşturduğu sonucuna varılmıştır. (Yargıtay HGK'nın 20.01.2013 T.
2012/19-670 E. 2013/171 K. sayılı kararı) Nitekim anılı ihtarnamenin 15 Mart 2018 tarihli olup ürün alımına başlandıktan sonra keşide edildiği ve Mayıs 2018 tarihinde davalının lisansı iptal edilmekle 07/05/2018 tarihinde ifanın imkansız hale geldiği tespit edilmiştir.
Ayrıca davalı izninin EPDK tarafından kaldırılması nedeniyle davacıya ait akaryakıtın satılmanın fiilen imkansız hale geldiği, bu nedenle bayilik sözleşmenin erken sonlanması nedeniyle asgari alım taahhüdüne uyulmaması nedenine dayalı kar mahrumiyeti/ cezai şart taleplerinin yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır.
(Emsal ilam: Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2016/2226 esas, 2018/336 karar sayılı ilamı.) Son olarak temerrüt tarihinin tespiti üzerinde durulmuş olup TBK'nun 117 maddesi uyarınca, muaccel bir borcun borçlusunun, alacaklının ihtarı ile mütemerrit olacağı geçerli olmakla birlikte somut olayda; davalının, davadan önce temerrüde düşürüldüğü ispat edilememiştir.
Her ne kadar davacı taraf arabuluculuk tarihinden itibaren faiz talep etmiş ise de arabuluculuk son tutanak içeriği kapsamında talep edilen alacak nevi ve miktarlarının açıkça, ayrı ayrı betimlenmediği..." gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 604,64 TL cari hesap alacağının davalıdan dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile tahsili ile davacıya ödenmesine, asgari alım taahhüdüne uyulmaması nedenine dayalı kâr mahrumiyetine yönelik talebin reddine, karar verilmiştir.
Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle. Müvekkilinin davalıya ürün alım taahhüdüne uymaması nedeniyle gönderdiği ihtarnamelere rağmen cezai şart talebinin yerinde olmadığına karar verilmesi hatalı olduğunu, İlk derece mahkemesi tarafından müvekkili şirketin uyarı ve davranışları ile hakkından feragat etmediğini açık olarak ortaya koyduğu dikkate alınmadığını, Müvekkilinin ...
15.03.2018 Tarihli ... yevmiyeli ihtarnamesinde "15.12.2016 ile 14.12.2017 tarihleri arasındaki sözleşme yılında 182,144 Ton miktarında eksik ürün satın almıştır." diyerek haklarını saklı tuttuğunu davalıya beyan ettiğini, ayrıca Kadıköy ...
Noterliği, 26.06.2019 tarih, ... yevmiyeli ihtarname ile sözleşmenin 07.05.2018 tarihinde sona erdiğini ve birikmiş borçlarını ödenmesi gerektiğini ...'ya bir kez daha ihtar ettiğini, Davalı bayinin asgari alım taahhüdüne uymadığı dosya içeriği ile sabit olduğunu, Dosyada kapsamında alınan, adeta ilk derece mahkemesi hakimi yerine geçerek hukuki tespitlerde bulunması nedeniyle itiraz ettikleri bilirkişi raporunun mali inceleme kısmında, müvekkilinin eksik ürün alımından kaynaklı taahhütname uyarınca 69.549,75 USD alacaklı olduğunun tespit edildiğini, Yargıtay'ın yerleşik içtihatları uyarınca, önceki yıllara ilişkin çekince konmasa dahi,
müvekkili ... Gaz'ın ihtarname gönderilen 3. yıl ve son yıla ilişkin cezai şartı talep edebileceğinin değerlendirilmediğini, İş bu dilekçede yer verdikleri kararlar ve Yargıtay'ın yerleşik kararlarında herhangi bir çekince koymaksızın mal verilse dahi son yıla ilişkin cezai şartın talep edilebileceğinin belirtildiğini, (Yargıtay Kararı - 19. HD., E. 2014/12460 K. 2015/9246 T. 23.06.2015 Yargıtay Kararı - 19. HD., E. 2018/1185 K. 2019/1251 T.
28.2.2019Yargıtay Kararı - 19. HD., E. 2014/3953 K. 2014/7865 T. 24.04.2014) İlk derece mahkemesinin gerekçeli kararını "bilirkişi raporundaki hukuki nitelendirme ve değerlendirmelere" dayandırdığını, bilirkişi raporundaki tespitlerin taraflı, hatalı ve eksik incelemeden ibaret olduğu yönündeki itirazları dikkate alınmadığını, Taraflar arasındaki anlaşmaya göre kar kaybının sözleşme sonunda talep edilebilir olduğunu, Yargıtay Kararı - 19. HD., E. 2017/1145 K. 2018/3125 T.
31.05.2018 kararının bu yönde olduğunu, Mahkemenin huzurunda görülmekte olan dava ile ilgili olarak müvekkilinin haklarını saklı tuttuğunu bildiren noter aracılığı ile gönderdiği uyarıları ve sözleşmesindeki çok açık, "dilerse sözleşme dönemi sonunda" seçeneğine sahip olma durumunun ayırıcı ve farklılaştırıcı özelliği olduğunu, Arabuluculuk son tutanak tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiğini, Yukarıda gerekçelendirdikleri hususlar ve itiraz edilen beyanlarının hiçbir şekilde mahkemece dikkate alınmadığını,
açıkladıkları ve dairenin resen dikkate alacağı sebeplerle talebimiz üzerine yapılacak inceleme neticesinde mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, Otogaz Bayiilik sözleşmesinin feshi nedeniyle cari hesap alacağının ve asgari alım taahhüdünün ihlalinden kaynaklı ceza koşulu alacağının tahsili istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
İlk derece mahkemesince; alacaklının iki halde ceza koşulu talep edemeyeceği, eğer alacaklı, ceza koşulunu isteme hakkından açıkça vazgeçmişse artık bu yönde bir talepte bulunamayacağı yine alacaklı, çekince koymadan ifayı kabul etmiş veya sözleşmeden doğan edimlerini ifa etmeye devam etmişse bu takdirde de ceza koşulunun talep edilemeyeceği, somut olayda sözleşmenin yürürlükte kaldığı 2015- 2018 Mart ayına kadar davacının davalıya çekincesiz olarak ürün tedarik etmekle davalı nezdinde haklı bir güven oluşturduğu, (Yargıtay HGK'nın 20.01.2013 T.
2012/19-670 E. 2013/171 K. sayılı kararı) davacının delil olarak dayandığı ihtarın 15 Mart 2018 tarihli olup ürün alımına başlandıktan sonra keşide edildiği ve Mayıs 2018 tarihinde davalının lisansı iptal edilmekle 07/05/2018 tarihinde ifanın imkansız hale geldiği, davalı izninin EPDK tarafından kaldırıldığı da dikkate alındığında davacıya ait akaryakıtın satılmanın fiilen imkansız hale geldiği,
bu nedenle bayilik sözleşmenin erken sonlanması nedeniyle asgari alım taahhüdüne uyulmaması nedenine dayalı cezai şart taleplerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle bu talebin redine, cari hesap alacağının ise kabulü yönünde hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.Taraflar arasında düzenlenen 15.12.2014 tarihli otogaz bayilik sözleşmesi, hükümlerine göre bayilik ilişkisi başlamıştır. Beş yıl süreli bayilik sözleşmesinin 15.12.2019 tarihinde sona ereceği anlaşılmaktadır.
Bayilik sözleşmesi ile ilgili bir fesihname bulunmamakla birlikte EPDK tarafından davalı lisansının iptaline karar verilen 07.05.2018 tarihli kararla birlikte bayilik sözleşmesinin fiilen feshedildiği tarafların da kabulündedir.Her ne kadar ilk derece mahkemesince davalı lisansının EPDK tarafından iptali nedeniyle sözleşmenin fiilen imkânsız hale geldiği gerekçesiyle asgari alım taahhüdü yönünden cezai şart talep edilemeyeceği gerekçe olarak benimsenmiş ise de bu yönden TBK' nın 136. maddesinde düzenleme bulan imkânsızlık hâline ilişkin düzenlemenin dikkate alınması gerekir..
Anılan maddenin 1. fıkrasında, borcun ifasının borçlunun sorumlu tutulamayacağı bir sebeple imkânsızlaşması hâlinde borcun sona ereceği hükme bağlanmıştır. Bu hukuki açıklamaya göre somut olayda; taraflar arasındaki sözleşme her iki tarafa borç yükleyen tam iki taraflı bir sözleşmedir.
Bu noktada, davalının lisasans izninin EPDK tarafından hangi gerekçe ile iptal edildiği, buna göre EPDK tarafından davalı lisansın izninin davalı kusuru sonucu meydana gelip gelmediği, alım taahhüdü üzerindeki etkisinin net şekilde olduğu ortaya konularak, EPDK lisans iptalinin davalı alım taahüdü açısından ifayı imkânsız hale getirmesinde davalının kusuru olup olmadığı belirlenmelidir.
Bu konu, konusunda gerekirse uzman bilirkişiler eliyle alınacak rapor neticesi ortaya konmalı ve sonucuna göre bir karar verilmelidir. Kaldı ki davalı lisansı 07.05.2018 tarihinde iptal edilmiş olup, sözleşmenin önceki dönemlerine etkisi de değerlendirilmelidir. Yine mahkemece alım taahhüdü ihlali nedeniyle cezai şart alacağı talebinin reddine gerekçe olarak, alacaklının çekince koymadan ürün vermeye devam ettiği, bu surette davlıda güven oluşturduğu gösterilmiştir.
Davacı ile davalı bayi arasında düzenlenen ürün alım taahhütnamesi başlıklı sözleşme, asgari alım taahhüdüne ilişkindir. Taraflar arasında düzenlenen sözleşmede, sözleşme ilişkisinde karşılıklı ifaya devam edilse bile cezai şart isteme hakkı saklı tutulabilir.
Ürün Alım Taahhütnamesinin a maddesi ile g ve h bendinde bulunan "anlaşma süresinin hitamında" ve "anlaşma süresi sonunda "ibarelerin cezai şart alacağının sözleşme süresi sonunda istenebileceği şeklinde saklı tutulup tutulmadığının değerlendirilmemesi de doğru görülmemiştir.( Emsal Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2020/4521 Esas, 2021/7202 16.12.2021 tarihli ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2022/3482 Esas, 2023/2662 Karar ve 03.05.2023 tarihli karar içerikleri) Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 madesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, işin esasına dair istinaf sebepleri incelenmeksizin,
ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KANUN YOLU
HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca karar kesindir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, E. 2021/1138, K. 2024/1368, 3 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama