KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 14 Kasım 2024
- Dosya no
- 2021/1167
- Karar no
- 2024/1627
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 11.01.2021
- Numarası
- 2017/557 Esas - 2021/6 Karar
- Dava
- Alacak
Karar Metni
1.650 kelime·8 dk okuma
Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacının tacir olması nedeniyle davalı bankanın Karaköy Perşembe Pazarı Şubesinde mevduat hesabı bulunduğunu, davacının 25/11/2016 tarihinde hesabına internet şubesi aracılığı ile ulaşmak istediğinde sayfaya ulaşılamadığı uyarısını alması üzerine banka ile iletişine geçtiğini, bankaya çağrılması üzerine yapılan kontroller sonucunda söz konusu tarihte 24.700 TL'nin 10.000 TL ve 14.700 TL olmak üzere iki parça şeklinde ...
Bankası Aksaray/Yusufpaşa şubesine davacının tanımadığı şahıslara EFT yapıldığının ortaya çıktığını, EFT'lerin yapıldığı şahıslar ve davalı banka hakkında yapılan suç duyurusu üzerine İstanbul C.Başsavcılığının 2016/144848 soruşturma sayılı dosyasından soruşturmanın devam ettiğini, söz konusu EFT'ler yapılırken davacının gerek SMS gerekse telefon ile aranmak suretiyle bilgilendirilmediğini, davacının bilgisi hilafına söz konusu tutarların davacı hesabından 3.kişilerin hesabına aktarıldığını, sistem güvenliğinin aşılmasından kaynaklanan zararların sorumluluğunun davalı bankaya ait olduğunu,
bankanın mevduat hesabına kötü niyetli üçüncü kişiler tarafından erişimi engelleyemediğini engelleyemediği gibi davacıya bilgi verme yükümlülüğünü de yerine getirmediğini, güvenlik önemlerindeki zaafiyetin bankaların tam sorumluluğunu doğuracağının Yargıtay kararları ile de sabit olduğunu, bu nedenlerle davalı banka nezdinde bulunan davacı hesabına, davalı bankanın güvenlik zaafiyeti sonucunda üçüncü kişiler tarafından erişilmesine müteakip davacının uğramış olduğu 14.700 TL'lik zararın 25/11/2016 tarihi itibarı ile mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı ile davalı bankadan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, savunmasında özetle; davalı bankanın herhangi bir kusuru bulunmadığından davanın muhatabının davalı banka olmadığını, davacının iddia ettiği işlemlerin müşteri sıfatında bulunan davacının şahsi hesabından olduğunu ve dolayısı ile davalı bankanın bilmesinin beklenmesinin hayatın olağan akışına ve bankacılık uygulamalarına aykırı olduğunu, husumetin söz konusu işlemden nedeniyle haksız şekilde faydalandığı/zenginleştiği iddia edilen EFT alıcılarına yöneltilmesi gerektiğini, davalı bankaya husumet yöneltilemeyeceğinden davanın usulden reddine karar verilmesini talep ettiklerini,
davalı bankanın alınabilecek bütün önlemleri almış olup davaya konu ihtilaf ile ilgili davalı bankaya kusur izafe edilemeyceğini, davaya konu işlemlerin internet bankacılığı suretiyle gerçekleştirilmiş olup bu doğrultuda tek kullanımlık şifrelerin davacının davalı banka nezdinde kayıtlı telefon numarasına gönderildiğini, şifre gizliliğinin müşteri sorumluluğunda olduğunu, davacı tacir olup basiretli davranma yükümlülüğü altında olduğunu, bu yükümlülüğünü yerine getirmeyen davacının iddia ettiği zararlardan sorumlu hale geldiğini,
davaya konu olay bakımından yasal ve akdi düzenlemeler doğrultusunda kart ile ilgili bütün sorumluluğun kart hamiline dolayısı ile davacıya ait olduğunu, bu nedenlerle öncelikle davanın husumet yönünden reddine, davalının iddia edilen zarar konusu eylemlerde kusurunun olmaması nedeniyle haksız ve hukuka aykırı davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Somut olayda müşteri tarafından şifrenin korunmasına yönelik gerekli önlemlerin alınıp alınmadığı hususunda ispat yükü bankaya ait olduğu,
yapılan teknik incelemede dava konusu olayda davacının davalı bankadaki hesabından yapılan davaya konu para transferi, müşterinin kendine özel şifre ve parola gibi statik kişisel bilgileri yanında banka sistemine kayıtlı GSM hattına para çıkışında otomatik olarak SMS ile gönderilen işlem onay şifresi de elektronik ortamda girilerek yapıldığı ancak işlemin gerçekleştiği 25/11/2016 tarihinde GSM hat değişikliğine ilişkin talebin bankacılık uygulamaları gereği davacı ile gerekli iletişim sağlanarak ve davacının yazılı talebine istinaden gerçekleştirilmesi gerekirken hat değişikliğinin internet üzerinden kabul edilerek gerçekleştirildiği,
bu kapsamda davalı bankanın gerekli özen ve tedbirlerini almadığı anlaşıldığından bankanın özen yükümlülüğünü yerine getiremediği sonucuna varılmaktadır.
Güven kurumu olan banka hafif ihmalden dahi sorumlu olup, ilgili bilgisayar yazılımlarına virüs bulaşması ve farklı yöntemlerin dolandırıcılar tarafından uygulanacağı öngörülerek gerekli önlemlerin alındığını ve buna göre güvenlik tedbirleri alındığı hususunu dosya kapsamındaki delillerle ispatlanamadığı..." gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının, davalı ...
Bankası Şubesinde mevcut ... no'lu Türk Lirası Vadesiz Ticari Mevduat hesabından internet bankacılığı dolandırıcılığı yoluyla hesabından çekilen 24.700,00-TL'nin olay tarihi 25.11.2016 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasanın 2/2 maddesine uygun olarak ve değişen oranlarda olmak üzere işleyecek avans faiz ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle.
Söz konusu olayın, tamamen davacının kusurundan kaynaklanmakta olup, müvekkili bankanın sorumluluğu yoluna gitmenin isabetli olmadığını, Davacının tacir niteliğini haiz olması dolayısıyla, söz konusu durumu öngörebilecek konumda olduğunun kabulü gerektiğini, Bankaların kusursuz sorumluluğu bulunmadığını, dolayısıyla, dava konusu olay özelinde araştırma yapmadan, bankanın sorumluluğu yoluna gitmenin haksız olduğunu, Müvekkili banka aleyhine kusur izafe etmenin Türk Borçlar Kanunu'nun 52. maddesiyle ters düşmekte olup, adeta, davacının kendi kusurundan faydalanması durumunu ortaya çıkaracağını,
Dava dışı 3. kişiler tarafından kasten dolandırıcılık niteliğindeki eylemlerin icra edilmesinin, müvekkili banka ile meydana gelen zarar arasında illiyet bağını kestiğini, davacının, söz konusu iddalarını müvekkili bankaya yöneltmesinde hiçbir hukuki yararı bulunmadığını, dilekçe ekine sundukları emsal nitelikteki yüksek yargı kararlarının da beyanları yönünde olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, davacının, davalı banka nezdinde bulunan hesabındaki paranın davacının bilgisi ve izni dışında internet yolu ile yapılan EFT işlemi sonucu üçüncü kişilerce çekilmesi nedeni ile çekilen miktarın davalıdan tahsili istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı, davalı nezdindeki hesabından, bilgisi dışında internet bankacılığı kullanılarak 25.11.2016 tarihinde toplam 24.700,00 TL'nin dava dışı üçüncü kişilere ait iki farklı hesaba aktarıldığını ileri sürerek, şimdilik 24.700,00 TL'nin faizi ile davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı ise banka güvenlik sisteminde zafiyet bulunmadığını, tüm güvenlik önlemlerinin alındığını, davacının kendisine gönderilen tek kullanımlık şifreler kullanılarak işlemlerin gerçekleştirildiğini, bu sebeple davacının kusurlu olduğunu savunmuştur.
Bankalar, kendilerine yatırılan paraları müşterilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61. maddesi). Bu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir.
TBK'nın 386. maddesi uyarınca ödünç alan, akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur. Aynı Yasa’nın 570. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir.
Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Bu nedenlerle davacının davalıya husumet yöneltmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gibi davayı açmakta da hukuki yararı vardır. Buna göre davalı vekilinin müvekkili bankanın uyuşmazlık kapsamında husumetinin bulunmadığı yönündeki istinafı yerinde görülmemiştir.
Bankalar, özel yasa ile kurulan ve kendilerine alanlarında çeşitli imtiyazlar tanınan, topladıkları mevduatı sahteciliklere karşı özenle korumak zorunda olan kuruluşlar olup, sahip oldukları bu vasıfları sebebiyle bankacılık işlemlerinin güvenilen tarafı konumundadırlar. Bu durum, bankaların bir güven kurumu olarak kabul edilmesini ve bankanın sorumluluğunun özel güven sebebiyle ağırlaştırılmasını gerektirir.
Yine TTK'nın 18/2 maddesi gereğince, tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli iş adamı gibi hareket etmesi lazımdır. Nitekim, bankaların, tacir olarak bütün işlemlerinde basiretli davranma yükümlülüğü herhangi bir tacirden farklıdır. Bu sebeple bankalardan beklenen basiret ölçüsü ve özen yükümlüğü şüphesiz daha ağırdır.
Özellikle bankaların internet bankacılığı hizmeti vermeye başladıkları andan itibaren özen yükümlülüğünün daha da arttığının kabul edilmesi gerekmektedir. Buna karşın, internet bankacılığı işlemlerinde müşteriler de kendilerinden beklenen her türlü tedbiri almak ve her türlü dikkat ve özeni göstermek zorundadırlar. Bu yükümlülüklerin ihlal edilmesi halinde müşterinin kendi kusurundan kaynaklanan bu durumun sorumluluğuna kusuru oranında katlanması gerekmektedir.
Bu itibarla, müşterinin internet dolandırıcılığı eyleminin işlenmesinde ve kişisel bilgilerinin kötü niyetli üçüncü kişilerin eline geçmesinde kusuru var ise TBK’nın 52. maddesi gereğince bu kusur, müterafik kusur olarak değerlendirilebilecektir. Bu durumda banka, sözleşmeden doğan yükümlülüğünü yerine getirememesinde kusurlu olmadığını TBK’nın 112. maddesi gereğince ispat etmek durumunda olup ayrıca müşterisinin müterafik kusurunu da ispat etmekle yükümlüdür.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir.Bu kapsamda somut olayda, bir güven kurumu olan davalı bankanın mevduatı sahteciliklere karşı özenle korumak zorunda olduğundan, bu konuda gerekli güvenik önlemlerini aldığını ispatla yükümlü olduğu gibi müşteri tarafından şifrenin korunmasına yönelik gerekli önlemlerin alınıp alınmadığı hususunda da ispat yükü altındadır.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda; davacı hesabından internet üzerinden işlem yapılması için internet bankacılığı uygulaması tanımlandığı, internet bankacığı işlemlerinin gerçekleşmesi için sisteme giriş için davacı adına kullanıcı kodu ve sisteme giriş yapıldıktan sonra işlem bazında tek kullanımlık şifrelerin davacıya bildirilmesi için kullanılacak cep telefonu olarak ... nolu GSM hattının banka sistemine kayıtlı olarak davacı yanca bankaya bildirilmiş olduğu,
dolandırıcılık işlem tarihinde GSM hat değişikliği yapıldığı ve yeni cep telefonu olarak ... nolu numaraya gönderilen şifreler sonucu dolandırıcılığın gerçekleştiği, dolandırıcılık işleminin gerçekleştirildiği anlaşılan 25.11.2016 tarihinde davacının davalı banka nezdinde kayıtlı olan ... nolu GSM hat değişikliğinin aynı anda .. adına kayıtlı ... nolu GSM hat değişikliğinin internet üzerinden kabul edilerek, dava konusu işlemlerin gerçekleştirilmesinin neden olduğu,
davacının o tarihe kadar kullandığı ve banka nezdinde kayıtlı telefon no su değişikliğinin davacı ile gerekli iletişim sağlanmaksızın ve davacının yazılı talebine istinaden gerçekleştirilmesinin bankacılık uygulamaları gereği olduğu, buna göre somut olayda davalı bankanın gerekli özen ve hassasiyeti göstermemiş olması nedeniyle zararın meydana geldiğinin tespit edildiği anlaşılmıştır.
Buna göre somut olayda davacıya atfedilecek bir kusur bulunmadığı sonucuna varılarak hüküm kurulması isabetli olup, aksi yöndeki davalı vekili istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.Açıklanan bu nedenlerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, E. 2021/1167, K. 2024/1627, 14 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama