İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAİSTİNAF KARARI

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2021/1460 K.2024/1444

Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava…

Esas2021/1460Karar2024/1444Tarih10 Ekim 2024Okuma12 dk · 2.344 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
10 Ekim 2024
Dosya no
2021/1460
Karar no
2024/1444
İncelenen kararın mahkemesi
İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tarihi
22/02/2021
Numarası
2016/871 Esas - 2021/106 Karar
Davanın konusu
Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.344 kelime·12 dk okuma

Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 13.11.2007 tarihinde düzenlenen acentelik sözleşmesinin 31.11.2012 tarihinde müvekkilince feshedildiğini ve aynı tarihli ihtarname ile acentelik sözleşmesi gereğince, müvekkilinin kayıtlarına göre tahakkuk eden borcun en geç 7 gün içinde ödenmesinin istendiğini, ödeme yapılmaması üzerine düzenlenen 07.05.2015 tarihli ihtarname ile acentenin 103.131,12 TL borcu bulunduğunun bildirilerek 5 gün içinde ödenmesinin istendiğini, ihtara rağmen ödenmeyen alacağın tahsili amacıyla İstanbul ...

İcra müdürlüğünün ...

Esas sayılı dosyasında başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe itiraz edildiğini, acentelik sözleşmesinin 25. maddesine göre taraflar arasındaki anlaşmazlıklarda davacının defter ve kayıtlarının münhasır delil olacağını kabul edildiğini bildirmiştir, açıklamalar doğrultusunda sigorta şirketinin acenteden alacaklı olduğunu, alacak miktarının davacının ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi sonucu ortaya çıkacağını ileri sürerek, şimdilik 5.000,00 TL'nin faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davacı vekili, 16.04.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile 5.000 TL olan dava değeri 98.131,12 TL arttırarak 103.131,12 TL'ye çıkartmıştır. Davalı vekili, cevap süresinden sonra sunduğu beyan dilekçesinde özetle; müvekkilinin borçlu olmadığını, acentelik sözleşmesi kapsamında ipotek veren davalı şirket yetkilisi ... tarafından davacı şirkete (70-80 bin TL civarında) ödeme yapıldığını, davacı şirketin ...

Bankası Karaköy Şubesindeki hesabına borcu söndüren ödemeler yapıldığını, sözleşmeden kaynaklanan alacak için ayrıca ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapıldığını savunarak, ödeme belgelerinin getirtilerek davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Bilirkişi heyeti raporunun denetlenmesinde, raporun hukuki yönleri ayrık olmak üzere, yapılan tespitler bakımından ayrıntılı ve gerekçeli olduğu anlaşıldığından, hükme esas alınmasına karar verilmiştir.

Davacı vekili tarafından, 16/04/2019 tarihli ıslah dilekçesi ile 5.000 TL olan dava değeri 98.131,12 TL arttırılmak suretiyle 103.131,12 TL'ye çıkartılmış ve arttırılan kısım yönünden de ıslah harcı yatırılmıştır. Davalı vekili tarafından, gerek yasal süresi geçtikten sonra sunulan cevap dilekçesinde ve gerek se ıslaha karşı sunulan beyan dilekçesinde Zamanaşımı def'inde bulunulmuş ise de.

Acenteliği düzenleyen 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 102. maddesindeki kanuni tanım gereğince, ticari mümessil, ticari vekil, satış memuru veya işletmenin çalışanı gibi işletmeye bağlı bir hukuki konuma sahip olmaksızın, bir sözleşmeye dayanarak,

belirli bir yer veya bölge içinde sürekli olarak ticari bir işletmeyi ilgilendiren sözleşmelerde aracılık etmeyi veya bunları o tacir adına yapmayı meslek edinen kimseye acente denilmekte olup, TTK'nın acenteliği düzenleyen maddelerinde hüküm bulunmayan hâllerde aracılık eden acentelere 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun simsarlık sözleşmesi hükümleri, sözleşme yapan acentelere komisyon hükümleri ve bunlarda da hüküm bulunmayan hâllerde vekâlet hükümlerinin uygulanacağı, TBK'nın zamanaşımını düzenleyen 147/1-5.

Maddesi gereğince de, vekâlet, komisyon ve acentalık sözleşmelerinden, ticari simsarlık ücreti alacağı dışında, simsarlık sözleşmesinden doğan alacaklar için beş yıllık zamanaşımı süresinin öngörüldüğü, zamanaşımının kesilme sebeplerini düzenleyen TBK'nın 154. maddesi gereğince de; borçlunun borcunu ikrar etmesi, özellikle faiz ödemesi, kısmen ifada bulunması, rehin vermesi, kefil göstermesi veya alacaklının dava veya def’i yoluyla mahkemeye veya hakeme başvurması, icra takibinde bulunması ya da iflas masasına başvurması durumlarında zamanaşımının kesileceği, ayrıca, TBK'nın 157/2.

Maddesi gereğince, zamanaşımının, icra takibiyle kesilmesi halinde, alacağın takibine ilişkin her işlemden sonra yeniden işlemeye başlayacağı, bu bağlamda yapılan değerlendirmede de somut olayda, 07/05/2015 tarihli noter ihtarnamesi ile davacı tarafından iddia edilen alacağın muaccel hale getirildiği, 10/03/2016 tarihinde de, dosyamız davacısı .... İle dosyamız davalısı ... Ltd. Şti.

Arasında akdedilen ve diğer borçlu ... tarafından müşterek ve müteselsil kefil sıfatı ile imzalanan 13/11/2007 tarihli Acentelik Sözleşmesi'nin teminatı olarak verilen, 23/03/2011 ipotek tarihli ve ... yevmiye nolu taşınmaza ilişkin olarak İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ...

Esas sayılı dosyasından takip başlatıldığı, başlatılan takip sonucu, takip tarihi itibariyle (10/03/2016) zamanaşımının kesildiği ve böylece yeniden işlemeye başlayacak zamanaşımı süresinin ise 10.03.2021 tarihinde sona ereceği, mahkememizde açılan davanın açılış tarihinin 26/08/2016, ıslah tarihinin ise 16/04/2019 tarihi olduğu anlaşıldığından, gerek dava açılış ve gerek se ıslah tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin henüz dolmadığı anlaşıldığından, davalı yanın zamanaşımı def'ine itibar edilmemiş ve yargılamaya devam olunmuştur.

Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde de.

Mahkememizce görülüp karara bağlanan davanın, acentelik sözleşmeden kaynaklı alacağın tahsili istemine ilişkin olduğu, bu bağlamda, dava konusu somut olaya ilişkin olarak, taraflarca sunulan deliller ile başka yerden getirtilmesi gereken tüm delillerin toplandığı, bilirkişi incelemesi yaptırılarak rapor alındığı, alınan raporunun denetlenmesinde de, raporun hukuki yönleri ayrık olmak üzere, yapılan tespitler bakımından ayrıntılı ve gerekçeli olduğunun anlaşıldığı ve hükme esas alınmasına karar verildiği, alınan rapor sonucu sigorta şirketinin defterlerinin TTK hükümlerine göre ispat belgesi olan defterler niteliği taşıdığı,

şirket kayıtlarının ispat aracı niteliğinde olması sebebiyle, Acente tarafından sunulan dilekçede yer alan beyanların kabul edilmesinin ancak net ve müspet bir delil sunulması ve iddia edilen borcun ödendiğine dair banka ödeme dekontu/makbuzu/belgelerinin bizzat ibraz edilmesi ile mümkün olabileceği, ayrıca bu ödemelerin hangi poliçe borçlarına ait yapılmış olduğunun bildirilmesi ve belgelenmesi gerektiği, taraflar arasında mutabakat yapma zorunluluğunun, hem Acentelik sözleşmesi hem de Sigorta Acenteleri Yönetmeliği'nde düzenlenmiş olduğu,

sigorta şirketinin kayıtlarına itiraz eden acentenin faaliyeti süresince herhangi bir mutabakat itirazına rastlanılmadığı, sigorta şirketinin acentenin borcunu ödememesi üzerine, 15/01/2013 tarihinde icra yoluyla teminatı nakde çevirme yoluna başvurduğu ve icranın durdurulması üzerine de 26/08/2016 tarihinde de iş bu davanın açıldığı, yapılan hesaplamalar sonucu da Acentenin Sigorta şirketine, 07/05/2015 tarihi itibariyle olan 103.131,12 TL prim borcunun 31/12/2017 tarihi itibariyle 108.140,31 TL olduğunun tespit edildiği,

bu haliyle yapılan değerlendirmede de, tamamen teknik inceleme sonucu düzenlenen iş bu rapora itibar edilerek davanın kabulüne, ayrıca davacı yanca ileri sürülen zamanaşımı def'inin de yukarıda yazılı gerekçelerle reddine ve ayrıca alacağın tamamına, davacı tarafından keşide edilen 07/05/2015 tarihli noter ihtarnamesinde toplam alacağın 103.131,12-TL olduğu belirtilmiş..." gerekçesiyle davanın kabulü ile 103.131,12 TL'nin, dava tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, karar verilmiştir.

Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle.

Dava dilekçesinin Tebligat Kanunu ve Yönetmeliğine uygun bir şekilde tebliğ edilmediğini, TK'nın 12 ve 13. maddeleri ile Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliği 20 ve 21. maddesinde yazılı şartları taşımayan tebligatın geçerli olmadığını, tebligatın yapıldığı kişinin şirketin daimi ve SGK'lı bir çalışanı olmadığını, iş yeri yetkilisinin bu tarihte işyerinde bulunmasına rağmen tebligat parçasında yazılı kişiye usulsüz tebligat yapıldığını, mahkemece itirazların dikkate alınmayarak hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini.

Mahkemece tüm alacak için dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesinin hatalı olduğunu, oysa kısmi davada 5.000,00 TL talep edildiğini, 16.04.2019 tarihli ıslah ile alacağın artırıldığını, dava öncesi temerrüt oluşturulmadığını, davacı vekilinin 7. celsede de ihtarnamenin tebliğ şerhini sunamadıklarını beyan etmesi nedeniyle daha önceden temerrüt oluşmadığını, Islahın HMK'nın 1771/1.maddesine aykırı olduğunu, ıslahın tahkikatın bitimine kadar yapılabileceğini, mahkemece 09.04.2019 tarihli duruşmada tahkikatın sona erdirildiği açık bir şekilde ilan edilmesinden sonra yapılan ıslahın geçersiz olduğunu, HMK'nın 176/2. maddesine göre,

aynı davada, tarafların ancak bir kez ıslah yoluna başvurabileceğini, davacının bu yolu kullanması nedeniyle ikinci kes ıslah yoluna başvuramayacağından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini,Davacının söz etmemesine rağmen bahse konu icra takibinin ipotek alacağına ilişkin yapıldığını, davacının, davalı şirketten alacağına ilişkin açtığı bu davayla icra takibi bir birinden farklı alacaklar ve taraflar için yapılması nedeniyle ipotek takibinden bağımsız olarak talebin zamanaşımına uğradığını, Mahkemece bilirkişi raporuna karşı itirazların değerlendirilmeden karar verildiğini, ek bilirkişi raporu ile itirazların değerlendirilmediğini,

... tarafından yapılan ödemelerin banka kayıtları ile sabit olduğunu, bu kayıtların celbedilmesine rağmen bilirkişilerce incelenmeden rapor düzenlendiğini ve mahkemece ödeme kayıtlarının ek raporla değerlendirilmediğini, bilirkişilerce her ne kadar dekont, belge ibraz edilmediğinden bahsedilmiş ise de dosya içerisindeki kayıtların delil niteliğinde olduğunu, Bilirkişinin görevinin tarafların kayıtlarının yanı sıra üçüncü kişi tarafından davalı adına yapılan ödemenin tespit ederek bunu raporunda göstermek, diğer hususların ise mahkemeye bırakılması gerekirken karar verme yetkisinin kullanılarak rapor düzenlenmesinin hatalı olduğunu,

dava dışı ... tarafından yapılan ödemelerin dekontlarının davalı şirket elinde bulunmaması doğal olduğunu, ödemelerin bankadan gelen CD ve kayıtlar arasından basit bir araştırma ile ayrıştırılabileceğini, buna rağmen ödemelerin raporda gösterilmemesinin de bilirkişilerin tarafsız davranmadığını gösterdiğini, bilirkişinin "kayıt çokluğu nedeni ile" delilleri değerlendirmekten imtina etmesinin kabul edilemeyeceğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE Dava, acentelik sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.

Taraflar arasında düzenlenen 14.11.2017 tarihli acentelik sözleşmesi ile acentelik ilişkisi başlamış, davacının keşide ettiği Beyoğlu .... Noterliğinin 31.12.2012 tarihli ihtarı ile acentelik sözleşmesi feshedilerek, sözleşmenin onaylanmasına ilişkin Beyoğlu ...Noterliğinin 14.11.2007 tarih ve ... yevmiye numaralı işlemi ile verilen vekalet sona erdirilmiştir.

Sözleşme ilişkisinin sone ermesinden sonra davacı tarafından keşide edilen Beyoğlu ...Noterliğinin 07.05.2015 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarı ile sona eren sözleşme kapsamında ihtar tarihile oluşan 103.131,12 TL davacı alacağının ihtarın tebliğinden itibaren baş gün içinde ödenmesi istenmiştir.

Taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinde, acente tarafından tahsil edilen primlerin ne şekilde aktarılacağı, acente komisyonu ve uyuşmazlık halinde davacı şirketin defter ve kayıtlarının HMUK'nın 287.maddesine göre münhasır delil olduğu konusunda düzenlemeler yapmışlardır. Sözleşme konusu alacağın teminatını oluşturmak üzere şirket yetkilisi ... tarafından taşınmaz ipoteği verildiği, alacağın ödenmemesi üzerine davacı tarafından İstanbul .. İcra Müdürlüğünün ...

Esasında takip başlatılmış, ancak alacağın tahsil edilmediği belirlenmiştir. Dosya içinde bulunan takip dosyasına göre, ipotek verenin itirazı üzerine takibin durduğu anlaşılmıştır. Mahkemece, davalı tarafından düzenlenen poliçelerden kaynaklanan prim alacağından, davacıya aktarılması gereken miktarların tespiti için bilirkişi incelemesi yapılmıştır. Bilirkişi raporunda, davacının kayıtları incelenerek alacak miktarı belirlenmiştir.

Davalı vekili raporu yönelik itiraz dilekçesinde, davalı şirketin yetkilisi ve ortağı ... tarafından ödeme yapıldığı belirtilerek, anılan kişinin...Bankasındaki hesap hareketlerinin getirtilerek incelenmesi istenmiştir. Cevap dilekçesinden da banka hesap bilgileri verilmiş ve ödeme yapan kişiye dava ihbar edilmiştir. Hukuk davasının taraflarca hazırlanması esastır. Bu kapsamda, sunulacak delillerin de vakıalarla ilişkilendirilmesi gerekmektedir.

Cevap dilekçesinin 6. maddesinde şirket yetkilisi tarafından yaklaşık 70-80 bin TL ödeme yapıldığı belirtilmektedir. Bu ödemeye ilişkin makbuz sunulmamış, banka kayıtlarının incelenmesi istenmiştir.

Şirket ile ortağının farklı kişiler olmasına rağmen, tüzel kişinin yöneticileri tarafından temsil ve ilzam edileceği gerçeği karşısında, yapılan ödemeye ilişkin açıklama yapılmadan ve buna ilişkin bir makbuz sunulmadan, delilin elde edilmesi yükümlüğünün mahkeme veya bilirkişiye yüklenmesi HMK'da düzenlenen yargılamaya hakim olan genel ilkelere aykırıdır.

Diğer yandan TMK'nın 2.maddesine göre, "Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz." Bu nedenle, şirket yetkilisi tarafından yapıldığı ileri sürülen ödeme iddiasının makbuzla ispatı yerine, banka kayıtlarının bilirkişilerce incelenmesi ve bulunacak ödemelerin dikkate alınması şeklindeki bir savunmanın anılan kurala uygun olduğu söylenemez.

Kaldı ki, davacı ile ... arasında, başka ticari ilişkiler bulunabileceğinden, yapılan ödemenin hangi nedenle yapıldığının da mahkemece veya bilirkişice re'sen değerlendirilmesi mümkün değildir. Davalı vekilinin soyut olarak ileri sürdüğü ve mahkeme ile bilirkişinin incelemesine bıraktığı ödeme savunmasının, usulüne uygun bir ödeme savunması olduğundan söz edilemez. Dava dilekçesinde 5.00 TL talep edilerek kısmi dava açılmıştır.

Kısmi davada talep edilmeyen miktarın sonradan ileri sürülmesi mümkündür. Bu durumda zamanaşımı savunması bulunup bulunmadığına göre inceleme yapılmalıdır. Davalı vekili, ıslah dilekçesinin tahkikatın tamamlanmasından sonra verilmesi nedeniyle HMK'nın 177.maddesine aykırı işlem yapıldığını savunmaktadır. HMK'nın 177.maddesine göre ıslah, tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilir.

Tahkikatın ne şekilde sona ereceği ise yargılamanın yazılı usulde yapılması nedeniyle buna ilişkin hükümlere göre belirlenmelidir. HMK'nın 184. maddesinde tahkikatın sone ermesi düzenlenmiş olup, buna göre, "Hâkim, tarafların iddia ve savunmalarıyla toplanan delilleri inceledikten sonra, duruşmada hazır bulunan taraflara tahkikatın tümü hakkında açıklama yapabilmeleri için söz verir.

Mahkeme tarafların tahkikatın tümü hakkındaki açıklamalarından sonra, tahkikatı gerektiren bir husus kalmadığını görürse, tahkikatın bittiğini taraflara tefhim eder. "Somut olayda, 09.04.2019 tarihli oturumda tahkikata son verilmiş, ancak davacı vekiline ıslah dilekçesi ile ihtarın tebliğ şerhini sunması için iki hafta süre verilmesine, sunulduğunda davalıya tebliğine karar verilmiştir.

Bu durumda, yasada sözü edilen şekilde tahkikatı gerektiren olaylar bulunduğundan, bu oturumda tahkikatın bittiği kabul edilemez. Esasen bu tarihten sonra da mahkemece tahkikat yapılmış ve delillerin toplanmasına devam edilmiştir. Bu nedenle ıslah dilekçesinin süresinde ve usulüne uygun şekilde sunulduğu sonucuna varılmıştır. Davalı şirketin adresinde bulunmaması nedeniyle dava dilekçesi TK'nın 35.maddesine göre tebliğ edilmiştir.

Dava dilekçesinin usulsüz şekilde tebliğ edildiği belirtilmiş ise de tebligat sonrası sunulan beyan dilekçesinin mahkemece kabul edildiği, cevap dilekçesinin süresinde olmadığının kabul edilmesine rağmen sunulan delillerin toplanarak değerlendirildiği, cevap dilekçesinin süresinde kabul edilmemesinden kaynaklanan bir usul eksikliğinin bulunmadığı, davalının savunma ve hukuki dinlenilme hakkının kısıtlanmadığı, yargılamanın dilekçelerin teatisi aşamasından yeniden başlatılmasında tarafların hukuki yararının bulunmadığı, tebligat işlemlerinin de usulüneuygunolduğu anlaşılmıştır.

Dava tarihinden önce keşide edilen Beyoğlu 4.Noterliğinin 07.05.2015 tarihli ihtarı ile dava konusu borcun tamamının 5 gün içinde ödenmesi istenerek borçlu temerrüde düşürülmüştür. Bu durumda, dava konusunun tamamı için temerrüdün dava tarihinden önce başlatılması nedeniyle, ıslahla artırılan tutar yönünden dava tarihinden itibaren temerrüt faizi uygulanmasında, istinaf başvurusunda bulunan tarafın sıfatına göre hukuka aykırı bir yön bulunmamaktadır.

Dava konusu alacağın zamanaşımına uğradığına ilişkin istinaf başvurusunun incelenmesinde, ilk derece mahkemesince belirlendiği üzere, davacı tarafından aynı alacakla ilgili olarak 10.03.2016 tarihinde İstanbul 10 İcra Müdürülüğünün ... Esas sayılı dosyasında takip başlatılmıştır. Anılan takiple TBK'nın 154/2.maddesi uyarınca zamanaşımı kesilmiş ve TBK'nın 147/5.maddesine belirlenen baş yıllık zamanaşımı süresi yeniden işlemeye başlamıştır.

Dava tarihi olan 26.08.2026 ile ıslah tarihi olan 16.04.2019 tarihi itibariyle yasada belirlenen zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda, davalı vekilinin ileri sürdüğü, dava dilekçesinin tebliği, faiz başlangıç tarihi, ıslah, zamanaşımına ilişkin istinaf başvurusu yerinde olmadığı gibi, yukarıda açıklandığı üzere, eksik incelemeye ilişkin istinaf başvurusu de yerinde değildir.

İlk derece mahkemesince, hukuki dinlenilme hakkı çerçevesinde taraflara iddia ve savunma imkanı sağlanmış, usulüne uygun sunulan deliller toplanarak, alınan bilirkişi raporu ile birlikte değerlendirilmiştir. Yapılan işlemleri aşan nitelikte ve tarafların yerine geçerek dava malzemesinin hazırlanmasına ilişkin işlemleri yapması mahkemeden beklenemeyeceğinden davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar verilmiştir.

Açıklanan bu gerekçelerle, davalı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca essatan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 5.283,22 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,4-Davalı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,5-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine, 6-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 10.10.2024 tarihinde, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, E. 2021/1460, K. 2024/1444, 10 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/1460
Karar No
2024/1444
Tarih
10 Ekim 2024

İlgili Kararlar

  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi E.2021/1460 K.2024/1406
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi E.2021/1466 K.2024/1407
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2021/1472 K.2024/1442
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi E.2021/1476 K.2024/1415
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2021/1478 K.2024/1497
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi E.2021/1481 K.2024/1429

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.