İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAİSTİNAF KARARI

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2021/2188 K.2025/947

Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava…

Esas2021/2188Karar2025/947Tarih29 Mayıs 2025Okuma11 dk · 2.282 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
29 Mayıs 2025
Dosya no
2021/2188
Karar no
2025/947
İncelenen kararın mahkemesi
İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
Tarihi
22.9.2021
Numarası
2017/742 Esas - 2021/939 Karar
Dava
Tazminat (Hekim sorumluluk sigortasından kaynaklı
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.282 kelime·11 dk okuma·4 bölüm

Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacının hamileliği boyunca davalının sigortalısı doktorlar tarafından takip edildiğini, doktorların tıbbi kötü uygulaması sonucu down sendromunun teşhis edilmediğini, davacının yeterince aydınlatılmadığını, dikkat ve özen göstermediğini, gebelikte özrün tespitinin mümkün olmasına rağmen teşhisin yapılmadığını,bebeğin durumunun tespiti açısından yapılması gerekenle işlemlerin yapılmadığını, yaptırılması gereken testler ile ilgili davacıya bilgilendirme yapılmadığı,

tıbbın gerek ve kurallarına göre olayda doktorun kusurlu olduğunu, davacıların çocuğunun down sendromlu olark doğması nedeniyle maddi ve manevi zarara uğradıklarını belirterek, sigorta tazminatı talebinde bulunmuşlardır.Davalı ...

Sigorta Şirketi vekili, savunmasında özetle, sigortalı hekimin gebelik takibini gereği gibi yapmadığını iddia etmekte ise de; sigortalı hekimin hastayı kaçıncı haftalarda gördüğü; hastanın düzenli şekilde gebelik takiplerine devam edip etmediği, hekim tarafından istenen test ve tetkikleri yaptırıp yaptırmadığı detaylı şekilde incelenmelidir.

Ayrıca, takibin yapıldığı tarihlerde, sigortalı hekimin çalıştığı hastanede amniyosentez / kordosentez yapılıp yapılmadığı; hekimin hastayı bu tür invazif işlemler için başka bir hastaneye yönlendirip yönlendirmediği gibi hususların değerlendirilmesi gerekmekte olduğu,Kaldı ki.

CVS (Koryon Villus Biyopsisi), amniyosentez, kordosentez gibi tanı amaçlı invaziv işlemler; gerek gebe gerekse de bebek yönünden ciddi riskler taşıdığı, Amniyosentez, bebeğin doğum öncesi içinde bulunduğu sıvıdan cerrahi müdahale ile bir miktar sıvı alınmasıdır. CVS (Kordon Villus Biyopsisi) ve kordosentez ise gelişmekte olan plasentaya bir iğne sokularak plasenta dokusundan örnek alınmasıdır.

Kişiye, amniyosentez veya CVS işlemlerinin yapılabilmesi için; hastada amniyosentez veya CVS endikasyonunun bulunması zorunludur.

Bu işlemler, her hastaya standart yapılabilecek bir kan tahlili değildir, bir anlamda cerrahi prosedürdür.Konuya ilişkin akademik literatür aminiyosentez işleminde 1/100 oranında bebeğin kaybedilmesi riski bulunduğunu; bu riskin CVS'de daha yüksek (2/100) olduğunu açıkça bildirdiği, dava konusu olayda, müvekkil sigortalısı hekimin kusurlu olduğu iddialarının kabulü mümkün olmadığı,

zira hastanenin ve hekimin sorumluluğunun doğabilmesi için, gerçekleştirilen teşhis ve tedavi yöntemlerinde tıbbi standartın uygulanmamış olması gerektiği, Tıbbi standartın uygulandığı yerde, hekimin müdahalesi tıp biliminin gereklerine de uygun ise hekimin/hastanenin kusur veya sorumluluğundan söz edilemeyeceği, üstelik, maddi ve manevi tazminat hakkının doğabilmesi için, hukuka aykırı eylem, bu eylem sonucu ortaya çıkmış zarar,

illiyet bağı ve kusur unsurlarının bir arada bulunması gerektiğini,Halbuki dava konusu olayda davalı hekimin herhangi bir kusuru bulunmadığı gibi iddia edilen zarar ve gerçekleştirilen tedavi arasında illiyet bağı da bulunmadığını, davacı yan tarafından talep edilen maddi tazminatın hangi zarara ilişkin olduğu açık olmadığı, nitekim talep konusunun açıklatılmasında tarafımızın hukuki yararı açıktır;

zira müvekkil şirket yalnızca poliçede belirlenen şartlar ve teminat kapsamıyla sorumlu tutulabileceği, haksız ve mesnetsiz davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;"...Özetle hekim, görevini yüksek özenle yerine getirmeli ve hastanın bilgi alma hakkı kapsamında onu aydınlatmalıdır.

Somut olayda, alan uzmanı hekimin anne karnındaki bebekteki down sendromunu teşhise yönelik bir hatası veya bu anomaliyi teşhise yönelik imkanlar konusunda hastayı yeteri kadar aydınlatmamasının sorumluluğunu doğuracağı izahtan varestedir.Davacı anne, dava dışı hekimlerin kusurlu davranışı sebebiyle, anne karnındaki bebekte var olan down sendromunun tespit edilemediğini, yapılan testlerin sonuçları ve diğer tanı ve tetkik metotları konusunda aydınlatılmadığını, bunun sonucunda riskli gebeliği sonlandırma hakkının elinden alındığını ileri sürmektedir.Dava dışı hekimler, mecvut tarama testlerinin sonuçlarının ne ifade ettiği,

kesin tanı için başvurulabilecek yöntemleri, bu yöntemlerin risklerini, yukarıda açıklanan mevzuat hükümleri gereğince ve usulünce davacı anneye açıklamalı, onu aydınlatmalıdır.Aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirildiğini ispat yükü ise davalı taraftadır.Davacı anne ve babanın, uygulanan ve diğer tanı, tedavi seçenekleri ve bu seçeneklerin getireceği fayda ve riskler ile hasta sağlığı üzerindeki muhtemel etkileri, komplikasyonları ve reddetme durumunda ortaya çıkabilecek muhtemel fayda ve riskleri konusunda, hastanın sosyal ve kültürel düzeyine uygun olarak anlayabileceği şekilde aydınlatma yükümlülüğünün sigortalı hekimler tarafından,

mevzuata ve usule uygun şekilde yerine getirildiği davalı tarafça ispat edilememiş olduğundan, sigorta poliçesi kapsamında rizikonun gerçekleştiği tazminat sorumluluğunun koşullarının oluştuğu kanaatine varılmıştır.Dosya kapsamında alınan maluliyet raporu ile davacı ...'in poliçe limitinin üstünde maluliyet zararı belirlenmiş olup, davacılar vekilinin talep artırım talebindeki tutar gözetilerek maddi tazminat talebinin kabulüne dair karar verilmiştir.Manevi tazminat istemi yönünden ise, davacıların ömür boyu sürecek bir ızdırap içinde bulundukları,

manevi tazminatın bir taraf için zenginleşme aracı diğer taraf için fakirleşme sebebi olamayacağı buna karşı manevi tazminatın, zarara uğrayan davacılarda huzur duygusu uyandırmayı, aynı zamanda ruhi ızdırabın dindirilmesini amaç edindiği, duyulan eylem ve ızdırabın kısmen de olsa ve imkan dahilinde giderilmesine yönelik olduğu..." gerekçesiyle, maddi tazminat istemi yönünden davanın kabulü ile 1.560.000 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ( davalı sigorta, her iki sigortalısı yönünden ayrı ayrı 800.000 TL teminat limiti ile sorumlu olmak üzere) davalıdan tahsili ile davacı ...'e verilmesine,

manevi tazminat istemi yönünden davanın kabulü ile ve davalı sigorta, her iki sigortalısı yönünden ayrı ayrı 800.000 TL teminat limiti ile sorumlu olmak üzere.

20.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı ...'e verilmesine, 10.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı ...'e verilmesine, 10.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı ...'e verilmesine, karar verilmiştir.

Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; :: Gebelik takibini bu yönden 4 aşamaya ayırmanın mümkün olduğunu, bunların, tarama testleri ve risk grubu tespiti, yüksek risk tespit edilen gebelerde perinatoloji muayenesi, prinatoloji muayenesi sonrası amnitosentez-kordosentez, gebeliğin sonlandırılması olduğunu, her aşamada farklı ihtimaller söz konusu olabildiğini,Birinci aşamada, hastalara tarama testi yapıldığını ve hastanın risk grubunun tespit edildiğini, hastanın takibi ve yapılacak sonraki işlemler hastanın risk grubuna göre yapıldığını, her hasta aynı süreçte ilerlemeyeceği gibi, her hastaya ilgili-ilgisiz,

yapılması mümkün olan-olmayan tüm testlerin bilgisi verilmediğini, yapılmayacak bir işlemin onamının alınmasından söz edilemeyeceğini, ancak önemli olan hususun, hasta yüksek risk grubunda ise perinatolojiye yani ileri tetkiklere yönlendirileceğini, düşük risk grubunda olanların ise endikasyon olmadığından amniyosentez vs. işlemi için perinatolojiye yönlendirilemeyeceğini, ayrıca; tarama testleri yönünden yapılacak işlem herhangi bir risk içermediğinden,

basit kan tahlili ve radyolojik tetkikle gerçekleştirilebileceğinden, tarama testleri için yazılı onam şartı bulunmadığını, tarama testlerinin istatistiksel bilgi içerdiği ve kesin sonuç teşkil etmediği hususundaki bilgi ise, tarama testi sonuçlarında yazılı olarak yer aldığını, dolayısıyla hastanın somut durumuna ilişkin bilgilendirme zaten yapılmış durumda olduğunu,Davacı tarafından düşülen yanılgının temeli bu noktada olduğunu, davacının hastaya "amniyosentez bilgilendirmesi yapılmadığı", gebeliği sonlandırma seçeneği sunulmadığından bahisle bilgilendirme kusuru verilmesini talep ettiğini,

halbuki düşük risk grubunda olduğu tespit edilen hastada amniyosentez endikasyonu olmadığından ileri tetkike yönlendirme yapılamayacağı gibi, amniyosentez işlemi de uygulanamayacağını, bu yönüyle amniyosentez uygulanması mümkün olmayan ve bu cihetle kesinleşmiş bir down tanısı olmayan hastaya "gebeliği sonlandırma" seçeneği, evleviyetle sunulamayacağını, zira gebeliği sonlandırma seçeneği, yalnızca kesinleşmiş down sendromu tanısı bulunan hastalara sunulabildiğini,Davacı tarafından düşülen ikinci yanılgı ise, "amniyosentez onam formu" noktasında olduğunu,

önemle belirtmek gerekirse ki bu onam formu yalnızca yüksek risk grubunda olduğu belirlenen gebelere; perinatoloji muayenesi sonrasında perinatolog veya tıbbi genetik uzmanı tarafından imzalatılabildiğini, davacıda ileri tetkikler için endikasyon olmadığından,

hasta perinatoloji muayenesi olmadığını, bu cihetle perinatolog olmayan sigortalı hekimden "amniyosentez onam formu" alması zaten beklenemeyeceğini, zira amniyosentez onam formu her gebeye rutin imzalatılacak bir evrak olmadığını, bilgilendirmenin hastanın somut durumuna göre yapıldığını, rutin bilgilendirmenin Yargıtay tarafından da kabul edilmediğini,Ekte sundukları istinaf direnme kararında bu husus vurgulandığını, hastaya amniyosentez bilgilendirmesinin ancak perinatolog tarafından yapılabileceği ifade edildiğini, rutin gebelik takibini yapan hekimin, amniyosentez onam formu alma yükümlülüğü ve yetkisi bulunmadığı ifade edildiğini,

kaldı ki yukarıda izah ettikleri üzere,1. aşamada düşük risk grubunda olduğu belirlenen hastaya zaten amniyosentez önerilemeyeceğinden, hastaya amniyosentez onamı sunulması da mümkün olmadoığını Davacı tarafından, hiçbir detaya girilmeksizin "down sendromu konusunda" bilgilendirme yapılmadığından bahsedilmekte; hastanın mevcut durumu; somut test sonuçlarına göre bir sonraki aşamada hangi tetkiklerin önerilebileceği;

dolayısıyla bilgilendirmenin ne şekilde yapılabileceği ve sonucu hiçbir surette irdelenmediğini,Nitekim, yukarıda izah edildiği üzere, tarama testleri "düşük risk" grubunda gelen hastaya down sendromu açısından yapılabilecek bilgilendirmenin; "testlerin düşük risk geldiği ancak kesin sonuç içermediği"nden ibaret olduğunu, kaldı ki bu bilgilendirme tarama test sonuçlarının alt kısmında yazılı olduğunu, tarama test sonuçlarını hekime getiren hasta olduğunu, dolayısıyla hastanın somut durumuna ilişkin bilgilendirme yapılmadığı iddiası, dosyada mübrez bilgi ve belgelerle dahi bağdaşmadığını,Burada davacı yanın gözden kaçırdığı husus;

down sendromu açısından yüksek risk saptanan bir hastayla düşük risk saptanan bir hastaya yapılacak bilgilendirme ve önerinin farklı olduğu hususu olduğunu, down sendrom riski düşük ise tarama testinin düşük risk geldiği; kesin sonuç içermediği; ancak mevcut durum itibariyle rutin takiplere devam edileceği bilgisi verildiğini,Down sendrom riski yüksek ise tarama testi sonuçlarının yüksek riskli geldiği;

hastanın down sendromlu bebek dünyaya getirme ihtimalinin yüksek olduğu bilgisi verildiğini, daha detaylı bilgi ve kesin teşhis için hasta perinatolojiye (3. basamak) yönlendirildiğini,Ancak ve ancak hasta 3. basamak bir sağlık kurumunda perinatoloji (veya tıbbi genetik) muayenesine gittiğinde tekrar değerlendirildiğini, perinatolog tarafından amniyosentez-kordosentez gibi teşhis seçenekleri sunulacağını, bu işlemlerin (bebeğin kaybı olasılığı dahil) riskleri izah edilir ve hastanın kabulü halinde onam formu imzalatılarak amniyosentez işlemi yapıldığını,

ne zaman ki hastanın amniyosentez-kordosentez sonucuyla down sendromu tanısı kesin olarak konulduğunu, gebelik sonlandırma seçeneği de ancak bu halde sunulabileceğini,Davacı iddialarında, aradaki tüm aşamalar; hastanın test -tetkik sonuçları; invazif işlem için endikasyon olmaması gibi hastaya yapılacak bir sonraki işlemin belirleyici unsurları göz ardı edildiğini, tarama testi düşük risk gelen hastaya "gebeliği sonlandırma seçeneği" sunulmadığından bahisle hekime kusur iddiası ileri sürüldüğünü, hlbuki gerek yukarıda izah edildiği;

gerekse de konuya ilişkin tüm tıbbi litaratür ve emsal bilirkişi raporlarında yer aldığı üzere, tarama testleri düşük risk gelen bir hasta, ileri tetkiklere yönlendirilemeyeceğini, işin bu halde hekim, down sendromunu teşhis etme ihtimalinin 30 katı kadar sağlıklı bebeğin vefatına yol açmış olacağını, bu durumun, tıp ilminin senelerce süren çalışmalarla geldiği nokta itibariyle down sendromunu teşhis-sağlıklı bebeği yaşatma ikilemi arasında 30 kat fazla sayıda sağlıklı bebeğin ölümüne yol açılması pahasına,

her gebeye amniyosentez önerilmesi anlamına gelir ki dosyaya sunulan emsal raporlarda görüleceği üzere dünyanın hiçbir ülkesinde böyle bir uygulamanın mümkün olmadığını, mevzuatımız kapsamında hastası için en risksiz yöntemi seçmekle yükümlü hekimlerin, hukukumuzda, endikasyonu bulunmayan bir tetkik veya invazif işlemi hastaya önermesi; gerek hastaya, gerekse de bağlı bulunduğu bakanlığa karşı hem tazminat, hem de cezai sorumluluğunu doğuracak nitelikte olduğunu,Dolayısıyla; davacı iddialarının aksine;

her gebelik takibinde hekim hastada yapılacak bir sonraki işlemi, önceki test sonuçları, mevcut durumu, bulguları, riskleri çerçevesinde tek tek değerlendirdiğini, gelen her hastadan apar topar amniyosentez onam formu almak; hiçbir risk faktörü göstermeyen hastaları endikasyonu bulunmayan bir teste yönlendirerek haksız kazanç sağlamak ve dahi sağlıklı bebeklerin kaybına yol açmak; hekimlik meslek etiği uyarınca mümkün olmadığını,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava, tıbbi kötü uygulamaya ilişkin mali sorumluluk sigorta poliçesine dayalı maddi ve manevi tazminatın sorumluluk sigortacısı davalıdan tahsili istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı davalı vekilince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacılar vekili;

davacı anne ...'nın gebelik takibinin davalının sigortalısı doktorlar tarafından gerçekleştirildiğini, davacı Seda ve diğer davacı baba ...'nin ortak çocukları ...' ün gebelik sonunda down sendromlu olarak doğduğunu, bu konuda davalının sigortalısı hekimlerin aydınlatma ve diğer yükümlülüklerini yerine getirmediğini, yaptığı tarama testleri, down sendromu ve benzeri hastalıkların teşhis ve tespitleriyle ilgili seçenekler konusunda bilgilendirmediğini, ileri testleri önermediğini, konsültasyon istemediğini, CVS/Amniyosentez yapmadığı gibi bilgilendirme de yapmadığını, bu sebeple davacı anne, baba ve çocuğun manevi zarara uğradığını,

davacı küçüğün ise engelli doğması sebebiyle bakıma muhtaç olduğunu ve maddi zarara uğradığını iddia ederek tazminat talebinde bulunmuştur.Davalı vekili; sigortalı doktorun kusurunun ve kötü tıbbi uygulamasının bulunmadığını, davacı annenin gebeliğinin riskli olmadığını, herhangi bir risk saptanmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece, davalıların sigortalısı doktorların aydınlatma ödevini yerine getirdiklerini ispatlayamadıkları gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Her ne kadar mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de mahkemece eksik inceleme ile karar verildiği anlaşılmaktadır.

Şöyle ki;Dosyanın incelenmesinde davalının sigortalısı hekimlerin somut olayda kusurluluk durumları yönünden bilirkişi raporu alınmaksızın, bu konuda taraflarca sunulan uzman görüşleri kapsamında hekimlerin hafif kusurlarından dahi sorumlu olacakları kabulü ile ve alınan maluliyet raporu ile hesap raporu doğrultusunda sonuca gidildiği anlaşılmaktadır.Uzman görüşleri takdiri delil olmakla birlikte somut olayın çözümünün tıbbi ve teknik bilgiyi gerektirdiği tartışmasızdır.

Davalı vekili de yargılama sürecinde davacının tüm tıbbı tedavilerinin yapılıp takip edildiği hastane kayıtlarının celbinden sonra bu hususta kusur raporu alınması talebinde bulunmuştur.Öncelikle hastanın hangi haftalarda hekim tarafından görüldüğü, yapılan işlem ve uygulanan edavilerin tıbbi standartlara uygun olup olmadığı,

davalının sigortalısı hekimin aydınlatma yükümlülüğü bulunup bulunmadığı bilimsel olarak ortaya konulmalı, eğer aydınlatma yükümlülüğünün mevcut olduğu bilimsel olarak ortaya konulursa bu yükümlülüğün yerine getirilip getirilmediği üzerinde durulmalı,

tüm bu hususlar aşıldıktan sonra öncelikle davalı sigorta şirketinin poliçe kapsamında dava dışı sigortalı doktorun mesleki işlemlerinden dolayı sorumlu olup olmadığının ve davacı küçük ... ' ün iş güç kaybı ve bakıma muhtaç olup olmadığına dair önceden alınan raporlarının da değerlendirileceği İstanbul Adli Tıp Kurumundan rapor alınarak ve gerekirse sigorta bilirkişisinden de alınacak rapor sonuçlarına göre bir karar verilmesi gerekir iken dosya kapsamı ile uygun düşmeyecek gerekçelerle ve davalının kusura yönelik itirazları değerlendirilmeksizin verilen karar usul ve yasaya uygun görülmemiştir.

Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, işin esası incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçelerle.

1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,3-Davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,4-Kaldırılan ilk derece mahkemesi kararının icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,5-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince,

esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 29.05.2025

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, E. 2021/2188, K. 2025/947, 29 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Tarafların İddia Ve Savunmalarının Özeti
  4. İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti
  5. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri
  6. İnceleme Ve Gerekçe
  7. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/2188
Karar No
2025/947
Tarih
29 Mayıs 2025

İlgili Kararlar

  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi E.2021/2189 K.2025/554
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2021/2190 K.2025/958
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2021/2195 K.2025/832
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi E.2021/2196 K.2025/647
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2021/2197 K.2025/833
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2021/2199 K.2025/827

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.