KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 29 Şubat 2024
- Dosya no
- 2021/227
- Karar no
- 2024/318
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 08/09/2020
- Numarası
- 2018/1184 E. - 2020/355 K.
- Davanın konusu
- Tazminat (Sigorta Rücu
Karar Metni
2.452 kelime·12 dk okuma
Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, her iki taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilince 24.12.2016 başlangıç tarihli bir yıl vadeli Makine Kırılması Sigorta Poliçesi ile sigorta örtüsü altına alınan ....
AŞ'ye ait ... plakalı beton pompasının 07.06.2017 tarihinde davalıya ait inşaat sahasında beton dökümü sırasında zeminin yumuşak olması nedeniyle yan yatarak ağır hasara uğradığını, sigortalı ile davalı şirket arasında düzenlenen Hazır Beton Sözleşmesinin alıcının sorumluluğuna ilişkin 6/A maddesine göre, alıcının inşaat alanındaki yolu ve beton pompasının kurulacağı zemini ıslah ederek sağlamlaştırmak ve beton dökümüne uygun hale getirmesi gerektiğini, diğer davalının da sözleşmeyi müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzalaması nedeniyle sorumlu olduğunu, aracın beton dökmek için davalı şirket yetkililerince yönlendirildiğini,
98.851,00 TL tazminatının 12.12.2017 tarihinde ödenerek sigortalının haklarına halef olunduğunu ileri sürerek, anılan miktarın ödeme tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, savunmasında özetle; sigortalı ile davalı şirket arasında düzenlenen sözleşmenin tarafı olmayan davalı ... taraf sıfatı bulunmadığını, davaya konu olayın meydana gelmesinde müvekkili şirketin kusuru bulunmadığını, sigortalı şirketin gönderdiği işçilerin, işin ehli olmaması,
beton pampasının ayaklarını nereye ve nasıl yerleştirilmesi gerektiğini bilmemeleri nedeniyle hasar oluştuğunu, müvekkilinin uzun süredir sigortalıdan beton aldığını ve inşaat şantiyesine aynı noktadan bir çok kez beton dökülmesine rağmen, daha önce böyle bir olayın meydana gelmediğini, zeminin incelenmesinin sigortalının çalışanlarının sorumluluğunda olduğunu ve beton dökümü öncesi zeminin pompa kurulumu için uygun olup olmadığının betonu döken sigortalı şirketin formeni tarafından incelenmesi gerektiğini, zeminin uygun olmaması halinde sözleşme uyarınca sigortalının beton dökmem hakkı bulunduğunu,
beton dökülmesi işleminden önce her seferinde pompanın ayaklarına takoz yerleştirildiğini ve müvekkilince beton pompası ayağına yerleştirilmesi için takozlar verildiğini, ancak sigortalının işçilerinin, müvekkilinin şantiye şefinin uyarılarını dikkate almadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...olayın meydana geliş şekli itibariyle davalı şirketin uygun koordinasyon ve yönlendirmenin yapmadığı ve beton pompasının kurulması aşamasında ayaklarının sağlam zeminde bulundurulması veya zeminin sağlam olmaması halinde, sağlam hale getirilmesi için gereken çalışmaların tam olarak yapılmadığı,
bu nedenle davalı şirketin Yapı İşlerinde Sağlık Ve Güvenlik Yönetmeliği'nin 8. maddesinde belirtilen hususlara uymadığı ve yine aynı yönetmeliğin, madde 5 ek 4 B bölüm 2/81'inde belirtilen yükümlülüklere aykırı davrandığı bu nedenle olayın meydana gelmesinde %60 oranında kusurlu olduğuna, dava dışı sigortalı şirketin, pompanın ayaklarının altına, ayaklara gelen yükün ayakları batırmasını önlemek amacıyla, yükü dağıtan takoz uygulamalarını yapmadığı, iş mevzuatı çerçevesinde bu sorumluluğun yerine getirilmesinde dava dışı şirketin sorumluluğunda olduğu,
yine aynı yönetmeliğin, madde 5 ek 4 B bölüm 2/81'inde belirtilen yükümlülüklere aykırı davrandığı bu nedenle olayın meydana gelmesinde %35 oranında kusurlu olduğuna, dava dışı beton pompası operatörünün ise pompanın ayaklarının altına takoz yerleştirilmemesi nedeniyle %5 oranında kusurlu olduğuna karar verilmiş ve meydana gelen hasar ile kazanın uyumlu olması, yapılan masrafların makul olması sebebiyle, davacının ödemiş olduğu hasar bedelinin kusur oranları göz önünde bulundurularak %60'ını rücu edebileceğine karar verilmiş ve davacının, davasının davalı şirket yönünden kısmen kabulüne karar verilerek,
aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.Davacının, davalı gerçek kişi yönünden ise; davalı gerçek kişinin olayın meydana gelmesinde bir kusurunun bulunmayışı, taraflar arasındaki sözleşmedeki hükümler de göz önünde bulundurularak, bu davada, taraf sıfatının olmadığına..." gerekçesiyle davalı ... yönelik davanın husumet yokluğundan usulden reddine, davalı şirkete yönelik davanın kısmen kabulü ile 58.110,93 TL'nin 12.12.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir.
Bu karara karşı, her iki taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle. Mahkemece davalı ... yönünden verilen husumetten ret kararının hatalı olduğunu, bu davalının sözleşmenin müşterek borçlusu ve müteselsil kefili olduğunu, sözleşmenin 6. maddesindeki alıcının sorumlulukları bölümünde alıcının zeminin sağlamlaştırılmasından sorumlu olduğununu belirlendiğini, ...'nun da sözleşmeyi kefil olarak imzaladığından oluşan zarardan sorumlu olduğunu.
Davalının istinaf dilekçesinde doğru olmayan beyanlar bulunduğunu, sözleşmenin 6. maddesinin davalı şirketçe görmezden gelindiğini, davalı şirketin inşaat işi ile uğraştığını ve beton alımına ilişkin sözleşmedeki edimlerini kabul ettiğini, sözleşmenin hükümsüz olmasını gerektirir bir durum bulunmadığını ve alıcının sorumluluklarının sözleşmede açıkça belirlendiğini, davalıların beton dökülmesi için gösterdikleri ve beton pompasının durduğu yerin altından borular çıktığını, yerin döküm işlemi için uygun olmaması nedeniyle davalının sözleşmenin 6.maddesindeki edimlerini ihlal ettiğini,
beton döküm yerinin zeminin hazır ve sağlam olmasının tümüyle davalının sorumluluğunda olduğunu, beton firmasının gözle yaptığı kontroller dışında, zeminin detaylı analizinin yapabilmesinin mümkün olmadığını, bu nedenle sorumluluğun müşteriye bırakıldığını, tarafların tacir olduğu gözetilerek yasal faiz yerine avans faizi uygulanması gerektiğini,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın her iki davalı yönünden kabulüne ve alacağa avans faizi uygulanmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle.
Müvekkil şirketin inşaat projesinde kullanılmak üzere dava dışı ... şirketinden uzun süre beton döküm hizmeti aldığını, 07.06.2017 tarihinde, beton firmasının ehil olmayan personelinin zorunlu olan zemin inceleme işlemini gerçekleştirmeden beton dökmek istemeleri nedeniyle müvekkilinin çalışanlarınca uyarıldıklarını, itirazların dinlenmeyerek pompa ayaklarına takoz yerleştirilmeden ve pompa ayaklarının yanlış yere konarak beton dökmeye başlamaları nedeniyle aracın yan yattığını,
mahkemece alınan raporda ilgili Yönetmelik gereğince inceleme yapılarak müvekkilinin %60 oranında kusurlu olduğu kabul edilerek karar verildiğini,Müvekkil şirketin sorumluluklarını yerine getirmediğine dair dosyada, beton dökme aracının operatörünün tanıklığı dışında kanıt bulunmadığını, tanığın baskı altında ifade verdiğini ve sigortalının haksız çıkması halinde kendilerine rücu edileceği uyarısı ile bu şekilde beyanda bulunduğunu, beton operatörünün kendi menfaatini düşünerek tanıklık yapması ve tanık beyanı dışında kanıt bulunmaması karşısında müvekkiline kusur atfedilemeyeceğini,
dosyada alanın 3 adet bilirkişi raporunun ciddi anlamda farklı olmasına rağmen çelişkinin giderilmeden karar verildiğini, hükme esas alınan raporun C kısmının 3. maddesinde pompa operatörünün tecrübeli olduğu ve birçok kez şantiyelerde beton dökümü yaptığı halde beton pompası ayağını nereye kurması ve nasıl kurması gerektiğini bilmediği belirtildikten sonra müvekkili şirketin zemini uygun hale getirmediğinin ifade edildiğini, bu çelişkilere rağmen mahkemece çelişki giderilmeden karar verildiğini, sözleşmede,
beton firmasının zemini inceleme ve pompa kurulacak yere karar verme ve uygun olmaması halinde beton dökmeme hakkına sahin olmasına rağmen, müvekkiline daha fazla kusur verilmesinin hatalı olduğunu, beton döküm tutanaklarından görüldüğü üzere, kazanın gerçekleştiği tarihten önce ve hemen sonrasında aynı noktadan aynı firma tarafından onlarca kez ve tonlarca beton döküldüğünü, her işlemden önce işin ehli personelin pompanın kurulabilmesi için zeminin uygun olup olmadığını incelemesi gerektiğini, zeminin uygun olmaması halinde güçlendirme yapılmasını talep etmesi gerektiğini,
belirtilen işlemlerin yapılmadan ve işin ehli olmayan personel çalıştırılması ve personelin yaptığı işlemlerden müvekkilinin sorumlu olmadığını, inşaata beton dökmek için kullanılan pompanın ayaklarının batması sonucu bu miktar zarar oluşamayacağını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, makine kırılması sigorta poliçesi nedeniyle yapılan hasar ödemesinin rucuen tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, taraf vekillerince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Davacı sigorta şirketi, dava dışı sigortalısı ... AŞ'ye ait poliçenin eki listesindeki makine ve teçhizatı 24.12.2017 başlangıç tarihli ve bir yıl vadeli Makine Kırılması Sigorta Poliçesi ile poliçe genel ve özel şartlarında gösterilen hasar nedenlerine karşı sigorta örtüsü altına almıştır. Davaya konu beton dökme pompasının da poliçenin ekindeki listede bulunduğu belirlenmiştir.
Hasar ihbarı sonrası yapılan ekspertiz incelemesinde, 07.06.2017 tarihinde sigortalı aracın çalışma sahasında, ayaklarının yumuşak zemine batması sonucunda makinenin sağ yana yatması sonucu 96.851,55 TL hasar oluştuğu olarak belirlenmiştir.
Ekspertiz raporu üzerine davacı tarafından 96.851,55 TL hasar bedeli ödenerek alınan ibra ve temlik belgesi ile sigortalının haklarına halef olunmuştur.Davalı ile dava dışı sigortalı arasında düzenlenen Hazır Beton Sözleşmesi ile davalının satın alacağı betonun ne şekilde satılacağı ve döküleceğinin esasları belirlenmiştir.
Sözleşmenin 6/A-1 maddesinde, "Alıcı, inşaat mahallindeki yolu ve beton pompasının kurulacağı zemini ıslah ederek sağlamlaştırmak ve beton dökümüne uygun hale getirmekle sorumludur" düzenlemesi bulunmaktadır. Sözleşmeye göre satıcı olan sigortalı, kendi aracı ile betonu inşaat sahasına getirerek burada kurulacak platform ile betonu gösterilen yere dökecektir.
Ancak, inşaat sahası içindeki yolların ve betonun döküleceği yerdeki zeminin uygun hale getirilmesi davalı alıcının sorumluluğundadır. Davalı ... sözleşmenin tarafı olmayıp, sözleşmede müteselsil kefil olarak yer almıştır.Kefalet sözleşmesinin şekil şartları TBK'nın 583.maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre, "Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz.
Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır." Aynı Yasa'nın 586. maddesinde ise müteselsil kefalete yer verilmiştir.
Anılan madde uyarınca kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir.
Dava konusu sözleşmede sadece kefilin adı ve imzası el yazısı ile atılmış olup, bunun dışında kefaletin türü, kefalet limiti ve kefaletin türünün kefilin el yazısı ile yazılmaması nedeniyle ilk derece mahkemesince bu davalının sorumlu tutulmaması yerindedir.Mahkemece hukuki fiil olan kaza nedeniyle gösterilen tanıklar dinlenmiştir.
Hukuki fiiller hakkında tanık dinlenmesinde ve bu tanıkların beyanlarının diğer delillerle birlikte değerlendirilmesinde uyul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır.İlk derece mahkemesince dosya kapsamındaki delilerin değerlendirilerek kusur oranlarının belirlenmesi için bilirkişi raporları alınmıştır.
Mahkemece alınan 03.09.2019 tarihli ilk raporda, iş sağlığı ve güvenliği mevzuatına göre yapılan değerlendirmeye göre, davalı şirketin şantiye sahasında iş güvenliğine dikkate etmemesi nedeniyle tali kusurlu olduğu belirlenmiş, tanık beyanın kabulü halinde ise asli kusurlu olduğu kabul edilmiştir.
Raporda sigortalının ise beton dökme hizmeti vermesine rağmen bu iş için gönderilen operatörün hatalı işlemleri nedeniyle tali kusurlu olduğu belirlenmiştir.Mahkemece itiraz üzerine oluşturulan yeni bir bilirkişi kurulundan alınan 09.01.2020 tarihli raporda, önceki rapora uygun tespitler yapılmış ve asli kusurlu olan davalının %60 oranında, sigortalının %35 orannıda dava dışı beton pompası operatörünün ise %5 oranında kusurlu olduğu belirlenmiştir.Mahkemece alınan 27.06.2020 tarihli raporda önceki iki rapor değerlendirilmiş ve önceki raporla aynı kusur oranları ile davalının sorumlu olduğu belirlenmiştir.Bilirkişi raporu takdiri delil olup,
mahkemece bilirkişi raporu diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirilerek karar verilmelidir. Alınan iki rapor arasında çelişki bulunduğundan mahkemece oluşturulan başka bir bilirkişi kurulundan önceki raporların değerlendirilmesi için rapor alınmıştır. Alınan tüm raporlarda davalının asli kusurlu olduğu belirlenmiştir. Nitekim ilk raprdan sonra alınan iki raporda da kusur oranı ilk rapordaki asli kusura uygun olarak %60 olarak belirlenmiştir.
Beton dökme sözleşmesinde, inşaat sahası içindeki yolların ve beton dökülecek yerlerin hazırlanması görevi davalıya aittir. Davalının beton dökülecek yeri uygun sertlikte yapması ve beton dökecek aracın batmasını engelleyecek şekilde zemini sağlamlaştırması ve ya ekipman kullanması gerekir. Bu edimin yerine getirilmemesinin asli kusur olarak kabul edilmesi yerindedir.
Ancak sigortalı da basirtetli bir tacir olarak, hazırlanan yerleri kontrol etmeli ve uygun bir zemin hazırlanmaması halinde beton dökme işlemini yapmamalıdır. Sigortalının belirtilen edimini yerine getirmemesi de kusur olup, mahkemece takdir edilen kusur oranı yerindedir.
Her iki tarafın yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle kusurlu oldukları ve hükme esas alınan bilirkişi raporu ile değerlendirildiği üzere davalının %60 oranında, sigortalının ise %35 oranında kusurlu olduğuna ilişkin mahkeme takdir ve gerekçesinin yerinde olduğu, kusur dağılımının sözleşme ile iş güvenliği ve sağlığı mevzuatına uygun şekilde belirlendiği anlaşılmaktadır.
Raporlar arasındaki çelişkinin giderildiği ve belirlenen kusur oranın taralar arasındaki sözleşme ve edim dengesine uygun olduğu, mahkemece maddi ve teknik veriler ede edildikten sonra bilirkişinin kusur oranına ilişkin tesitlerinin değerlendirildiği ve varılan sonucun yerinde olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf başvuru nedenlerinin, davacı vekilinin ise faizin türüne ilişkin istinaf nedeni dışındaki tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar verilmiştir.Ancak taraflar tacir olup dava dışı sigortalı ile davalı şirket arasında beton satışı ve dökümüne ilişkin sözleşme ilişkisi bulunmaktadır.
Davacı da sigorta sözleşmesi kapsamında hasar bedelini ödeyerek sigortalının haklarına halef olmuştur.
Tacir olan taraflar arasındaki alacağa, talep gibi, 3095 sayılı Kanun'un 2/2.maddesi uyarınca değişen oranlarda avans faizi uygulanması gerekirken, gerekçesi gösterilmeden yasal faize hükmedilmesi yerinde görülmemiş, bu yöne ilişkin davacı istinafının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının faizin türü yönünden düzeltilmek üzere kaldırılmasına karar verilmiştir.İlk derece mahkemesince, davalı ... aleyhindeki davanın pasif husumet yönünden reddine karar vermekle yetinilmesi gerekirken, husumet esasa ilişkin olup dava şartı olmadığı hâlde,
dava şartı gibi kabul edilip davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi usule aykırı bulunmuş, bu husus Dairemizce resen düzeltilmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine.
HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi istinafa konu kararının düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına ve neticede davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, E. 2021/227, K. 2024/318, 29 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama