KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 7 Mart 2024
- Dosya no
- 2021/302
- Karar no
- 2024/393
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi (Denizlicik İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla)
- Tarihi
- 09.12.2020
- Numarası
- 2017/394 Esas - 2020/353 Karar
- Dava
- Gemi Sicil Memurluğu Kararına İtiraz
Karar Metni
2.521 kelime·13 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki gemi sicil memurluğu kararına itiraz davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 2007 yılından davadışı ... AŞ'den o tarihteki ismi Berat olan gemi kabuğunu inşasını tamamlayıp, ticari faaliyetinde kullanmak üzere satın aldığını, gemi kabuğunun İstanbul Limanının inşa halindeki gemilere mahsus sicilinin 1265.sırasına tescil edildiğini, inşası tamamlandıktan sonra da TUGS'a 1578 no ile kaydedildiğini, gemi kabuğunun 2001 yılında gemi vasfını taşımaması,
sicile tescil için uygun olmaması ve inşa faaliyetinin tamamlanmamış olmasına rağmen sicil kayıtlarına inşa yılının 2001 olarak geçirildiğini, geminin yaşının 7 yıl daha büyük gösterilmiş olmasının müvekkili açısından ekonomik kayba neden olduğunu, sözkonusu hatanın düzeltilmesi için 01/11/2017 tarihinde İstanbul Liman Başkanlığına müracaat edildiğini, liman başkanlığının başvuruyu reddederek red kararının 16/11/2017 tarihinde müvekkiline tebliğ edildiğini, sözkonusu kararın haksız olduğunu,
zira ... ismini alan geminin müvekkili tarafından satın alındıktan sonra 2007-2008 yıllarında donatılarak inşasının 2008 yılında tamamlanmasının ardından Türk Loydu tarafından klas sertifikasının düzenlendiğini, gemi satın alındıktan sonra ... ismi ile 22/05/2008 tarihinde İstanbul Limanında inşa halindeki gemilere mahsus sicile kaydedilirken müvekkili tarafından yapılan başvuru üzerine gemi sörvey kurulu tarafından 06/06/2017 tarihinde rapor düzenlendiğini, sözkonusu raporda 2007 yılında yapının gemi kabuğu niteliğinde olduğu ve inşasının henüz tamamlanmamış olduğunun ortaya konulduğunu,
gemide kullanılan tüm malzeme ve ekipmanların testlerinin de geminin inşa edildiği 2007 ve 2008 yıllarında yapıldığını, geminin teknik özellikleri gereği klaslı inşa zorunluluğunun bulunduğunu, dolayısıyla gemide yapılacak inşa faaliyeti için klas kuruluşlarından onay alınması gerektiğini, bu kapsamda geminin Türk Loydunun denetiminde inşa edilerek inşasının tamamlanmasına müteakip 2008 yılında klas sertifikasının düzenlendiğini, klas sertifikasına göre omurga tarihinin 1997, denize indirme tarihinin 13/03/2008, tamamlanma tarihinin de 11/11/2008 olduğunu,
dolayısıyla sözkonusu bilgilere göre teknik açıdan değerlendirme yapıldığında ... gemisinin 2001 yılında inşasının henüz tamamlanmamış olduğunun anlaşıldığını, ...
San ve Tic AŞ tarafından düzenlenen 05/06/2008 tarihli gemi inşaiye şahadetnamesinde de geminin yapılmasına başlanan tarihin 10/04/2007, yapının bitirildiği tarihinde 10/05/2008 olarak belirtildiğini, tüm bu delil ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde sicil kayıtlarının aksine geminin inşasının 2008 yılında tamamlandığının ortaya konulduğunu ileri sürerek İstanbul Liman Başkanlığının 13/11/2017 tarihli ... sayılı kararına itirazlarının kabulüne, sözkonusu kararın iptaline,
müvekkili şirkete ait olan Türk Uluslararası Gemi Sicilinin ... numarasında kayıtlı ... isimli tankerin sicil kayıtlarındaki inşa yılının 2008 olarak gemi siciline tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, savunmasında özetle; dava konusu olan ... gemisinin 1997 yılında Tripoli'de kızağa konularak inşasına başlanıldığını, inşanın 16/06/2001 tarihinde İstanbul'da tamamlanmış olduğundan sicile de bu şekilde işlendiğini, davacı firmanın 2007 tarihindeki adı ... olan gemiyi ... AŞ'den ticari faaliyette bulunmak üzere satın aldığını, daha sonra ...
AŞ ile imza edilen gemi tadilat belgesi ile kimyasal tanker gemisinin tamirat ve tadilat işlemleri için tarafların anlaştıklarını, sözkonusu geminin ilk inşasının tadilat belgesinden de anlaşıldığı üzere 16/06/2001 olduğunu, bu hususun 29041 referans nolu gemi yapı bildirisi ile de sabit olup, davacı firmanın gemi tadilat belgesinde bu hususu kabul ettiğini, ayrıca Denizcilik Müsteşarlığına verilen gemi tadilat izin belgesinde de gemi inşa yılının 2001 olduğunun anlaşıldığını, davacının ileri sürdüğü Türk Loydunun evraklarında inşaya ilişkin çelişkili ifadelerin yer aldığını,
bu nedenle sözkonusu belgelerin davaya dayanak yapılamayacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Davacı tarafından dosyaya sunulan deliller, Türk Loyduna ait kayıt ve belgeler ile benimsenen 01/10/2020 tarihli bilirkişi raporuna göre, Türk Uluslararası Gemi Sicilinin ... numarasında kayıtlı olan ... gemisinin 1997 yılında Libya Tripoli'de kızağa konularak inşasına başlanıldığı, henüz inşası tamamlanmadan gemi kabuğu halinde Türkiye'ye getirildikten sonra 2007 yılında davacı tarafından satın alındığı, o tarihteki adı "..." "..." olan gemi kabuğunun ...
San. Ve Tic. A.Ş. Ye ait olan tersanede tanker olarak inşasının tamamlanması için anlaşma yapıldığı, bu kapsamda 22/05/2008 tarihinde İstanbul Liman Başkanlığının inşa halindeki gemilere mahsus sicilin 1265 sırasına kaydedildiği, inşası tamamlandıktan sonra ... ismi ile Türk Uluslararası Siciline kaydedilen geminin sicil kaydında inşa yılının 2001 olarak gösterildiği, ancak bu tarihin gerçek fiili durumu yansıtmadığı,
zira 2001 tarihinde gemi kabuğu vasfında olup 6762 sayılı yasanın 816.maddesi anlamında henüz gemi vasfını kazanmadığının davacı tarafça sunulan ve yukarıda açıklanan resmi kurumlara ait yazılar ile ispatlandığı gibi 2007 yılında davacıya satışından sonra tanker halinde inşasının tamamlanması için Hidrodinamik Tersanesine götürüldüğü, dolayısıyla 2007 tarihinde geminin halen makine ve pek çok donanımının mevcut olmadığının davalı idarenin elemanı olan ... tarafından hazırlanan 06/06/2007 tarihli sörvey raporundaki tespitler ile de ortaya konulduğu,
dava konusu geminin inşa ve donanımını tamamlayıp eTTK'nun 816.maddesine göre "gemi" vasfını kazandığı tarihin klas kuruluşu olan Türk Loydunun kayıtlarında gösterildiği şekilde 11/11/2008 olduğu, inşa tarihine esas alınması gereken belgenin gemi yapı belgesi veya klas kuruluşunun bildirmiş olduğu tarih olacağının davalı tarafın 05/11/2018 tarihli dilekçede de kabul edildiği anlaşılmış olduğundan, bu değerlendirmeler sonucunda davalı idare tarafından gemi sicil kaydına işlenmiş olan 2001 inşa yılının hatalı olduğu,
inşasını 2008 yılında tamamlamış olan geminin sicil kaydına bu tarihin 2001 olarak kaydedilmesinin davacı gemi maliki açısından ekonomik kayba neden olacağından davacının işbu davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu kanaatine varıldığından,
bu kanaat ışığında davanın kabulü ile İstanbul Liman Başkanlığının ... isimli gemi ile ilgili 13/11/2017 tarihli ... sayılı kararının iptaline, Türk Uluslararası Gemi Sicilinin ... numarasında kayıtlı ... isimli geminin sicil kayıtlarındaki inşa yılının 2008 olarak düzeltilerek gemi siciline tesciline karar vermek gerektiği... " gerekçesiyle, davanın kabulü ile İstanbul Liman Başkanlığının ... isimli gemi ile ilgili 13/11/2017 tarihli ... sayılı kararının iptaline, Türk Uluslararası Gemi Sicilinin ... numarasında kayıtlı ... isimli geminin sicil kayıtlarındaki inşa yılının 2008 olarak düzeltilerek gemi siciline tesciline, karar verilmiştir.
Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle.
İlk derece mahkemesince huzurunuzdaki davanın Pasif Husumet Yoksunluğundan reddi gerektiğini, zira malumları olduğu üzere dava direkt Liman Başkanlığına yönlendirilmiş olup Bakanlıklarının teşkilat yapısı gereği Liman Başkanlıklarının tüzel kişiliği bulunmadığından davalı sıfatının da bulunmayacağını, bu cihette işbu davanın Pasif Husumet Yoksunluğundan reddine yönelik hüküm kurulmamış olmasının isabetsiz oludğunu,
Bununla birlikte dava dosyası tarafınızca incelendiğinde görüleceği üzere 3 kez bilirkişi raporu aldırılmış olmasına karşın ilk derece mahkemesince ikinci raporda belirtildiği üzere dava konusu geminin inşa yılının 2001 olduğuna yönelik raporun hangi gerekçe ile hükme esas alınmadığı hukuken geçerli gerekçelerle açıklanmadığını, hükme esas alınan raporun ise açıkça hukuka aykırılığı sabit olduğunu, bilirkişi raporundaki kanaata esas değerlendirme,
anılan kabuk şeklindeki gemi için üzerinde ana makina montajı yapılmamış olmaması ve gemiye ilişkin pek çok donanımın gemi bünyesinde bulunmamasını dayanak tutularak eski TTK gemi tanımına uygun bulunmaması neticesinde inşa yılının hatalı tespit edildiği şeklinde olduğunu, ancak, bu değerlendirme yapılırken dosyada mevcut olan delillerin dikkate alınmadığını, Gemi için inşayı yapan Gem Yat tersanesi tarafından düzenlendiğini ve ilgili resmi onamaları yapıldığını, 18.10.2001 tarihli ilk inşa şahadetnamesinde geminin ana makinasının monte edilerek ilgili donatanı olan ...
Denizciliğe 12.06.2001 tarihinde teslim edildiğinin açık oludğunu, Bir gemi için ana makina değişimi yapılması durumu deniz ticaretinin olağan akışı içerisinde karşılaşılabilir bir durum olduğunu, dolayısıyla ana makineli inşa edilmiş bir gemi için üzerindeki ana makinalarının sökülmesi ve makinasız hale getirilmesi durumu da söz konusu olabileceğini, yukarıda açıklandığı gibi makinalı inşa edilen konu gemi daha sonra makinasız bir hale getirilmiş olabilir ki bu durumda eski bayrak devletinin sorumluluğunda olduğunu, idaremiz uzman raporunda bu durum geminin makinasız olduğu ve makina montajı /demontajı icin açıklıklar olduğunu,
dolayısıyla 2007 tarihli bu rapor 2001 tarihinde ya da 2001-2007 tarihleri arasında gemi üzerinde makina olmadığın ve bu uzman raporundaki ibare dikkate alınrak inşa yılının hatalı olduğu çıkarımında bulunulması ise geminin eski bayrağında olduğu süre içerisinde makine demontajı yapılma ihtimalinin göz ardı edilmesi demektir ki bu şekliyle tüm delillerin dikkate alınmadığı bir raporun yanıltıcı olacağını,
Geminin zilyetligini elinde bulundurduguna iddia edilmesine esas bill of sale (satış senedi) sözleşmesinde geminin kabuk seklinde de olsa baska bir bayrakta tescilli oldugu hatta seyrisufer yapabilmesine yonelik çağrı işaretinin de olduğunun açık olduğunu, belgenin davacı tarafça gemi sicilimize sunulduğundan geminin baska bir bayrakta tescilli oldugu yani gemi statüsünde olacak şekilde inşaasının tamamlanmış olduğunun da açık olduğunu, Bununla birlikte aynı bill of sale üzerinde geminin gros ve not değerleri belirtildiğini, bu durum da inşanın geminin tonilato belgesinin yayınlanmasına yönelik inşanın tamamlandığını gösterdiğini,
delilleri arasında olan ... ve geminin tescilli olduğunu, belgelendirildiği gerçeklerine dikkate almayan bilirkişi raporunun gerçeğe ulaşmaya yaramayacağı değerlendirildiğini, durumu açıklığa kavuşturmak için güncel mevzuatı ve belgelendirmeden örnek vermek gerekirse Gemi ve Su Araçlarının İnşa Tadilat Bakım Onarım Yönetmeliği Madde 13.4 "İnşa veya tadilat bitiminde gemi ve su aracı sahibi veya temsilcisi tarafından, klaslı inşa ve tadilat zorunluluğu olanlar için inşa veya tadilatın klaslı olarak tamamlandığına dair belge, nihai proje ve mevzuatta istenilen diğer belgelerinin Liman Başkanlığına sunulmasından sonra ölçme,
belgelendirme ve tescil işlemlerine başlanır." buna müteakip bu tarih inşa yılı olmakta ama inşayı ve gemi teslimini ilgilendiren diğer faaliyetlerin devamı sonrasında ilgili donatanına teslimi ise teslim tarihi olarak ifade edildiğini,
Keza aleni olan inşa halindeki gemilere ozgu sicil kaydimızda geminin baska bir bayrakta tescilli iken yani baska bir deyisle inşası tamamlanmış iken bayraklarına gectigi de açıkça belirtilmekte ve bu durum da gemi donatanı tarafından bilindiğini, bu hususun da bilirkişi heyetince dikkate alınmadığını ve raporun gerçeğe ulaşmasında hataya sebebiyet verebilecek seviyede olduğunu, Gemi için bayrak adına ilk işlemi olan tadilat izin belgesinde yine inşa yılı belirtilmiş halde olduğunu, bu belgenin sicil işlemlerine ve geminin belgelendirmesine esas olacağı da açık olmakla birlikte,
davacı tarafın bu belgeye itiraz etmeyerek inşa yılını kabul ettiğinin de açık olduğunu, her ne kadar konu belge gemi sicilince üretilmiş bir belge olmasa da sicil işlemine esas olduğundan ve sicil işleminde kullanılacağı davacı tarafça bilindiğinden,
bu belgenin davacı tarafca kabul edilmiş olması eski ttk madde 864 ve 36 ile belirlenen surenin dışındaki bu başvuruya yer olmadığını da gösterdiğini, Hidrodinamik ters tarafindan üretilen sahadetname incelendiginde konu belgenin tadilata esas oldugu başlangıç tarihinden anlaşılabildiğini, geminin inşaasına başlandığı tarihin (1997) oldugu açıkca kabul edildiğini, keza aynı sahadetnamede makina montajının tadilatı yapan hidrodinamik ters tarafindan yapılmadığı da açıkca belirtildiğini, bu sebeple bitiş tarihi olarak zikredilenin de tadilat bitis tarihi olduğunun açık olduğunu,
yine delilleri arasında yer alan bu belgenin de bilirkişilerce dikkate alındığını gösterir bir ibare raporda mevcut olmadığını, Tüm bu belgelerin dava dosyasında da mevcut olmasına rağmen detayına inilmemesinin ve hayatın olağan akışında olabilecek ana makine değişiklikleri gibi hususlar da gözardı edildiğinde bilirkişi raporu sonucundaki kabuğun daha öncesinde gemi olmadığı bu sebeple inşa yılının hatalı tespit edildiği degerlendirmesinin gercegi yansıtmadığının aşikar olduğunu, bu şekliyle bilirkişiyi raporunun taraflarınca kabul edilemez olduğunun değerlendirildiğini,
bu minvalde söz konusu raporun hükme esas alınarak hüküm kurulmasında da hukuka uyarlılık bulunmadığını, ilk derece mahkemesince yerine ve hukuka uygun itirazları değerlendirilmeksizin karar tesis edilmesinin yasal mevzuat hükümlerine aykırı olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, gemi sicilinde davacıya ait ... adıyla kayıtlı geminin, sicil kaydında inşa yılının 2008 olarak düzeltilmesi talebinin reddine dair sicil memurluğu kararına itiraza ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı eldeki davada, tarafından davadışı ...
AŞ'den 2007 yılında "..." ismi ile satın alınan gemi kabuğunun tanker olarak inşası için 22/05/2008 tarihinde İstanbul Liman Başkanlığının "inşa halindeki gemilere mahsus sicil"e 22/05/2008 tarihinde tescil edildiğini, daha sonra da gemi hakkında Türk Loydu ile klaslama sözleşmesi yapıldığını, eski ismi "..." şimdiki ismi "..." olan geminin 2001 yılında gemi vasfını taşımaması,
inşa faaliyetinin tamamlanmamış olmasına rağmen gemi sicil kaydına inşa yılının 2001 olarak yazıldığını, oysa ki geminin 2008 yılında fiilen tamamlanmış olduğunu, dolayısıyla sicil kaydındaki inşa yılının hataen 2001 olarak yazılmasının geminin 7 yıl daha yaşlı gözükmesine sebebiyet verdiğinden bu durumun gemi maliki açısından ekonomik kayba neden olacağı ileri sürülerek geminin sicil kaydındaki inşa yılının 2008 yılı olarak düzeltilmesi için eldeki davayı açmış, davalı ise "..." gemisinin 1997 yılında Tripoli'de kızağa konularak inşasına başlanıldığını, inşanın 16/06/2001 tarihinde İstanbul'da tamamlandığını,
dolayısıyla inşaa bitim tarihinin 2001 olması sebebiyle davacı talebinin haksız olduğunu ileri sürmüştür. HMK'nın 282. maddesi uyarınca hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer deliller ile birlikte serbestçe değerlendirir. Buna göre, bilirkişi raporları takdiri delil niteliğinde olup mahkemece diğer delillerle birlikte serbestçe hükme esas alınır.
Mahkemece tarafların sundukları deliller ile yapılan yargılama aşamasında konusunda uzman bilirkişilerden oluşturulan bilirkişi kurullarından alınan rapor içeriğindeki tespitler dikkate alınarak ve sunulu deliller değerlendirilip, gerekçesi yazılmak suretiyle hüküm kurulduğu anlaşılmakla, davalı vekilinin alının ikinci raporun dikkate alınmaksızın hüküm kurulmasının doğru olmadığı yönündeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.
Dava dilekçesinde davacı tarafından davalı olarak T.C. Ulaştırma, Denizcilik Ve Haberleşme Bakanlığı İstanbul Liman Başkanlığı Gemi Sicil Müdürlüğü hasım gösterilerek dava açıldığı, ilk derce mahkemesince de gerekçeli karar başlığında davalı olarak T.C.
Ulaştırma, Denizcilik Ve Haberleşme Bakanlığı İstanbul Liman Başkanlığı Gemi Sicil Müdürlüğünün gösterildiği dikkate alındığında, davalı vekilinin davada davalı olarak tüzel kişiliği bulunmayan Liman İşletmesinin hasım gösterilmesi nedeniyle davanın pasif husumet yokluğundan reddi gerektiği yönündeki istinafı da yerinde görülmemiştir.
Taraflarca dosyaya sunulan deliller, müzekkere cevapları, Türk Loydu'na ait kayıt ve belgeler ile yargılama aşamasında alınan ve mahkemece benimsenen 01/10/2020 tarihli bilirkişi rapor içeriğindeki tespitlere göre.
Türk Uluslararası Gemi Sicilinin ... numarasında kayıtlı olan ... gemisinin 1997 yılında Libya Tripoli'de kızağa konularak inşasına başlanıldığı, henüz inşası tamamlanmadan gemi kabuğu halinde Türkiye'ye getirildikten sonra 2007 yılında davacı tarafından satın alındığı, o tarihteki adı "..." "..." olan gemi kabuğunun ... San. Ve Tic.
AŞ'ye ait olan tersanede tanker olarak inşasının tamamlanması için anlaşma yapıldığı, bu kapsamda 22/05/2008 tarihinde İstanbul Liman Başkanlığının İnşa Halindeki Gemilere Mahsus Sicil'in .... sırasına kaydedildiği, inşası tamamlandıktan sonra ... ismi ile Türk Uluslararası Gemi Siciline kaydedilen geminin sicil kaydında inşa yılının 2001 olarak gösterildiği, ancak bu tarihin gerçek fiili durumu yansıtmadığı,
zira 2001 tarihinde gemi kabuğu vasfında olup 6762 sayılı TTK (eTTK)'nın 816. maddesi anlamında henüz gemi vasfını kazanmadığının davacı tarafça sunulan ve dosyaya kazandırılan resmî kurum cevabi yazıları ile ispatlandığı gibi 2007 yılında davacıya satışından sonra tanker hâlinde inşasının tamamlanması için Hidrodinamik Tersanesi'ne götürüldüğü, dolayısıyla 2007 tarihinde geminin hâlen makine ve pek çok donanımının mevcut olmadığının davalı idarece hazırlanan 06/06/2007 tarihli sörvey raporundaki tespitler ile de ortaya konulduğu,
dava konusu geminin inşa ve donanımını tamamlayıp eTTK'nın 816. maddesine göre "gemi" vasfını kazandığı tarihin klas kuruluşu olan Türk Loydu'nun kayıtlarında gösterildiği şekilde 11/11/2008 olduğu, inşa tarihine esas alınması gereken belgenin gemi yapı belgesi veya klas kuruluşunun bildirmiş olduğu tarih olduğu,
davalın 05/11/2018 tarihli dilekçesinde bu hususun da işaret edildiği anlaşılmakla, inşası 2008 yılında tamamlamış olan geminin sicil kaydına bu tarihin 2001 olarak kaydedilmesinin davacı gemi maliki açısından ekonomik kayba neden olacağından davacının işbu davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu kanaatiyle, ilk derce mahkemesince davanın kabulü yönünde verilen karar isabetli olup, aksi yöndeki davalı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.Davalı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonucunda,
ilk derce mahkemesince kurulan hüküm ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
KANUN YOLU
HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, E. 2021/302, K. 2024/393, 7 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama