İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAİSTİNAF KARARI

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2021/682 K.2024/520

Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası…

Esas2021/682Karar2024/520Tarih28 Mart 2024Okuma11 dk · 2.212 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
28 Mart 2024
Dosya no
2021/682
Karar no
2024/520
İncelenen kararın mahkemesi
İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tarihi
21/12/2020
Numarası
2016/858 E. - 2020/699 K.
Davanın konusu
Tazminat (Bankacılık Sözleşmesinden Kaynaklanan
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.212 kelime·11 dk okuma

Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin uzun yıllardır davalı bankanın müşterisi olduğu ve bankada çok sayıda hesabı bulunduğu, müvekkilinin son zamanlarda kendisinden habersiz şekilde hesaplarından para çekildiğini, virman yapıldığını, aynı işlemler ve transferlerin, aynı saatte yapılıp tek işlem izlenimi verildiğini, yabancı para cinsi hesaplardan, Türk Lirası çekilmiş gibi hesapların sıfırlandığını, vergi adı altında aynı işlem numarası ile bir çok kez para çekildiğini ve yabancı para hesapları üzerinden %18 oranında alınması gereken vergilerin %24 oranında alındığı,

yapılan işlemlere ilişkin bankaca açıklama yapılmadığını, müvekkilinin hesaplarında izni olmadan yapılan işlemlerle ciddi zararlar oluştuğunu, bankadaki hesapta ancak yetkisi tespit edilen kişilerce işlem yapılabileceğini, yetkisiz kişilerce yapılan işlemlere izin veren bankanın kusurlu olduğunu, zararın gerçek boyutunu yapılacak bilirkişi incelemesi ile ortaya çıkabileceğini, banka çalışanlarının işlemler sırasında gerekli özeni göstermedikleri ileri sürerek, uğranılan zararın şimdilik 10.000,00 TL'sinin faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesi talep edilmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle;

davacının iddia ettiği işlemlerin başlangıç tarihinin 1991 yılı olduğunu ve 10 yıllık süre geçmesi nedeniyle zamanaşımına uğradığını, davacının yaptığı cari işlemler nedeniyle hesap ekstresi verildiğinden geçmişe dönük talepte bulunamayacağını, davacının soyut iddialarının somutlaştırılması gerektiğini, hangi hesap için hangi nedenle dava açıldığı belirtilmediğini, davacıya ait 4 adet hesap bulunduğunu ve bu hesaplar üzerinde geçmişe dönük olarak yapılan incelemede usulsüz bir işlem belirlenmediğinden talebin somutlaştırılması halinde inceleme yapılabileceğini, 2006 ve sonraki tüm işlemlerin incelendiğini,

yaklaşık 2500'ün üzerinde nakit yatan, ödenen, eft, havale, kambiyo ödemesi gibi ödemelerdeki imzaların incelenmesine rağmen usulsüz bir işlemin belirlenmediğini, vadeli hesaplarında tahakkuk ettirilen kar payları üzerinden kesilen stopaj vergilerinde bir hata bulunmadığını, soyut olarak işlemlerin usulsüz olduğunun belirtildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

Davacı vekili, cevaba cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin hesabından talimatsız para çekildiğini, virman yapıldığını aynı işlemler ve transferlerin aynı saatlerde yapılıp tek işlem izlenimi verildiğini, yabancı para birimi olan hesaplardan sanki Türk Lirası çekilmiş gibi sıfırlandığını, vergi adı altında aynı işlem numarasıyla bir çok kez para çekildiğini, yabancı para üzerinden alınması gereken % 18 oranındaki stopajın % 24 oranında alındığını, müvekkiline ait hesapta otomatik virman karşı hesap 5025 açıklaması ile 25.11.2007 tarihinde yapılan işlemin müvekkilinin bilgisi dahilinde olmadığı gibi, virman yapılan hesabın meçhul olduğunu,

hesaptan 31.12.2010 tarihinde alınan ve 16.01.2006 tarihine kadar olduğu sekiz sayfadan ibaret hesap hareketleri ile daha sonra verilen hesap hareketlerinin farklı olduğunu, her iki ekstreden farklı paraların çekilmesi nedeniyle hesaplarda usulsüzlük yapıldığını, ek 4'teki ... işlem referans numarası ile aynı tarihte iki defa yapılan kapanış bakiyesinin nereye gittiğinin belli olmadığını, 19.12.2012 tarihinde yapılan üç adet 700 TL'lik işlemin müvekkiline ait olmadığını, sunulan dekontlarda vergi açıklaması ile aynı tarih dekont numarasıyla iki kez para çekildiğinin anlaşıldığını belirterek davanın kabulünü istemiştir.Davalı vekili,

ikinci cevap dilekçesinde özetle; cevaba cevap dilekçesindeki açıklamalara karşı ne tür işlemler yapıldığını ayrı ayrı beyan ederek, hesapta herhangi bir usulsüzlük yapılmadığını, iki farklı hesap hareketi bulunmadığını, her iki dökümün sistemde oluşan bir hata nedeniyle çift kayıt oluşmuş gibi çıktığını, sistemsel hatalar nedeniyle mükerrer kayıtlar oluşması nedeniyle fiş numaralarının aynı olduğunu, açılış kapanış açıklamasıyla işlemlerin türlendiğini, 700 er TL'lik üç adet ödemenin burs ödemesi olarak yapıldığını,

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; ".. bankacılık mevzuatı dışı usulsüz bir işleme rastlanılamamıştır. Davacının elinde bulunan hesap ekstresinin sistemden alınması sırasında bir sorun nedeniyle bir kısım hesap hareketlerinin mükerrer olarak ekstreye yansımış olduğu görülmektedir.

Bu belirtilen işlemler tek tek irdelenip, bankanın orijinal hesap ekstreleriyle karşılaştırıldığında, davacı nezdindeki ekstrenin bir kısım bölümlerinin mükerrer olarak basılmış olduğu anlaşılmaktadır.

Bu durumun teknik bir sorundan kaynaklamış olabileceği düşünüldüğünde, davacı elindeki ekstrede gözüken bazı mükerrer kayıtların usulsüz işlem olarak algılanamayacağı, çünkü, yanlar arasında delil anlaşması bulunduğu için davacı bankanın orijinal kayıtlarına itibar edilmesi zorunluluğu bulunmaktadır.

Bilirkişiler tarafından davalı bankada bizzat yerinde yapılan inceleme ile dosya içeriğinde toplanan delillerin değerlendirilmesi sonucunda, banka kayıtlarına göre usulsüz bir işleme rastlanılmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.

Mahkememizin 22/10/2018 tarihli duruşmasında, davacı vekilinin müvekkilinin tatbike medar imza örneklerinin bulunduğu yerlerini bildirmesi için 2 haftalık süre verilmesine, bildirildiğinde ilgili yerlerden celbine ve davalı bankaya müzekkere yazılarak davacıya ait dekontların ıslak imzalı asıllarının istenmesine,

imzalı dekontlar geldiğinde davacıya ait imza incelemesi için dosyanın Dosyanın ATK'na gönderilerek imza incelemesi yönünde rapor alınmasına karar verilmiştir.Müzekkere cevapları geldikten sonra Mahkememiz dosyası imza örneklerinin bulunduğu belge asılları ile birlikte Adli Tıp Kurumuna gönderilmiştir.Adli tıp kurumunun 15/05/2020 tarih ... sayılı raporunda; 'İnceleme konusu dekontlarda ... adına atılı basit tersimli imzalar ile ...'in mukayese imzaları arasında;

tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu imzaların kuvvetle muhtemel ...'in eli ürünü olduğu hususlarını bildirir KANAAT RAPORUDUR.' denilmiştir.Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanan rapor doğrultusunda dekont üzerindeki imzaların davacı ... in eli ürünü olduğu tespit edilmiş,

Mahkememiz tarafından alınan 19/09/2018 tarihli bilirkişi ek raporu ve dosya içeriğinde toplanan delillerin değerlendirilmesi sonucunda banka kayıtlarına göre usulsüz bir işleme rastlanılmadığı tespit edilmiş olduğundan..." gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle.

Dava dilekçesinde belirtilen vakalar dışında, banka kayıtlarının taleplerine rağmen verilmediği için, davacının varlığından haberdar olmadığı vakıalara ilişkin deliller toplanmadan, eksik delil ve belgelerle rapor alındığını, bilirkişi raporunun yetersiz ve hukuka aykırı olduğunu, rapora yönelik itirazda nakit para çekimine ve ıslak imza gerektiren diğer bankacılık işlemlerine ait imzaların bilirkişi heyetince incelemeden ve mali bir bilirkişiden destek alınmadan hukuka aykırı hazırlanan raporun esas alınarak karar verildiğini,

Müvekkilinin yüksek hacimli işleri ve bankaya duyduğu güven nedeniyle devamlı olarak hesaplarını kontrol edemediğini, bankanın hatalı işlemlerinin tespiti üzerine, müvekkilin talebine rağmen davalı banka tarafından hesap hareketlerine ilişkin dekont ve belge örnekleri verilmediğini, bu nedenle müvekkilinin ıslak imza gerektiren işlemlerine ilişkin dekont ve diğer belgelerin incelememize fırsat tanıması için dosyaya getirtilmesinin istenildiğini, bu talebin yerine getirilmeden, sadece yerinde inceleme ile zaten taraf olan bankanın etkisi ile eksik ve hatalı rapor alınarak karar verildiğini,

ıslak imzalı dekont ve belgelerin müvekkilince incelenmesi halinde, adli tıp kurulu tarafından yapılan imza incelemesinin daha anlamlı alacağını,Dosya kapsamında yapılan hatalı işlemlerin banak sistemindeki aksaklığa dayandırıldığını, sistemindeki aksaklık kabul edilmesine rağmen tüm işlemlerin incelenmemesinin bilirkişi heyetinin çelişkisini ortaya koyduğunu, aynı gün içerisinde müvekkilin hesabına yatırılan ve iki üç işlem sonra çekilen dövizin neden yatırılıp çekildiği,

açıklanmadan,07.02.2006 yılında açılan ... müşteri numaralı hesabın 3.10.2008 yılına kadar neden 29 ek hesap açılmasına gerek duyulduğu açıklanmadan, tamamen hatalı ve eksik bilirkişi raporun esas alınarak ve deliller toplanmadan yüzeysel inceleme ile karar verilmesinin hatalı olduğunu, uzman bilirkişiden aldıkları raporun değerlendirilmediğini, raporda belirtilen eksiklikler için istenilen belgelerin getirtilmeden karar verildiğini, davalının zamanaşımı def'isine göre, zamanlaşımına uğramayan işlemler ve hesapların belli olmasına rağmen,

müvekkilinin tüm hesaplarına ait hareketler ve dekontlar fiziki olarak dosyaya sunulmak istenmediğini,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE Dava, bankanın usulsüz işlemleri ile davalıya ait hesaplardan çekildiği belirtilen para miktarının tespiti ile tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.

Bankalar, kendilerine yatırılan paraları müşterilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61. maddesi). Bu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir.

TBK'nın 386. maddesi uyarınca ödünç alan, akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur. Aynı Yasa’nın 570. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir.

Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir.

Bu nedenlerle davacının davalıya husumet yöneltmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gibi davayı açmakta da hukuki yararı vardır.Bankalar, özel yasa ile kurulan ve kendilerine alanlarında çeşitli imtiyazlar tanınan, topladıkları mevduatı sahteciliklere karşı özenle korumak zorunda olan kuruluşlar olup, sahip oldukları bu vasıfları sebebiyle bankacılık işlemlerinin güvenilen tarafı konumundadırlar.

Bu durum, bankaların bir güven kurumu olarak kabul edilmesini ve bankanın sorumluluğunun özel güven sebebiyle ağırlaştırılmasını gerektirir. Yine TTK'nın 18/2 maddesi gereğince, tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli iş adamı gibi hareket etmesi lazımdır. Nitekim, bankaların, tacir olarak bütün işlemlerinde basiretli davranma yükümlülüğü herhangi bir tacirden farklıdır. Bu sebeple bankalardan beklenen basiret ölçüsü ve özen yükümlüğü şüphesiz daha ağırdır.

Özellikle bankaların internet bankacılığı hizmeti vermeye başladıkları andan itibaren özen yükümlülüğünün daha da arttığının kabul edilmesi gerekmektedir. Ancak bu durum, bankanın soyut olarak ileri sürülen ve kanıtlanamayan her türlü zarardan bankanın mutlaka sorumlu olacağı şeklinde anlaşılamaz.Dava dilekçesinin içeriği HMK'nın 119.maddesinde düzenlenmiştir.

Buna göre, davacının iddiasının dayanağı olan bütün vakıaları ve iddia edilen bir vakıanın hangi delille ispat edileceği dava dilekçesinde belirtilmelidir. Eldeki dava dilekçesinde somut olarak, davalının bir eylemi anlatılmamış, genel olarak davacının talimatı olmaksızın hesabından para çekildiği, virman yapıldığı ve döviz tevdiyat hesaplarından yüksek oranda stopaj kesildiği ileri sürülmüştür.

Cevap dilekçesindeki somutlaştırma talebi üzerine, sunulan cevaba cevap dilekçesinde de bir kaç işlem sıralanmış ve bu işlemlerin de genel olarak ekstreler arasındaki farklılıklar ve sistemsel hata nedeniyle oluşan çifte kayıtlar, fazladan açılan ek hesaplar ve bankacılık usullerine aykırı işlemlerden ibaret olduğu anlaşılmıştır. Nitekim ikinci cevap dilekçesinde, davalı vekili yapılan işlemleri ve nedenlerini açıklamıştır.

Davacı vekili, müvekkilinin hesabından talimatsız para çekildiğini, virman yapıldığını aynı işlemler ve transferlerin aynı saatlerde yapılıp tek işlem izlenimi verildiğini, yabancı para birimi olan hesaplardan sanki Türk Lirası çekilmiş gibi sıfırlandığını, vergi adı altında aynı işlem numarasıyla bir çok kez para çekildiğini, yabancı para üzerinden alınması gereken % 18 oranındaki stopajın % 24 oranında alındığını ileri sürmektedir.

Mahkemece banka kayıtları üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinde, davalının tüm hesapları kontrol edilmiş, ancak usulsüz bir işlem belirlenememiştir. Davacının hesabından 2012 yılında çekildiği belirtilen üç adet 700 'er TL'lik dekont altındaki imzanın davacının eli ürünü olduğu ATK Fizik İhtisas Dairesinin 15.05.2020 tarihli raporuyla belirlenmiştir.

Mahkemece yapılan bilirkişi incelemesi banka kayıtları üzerinde yapılmış olup, davacıya ait hesaplarda yapılan tüm işlemler incelenmiş ve usulsüz olduğu iddia edilen işlemler nedeniyle bir zarar oluşmadığı belirlenmiştir. Rapora yönelik itiraz ve istinaf başvuru dilekçesinde, raporun eksik olduğu belirtilerek tüm kayıtların inceleme için sunulması ve davacının tüm kayıtları inceledikten sonra beyanda bulunması ile rapor hazırlanması talep edilmiştir.

Belirtmek gerekir ki; dava, bir tazminat davası olup, davalı bankanın usulsüz bir işlem yapması ile davacının zarara uğradığının HMK'nın 190 ve TMK'nın 6.maddesi gereğince davacı tarafından kanıtlanması gerekir. Davacı hesap sahibi olarak, sürekli şekilde hesapta işlemler yapmıştır. Dava ve istinaf dilekçelerindeki açıklamalara göre, büyük çaplı ticaretle uğraşan davacının sürekli şekilde yaptığı işlemlerle, hesap hareketlerinden haberdar olduğu açıktır.

Davacının çok fazla işinin ve parasının bulunması, banka hesaplarının kontrol etmesini ve bu hesaplarla ilgili bilgi sahibi olunmasına engel değildir. Hesaptan yapılan her türlü işlemden sonra davacının gerekli belgeleri aldığı, bankacılık uygulamaları gereğince kabul edilmelidir.

Buna rağmen merak saikiyle usulsüz bir işlem yapılıp yapılmadığının tespiti için, mahkemece hesabın oluşturulduğu günden itibaren tüm belgelerin bankadan getirtilerek, davacının incelemesine sunulması şeklinde bir usul bulunmamaktadır. Davacının, dosya kapsamında ispatlanmış bir zararı bulunmadığı gibi, somut olarak herhangi bir zararının bulunduğu da iddia edilmemiştir.

Bankacılık uygulamaları açısından bir kısım işlemlerin eksik yapılması, bir kısım işlemlerin tekrar yapılması, başlı başına zarar doğurucu bir işlem olmadığı bilirkişi raporu ile belirlenmiştir. Mahkemece yapılan inceleme, ileri sürülen iddianını kapsamına göre yeterli olup, davanın kanıtlanmadığına ilişkin gerekçe yerindedir.HMK'nın 293. maddesi gereğince taraflar, davaya konu olayla ilgili olarak, uzmanından bilimsel mütalaa alabilirler.

İstinaf başvurusunda sunulan uzman görüşünün değerlendirilmediği belirtilmiştir.

Dosya kapsamında bulunan ve davacı tarafından sunulduğu anlaşılan ... tarafından 23.05.2018 tarihinde düzenlendiği anlaşılan uzman görüşünün 2 ila 20. sayfaları arasında hesapların listelendiği, son kısmında ise bir kısım hesapların fazladan açılıp kapatıldığı, bazı hesapların açılış kapanış işlemlerinin aynı gün yapıldığı, mevcut olan belgelerde yetkili kişilerin ismi ile imza uyumsuzluğu bulunduğu, mevcut olmayan belgelerde de imza ile isim uyumsuzluğunun bulunma ihtimalinin gözardı edilmemesi gerektiği belirtilmiştir.

Görüldüğü gibi bu raporda da somut olarak bir zararın varlığına ilişkin en küçük bir emare bulunmamaktadır. Fazladan hesap açılıp kapatılması bankanın kusuru olsa da, bu işlemler nedeniyle fazladan hesap işletim ücreti alındığı veya başka bir davacı zararının oluştuğu ileri sürülmemiştir.

Tüm dosya kapsamında yapılan incelemede, bankanın bir takım şekli eksikleri ve sistemsel sorunları iddia edilmesine rağmen somut olarak davacı hesabından davacının izni olmadan para çekildiği, başka bir hesaba havale, eft ve virman yapıldığı, vadeli hesaplardan kanunen kesilmesi gereken stopajdan daha fazla bir kesinti yapıldığının kanıtlanmadığı, tazminat davası yönünden sunulan deliller ve iddianın kapsamına göre mahkemece yapılan incelemenin yerinde olduğu,

bunun dışındaki bir incelemenin hukuk davasının temel ilkelerini düzenleyen HMK'nın 24 vd maddelerindeki tasarruf, taraflarca getirilme ve taleple bağlılık ilkeleri ile usul ekonomisi ilkesine aykırı olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusun esastan reddi gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle HMK'nın 353/1.b.1.maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 256,60 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline,3-Davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerlerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 28.03.2024 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, E. 2021/682, K. 2024/520, 28 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/682
Karar No
2024/520
Tarih
28 Mart 2024

İlgili Kararlar

  • İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2021/683 K.2024/183
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2021/683 K.2024/409
  • İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2021/683 K.2024/183
  • İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2021/684 K.2024/168
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2021/684 K.2024/410
  • Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2021/685 K.2024/383

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.