KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 3 Ekim 2024
- Dosya no
- 2021/977
- Karar no
- 2024/1370
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 16.02.2021
- Numarası
- 2020/109 Esas - 2021/130 Karar
- Dava
- Alacak
Karar Metni
2.171 kelime·11 dk okuma
Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket tarafından kiralanan ve plates salonu olarak işletmeye açılan Nişantaşı / İstanbul adresinde bulunan işletmenin devri hususunda müvekkil şirket ile davalı arasında mutabakata varıldığını, kiralanan yerin içinin tamamen müvekkili tarafından yenilendiğini, yapılan bu masrafların devir edilen mecurun kullanımı ve ruhsat alması için gerekli ve zorunlu olan tadilatlar olması sebebiyle müvekkilince ödendiğini, işletmenin devri durumunda tadilat masrafları ile birlikte işyerinin içinde bulunan eşya ve malzeme bedellerini ödemeyi kabul ettiğini,
bu kabul sonrasında müvekkillerin kira sözleşmesini fesih ederek anılan mecuru davalıya bırakıp davalının da mülk sahibi ile kira kontratı yaparak müvekkiller tarafınca yapılan masraflar ve malzemeleri kullanmaya devam ettiğini, anılan işletmeye müvekkili tarafınca elden verilen anahtar teslimi ile yerleşen davalının işletmeyi Aralık 2015 başında teslim aldığını, anlaşılan beden olan 80.000-TL bedelin ödemesini yapmadığını, bunun üzerine davalıya Beyoğlu ...
Noterliğinin 14/03/2016 gün ve ... yevmiye numarasıyla ihtarname keşide edilerek vermeyi taahhüt ettiğini bedelin 3 gün içinde müvekkile ödenmesinin istendiğini, davalının hala ödemediğini, işletmede bulunan ve mülkiyeti müvekkiline ait eşyaları kullanmaya devam ettiğini, belirterek Eşyaların devir bedeli için 2.000-TL veya eşyaların yıpranma bedeli olarak 2.000-TL ve eşyaların hali hazırda kullanmaya devam edilmesi nedeniyle (ecrimisil bedeli) 2.000-TL olmak üzere şimdilik toplam 6.000-TL alacağın fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması koşulu ve mevduata uygulanan en yüksek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini,
yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesi talebi ile dava ettikleri anlaşıldı. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ile müvekkili arasında herhangi bir yazılı veya şifahi olarak sözleşme yapılmadığını, müvekkilinin hala mecurda kiracı olarak bulunduğunu, müvekkillerinin tüm uğraşlarına rağmen söz konusu eşyaları almadıklarını, Beyoğlu ...
Noterliği'nin 07/03/2016 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesiyle malları gelip almalarının kendilerinden istendiğini, davacının hiçbir zaman dava konusu taşınırları devralmak için çaba sarf etmediğini, belirterek davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesi talebi ile davanın reddini talep ettikleri anlaşıldı.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dosyadaki tüm bilgi ve belgeler, tanık beyanları, tarafların karşılıklı olarak keşide ettikleri ihtarnameler, İstanbul 6. Sulh Hukuk Mahkemesiinn 2016/55 Değişik İş sayılı dosyasında yaptırılan tespit, savcılık dosyası, Yasal mevzuat ve dosya kapsamına uygun denetime elverişli 28.07.2015 tarihli bilirkişi raporu birarada değerlendirildiğinde; davacılarca işletilen plates salonu işletmesinin, davalı tarafa içerisindeki eşyalarla birlikte sözlü bir antlaşmayla devredildiği,
davalı tarafın ise cevap dilekçesinde, bu devri kabul etmediği ancak taşınmaz içerisinde bulunan ve davacıya ait olduğunu kabul ettiği eşyaların, davacı tarafça alınmadığını açıkça ifade ettiği, taraflar arasında yazılı bir sözleşmenin olmadığı,
bu sebeple de tarafların iddialarını ispatlamakta zorluk yaşadıkları, davalı tarafın, cevap dilekçesiyle birlikte davacı tarafın eşyalarının taşınmaz içerisinde olduğunu kabul beyanı ve bu beyanın, tespit dosyasında yapılan tespitler, savcılık dosyası ve tanık beyanları ile birlikte değerlendirildiğinde, hayatın olağan akışına göre bu eşyaların, davacı tarafça, davalının zilyetliğine rıza dahilinde bırakıldığının kabulünün gerekeceği sonucuna varılmış, her ne kadar davacı taraf dava dilekçesinde terditli olarak dava açmış ise de 15.10.2020 tarihli talep dilekçesinde, eşya bedelini talep ettiğini açıkça ifade etmiş, 6100 Sayılı Yasanın 177.
Maddesinde, 22/7/2020 tarih ve 7251 Sayılı Yasanın 18. Maddesinde yapılan değişiklikle birlikte, BAM kararı sonrasında da davanın ıslahının mümkün olmasına ilişkin Yasal mevzuat hükmü gereği, davacı vekilinin bu talep dilekçesi ıslah olarak değerlendirilerek harç eksikliği tamamlattırılmış, 28.07.2018 tarihli bilirkişi raporunda da davaya konu eşyanın bedelleri tespit olunduğundan..." gerekçesiyle davanın kabulüne, 45.800,00TL'nin, dava tarihi olan 13.06.2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, karar verilmiştir.
Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle. Uyuşmazlığın, davacı ile müvekkil arasında işletmenin devri hususunda bir anlaşma olup olmadığı ve varsa bu anlaşma bedelinin ödenip ödenmediği noktalarında toplandığını, Davacının, dava dilekçesinde kendisine ait işletmeye müvekkilinin anahtar teslim suretiyle yerleştiğini;
işletme devir bedeli olarak da 80.000 TL belirlediklerini anlattığını, harca esas dava değerini ise devir bedeli , kullanma bedeli ve yıpranma bedeli olarak ayırdığını, Cevap dilekçesinde taraflar arasında işletmenin devri hususunda bir anlaşma olmadığını , zaten bunun TTK 11/3 maddesinde yer alan düzenleme ile yazılı şekilde yapılmasının geçerlilik şartı olduğunu , böyle bir sözleşme de sunulmadığından davanın reddine karar verilmesini istediklerini, davacının işletmesini devir konusunda taraflar arasında gerek yazılı gerek de şifahi bir anlaşma bulunmadığını,
müvekkilinde kalan eşyaların kullanılmamış olup davacının gelip alması tüm çabalar sonuçsuz kalınca davacıya ihtarname göndererek eşyaları teslim alması istendiğini, Detayları dilekçede açıklandığı üzere tanık beyanlarının da haklılıklarını doğruladığını, tanıkların 80.000 TL istendiğini ancak buna dair ödemenin yapılmadığı beyanında bulunduklarını, Ayrıca İstanbul 13. Asliye Hukuk Mahkemesine sunulan 28.07.2018 tarihli bilirkişi raporunda davacının talepleri gibi eşyaların kullanma, yıpranma ve devir bedeli ayrı ayrı hesaplandığını,
eşyalarda herhangi bir hasar olmadığı belirlenmiş olup aslında müvekkilinin eşyaları kullanmadığının da ortaya çıktığını, tanık beyanlarının da bu durumu doğruladığını, Yine bu raporda, "yerin devrine yönelik dosyada bir delil bulunmadığı" belirtilmemiş olup, davacının müvekkilinden devir bedeli adı altında bir talepte bulunamayacağı bilirkişi raporu ile sabit hale geldiğini, bu bilirkişi raporu akabinde İstanbul 13. Asliye Hukuk Mahkemesi de işletmenin devri hususu ticari uyuşmazlık olduğundan görevsizlik kararı vermek suretiyle dosyayı asliye ticaret mahkemesine gönderdiğini, davacıların bu kararı istinaf mahkemesine taşıdıklarını,
İstanbul BAM 14. Hukuk Dairesince başvurusunun reddine karar verdiğini, BAM 14. Hukuk Dairesi gerekçeli kararında "somut uyuşmazlık , pilates salonu olarak işletilen işletmenin devrinden kaynaklanmaktadır" gerekçesi ile mutlak ticari dava olan davanın Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmesi gerektiğine karar verdiğini, Kesinleşmiş BAM kararı sonrası İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi 1 nolu celsede davacıdan talep sonucunu açıklamasını istemiş akabinde davacı , 09.02.2021 tarihli celsede tebliğ aldıkları;
"...bilirkişi raporlarında tespit edilen bedellerin ödenmesini..." istediğini, bu bedelin ne olduğunu anlamadıklarını, dilekçenin sonuç ve talep kısmında da "...
2015 yılı Aralık ayında davalıya teslim edilen emtiaların bedelinin faizi ile birlikte... " ödenmesini istediğini, dava dilekçesinde böyle bir talep ve iddia bulunmadığını, davacının bu vakte kadar hiç bir zaman eşyaların bedelini istemediğini, bu talebin iddianın değiştirilmesi anlamına geldiğini ve buna muvafakatleri olmadığını da mahkemede yazılı olarak beyan ettiklerini, Davacının, 2015 yılından bu yana talep ettiği işletmenin devri bedelinden, asliye ticaret mahkemesi tarafından verilen görevsizlik kararının etkisi ile son dilekçesinde satış bedeli istemek suretiyle çark ettiğini,
çünkü taraflar arasında işletmenin devrine ilişkin yazılı bir sözleşme bulunmadığını, davacının, işletmenin devri bedeli talebini ispat edemeyeceğini anlayınca farklı bir yol ile davayı kazanmaya çalıştığını, davanın reddi gerekirken kabulü açıkça hukuka aykırı olduğunu, gerekçeli kararda "...bu eşyaların , davacı tarafça , davalının zilyetliğine rıza dahilinde bırakıldığının kabulünün gerekeceğini..." yazan mahkemece, bu gerekçenin tam zıttı şekilde davanın kabulüne karar verilmesinin açık bir çelişki olduğunu, Eşya bedeli olarak 45.800 liranın, dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verildiğini,
karar hatalı olduğunu, dava dilekçesinde 2.000 lira devir bedeli, 2.000 lira eşya yıpranma bedeli, 2.000 lira kullanma bedeli istendiğini ve sonrasında da 09.02.2021 tarihinde ıslah edilerek 45.800 lira talep edildiğini, dava açıldığı zaman yatırılan harç dikkate alınarak eşya devir bedeli olarak istenen 2.000 lira bakımından dava tarihinden kalan bedele de ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğini, bedelin tamamına dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi kabul edilemez olduğunu, hatta istenen ve mahkemece kabul edilemeyen.
2.000 lira eşya yıpranma bedeli ve 2.000 lira kullanma bedeli hakkında ret kararı verilerek karşı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, plates salonu olarak işletilen işletmedeki emtiaların davalıya devredilmesi sonucu, işyerinin içinde bulunan eşya ve malzeme bedelinin davalıdan tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın ıslah doğrultusunda kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
İlk derece mahkemesince toplanan deliller, delil tespit rapor içeriği, bilirkişi rapor içeriği ve tanık beyanları kapsamında, davacılar tarafından kiralanıp plates salonu olarak işletilen işletmenin bulunduğu taşınmazın davalıya devri konusunda yazılı sözleşme bulunmadığı, şifahen anlaşıldığı, bunun üzerine taşınmaz sahibince, söz konusu taşınmazın, davalıya kiralandığı, Aralık 2015 tarihi itibariyle davalı tarafın işletme ve içerisindeki eşyaları kullanmaya başladığı, bu esnadada tarafların karşılıklı olarak ihtarnameler keşide ettikleri, ancak davalı tarafça ödenmesi kararlaştırıldığı iddia edilen tutarın ödenmediğinin anlaşıldığı,
İstanbul 6. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/55 D. İş sayılı dosyasında yaptırılan tespit sonucu davalı tarafın işletme devri ilişkisini kabul etmemekle birlikte, taşınmaz içerisinde bulunan ve davacıya ait olduğunu kabul ettiği eşyaları kullandığının sabit olduğu, davalı yanca eşyaların davacı tarafça alınmadığı beyanıyla da bu hususun anlaşıldığı, taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunduğu kanıtlanmadığından,
eşyaların devri bedeli olarak talep ettiği tutar kanıtlanmamakla birlikte, davacının dava dilekçesinde terditli olarak açtığı davada, 15.10.2020 tarihli talep dilekçesinde, eşya bedelini talep ettiği beyanı ile birikte davacı vekilinin bu talep dilekçesinin ıslah dilekçesi olarak değerlendirildiği, ıslah harcının yatırıldığı, alınan bilirkişi raporundaki hesaplama ışığında talep edilebilecek eşya değeri üzerinden davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.
Davalı vekilince, davacıya eşyaları alması için ihtarname gönderildiği de gözetilerek, davalı yana eşyaların bedeli ödenerek devri konusunda taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmadığı ileri sürülerek davanın reddi talep edilmiş ise de, davacı yanının plates salonu olarak kiraladığı taşınmazın sonradan davalı yanca imzalanan kira sözleşmesi ile kiralandığı ve içindeki davacıya ait eşyaları ile birlikte davalı yanca fiilen kullanıldığı tanık beyanları ve tespit raporu içeriği ile anlaşılmaktadır.
Davalı yanca davacıya eşyaları alması konusunda ihtar gönderilmiş ise de, davalı yanca alacaklı temerrüdü kapsamında tevdi mahalli tayini cihetine gidilmediği de davalı vekilinin cevap dilekçesi içeriğinden anlaşılmaktadır. Tüm bu hususlar dikkate alındığında, eşyaların devri nedeniyle taraflar arasında sözleşme bulunmadığı, davalının herhangi bir şekilde eşya bedeli ödeme sorumluluğu bulunmadığı yönündeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.
Davalı yanca davacının davadaki talebinin işletme devri iddiasına dayalı olduğu, işletme içindeki eşya devir bedeline ilişkin talebi bulunmadığı ileri sürülmüş ise de, dava dilekçesi sonuç ve istem bölümünde açıkça " Eşyaların Devir Bedeli için 2.000 TL " nin tahsiline karar verilmesinin de talep edildiği ve ıslah beyanı gözetildiğinde, davalı vekilinin bu yöndeki istinafı yerinde görülmemiştir.
Yine davalı vekilince ilk derece mahkemesine açılan davada talep edilen 2.000 TL eşya yıpranma bedeli ile 2.000 TL kullanıma dayalı ecri misil hakkında red kararı verildiği gözetilerek, davalı yararana vekalet ücretine hükmedilmemesi istinaf edilmiş ise de dava dilekçesi sonuç ve istem bölümünde açıkça Eşyaların devir bedeli için 2.000 TL veya eşyaların yıpranma bedeli olarak 2.000 TL ve eşyaların halihazırda kullanılması nedeniyle 2.000 TL nin tahsiline karar verilmesinin talep edildiği, buna göre davanın terditli olarak açıldığı,
ilk derece mahkemesince de davacının yargılama aşamasında sunduğu talep açıklama ve ıslah dilekçeleri kapsamında terditli taleplerden ilki olan eşya bedeline hükmedildiği gözetildiğinde, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak ilk derece mahkemesince alınan tespit raporu ve bilirkişi rapor içeriğindeki hesaplama sonucu, eşya bedeli olarak 45.800 TL'nin dava tarihinden itibaren yürütülecek avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Dava dilekçesinde belirsiz alacak davası açıldığı açıkça belirtilmemiş olup, davacı tarafından açılan terditli davada dava dilekçesinde, eşya bedeli olarak fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere 2.000 TL'nin tahsili istenerek kısmi dava açılmıştır. İlk derece mahkemesi gerekçesinde de kabul edildiği üzere, davacının 09.02.2021 tarihli harçlandırdığı ıslah dilekçesinde arttırdığı tutar üzerinden davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bu durumda, dava dilekçesinde talep edilen 2.000 TL yönünden dava tarihinden, kabul edilen bakiye 43.800 TL için ise ıslah tarihi olan 09.02.2021 tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde tüm alacak tutarına dava tarihinden itibaren faiz yürütülecek şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, davalı vekilinin bu yöndeki istinafı yerinde görülmüştür.
Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesinin istinaf konu kararının temerrüt faizinin başlangıç tarihi yönünden düzeltilmek üzere kaldırılmasına ve davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, E. 2021/977, K. 2024/1370, 3 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama