İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAİSTİNAF KARARI

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2023/1661 K.2023/1802

Taraflar arasındaki hisse devir sözleşmesinin iptali ve hissenin davacı adına tescili istemli davanın ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmamış olması nedeniyle reddine dair…

Esas2023/1661Karar2023/1802Tarih9 Kasım 2023Okuma11 dk · 2.193 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
9 Kasım 2023
Dosya no
2023/1661
Karar no
2023/1802
İncelenen kararın mahkemesi
BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tarihi
11/04/2023
Numarası
2022/112 E. - 2023/331 K.
Davanın konusu
Hisse Devir Sözleşmesinin İptali ve Tescili
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.193 kelime·11 dk okuma

Taraflar arasındaki hisse devir sözleşmesinin iptali ve hissenin davacı adına tescili istemli davanın ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmamış olması nedeniyle reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, 1995 yılında dava dışı ...

Ticaret Limited Şirketini kurduğunu, davacının uzun yıllar sektörde başarılı bir şekilde çalıştığını, Eskişehir İli Sivrihisar ilçesindeki fabrikasında üretim yapıp ülke ekonomisine katkıda bulunduğunu, davacı müvekkilinin uzun yıllar çalışmış olmanın verdiği yorgunluk ve şirket merkezinin İstanbulda, fabrikanın ise Eskişehir'e olması sebebiyle gidiş gelişlerde yaşadığı zorluklar nedeniyle şirketini devretme kararı aldığını, bu kapsamda davalılardan ... isimli şahsın aracılar vasıtasıyla şirkete talip olduğunu, bu davalı ile anlaşmaya varıldığını,

anlaşma gereğince 62 adet çek ve senet karşılığında her ay 20.000,00 TL olmak üzere toplam 1.250.000 TL'yi davalı ...'ın ödeyeceğini, bunun karşılığında müvekkilinin kendi adına ve annesi adına bulunan vekalet namesi ile onun hissesini devretmeyi üstlendiğini, davacının 19.800 TL'ye tekabül eden hissesini Kadıköy ...

Noterliğinin 20/12/2012 tarih ve ... yevmiye numaralı devir sözleşmesi ile davalı ...'a devrettiğini, 200 TL'ye tekabül eden müvekkilinin annesi ...'a ait devir yetkisine sahip olduğu hisseyi de yine Kadıköy ...

Noterliğinin 20/12/2012 tarih ve ... yevmiye numaralı devir sözleşmesi ile davalı ...'a devrettiğini, çek ve senetlerin devir için verildiğini, şirketin nominal değeri 20.000,00 TL olduğundan devrin bu değer üzerinden gerçekleştiğini, ancak şirketin sahip olduğu Eskişehir'deki fabrika ve fabrikanın kurulu olduğu arazi ile yine fabrikadaki makine teçhizat ve hammadde değerleri nedeniyle şirket hissesinin 1.250.000,00 TL'ye tekabül eden senet ve çek verilmek suretiyle devri yapıldığını, davacı müvekkilinin edimini yerine getirmesine rağmen davalı ... ödemelerin hiçbirini gerçekleştirmemiş olduğunu,

davacı müvekkilinin ödenmeyen çek ve senetlerden bazılarını icraya koyduğunu, ancak icradan da herhangi bir sonuç alamadığını, müvekkilinin yaptığı araştırmalarda davalı bu davalının uzun süredir kendi işini yapmadığını, bankalar ve piyasaya yüklü miktarda borçlu olduğunu öğrendiğini, davacının yaptığı araştırmada devrettiği şirketin önce davalılardan ...'a hemen ardından bu kişi tarafından ...'a bu kişiden de davalı ...'in oğlu olan ...'a devrinin yapıldığını öğrendiğini,

davalı tarafın birden fazla muvazaalı devirler yapmak suretiyle son olarak kendi oğluna devrettirerek dava dışı şirket ve şirkete ait olan fabrika ve eklentilerine yönelik olası bir davayı sonuçsuz bırakma kastıyla hareket etmiş olduğunu, davacı müvekkilinin işbu dava dilekçesi ile birlikte davalı ... ile arasındaki limited şirket hisse devrine ilişkin sözleşmeden dönme hakkını kullandığını ve menfi zararını tespit etme zorunluluğu hasıl olduğunu, davacı müvekkilinin bu hisse devri hiç gerçekleşmemiş olsaydı bu şirketi işletmesi ile elde edeceği karlardan mahrum kalmış olduğunu, bu nedenle de dava dışı ...

Ticaret Limited Şirketine ait fabrikadaki makine ve teçhizatların kapasitesi sepiloit hammaddesi ile üretilen ürünlerin değeri ve miktarı dikkate alınarak bilirkişi marifetiyle mahrum kalınan karın tespit edilerek davalının borcunu ödemediği süre boyunca kazanabileceği muhtemel karın yoksun kalınan kar olarak talep etme zorunluluğu hasıl olduğunu, yine bu borcun tahsili amacıyla icra dairelerinde yapılan masrafları, çekilen ihtarname masraflarını da menfi zarar olarak talep etme zorunluluğu hasıl olduğunu, dava dışı şirketin sahibi olduğu Eskişehir İli Sivrihisar İlçesi ...

Mahallesi ... mevkii ... Pafta No, ... Ada Numaralı, ... Parsel numaralı ... metrekare taşınmaz üzerinde bulunan fabrikada satıldığı tarihte bulunan makinelerin hisse devrine ilişkin sözleşmeden dönülmesi nedeniyle devredilen şirketin sahibi olduğu fabrikadaki taşınır eşyaların da tam ve eksiksiz bir biçimde iadesi gerektiğini, davalı ...

20/12/2012 tarihinde şirketi noterden devraldıktan kısa bir süre sonra 01/03/2013 tarihinde şirketi davalı ... isimli kişiye devir gösterdiğini, bu kişinin de 22/03/2013 tarihinde davalı ... isimli kişiye satış gösterdiğini, ... isimli kişinin de 31/01/2014 tarihinde davalının oğlu davalı ...'a devir gösterdiğini buradan da anlaşılacağı üzere kısa süre içerisinde birden fazla kişi üzerinden satış göstermek suretiyle şirketi muvazaalı olarak oğlunun üzerine satış gösterdiğini, bu muvazaalı satışlarda taraf olan kişilerin de Yargıtay kararları gereği davada davalı olarak gösterileceğini ileri sürerek,

davalıların, davacılar aleyhine işlem yapma ve şirketi bilerek zarara uğratma ihtimallerine binaen davalı şirket faaliyetlerinin durdurulmasına, şirket hisselerinin devrinin önlenmesine, üçüncü şahıslar ve şirket hissedarlarının veya her ne suretle olursa olsun şirket nezdinde borçlandırıcı işlemler yapmasının, kambiyo evrakı düzenlenmesinin, borçlandırıcı cari hesap düzenlenmesinin önlenmesine, dava dışı ...

Limited Şirketinin davacıya ait 19.800 TL'ye tekabül eden hissesi ile davacının annesine ait 200 TL'ye tekabül eden hissesinin davalı ...'a devrine ilişkin sözleşmelerin ve şirket ortaklar kurulunun 20/12/2012 tarih ve 2012/1 karar numaralı kararın iptaline, dava dışı şirketin 19.800 TL'ye tekabül eden hissesinin davacı ... adına, 200 TL'ye tekabül eden hissesinin ... varisleri olması nedeniyle payına düşen 100 TL'ye tekabül eden hissesinin davacı adına tüm vergi, haciz, ipoteklerden ari olarak tesciline,

yargılama sırasında zararları net olarak tespit edildiğinde artırılmak üzere fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı ... vekili, savunmasında özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin davacıyı tanımayıp her hangi bir ticari ilişkisi olmadığını, söz konusu şirket hisselerini kendisinden almadığını, müvekkilinin ... ile ... arasındaki ilişkiyi de bilmeyeceğini, müvekkilinin dava dilekçesine göre iyi niyetli 4. kişi konumunda olduğunu, ortada bir ticari ilişki bulunduğunu ve bu ticari ilişkinin ilk muhattaplarının ... ve davacının kendisi olduğunu, dava dilekçesinden anlaşıldığı üzere ...'ın şirket hisselerinin bedelini davacıya ödeyerek satın aldığını, bu bedelin çek, senet, nakit karşılığında yapılmış olabileceğini,

davacının iddia ettiği gibi hisseler karşılığında kendisine verilen çek ve senetlerin ödenmemesi sebebiyle yasal yollara başvurebilme hakkı bulunduğunu, dolayısıyla davacı hisse bedellerinin ... tarafından kendisine ödenmediği iddiası ile müvekkilini davada taraf göstermiş ise de müvekkili ile davacı arasında herhangi bir ticari ve hukuki ilişki bulunmadığını, dolayısıyla müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

Diğer davalılar, davaya cevap vermemişlerdir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...

Dava, dava dışı şirket hisselerinin devrine ilişkin ortaklar kurulu kararının ve hisse devrine ilişkin sözleşmenin iptali ile adına tesciline, olmadığı taktirde bedelinin tazmini istemine ilişkin olup, davacı vekilinin yargılama sırasında maddi tazminata ilişkin talebini atiye bıraktığı, uyuşmazlık; davanın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı, davacının ortaklar kurulu kararının ve hisse devir sözleşmesinin iptalini isteyip istemeyeceği hususlarına ilişkindir.

Mahkememizce 21/06/2022 tarihli duruşmada alınan ara karar ile davacının dava dışı şirketin 20/12/2012 tarihli ortaklar kurulu kararının iptaline yönelik talebinin tefriki ile heyet halinde görülmek üzere mahkememizin 2022/580 E. kaydedildiği ve davanın husumet yokluğu nedeni ile reddine karar verildiği görüldü.

Davacı taraf maddi tazminat talebini atiye bıraktığını beyan ettiğinden ve HMK’nun 123.maddesine göre davanın davalıların rızası ile geri alınmasının düzenlendiği hususu nazara alınarak bu hususta her bir davalıya ayrı ayrı tebligat yapılarak maddi tazminat talebinin geri alınmasına ilişkin itirazları bulunup bulunmadığı konusunda beyanda bulunmak, beyanda bulunmadıkları taktirde davanın geri alınmasına rıza gösterdiklerinin kabul edileceği şerhini içerir tebligat yapıldığı,

davalılarca herhangi bir beyanda bulunulmaması üzerine atiye bırakma talebine rıza gösterdikleri kabul edilmekle davacı tarafın maddi tazminat talebi yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.

Davacı tarafın hisse devrinin iptali ile kendi adına tescili talebi yönünden ise, davacının talebi kendisine ve annesine ait hisselerin noterlik evrakı ile davalılardan ...'a karşı devir bedelinin ödenmemesine, ondan da diğer davalılara devrinin muvazaalı olarak gerçekleşmesi sebebine dayanmaktadır.

Her ne kadar her bir davalıya karşı olan taleplerin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılmış ise de TBK m.39 hükmü uyarınca yanılma veya aldatma sebebiyle ya da korkutulma sonucunda sözleşme yapan tarafın, yanılma veya aldatmayı öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmez veya verdiği şeyi geri istemezse, sözleşmeyi onamış sayılacağının düzenlendiği, iptali talep edilen noterlik hisse devir sözleşmelerinin 20/12/2012, 22/03/2013 ve 31/01/2014 tarihlerinde yapılmış olduğu görülmüştür.

Davacı taraf ile davalı ... arasında yer alan pay devir sözleşmelerinin incelenmesinde bedelinin nakden ve peşinen alındığının belirtildiği görülmüştür.

Yine davalılar arasında yapılan işlemlerin muvazaalı olmasına sebebine dayanılmış olduğundan açılan davanın TBK m.39 hükmü uyarınca yasal bir yıllık süre içerinde açılmadığı, pay devir sözleşmeleri haricinde davacı tarafın davalılardan talepte bulunduğuna dair bir iddia ve ispat da bulunmadığından bu talep yönünden açılan davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmamış olması nedeniyle reddine karar vermek gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir." gerekçesiyle,

hisse devrinini iptali ve davacı adına tescili talebi yönünden açılan davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmamış olması nedeniyle reddine, maddi tazminat talebi yönünden açılan davanın açılmamış sayılmasına,karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemenin kararının hatalı olduğunu, davacı müvekkilinin davalı ...'a ... hissesini devrettiğini, davacının devir karşılığı aldığı senetleri tahsil etmeye çalıştığını, ancak tahsil edemediğini, ardından eldeki dava ile hukuki yollara başvurulduğunu, buraya kadar davacı müvekkilinin dava dışı şirketin başka kişilere muvazaalı olarak satıldığına dair bir bilgi sahibi olmadığını, bu nedenle hisse devrinin iptali ve davacı müvekkili adına tesciline yönelik işbu davanın ikame edildiğini,

ikame edilen davanın asıl gerekçesinin dava dilekçesinde de görüleceği üzere, TBK m. 123-126 hükümleri, tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde bir tarafın asli edimi bakımından borçlu temerrüdüne düşmesi halinde karşı tarafa (alacaklıya), temerrüdün genel sonuçlarına göre TBK 125.maddesinin verdiği hakların kullanılarak sözleşmeden dönme ve verilenlerin iade edilmesi imkanınından faydalanmak olduğunu, zira davanın da bu hukuki gerekçe üzerine inşa edildiğini, dava dilekçesi hazırlanması sırasında, dava dışı şirketin ticaret sicil kayıtlarının incelendiğini,

davalı ...'ın taşınmazı kısa sürelerle birden fazla kez el değiştirmek suretiyle diğer davalılara ve son olarak oğlu olan ...'a devrettiğin,in tespit edildiğini, bu husus davacı asile sorulduğunda böyle bir devirden kendisinin haberdar olmadığını beyan ettiğini, TBK'nın 39.maddesi gereği hak düşürücü sürenin başlangıcının işlem tarihi olmayıp muvazaanın öğrenildiği tarih olduğunu, davacı asilin muvazaalı devirleri dava ikame etmeden hemen önce öğrendiğini, mahkemenin, 20/12/2012,22/03/2013 ve 321/01/2014 tarihlerinde yapılmış olan pay devir sözleşmelerinden söz ederek,

bu sözleşmelerde bedelin nakden ve peşinen alındığının belirtildiğini, davalılar arasında yapılan işlemin muvazaalı olması sebebine dayanıldığını ve bir yıllık yasal sürenin geçtiğinin belirtildiğini, ancak yerel mahkemenin bahsettiği devir sözleşmelerinden sadece 20/12/2012 tarihli devir sözleşmesinde davacı müvekkilinin taraf olduğunu, diğer pay devir sözleşmelerinden davacı müvekkilin haberdar olmadığını, dava ikame edileceği zaman, davalı ...'ın muvazaalı olarak hisseleri diğer davalılar üzerinden davalı oğlu ...'ın üzerine devrettiğini öğrendiğini,

yapılan devir işlemlerinin kısa süre içerisinde olması ve son olarak yine davalının oğluna devretmiş olması bir bütün olarak değerlendirildiğinde muvazaalı işlem olduğunun açık olduğunu, muvazaayı öğrenme tarihinin de dava tarihi olup hak düşürücü sürenin geçmediğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına, söz konusu hisselerin davacı adına tüm vergi, haciz, ipoteklerden ari olarak tesciline karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE Dava, muvazaa nedeniyle limited şirket hisse devrinin iptali ve tescili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmamış olması nedeniyle reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı, 1995 yılında kurduğu dava dışı ...

Sanayi ve Ticaret Limited Şirketine ilişkin olarak bu şirkette kendisinin ve annesinin sahip olduğu payların davalılardan ...'a devri konusunda anlaşmaya varıldığını, anlaşma gereğince 62 adet çek ve senet karşılığında her ay 20.000,00 TL olmak üzere toplam 1.250.000 TL'yi davalı ...'ın ödeyeceğinin kararlaştırıldığını, ancak kendisinin edimini yerine getirmesine rağmen bu davalının edimini yerine getirmediğini, şirketin muvazaalı şekilde diğer davalılar devredildiğini ileri sürmüş, mahkemece 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğinden bahisle davanın reddine karar verilmiştir.

Dosya kapsamından, davacının dava dışı ... Ltd. Şti.nezdindeki sahip olduğu hissesi ile annesinin sahip olduğu hissenin davalı ... arasında düzenlenen sözleşme ile bu davalıya devredildiği, buna göre davacının 19.800 TL'ye tekabül eden hissesini Kadıköy ... Noterliğinin 20/12/2012 tarih ve ... yevmiye numaralı devir sözleşmesi ile 200 TL'ye tekabül eden annesi ...'a ait hisseyi de Kadıköy ...

Noterliğinin 20/12/2012 tarih ve ... yevmiye numaralı sözleşme ile bu davalıya devredildiği anlaşılmaktadır. Davacının, davalı ...'a hisse devrine ilişkin olarak söz konusu devir sözleşmeleri dışında başkaca bir yazılı sözleşme bulunmamaktadır. Dosya kapsamında davacı tarafından sunulan ve davalı ... tarafından keşide edilen bir kısım senetler ile çeklerin bulunduğu görülmektedir.

Dosya kapsamındaki belgeler ve dava dilekçesi bir bütün olarak değerledirildiğinde, davacının iddiasının, davalı ... ile aralarındaki yazılı hisse devri ile birlikte vardıkları anlaşma uyarınca kendisinin hisseleri devri karşılığında adı geçen davalının 62 adet çek ve senet karşılığında her ay 20.000,00 TL olmak üzere toplam 1.250.000 TL'yi kendisine ödeyeceği şeklindedir.

Yani davacı, davalı ... ile aralarında bulunduğunu iddia ettiği anlaşmaya ve bu anlaşma gereğince adı geçen davalının edimlerini yerine getirmediği iddiasına dayanmaktadır. Bir diğer deyişle, esasında davacı, kendi edimini yerine getirmesine rağmen davalının ...'ın edimlerini yerine getirmediğini iddia etmektedir.

Nitekim hisse devri anlaşmasının muvazaalı şekilde yapıldığını iddia etmeyip sadece, hissenin bu davalıdan sonra muvazaalı şekilde diğer davalılara devredildiğini belirtiyor.

Bu nedenle mahkemece, davacı tarafından varlığı iddia olunan anlaşma konusunda hiç bir araştırma yapılmadan bu iddia yok sayılarak, eksik incelemeyle, somut olaya uygun düşmeyen TBK'nın 39.maddesi uyarınca davanın hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuş ve kararın kaldırılmasını gerektirmiştir. Açıklanan bu nedenlerle.

HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, davacı vekilinin esasa ilişkin istinaf sebepleri incelenmeksizin ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılarak, yukarıda belirtilen şekilde davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesi gerektiğinden aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca, davacı vekili vekilinin esasa ilişkin istinaf sebepleri incelenmeksizin ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harçlarının, talep halinde, ilk derece mahkemesince iadesine, 4-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair; HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.09.11.2023

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, E. 2023/1661, K. 2023/1802, 9 Kasım 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/1661
Karar No
2023/1802
Tarih
9 Kasım 2023

İlgili Kararlar

  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi E.2023/1661 K.2023/1404
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi E.2023/1661 K.2023/1689
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi E.2023/1663 K.2023/1576
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi E.2023/1663 K.2023/1633
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi E.2023/1663 K.2023/1424
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi E.2023/1665 K.2023/1693

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.