İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAİSTİNAF KARARI

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2023/226 K.2023/250

Taraflar arasındaki yönetici sorumluluğuna dayalı tazminat ve şirket yöneticisinin azli davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında verilen ihtiyati tedbire yönelik itirazın reddine reddine dair ara karara karşı, davalı vekili…

Esas2023/226Karar2023/250Tarih16 Şubat 2023Okuma10 dk · 2.097 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
16 Şubat 2023
Dosya no
2023/226
Karar no
2023/250
İncelenen kararın mahkemesi
Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Tarihi
14.12.2022
Numarası
2022/866 Esas
Dava
Yönetici Sorumluluğuna Dayalı Tazminat- Şirket Müdürünün Azli
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.097 kelime·10 dk okuma·2 bölüm

Taraflar arasındaki yönetici sorumluluğuna dayalı tazminat ve şirket yöneticisinin azli davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında verilen ihtiyati tedbire yönelik itirazın reddine reddine dair ara karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; yaklaşık ispat koşullarının yerine getirildiği ve davalının usulsüz/ yolsuz/ kusurlu ve kötü yönetimi nedeniyle hem İstanbul hem de Bursa'da şubeleri bulunan şirketin ve şirket ortağı olan müvekkilinin hukuki menfaatinin geriye dönülmez şekilde zarar gördüğü ve şirket yönetimini hala davalının üstlenmesi halinde hakkın elde edilmesinin tehlikeye gireceği, şirketin iflas aşamasına geleceği, şirketin, şirket ortaklarının ve çalışanlarının kül halinde zarara gireceği dikkate alınarak şirkete kayyım atanması taleplerinin kabulüne karar verilmesini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesi, ihtiyati tedbir talebini değerlendirdiği 08.10.2022 tarihli ara kararla; aralarında uyuşmazlık bulunan iki şirket ortağından birisinin, davanın devamı sırasında temsil ve ilzam yetkisini tek başına kullanması,

davacı açısından önemli zararlara sebebiyet verebileceği endişesi yaratabileceği, davacı tarafça davalının yönetim ve temsil yetkisinin tamamen kaldırılması istenilmiş ise de, bu yönde verilecek bir tedbir kararının şirket yönetimindeki sürekliliği aksatacağı, dolayısı ile şirketin menfaatlerinin tam anlamıyla sağlanamayacağı, davalının temsil ve ilzam yetkisi muhafaza edilmekle birlikte, bu yetkinin kullanılmasının mahkememizce atanacak bir denetim ve onay kayyımının onayına bağlanması suretiyle gerekli geçici hukuki korumanın sağlanacağı anlaşılmakla talebin kısmen kabulü ile ...

TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ'ne onay ve denetim kayyımı olarak Dr. ...'in atanmasına karar verilmiştir. Bu ara karara karşı, HMK'nın 394.maddesi uyarınca, davalı vekili tarafından itiraz edilmiştir.

İhtiyati tedbire itiraz eden davalı vekili, itiraz dilekçesinde özetle; davacının TTK ve şirketler hukukuna aykırı olarak ortaklar kurulu kararını tanımayarak, şirkette yönetici olma hırsıyla soyut iddialarla işbu davayı açtığını, davalının şirket müdürü olarak seçildi toplantıya davacının da katıldığını ve olumlu oy kullanarak oybirliği ile karar alındığını, zarar gördüğünü iddia eden davacının bu zararı somut delillerle ispatlamasının gerektiğini, zararın var olup olmadığının şirket defterlerinin incelenmesi neticesinde uzman bilirkişiler tarafından tespit edileceğini,

Bursa 3.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2022/199 değişik iş dosyasındaki tespitin yetkili olmayan mahkeme tarafından yapıldığını, mahkemenin delil tespitini şirketin genel merkezi dışında resmi defterlerini görmeden şirketle ilgisi olmayan kayıtlar üzerinden ve davacının kendisinin yıllarca kullanmış olduğu bilgisayardan bizzat kendi eliyle yüklenen sözde veriler üzerinde yapıldığını, müvekkilinin müdürü olduğu şirketin tüm defter ve belgelerinin yasal mevzuata uygun muhasebe standartlarına göre tutulduğunu,

şirketin Kamu Gözetim Kurulu tarafından yasal olarak yetkilendirilmiş bağımsız denetim firması tarafından denetlendiğini ve raporlandığını, davacının da katılarak olumlu oy vererek yetkilendirdiği bağımsız denetim şirketi tarafından hazırlanan raporda şirketin hesap tutma düzeninin, finansal tabloların kanun ve esas sözleşmenin finansal raporlamaya ilişkin hükümlerine uygun olmadığına dair bir hususa rastlanmadığının rapor edildiğini,

dava dışı şirketin ihracatçı firmalara da mal satması nedeniyle sıklıkla vergi inceleme usulünde karşıt inceleme adı verilen incelemelere ya da tam inceleme adı verilen kendisi hakkındaki vergi incelemelerine muhatap olduğunu, gerek şirketin bağlı bulunduğu vergi dairesinden gerekse Vergi Denetim Kurulundan sormak suretiyle şirketin sadece son 2 yılında değil, takdire göre 10 veya 20 yılında şirket hakkındaki tüm incelemelerin sonucunun öğrenilebileceğini, şirketin ne geçmişte ne de son 20 yılda faturasız, sevk irsaliyesiz tek bir satışının bulunmadığını, davacının ortaklıktan kaynaklanan haklarının engellenmediğini,

davalının davacının da katıldığı ortaklar kurulunda oybirliği ile seçildiğini davalının şirket müdürlüğü döneminde şirketin zarara uğratılmadığını, şirkete denetim ve onay kayyımı atanmasının şirketin sektörde ayakta kalmasını zora sokacağını, davacının şirketten ayrılmak için fahiş rakamlar talep ettiğini, kabul edilmeyince işbu davayı açtığını, davalının şirketin giderlerini şahsi harcamaları için kullandığı iddiasının doğru olmadığını, müvekkilinin şirketten alacaklı durumda olduğunu, giderlerin en ufak rakamlara kadar kayıt altına alınmasının şirketin doğru yönetildiğinin kanıtı olduğunu,

değişik iş dosyasına sunulan bilirkişi raporunun fahiş hatalarla dolu olduğunu, resmi bilirkişi raporunun kötüniyetli ve maddi olguları tahrif eden uzman görüşünün etkisinde hazırlandığını, şirketin tüm demirbaşları, makine ve stoklarının yerinde olduğunu, şirketin tam tasdik ve bağımsız denetim incelemelerinde de stokların sayılının yapıldığını, kayyımın işe başlama tutanağının tutulmasının ardından şirket merkezinde olan kumaşların hem kayyıma hem de davacı vekillerine gösterildiğini, müvekkilinin müdür olduktan sonra müdürlük ücreti dahi istemediğini,

taraflı bilirkişi raporunda çifte defter olduğu iddia edilen kayıtlara atıf bulunmadığını, rapora geçirilen hususların varsayıma dayalı olarak hazırlandığını, kayyım ücretinin şirkete yüklenmesinin doğru olmadığını, kayyım ücretinin davacı tarafından karşılanmasının gerektiğini belirterek şirkete atanan kayyım kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesi, ihtiyati tedbire itirazı değerlendirdiği ve murafaa sonucu verdiği 04.12.2022 tarihli ara kararla, ihtiyati tedbire yönelik davalı itirazının reddine karar verilmiştir. Bu son ara karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle.

13.10.2022 tarihli dilekçe ile tekrardan gerekçeli ara kararın tarafımıza tebliği istendiğini, mahkemenin de 18.10.2022 tarihinde ara karar şeklinde hazırlamış olduğu ihtiyati tedbir kararını elektronik tebligat yoluyla 23.10.2021 tarihinde tebliği gerçekleştirdiğini, taraflarınca yasal süresi içerisinde 31.10.2022(30.10.2022 pazara denk gelmesi sebebiyle) cevap dilekçesi ile birlikte itiraz olunduğunu,

mahkeme tarafından 14.12.2022 tarihinde yapılan duruşmada cevap dilekçesi ile itirazları hatalı olarak her ne kadar değerlendirilmemişse de mahkemenin tarafından ilgili duruşmayı itiraz duruşması olarak değerlendirip istinaf dilekçemizin esastan incelenmesi talep ettiklerini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 06.04.2009 tarihli 2007/15194 esas, 2009/4144 karar sayılı, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, 29.11.2021 tarih, 2021/647 esas, 2021/1409 karar sayılı, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi 16.06.2021 tarih, 2021/875 esas, 2021/794 karar sayılı, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi 08.07.2021 tarih,

2021/1051 esas, 2021/956 karar sayılı, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi 02.02.2022 tarih, 2022/126 esas, 2022/52 karar sayılı benzer kararlarının ekli olduğunu, Şirket ortağının bireysel çıkarını ön plana çıkartıp şirketi yönetilemez hale getirecek şekilde atanan kayyım özellikle kabul edilemez olduğunu, Ankara İstinaf Mahkemesi 21. Hukuk Dairesinin kararlarında istikrarlı bir şekilde TTK 630 kaynaklı açılan şirket müdürünün sorumluluğu davalarında ihtiyati tedbir mahiyetinde kayyım atanamayacağının belirtildiğini, ilgili istinaf kararlarında son derece açık olan bu durumun değerlendirilmesi gerektiğini,

yetkisiz mahkemeden alınan delil tespiti niteliğinde olan ve aksi tarafımızca daha kuvvetli bir şekilde ispatlanan bilirkişi raporundan başka dosyada delil de olmadığını, sadece ilgili bilirkişi raporundan yola çıkarak taraflarının da dinlenmeden verilen ihtiyati tedbir kararı hukuka aykırıı olduğunu, Cevap dilekçelerinde de gerek hukuki gerekse teknik anlamda bilirkişi raporunun hukuki delilden yoksun ve bir olguyu kanıtlamaya yetmeyeceğini delilleri ile birlikte kanıtladıklarını, iş bu sebeple yaklaşık ispatın gerçekleşmediğini,

ilgili davalarda yargı kararlarında da anlaşılacağı üzere yaklaşık ispat içinde tabiri caize mahkemeyi yani uyuşmazlığı çözüme kavuşturacak deliller arandığını, mevcuttaki bilirkişi raporunun delil vasfı da olmadığını, hukuki tabirle ancak delil başlangıcı olabileceğini, bundan ötürüdür ki mevcut durumda kayyım tedbiri hukuka açıkça aykırı olmakla beraber telafisi güç ve imkansız zararlar meydana getirdiğini, ayrıca kayyım ücretlerinin 20.000 TL bulması ve yargılamanın da hatırı sayılır bir süreye tekabül edeceği aşikarken bu külfetin bu durgun ekonomide müvekkili şirkete yüklenmesinin kabul edilebilir olmadığını,

Müvekkilinin davalının şirket müdürü olduğu süre içerisinde ...

Sanayi Dış Ticaret Şirketinin menkul ve gayrimenkul mal varlığında azalma olmadığını, borçlarında ve borçlanmalarında artış olmadığını, davamızda gelinen aşamada, özellikle mahkemece atanan kayyımlar tarafından hazırlanan raporlarla, dava başında, davacı beyanları ve delillerine istinaden var olduğu kabul edilen ihtiyati tedbir koşullarının gerçekte mevcut olmadığının tartışmaya yer vermeyecek bir biçimde ortaya çıktığını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu ara kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, itirazın reddine dair ara kararın kaldırılmasına,

itirazın kabulüne ve ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE Dava, şirket yöneticisinin sorumluluğu ve davalı müdürün TTK'nın 630/2. maddesi uyarınca müdürlük yetkisinin kaldırılması ve kayyım atanması istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında davacının tedbir talebinin kısmen kabulü ile şirkete denetim kayyımı atanması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmiş; davalı vekilince tedbire yöneltilen itirazın reddine karar verilmiş, bu son ara karara karşı, yasal süresi içinde, davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi,

HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.İhtiyati tedbir kararı verilebilmesinin en önemli şartı bir ihtiyati tedbir sebebinin mevcut olmasıdır. Kanunda bu husus genel olarak düzenlenmiş, hâkime oldukça geniş bir takdir alanı bırakılmıştır(m. 389/1).

Kanun, burada "mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından" söz etmektedir.

Bu hüküm dikkate alındığında, mevcut durumun değişmesi halinde, hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması, hakkın elde edilmesinin tamamen imkânsız hale gelmesi, gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğması tehlikesi varsa, ihtiyati tedbir sebebi var kabul edilecektir.

Hâkim kararında somut sebep gösteremiyor, bunu en azından açıklayacak veya asgari ölçüde ikna edecek delil değerlendirmesi yapamıyor, yaklaşık ispat ölçüsünü yakalayamıyorsa tedbire karar vermemelidir. Ancak bu da hiçbir zaman tam bir ispat seviyesinde ispat şartına dönüşmemelidir.Kural olarak bir davada tarafların ileri sürdüğü iddia ve savunmaların ispatı için tahkikat yapılması ve delillerin toplanması gerekir.

Hakim tüm delilleri inceleyip değerlendikten ve tam bir karara ulaştıktan sonra nihai kararını verir. Bu husus asıl davanın kabulü için geçerli olup, bu nedenle tam ispat aranır. İhtiyati tedbirlerde ise tam değil yaklaşık ispat yeterli olacağı HMK'nın 390/3. maddesinde düzenlenmiştir. Değişik ifadeyle, ihtiyati tedbire karar verebilmek için iddia olunan vakıanın subutu yönünde gerçeğe yakın bir ispatın başarılması yeterlidir.TTK'nın 630. maddesinin II. fıkrasında.

“Her ortak, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebilir.” Aynı maddenin III. Fıkrasında ise. “Yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi haklı sebep olarak kabul olunur.” denilmektedir.

Davacı şirkette müteveffa babasının miras payı nedeniyle ortağı haline gelmiş, müdür davalının şirketi kötü yönettiğini, şirket ve ortakların zarar görme tehlikesi bulunduğunu, taraflar arasında ihtilaflar yaşandığını, bu konuda mahkemelerde davalar bulunduğunu, Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/199 Diş tespit dosyasında alınan rapor nedeniyle davalı müdürün azlini talep etmiş ve derdest dava içerisinde şirket müdürünün yönetim yetkisinin kısıtlanarak şirkete kayyım atanmasını talep etmiştir.

İlk derce mahkemesince talebin kısmen kabulü ile denetim ve onay kayyımı atanması yönünden ihtiyati tedbir kararı verilmiş, davalının tedbire yönelik itirazı reddedilmiştir.

Somut olayda dosyaya sunulu deliller ile özellikle Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/199 D. iş tespit dosyasında alınan rapor içeriği dikkate alındığında, ihtiyati tedbir için yaklaşık ispat şartının gerçekleştiği, istinaf inceleme tarihi itibariyle yargılamanın bilirkişi raporu alınması aşamasında bulunduğu gözetildiğinde, ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbir ve ihtiyati tedbire yöneltilen itirazın reddi kararında yasa ve usule aykırılık görülmemiştir.İlk derce mahkemesi karar ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden,

davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 ve 394/son maddeleri uyarınca reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.

KARAR; Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.b.1 ve 394/5. maddeleri uyarınca, ihtiyati tedbire itiraz eden davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,2-İhtiyati tedbire itiraz eden davalı tarafından yatırılan istinaf harçlarının Hazineye gelir kaydına,3-İhtiyati tedbire itiraz eden davalı tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1. ve 394/5. maddeleri uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oy çokluğuyla ve kesin olarak karar verildi. 16.02.2023

KANUN YOLU

HMK'nın 362/1.f ve 394/5. maddeleri gereğince karar kesindir.

KARŞI OY

Somut uyuşmazlıkta, davalı müdürün davacının da katılımı ile yapılan genel kurulda münferit yetkili müdür olarak seçildiği, davacının vefat eden babasından dolayı miras yoluyla şirket hissedarı haline geldiği, davalının ise müteveffanın resmi nikahlı eşi olup, müteveffa ile evliliğinden olan çocukları ile şirkette hissedar olduğu, müdür davalının ayrıca şirket kuruluşundan beri hissedar olup, görev yaptığı anlaşılmaktadır.

Yargılamanın safahatında mahkemece denetim kayyımı olarak atanan kayyımların dava dosyasına rapor ibraz ettikleri de anlaşılmaktadır.

Kayyım raporu içeriklerinden delil olarak dayanılan Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/199 D.iş tespit dosyasında alınan raporun, şirketin Bursa şube tesislerinde ve davacının sunduğu deliller kapsamında delil tespiti amacıyla düzenlendiği, dava dışı şirketin tüm ticari defter ve kayıtları incelenmeksizin raporun düzenlendiği anlaşılmaktadır.

Taraflar arasında bir kısım ihtilaflar kapsamında davaların bulunması, davalının da katılımı ile seçilen müdürün TTK'nın 630. maddesi uyarınca azli için haklı neden olarak kabul edilemez. Tüzel kişilerin seçilmiş organları eliyle yönetilmesi asıl olup, TTK'nın 630/2. maddesinde ancak haklı sebeplerin varlığı halinde yöneticilerin yönetim hakkını veya temsil yetkisinin kaldırılmasını isteyebilir.

Eldeki davada, davalının yönetim hakkını kötüye kullandığı, şirketi zarara uğrattığı veya şirketi kötü yönettiğine ilişkin somut bir delil bulunmadığından yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiğinden söz edilemez. Esasen ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbir kararında da dosyada bulunan herhangi bir delil değerlendirilerek sonuca ulaşılmamış, soyut beyanlarla yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiği kabul edilmiştir.

Yargılamanın ilerleyen aşamalarında delillerin toplanmasından sonra ihtiyati tedbir karar verilmesi gerektiren bir durum olması halinde, talep üzerine mahkemece her zaman yeniden değerlendirme yapılabileceğinden, davalının ihtiyati tedbire itirazının değerlendirildiği tarihte dosyadaki delil durumuna göre ihtiyati tedbir şartlarının bulunmadığı anlaşıldığından, davalı yanın istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin denetim ve onay kayyımı atanmasına ilişkin 18.10.2022 tarihli ara kararına yöneltilen itirazın reddine dair 14.12.2022 tarihli ara kararın kaldırılarak,

ihtiyati tedbirin kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği düşünüldüğünden, saygın çoğunluk görüşüne katılamıyorum.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, E. 2023/226, K. 2023/250, 16 Şubat 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/226
Karar No
2023/250
Tarih
16 Şubat 2023

İlgili Kararlar

  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi E.2023/227 K.2023/270
  • Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi E.2023/227 K.2023/352
  • Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi E.2023/227 K.2023/214
  • İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi E.2023/228 K.2023/233
  • Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi E.2023/228 K.2023/347
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2023/228 K.2023/217

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.