KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 26 Aralık 2024
- Dosya no
- 2024/1834
- Karar no
- 2024/2009
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 08.10.2024
- Numarası
- 2022/461 Esas
- Dava
- Fesih ve Tasfiye
Karar Metni
1.031 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki TTK'nın 638/2. maddesi uyarınca şirket ortaklığından çıkma ve çıkma payının tahsili, aksi halde aynı Kanun'un 636/3 maddesi uyarınca haklı nedenle şirketin fesih ve tasfiyesi istemli açılan esas dava içinde istenilen ihtiyati tedbirin kısmen reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; haklı nedenler nedeniyle çıkma payı alacağı ödenerek şirket ortaklığından çıkmasına, tedbiren yönetim kayyımı uygun görülmez ise denetim kayyımı atanmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sırasında verilen 08.10.2024 tarihli ara kararla; "... 1-Davacı vekilinin oluşturulacak yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınması ve davalı şirkete yönetim-temsil kayyımı atanması taleplerinin REDDİNE, 2-Davalı şirkete ...
TC kimlik numaralı ...'ün denetim kayyımı olarak atanmasına, denetim kayyımına yıllık 15.000,00 TL ücret takdirine, kayyım ücretinin ileride haksız çıkacak taraftan alınmak üzere davacı tarafından mahkeme veznesine yatırılmasına, 15.000,00 TL kayyım ücreti davacı tarafından mahkeme veznesine yatırıldığında kayyıma görevinin tevdiine, bu kapsamda şirket tesis makina, cihaz, tesis, taşıt ve demirbaşların devri başta olmak üzere şirketle ilgili her türlü aktif ve pasif tasarruflar, mal ve hizmet alımı, kambiyo senedi düzenlemesi,
şirkette ilgili borç ödemesi gibi şirketin mali durumunu ve şirket ortaklarının menfaatini etkileyecek her türlü işlemlerin ve borçlandırıcı tüm işlemlerin denetim kayyımının denetim onayına tabi tutulmasına..." gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulüne, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle.
Dava açıldığında önlem alınması yönündeki taleplerinin reddedildiğini, olup bu arada geçen sürede; davalı şirketin münferit yetkili müdürü tarafından davalı şirket fiilen tasfiye edilmiş, işyeri kapatılmış (tabelasının dahi indirildiği ek raporda gösterilmiş, fotoğrafı eklenmiştir) gayri faal, çalışamaz hale getirildiğini, tüm personelin işten çıkarıldığını, Davalı şirketle aynı iştigal alanında, ...-... BENZERLİĞİ'nden de faydalanarak ...
DIŞ TİCARET AŞ. kurularak şirket portföyü ve personeli davalı şirket müdürünün ortak olduğu (... vs) şirketlere aktarıldığını, Mahkemeye sunulan bilirkişi ek raporunda, davalı şirketin 31.03.2024 tarihli bilanço verilerine göre hem kayıtlı bilanço, hem de rayiç değerler bakımından ÖZ KAYNAĞINI tükettiği, Öz kaynaklarının (- 5.148.262,77 TL) NEGATİF olduğu başka bir ifade ile yargılama sürecinde şirketin borca batık hale getirildiğinin sabit olduğunu, Yargılama sürecinde mahkemece TTK'nın 638/2. maddesi gereğince etkin önlem alınmadığı için müvekkili bakımından adil yargılanma,
hukuka erişim hakları ile Anayasayla teminat altına alına mülkiyet haklarının ihlal edildiğini, Şirket müdürü tarafından yargılama sürecince fütursuzca/kasıtlı olarak şirketin iflasa, borç batağına sürüklendiği, tüm çalışanlarının işine son verildiği, işyerinin kapatıldığı, portföyünün paravan şirketlere aktarıldığı,
aktarılmaya devam ettiği sabitken mahkemece sadece denetim kayyımı atanmakla yetinilmesi yetersiz ve sonuca etkisiz bir tercih olduğunu, Gelinen aşamada mahkemece alınması gereken etkin önlem, şirketin kasıtlı olarak oluşturulan kayıplarının şirkete geri dönüşünün sağlanmasına yönelik olması gerektiğini, TTK'nın 638/2. maddesinin varlık sebebinin de bu olduğunu, Şirketi yönetim yetkisinin, şirketi bu hale getiren ve bu durumdan menfaat sağlayan kişide kalması,
davalı şirketin borç yükünü artırmaktan başka bir işe yaramayacağını, borca batıklık durumu giderek büyüyeceğini, mahkemenin davalı şirkete yönetim-temsil kayyımı atanması taleplerinin reddine ilişkin kararının kaldırılması gerektiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu ara kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davalı şirkete ihtiyati tedbir yoluyla yönetim- temsil kayyımı atanmasına karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Talep, TTK'nın 638/2. maddesi uyarınca şirket ortaklığından çıkma ve çıkma payının tahsili, olmadığı takdirde aynı Kanun'un 636/3 maddesi uyarınca şirketin feshi davası olup, dava içinde şirkete yönetim kayyımı, olmadığı takdirde denetim kayyımı atanması yönünde ihtiyati tedbir talebine ilişkindir.İlk derece mahkemesince, şirkete yönetim kayyımı atanması yönündeki tedbir tabelinin reddine, denetim kayyımı atanması yönünde ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmiştir.
Bu karara karşı, davacı vekili tarafından, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, davacı vekili tarafından ileri sürülmüş olan istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacının asli talebi şirket ortaklığından çıkma olup, TTK'nın 638/2. maddesi uyarınca, "Her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir.
Mahkeme istem üzerine, dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebilir. "Bu maddede, çıkma talep edenin haklarının korunması için gerekli tedbir kararlarının alınacağı belirtilmiş olup, ihtiyati tedbirin koşullarının bulunup bulunmadığının HMK'nın 389 vd. hükümlerine göre belirlenmesi gerekir.
Yani, TTK'nın 638/2. maddesindeki tedbirlere hükmedebilmek için, ihtiyati tedbirin koşullarının bulunması gerekir.
Bu bağlamda davacı, geçici hukuki koruma kararı verilmezse telafisi güç veya imkansız zararların doğacağını ve davadaki haklılığını yaklaşık olarak ispatlamalıdır.Davacı vekilince diğer yönetici ortak tarafından şirketin kötü yönetildiği, uzun süre kar payı dağıtılmadığı, genel kurul toplantılarının yapılmadığı, şirket ortakları arasında kişisel sorunlar oluştuğu, şirket müdürünün rekabet yasağına aykırı hareketlerde bulunduğunu bu nedenle haklı nedenlerin oluştuğunu ileri sürerek şirkete yönetim kayyımı talep uygun görülmez ise denetim kayyımı atanmasını talep etmiştir.
İlk derece mahkemesi ara karar gerekesinde de işaret edildiği üzere; tüzel kişilerde asıl olan, tüzel kişiliğin seçilmiş yöneticileri tarafından, şirket ana sözleşmesi ve ticari hayatın gereklerine göre yönetilmesidir.
Şirkette organ boşluğu bulunmadığı ve davacı ihtiyati tedbir taleplerinden olan şirkete denetim kayyımı atanması yönündeki ihtiyati tedbir kısmının kabul edildiği de gözetildiğinde, verilen kararın tarafların menfaat dengelerine uygun olduğu sonucuna varılmıştır.
Kaldı ki yargılamanın ilerleyen aşamalarında sunulacak deliller ışığında yaklaşık ispatın gerçekleşmesi hâlinde, yargılamanın her aşamasında yeniden ihtiyati tedbir talep edilmesi ve mahkemece yeniden yapılacak değerlendirme sonucu verilen karara karşı kanun yolunun açık olması karşısında, mahkemenin bu aşamada ihtiyati tedbir talebinin kısmen reddi yönündeki ara kararında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Açıklanan bu gerekçelerle, ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin kısmen reddine ilişkin ara kararı isabetli olup, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3 maddeleri uyarınca reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KANUN YOLU
HMK'nın 362/1.f ve 391/3. maddeleri gereğince karar kesindir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, E. 2024/1834, K. 2024/2009, 26 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama