İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAİSTİNAF KARARI

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2025/1997 K.2025/1983

Taraflar arasındaki tespit ve rehnin kaldırılması talepli davanın ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle mahkemenin görevsizliğine dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine…

Esas2025/1997Karar2025/1983Tarih18 Aralık 2025Okuma12 dk · 2.437 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
18 Aralık 2025
Dosya no
2025/1997
Karar no
2025/1983
İncelenen kararın mahkemesi
İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tarihi
01/10/2025
Numarası
2024/123 E. - 2025/638 K.
Davanın konusu
Rehinin Kaldırılması ve Tespit
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.437 kelime·12 dk okuma·4 bölüm

Taraflar arasındaki tespit ve rehnin kaldırılması talepli davanın ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle mahkemenin görevsizliğine dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında Ankara ..Noterliğinin 24.06.2019 tarihli, ... yevmiye numaralı işlemi ile davacıya ait ... plakalı ticari araç üzerinde 30.000,00 TL değerinde rehin sözleşmesi kurulduğunu, söz konusu borcun hiçbir şekilde davacıya ait olmadığını, davacının, davalı ile muvazaalı acentelik sözleşmesi yaptığını, ancak esasen davalı şirketin işçisi olarak işçi-işveren ilişkisi kapsamında çalıştığını, bu sürede davacının yaptığı bütün işlemlerden doğan borç ve sorumluluğun tamamen davalı şirkete ait olmakla davacının herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını,

ancak davacının davalı şirkete rehne konu borç dâhil hiçbir borcu bulunmamasına ve hukuki işlem ve borçlardan doğan sorumluluk tamamen davalı şirkete ait olmasına rağmen hukuka aykırı şekilde rehin ilişkisi kurulduğunu, hukuka aykırı olması hasebiyle dava konusu rehne konu borcu kabul etmediklerini, davacının bütün hukuksuzluklara rağmen aracındaki rehnin kaldırılmasını istediğini, bu sebeple ödeme yapmak ve de rehnin kaldırılması için Altındağ ...

Noterliğinden 15.11.2023 tarihinde, ... yevmiye numaralı ihtarın çekildiğini, ancak davalının herhangi bir yanıt vermediğini, davalı şirketin ihtara herhangi bir cevap vermemesi ve davacıya herhangi bir şekilde IBAN vb. tevdi mahalli veya ifa yeri bildirmemesi mahkemece depo yeri belirlenmesi ve ihtirazi kayıtlı olarak depo edilmesi kararı verilmesini gerektiğini ileri sürerek, tevdi mahalli, ifa yeri veya depo yeri belirlenerek davacının ihtirazi kayıtlı olarak depo etmesine,...

Plakalı ... marka, kapalı kasa kamyonet, cinsindeki, 2009 model, transit 300 ... tipindeki aracın üzerindeki rehnin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, savunmasında özetle; davacının 01.11.1996 tarihli acentelik sözleşmesi ve cari hesap sözleşmesine istinaden acente olarak faaliyete başladığını, 2020 yılına kadar acente olarak faaliyet gösterdiğini, davacının iddiasının aksine acentelik sözleşmesinin muvazaalı olarak kabul edilemeyeceğini, 24 yılı aşkın bir süre ile acentelik sözleşmesine istinaden faaliyet gösterilmesi neticesinde bu hukuki ilişkinin muvazaalı olarak kabul edilemeyeceğini, davacının ticari ilişki kapsamında "acente" olarak işini sürdürdüğünü,

sözleşmede açıkça belirtildiği üzere sözleşmenin konusunun bağımsız bir tacir sıfatı ile hızlı kurye ve kargo taşımacılığı sözleşme ve işlemlerinin ...

Kargo nam ve hesabına yapılmasından ibaret olduğunu, davacının sözleşmede bu hizmetlerin karşılığı olarak gelen ve giden kargo sayısı temelinde sözleşmede belirtilen formüle göre hak ediş alacağı öngörüldüğünü, davacının sözleşmede belirlenen usulle hesapladığı hak ediş alacağı için her ay fatura keşide eden ve keşide ettiği faturalar mukabilinde alacağını tahsil eden bir tacir olduğunu, davacının kendi vergi numarası ve kendi SGK işyeri sicil numarası bulunan bağımsız tacir sıfatını haiz, kendi işçilerini kendisi istihdam eden, işçileri üzerinde işin ifası yönünden emir ve talimat vermek yetkisi olan ve işçilerinin her türlü ücret,

ikramiye vs. sosyal haklarının ödemesi ile sorumlu olan, aynı şekilde işçinin işe giriş ve işten çıkış bildirgelerini tanzim ve ilgili makamlara bildiren taraf olarak bizatihi kendisinin işveren konumunda olduğunu, aynı tip sözleşmeye dayalı olarak davalının bir başka acentesi tarafından muvazaa iddiasıyla İstanbul 2. İş Mahkemesinin 2011/187 Esas sayılı dosyasından açılan davada mahkemece uyuşmazlığın iş sözleşmesinden kaynaklanmaması,

davacının acente olması nedeniyle 18.12.2013 tarihli ve 2013/474 Karar sayılı karar ile mahkemenin görevsizliğine ve dosyanın ticaret mahkemesine gönderilmesine karar verildiğini, kararın Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 10/04/2014 tarih ve 2014/6849 E-12223 K sayılı kararıyla onandığını, rehin sözleşmesinin davacının davalıdan alınan borç karşılığında düzenlendiğini, taraflar arasında acentelik sözleşmesi uyarınca alacak borç ilişkisi bulunduğunu, davacının acentelik sözleşmesi uyarınca edimlerini yerine getirmediğini, 2019 yılında yapılan kasa sayımlarında yüksek miktarlı kasa açığının bulunduğunu,

sözleşme gereğince müşterilerden tahsil edilen taşıma ücretlerinin müvekkili şirket hesabına yatırılmadığını, yine davacının sorumluluklarına aykırı bir şekilde vadesi geçmiş ve ödenmemiş resmi kurum borçlarının (Vergi, SGK vb.) olduğunu, davacının acente olarak büyük miktarda ödenmemiş resmi kurum vs borçlarının bulunduğunu, bu borçlarının da davacı tarafından ödenmediğini ve ayrıca yine davacının personellerine ait Mayıs ayı 2020 maaş ve haklarının ödenemediğinin tespit edildiğini, acentelik sözleşmesinin VI-1-15 arasında düzenlenen yükümlülüklerin herhangi birinin ihlali nedeniyle fesih hakkı öngörüldüğünü,

davalının da acentelik sözleşmesini haklı nedenle feshetiğini, davacının 28.02.2020 fesih tarihi itibari ile 240.644,18 TL cari hesap borcu olduğunu, işbu cari hesap alacağının ödenmemesi nedeniyle ... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davacının takibe itirazı neticesinde açılan itirazın iptali davasının derdest olup Ankara 2. İş Mahkemesinin 2020/178 Esas sayılı dosyasında görülmeye devam etiğini, taraflar arasındaki ilişkinin dayanağının Karayolları Taşıma Yönetmeliğine dayandığını, davacının da davalının nam ve hesabına hızlı kurye ve kargo taşımacılığı sözleşme ve işlemleri işini sürdürdüğünü,

davacı yanın Karayolu Taşıma Yönetmeliği gereği Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığından alınan Acente G3 yetki belgesinin de bulunduğunu, F, G, H türü yetki belgesi sahiplerinin kendi nam ve hesaplarına taşıma yapamayacağını, yolcu bileti veya taşıma faturası düzenleyemeyeceğini, araflar arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi bulunmadığını, İş Kanunu'nda da belirtildiği üzere, "Bir işverenden,

işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye" asıl işveren-alt işveren ilişkisi denildiğini, sundukları hukuki mütaalada da ''...acentenin faaliyet gösterdiği işyeri kendisine ait bağımsız bir işyeri olduğundan ve bu ilişkide vekalet veren, acenteye ait söz konusu işyerinde herhangi bir işçi istihdam etmediğinden,

bu ilişkinin İş Kanunu 2. M anlamında asıl işveren alt işveren ilişkisi oluşturmayacağı sonucuna varılmalıdır..." denildiğini, davacının ciroya göre kestiği hak ediş faturasına istinaden alacağını tahsil ettiğini, davacının iddia ettiği gibi kendisine şube müdürü maaşı ayrılmadığını, davacıya maaş adıyla bir kalem ayrılarak ödeme yapılmadığını, cari hesap kayıtları incelendiğinde hak ediş ödemesi yapıldığı ve bunların her ay değiştiğinin görüldüğünü, davalının, taşıma mevzuatı gereği zaten bir şube açma imkânı var iken görünüşte bir acentelik sözleşmesi akdedip sözde acenteyi de işçi olarak çalıştırmasının hiçbir mantıki izahı bulunmadığını,

davacı yanın sırf kendi işyerine ait resmi kurum borçlarından kurtulmak ve İş Hukukunun koruyucu ilkelerinden yararlanarak menfaat elde etmek amacıyla kendisinin işçi statüsünde çalıştığını ileri sürmesi ve kendi taraf olduğu bir sözleşmeyi inkâr etmesi Medeni Kanunun dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu,kaldı ki davacının muvazaalı bir sözleşmenin parçası olduğunu ileri sürerek hak talep etmesinin de hukuka aykırı olduğunu, davacının farklı iddialarla alacak elde etmek için İş Mahkemesine başvuru yoluna tevessül ettiğini, söz konusu yargılamanın Ankara 2. İş Mahkemesinin 2020/178 Esas sayılı dosyasında görülmekte olduğunu,

taraflar arasındaki arasında acentelik sözleşmesinden kaynaklanan müvekkilinin cari hesap alacağı sebebiyle davacı aleyhine icra takibi başlatıldığını, söz konusu icra takibine itiraz neticesinde açılan itirazın iptali davasının da Ankara 2. İş Mahkemesinin 2020/178 Esas sayılı dosyasıyla birleştirildiğini, davaya konu rehne konu borcun da taraflar arasındaki cari hesap alacağından kaynaklandığını, döz konusu talebin yeniden talep edilmesinde de davacı açısından hukuki bir yararı bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava; davacı aracı üzerindeki rehnin kaldırılması istemine ilişkindir.HMK'nın 114 ve 115. maddeleri gereğince mahkemenin görevine ilişkin usul kuralları, kamu düzeniyle ilgili olup yargılamanın her aşamasında resen gözetilmesi gerekmekle dava dosyası öncelikli olarak görev konusunda tetkik edilmiştir.

Somut olayda; davacının taraflar arasında işçi işveren ilişkisi bulunduğunu iddia ederek davacı olduğu, davalı yanın ise taraflar arasında acentelik sözleşmesi bulunduğunu ve davalının alacaklı olması nedeniyle takip başlatıldığını, itirazın iptali davasının Ankara 2. İş Mahkemesinde devam ettiğini savunduğu,Mahkememizce incelenen Ankara 2. İş Mahkemesinin 2020/178 esas sayılı dosyasında asıl davanın, dosyamız davacısının işçilik alacaklarına, birleşen davanın ise dosyamız davalısı kargo şirketinin acentelik sözleşmesi kapsamında alacak istemine ilişkin olduğu,

dosyamız davalısı kargo şirketi tarafından Acentelik Sözleşmesine dayalı talepler nedeniyle önce Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesinde dava ikame edildiği ancak mahkemece davalının işçi olması nedeniyle acentelik ve vekalet sözleşmesinin muvazaalı olup olmadığı hususunda incelemenin İş Mahkemesince yapılması gerektiğinden bahisle görevsizlik kararı verildiği, anılan kararı inceleyen Ankara BAM 21. H.D nin 2021/2004 esas ve 2022/1450 karar sayılı ilamında aynen ''... dava ve takibin dayanağı olan acentelik ve vekalet sözleşmelerinin muvazaalı olduğunun iddia edildiği,

sözleşmelerin muvazaalı olup olmadığı hususunun değerlendirme görev ve yetkisinin İş Mahkemesine ait olup, ayrıca davacı ile davalı arasındaki temel ilişkinin işçi ve işveren ilişkisi olması nedeniyle taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümünde iş kanunu hükümlerinin uygulanmasını gerektireceğinden 6102 sayılı TTK'nın 5/1. maddesi yollaması ile 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca iş mahkemesinde görülmesi gerekir.

Bu durumda ilk derece mahkemesince, İş Mahkemesi'nin görevli olduğuna ilişkin ilk derece mahkemesince verilen görevsizlik kararı usul ve yasaya uygundur (Emsal mahiyette Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 15/02/2021 tarih 2020/6605 Esas 2021/3734 Karar sayılı kararı)...'' denildiği, bu sebeple dosyamız davalısı kargo şirketinin Ticaret Mahkemesinde açtığı davanın kesinleşen görevsizlik kararı sonucu Ankara 2. İş Mahkemesinin 2020/178 esas sayılı dosyasında birleştiği ve anılan mahkeme yapılan yargılamada;

taraflar arasında iş ilişkisinin bulunduğu kabul edilerek asıl davada dosyamız davacısına işçilik haklarının ödenmesine ve dosyamız davalısı kargo şirketinin açtığı birleşen davanın ise reddine karar verildiği, dosyamızda tarafların defter incelemesi yönünde ara karar kurularak taraflar arasındaki güncel alacak borç dökümünün hesaplanması istenilmiş ise de davacının buna ilişkin incelemenin zaten Ankara 2. İş Mahkemesinde yapıldığını beyanla ara karardan rücu talep ettiği ve mahkememizce yeni bir inceleme yapılmadığı,

gelinen aşamada davacının taraflar arasında işçi-işveren ilişkisi olduğunu beyan ettiği, davalı her ne kadar ticari ilişkinin acentelik sözleşmesine dayalı olduğunu savunsa da bu savunma ile açmış olduğu alacak davasında Ankara BAM 21. H.D nin yukarıda belirtilen kararında hem sözleşmelerin muvazaalı olup olmadığı hususunu değerlendirme görev ve yetkisinin İş Mahkemesine ait olduğunun hem de davacı ile davalı arasındaki temel ilişkinin işçi ve işveren ilişkisi olduğunun karara bağlandığı, bu durumda eldeki davada da Mahkememizin görevli olmadığı,

taraflar arasındaki temel ilişkinin işçi-işveren ilişkisi olduğu ve bu sebeple görevli mahkemenin İş Mahkemeleri olduğu anlaşılmakla HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca Mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle, mahkemenin görevsizliğine, HMK'nın 20.maddesindeki prosedür uyarınca dosyanın görevli iş mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; cevap dilekçesini aynen tekrarla, taraflar arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi bulunmadığını, taraflar arasındaki ilişkinin temelinin Karayolları Taşıma Yönetmeliğine dayandığını, taraflar arasında, acentelik sözleşmesine bağlı olarak bir ticari ilişki bulunduğunu, davacının yetki belgesi ile acentelik faaliyeti sürdürdüğünü, davacının yıllar boyunca hak ediş faturalarını tahsil ettiğini, acentelik sisteminin semerelerinden yararlandığını, taraflar arasındaki sözleşmede davacıya da 3 ay önceden bildirimle fesih hakkı tanınmasına rağmen bu hakkını kullanmadığını,

ticari ilişkiyi sürdürmeyi tercih ettiğini, davacının yıllarca acenteliğin semerelerinden yararlandığını, ancak ne zaman ki sözleşme sona ermiş sonrasında kendisinin kötü şartlarda, baskı altında muvazaalı sözleşmelerle çalıştırıldığını ve aslında işçi olduğunu iddia ettiğini, öte yandan huzurdaki dava ile ticari ilişki nedeniyle rehin sözleşmesine dayanarak TTK hükümlerine göre ticari dava ikame ederek kendisinin tacir olduğunu kabul ettiğini, çelişkili davranış yasağını ihlal ettiğini, tanık deliline dayanılmasına rağmen tanıkların dinlenmediğini, bilirkişi deliline de dayandıklarını, bu delillernin de toplanmadığını,

bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava, acentelik sözleşmesi uyarınca tesis edilen rehinin kaldırılması ve tevdi yeri belirlenmesi istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda mahkemenin görevsizliğine karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dosya kapsamının incelenmesinde; davacı ile davalı arasında 01.11.1996 tarihli acentelik sözleşmesi, 31.08.2010 tarihli vekalet sözleşmesi, 01.03.2006 tarihli cari hesap sözleşmeleri imzalandığı,

vekalet sözleşmesine göre davacının vekalet alan, davalının vekalet veren konumunda olduğu, sözleşmelerin 06.03.2020 tarihinde feshedildiği, davacının Ankara 2.İş Mahkemesinin 2020/178 Esas sayılı dosyası ile davalıya karşı işçi alacaklarının tahsili için dava açtığı, bu davada, davalı ile o acentelik ilişkisinin muvazaalı olduğunu, davalı ile aralarında işçi-işveren ilişkisi bulunduğunu ileri sürdüğü, bu arada, davalı tarafından davacı aleyhine acentelik sözleşmesinden kaynaklı cari hesap alacağı bulunduğunu, sözleşmenin de haklı olarak feshedildiği ileri sürülerek davacı aleyhine icra takibi başlatıldığı,

davacının itirazı üzerine Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/562 Esas sayılı dosyası ile itirazın iptali dava açıldığı, mahkemenin 26.10.2021 tarihli ve 2021/767 Karar sayılı kararı ile işçi işveren ilişkisi bulunması halinde acentelik ve vekalet sözleşmesinin muvazaalı olup olmadığını değerlendirmenin iş mahkemelerince yapılması gerektiği belirtilerek iş mahkemelerinin görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verildiği,

bu kararın istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesinin 23.11.2022 tarihli ve 2021/2004 Esas, 2022/1450 Karar sayılı kararı ile dava ve takibin dayanağı olan acentelik ve vekalet sözleşmelerinin muvazaalı olduğunun iddia edildiği, sözleşmelerin muvazaalı olup olmadığı hususunun değerlendirme görev ve yetkisinin iş mahkemesine ait olduğu,

ayrıca davacı ile davalı arasındaki temel ilişkinin işçi ve işveren ilişkisi olması nedeniyle taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümünde İş Kanunu hükümlerinin uygulanmasını gerektireceğinden TTK'nın 5/1. maddesi yollaması ile 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca iş mahkemesinde görülmesi gerektiği belirtilerek istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar verildiği, yargılamaya Ankara 39.İş Mahkemesinin 2023/82 Esas sayılı dosyası ile devam edildiği, bu dava dosyasının da Ankara 2.İş Mahkemesindeki dosya ile birleştirilmesine karar verildiği,

Ankara 2.İş Mahkemesinin 2020/178 Esas, 2024/523 Karar sayılı ve 15.10.2024 tarihli kararı ile taraflar arasında işçi işveren ilişkisi bulunduğu, cari hesap ve acentelik sözleşmesinin muvazaalı olduğu gerekçesiyle asıl davanın yani işçilik alacaklarına ilişkin davacının kısmen kabulüne, birleşen itirazın iptali davasının ise, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin vekalet-acentelik sözleşmesine dayalı olmadığı, ...

AŞ'nin şubesi niteliğinde olan ...'nın çalıştığı iş yerinin rutin harcama kalemlerinin, yapılamayan resmi kurum borç ödemeleri sebebi ile alacak talebi vs. ile bu kapsamda şube faaliyetleri için yapılan hak ediş ödemelerinin, işçi-işveren ilişkisine dayalı borç doğuran işlem niteliğinde bulunmadığı, şirketin bu bedelleri, davacı-karşı davalıdan talep edebilme imkanına sahip olmadığı gerekçesiyle reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.Bu tespit ve bilgilere göre;

davacının taraflar arasında işçi-işveren ilişkisi olduğunu beyan ettiği, davalı tarafça her ne kadar ticari ilişkinin acentelik sözleşmesine dayalı olduğu savunulmaktaysa da, bu iddia ile açmış olduğu itirazın iptali davasında, acentelik, cari hesap ve vekalet sözleşmelerinin incelendiği, bunların muvazaalı olup olmadığı hususunu değerlendirme görev ve yetkisinin iş mahkemesine ait olduğunun belirtildiği, bu sebeple verilen görevsizlik kararına yapılan istinaf başvurusunun BAM tarafından esastan reddedildiği,

yine yukarıda yer verilen iş mahkemesi kararı ile davacı ile davalı arasındaki temel ilişkinin işçi ve işveren ilişkisi olduğunun tespit edildiği, eldeki rehinin de bu ilişkiye dair olduğu, bu durumda eldeki davaya bakma konusunda iş mahkemelerinin görevli olduğu anlaşıldığından ilk derece mahkemesince verilen görevsizlik kararınında bir isabetsizlik görülmemiş ve davalı vekilinin istinaf isteminin reddine karar verilmiştir (Yargıtay 9.Hukuk Dairesinin 15.02.2021 tarihli ve 2020/6605 Esas, 2021/3734 Karar,21.10.2025 tarihli ve 2025/6168 Esas, 2025/8124 Karar,05.05.2025 tarihli, 2025/3369 Esas, 2025/4058 Karar sayılı kararı).

Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.18.12.2025

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, E. 2025/1997, K. 2025/1983, 18 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Tarafların İddia Ve Savunmalarının Özeti
  4. İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti
  5. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri
  6. İnceleme Ve Gerekçe
  7. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1997
Karar No
2025/1983
Tarih
18 Aralık 2025

İlgili Kararlar

  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2025/1999 K.2025/1984
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi E.2025/1999 K.2025/2110
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2025/2009 K.2025/1898
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2025/2010 K.2025/2001
  • Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi E.2025/2010 K.2025/2100
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi E.2025/2011 K.2025/2185

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.