KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 28 Ocak 2025
- Dosya no
- 2025/52
- Karar no
- 2025/78
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 14.11.2024
- Numarası
- 2024/685 Esas
- Dava
- Alacak (Kredi ve hisse rehni sözleşmesinden kaynaklı
Karar Metni
984 kelime·5 dk okuma
Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen ara karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 10.02.2021 tarihinde düzenlenen Hissedar Kredileri ve Hisse Rehni Sözleşmesinin 2.1 (a) ve (b) maddesinde belirtildiği üzere, müvekkili şirketin davalılara toplam 50.170.000 USD kredi verdiğini, sözleşmenin 3. maddesine göre yıllık %6 oranında faiz uygulanacağını, 4. maddede vade tarihinin 15.02.2026 olarak belirlendiğini, sözleşmenin 7. maddesinde uyarınca davalı ...‘nin ACT'deki hisseleri üzerinde müvekkili lehine birinci derecede rehin tesis edeceğini, davalı ...'nin,
09.02.2021 tarihinde 2021/2 sayılı yönetim kurulu karar ile ...‘ye yetki verdiğini, sözleşmenin 6. maddesi uyarınca ... ve ...'nin yıllık bağımsız denetçi raporlarının müvekkili ile paylaşılması gerektiğini, ancak sözleşmeye aykırı şekilde bu işlemin yapılmadığını, şirketin finansal tablo ve raporlarının paylaşılmadığını, bilgi verilmemesinin temerrüt olarak kabul edilerek kredinin tahakkuk eden faiziyle birlikte geri ödenmesinin talep edildiğini, cevabi ihtarda ise davalıların yükümlülüklerini yerine getirdiğinin ve temerrüt hali bulunmadığının vadenin henüz gelmediğinin belirtildiğini ileri sürerek,
yargılama süresince davalılara ait taşınmazlar, hava araçları ve müstakbel varlıklar dahil olmak üzere herhangi bir varlığını elden çıkarmasını ve üçüncü kişilere devrinin engellenmesine, davalı şirketlere kayyım atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sırasında 14.11.2024 tarihli ara kararında; "...Mevcut dosya incelendiğinde; davacı her ne kadar davalı şirketlerin taşınmazları, hava araçları ve müstakbel varlıkları da dahil olmak üzere herhangi bir varlığını elden çıkarmasını ve üçüncü kişilere devrini engelleyen ihtiyati tedbir kararı verilmesini ve davalılara kayyım atanmasına karar verilmesini talep etmiş ise de; davanın Kredi sözleşmesinden kaynaklı alacak davası olduğu, dosyanın tensip aşamasında olduğu, henüz her hangi bir delilin toplanmadığı, bu aşamada davacının davalılardan alacaklı olup olmadığı,
alacaklı ise ne miktarda alacaklı olduğunun belli olmadığı, bu durumun ancak taraf delileri toplandıktan ve gerekirse bilirkişi incelemesi yaptırıldıktan sonra ortaya çıkacağı, buna göre dosyada bu aşamada yaklaşık ispatın bulunmadığı ve talebin yargılamayı gerektirdiğinden talebin yerinde olmadığı ayrıca davanın niteliğine göre davalılara kayyım atanması da talep edilemeyeceği..." gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebinin reddine, karar verilmiştir.
Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle.
Müvekkilinin alacaklı olduğunun yaklaşık ispatı aşar şekilde kanıtlanması nedeniyle tedbir kararıverilmesi gerektiğini, müvekkilin alacağının senetle ispatlandığı HMK'nın 205/1. maddesi uyarınca kredi sözleşmesinin kesin delil teşkil ettiğini, sunulan Yargıtay kararlarında benzer durumlarda yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiğinin kabul edildiğini, dava dilekçesi ekinde sunulan imzalı ve imzası inkâr edilmeyen sözleşme, kredinin muaccel olduğuna dair muacceliyet ihtarı, davalılarca bu ihtarnameye verilen cevap dikkate alındığında alacağın varlığı ve miktarına ilişkin hiçbir tereddüt olmadığını,
bu nedenle alacağın yaklaşık ispatlanmadığına ilişkin gerekçenin yerinde olmadığını, Talebin yargılamayı gerektirdiğine ilişkin gerekçenin yersiz olduğunu, geçici hukuki koruma tedbirlerinde bu şartın aranmayacağını, yaklaşık ispat şartının aranacağını, ihtiyati tedbir kararı verilmemesi halinde müvekkili şirketin alacağını elde etmesinin imkansız hale geleceğini, başkaca delile gerek olmadan dahi ...’nin malvarlığının korunması gerektiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu ara kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, ara kararın kaldırılmasına ve ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, taraflar arasındaki kredi ve rehin sözleşmesi kapsamındaki alacağın tahsili istimine ilişkindir. Asıl dava içerisinde, borçlu şirketlere ait mal varlığının korunması, şirkete ait araçlar, taşınmazlar ve müstakbel varlıkların elden çıkarılmasının ve üçüncü kişilere devrinin önlenmesine ve şirketlere kayyım atanması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi talep edilmiştir.
İlk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin reddine dair ara karar verilmiş; bu ara karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekili dava ve istinaf dilekçesinde, müvekkilinin kredi sözleşmesinden kaynaklı alacağının tahsilini teminen borçlu şirketlerin mal varlığının korunması gerektiğini, aksi halde bu davanın neticesinde davacının alacağının karşılıksız kalacağını belirterek,
şirketin taşınır ve taşınmazlarının devrinin önlenmesine ve şirkete kayyım atanmasına karar verilmesini istemiştir.HMK'nın 389. maddesi uyarınca mevcut durumda meydana gelebilecek bir gelişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.
Aynı Kanun'un 391. maddesine göre, mahkeme, tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdii ya da bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verebilir. Kanun hükmü, tedbirin sadece dava konusu olan şey hakkında verilebileceğini düzenlemiştir. Davanın konusu olmayan şeyler hakkında tedbir kararı verilemez.
İhtiyati tedbirde, hakkında tedbir kararı alınan şey, esasen asıl davanın konusudur. Konusu para alacağı olan bir davada, koşullarının bulunması halinde İİK'nın 257 vd. maddelerindeki koşullar varsa, talep hâlinde ihtiyati haciz kararı verilebilir. Para alacağının talep edildiği bir davada uyuşmazlık konusu olmayan davalı/borçlunun araçları ve taşınmazları hakkında tedbir kararı verilemez.
Davacı vekilince ihitiyati haciz de talep edilmediği nazara alındığında ilk derece mahkemesince de bu gerekçeyle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi yerinde olmuştur. Diğer yandan yaklaşık ispat koşulunun oluşmadığı gerekçesinin yanı sıra talebin yargılamayı gerektiğini belirtmiş ise de bu ibarenin esasında talebin yaklaşık ispatlanmadığını desteklemek anlamında kullanıldığı anlaşılmaktadır.
Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 391/3 ve 353/1.b.1 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin verilen karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, E. 2025/52, K. 2025/78, 28 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama