KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15.HUKUK Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 18 Aralık 2024
- Dosya no
- 2021/1175
- Karar no
- 2024/1243
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Numarası
- 2017/728 Esas, 2020/689 Karar
- Tarihi
- 09/11/2020
- Davanın konusu
- Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan
Karar Metni
776 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Dava, taraflar arasında düzenlenen eser sözleşmesi sebebiyle menfi tespit talebine ilişkin olup; mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı davacı tarafça istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında 14.04.2017 tarihinde ... Konakları ...
Kısım ... ve ... yapılacak işler için 59.000,00-TL bedelle anlaştıklarını, parça parça 44.035,00-TL ödeme yapıldığını, davalının 15.000,00-TL borcu kaldığını bu borcu aralarındaki anlaşmaya göre 10.06.2017 tarihinde ödemesi gerektiğini, davalının, müvekkiline 17.04.2017 tarihinde vermiş olduğu 6.000,00-$ ve 26.04.2017 tarihinde ödemiş olduğu 4.000,00-$ için 10.06.2017 ödeme tarihli 10.000,00-$ bedelli bonoyu müvekkilinden almış bulunduğunu, bu bonoları bir nevi alınan paralara karşı teminat mukabiline davalıya vermiş olduklarını, davalının müvekkiline olan 15.000,00-TL borcunu ödemediğini,
müvekkili tarafından bu borç istendiğinde aralarında tartışma çıktığını, müvekkilinin 15.000,00 TL. alacağını alamadığı için iyi niyetli vermiş olduğu bono ile borçlu duruma düştüğünü belirterek, menfi tespit davalarının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili ile davacı arasında düzenlenen anlaşma uyarınca işçilik dahil 59.035,00-TL anlaşmış olduklarını, 44.035,00-TL'yi davacıya anlaşmada belirlenen tarihlerde elden ödediklerini, bu durumun da davacının kabulünde olduğunu, anlaşma çerçevesinde bakiye kalan 15.000,00-TL'yi ise parça parça davacıya elden ödediklerini, davacının imzasını taşıyan makbuzlarla da bu durumun sabit olduğunu, bu noktada, davacı tarafın malzeme almak üzere müvekkilden aldığını iddia ettiği 6.000$ ve 4.000$ karşılığında, teminat olarak, davalıya 10.000$ bedelli, 10.06.2017 ödeme tarihli senet verdiği iddiasının da gerçeği yansıtmadığını belirterek,
davanın reddini talep etmiştir. Mahkeme, davacının davaya konu bononun teminat amacıyla verildiğine dair yazılı bir delil sunmadığı, bonoda nakden kaydının bulunduğu, davacının yemin deliline de dayanmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair karar vermiştir.
Davacı vekili istinafında; anlaşma şartlarını izah ettiklerini, tanık anlatımlarını mahkemenin dikkate almadığını, davalı tarafın dayanaksız olarak bono bedelini borç olarak verdiğini beyan ettiğini, kararın hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık Türk Borçlar Kanunun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir.
Davacı vekili dava dilekçesinde, ...
Konaklarında yapılacak iş sebebiyle davalı ile 59.000,00 TL.'ye anlaştıklarını bu bedelin 44.035,00 TL.'sinin elden ödendiğini, 15.000,00 TL.'nin ödenmediğini müvekkilinin alacaklı olduğunu, davalının müvekkiline 17.04.2017 tarihinde vermiş olduğu 6.000 Dolar ve 26.04.2017 tarihinde ödemiş olduğu 4.000 Dolar için, davalının 10.06.2017 vade tarihli 10.000 Dolar bedelli bonoyu teminat karşılığa olarak aldığını icra dosyasına borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir.
Davalı vekili anlaşma bedelinin fazlasını ödediklerini, iş ilişkisi harici davacının borç aldığını bu sebeple davanın reddini talep etmiştir. İlk derece mahkemesi, davacının davaya konu bononun teminat amacıyla verildiğine dair yazılı bir delil sunmadığı, bonoda nakden kaydının bulunduğu, davacının yemin deliline de dayanmadığı belirterek davanın reddine dair karar vermiştir. Somut olayda; dava dilekçesi ekinde 09.05.2017 tarihli işçilik anlaşması sunulmuştur.
Bu anlaşma tarihine göre 15.000,00 TL. borç bakiyesi kaldığı taraflarca tespit edilmiştir. Dava konusu bono, bu anlaşma tarihinden sonraki döneme aittir. Ayrıca davalı vekilince cevap dilekçesi ekinde davacının, davalıdan aldığı tutarları gösteren 25.05.2017 tarihli 5.500,00 TL., 05.06.2017 tarihli 4.800,00 TL., 03.07.2017 tarihli 10.800,00 TL.'lik makbuzları sunduğu anlaşılmıştır.
Davacı eldeki davayı takibe konu bononun teminat amacıyla verildi iddiasıyla menfi tespit davası olarak açmıştır. Bir senedin teminat amacıyla verildiğinin kabul edilebilmesi için neyin teminatı olarak verildiğinin üzerine yazılması ya da bu konuda yazılı delil sunması gereklidir. Takip konusu 10.000 Dolar tutarındaki bono nakden kaydını ihtiva etmektedir. Davacı tarafın dava dilekçesinde yemin deliline de dayanmadığı anlaşılmaktadır.
Dosya kapsamı itibariyle teminat senedi iddiası ispatlanamadığından yerel mahkemece davanın reddine karar verilmesi yerindedir. Davacı vekili istinaf talepleri isabetsizdir.
Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi, E. 2021/1175, K. 2024/1243, 18 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama