KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15.HUKUK Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 24 Aralık 2024
- Dosya no
- 2021/1427
- Karar no
- 2024/1264
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 22/03/2021
- Numarası
- 2016/99 Esas, 2021/391 Karar
- Davanın konusu
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
Karar Metni
1.306 kelime·7 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Dava; taraflar arasındaki eser sözleşmene dayalı alacağın tahsili için davacı yan tarafından başlatılan icra takibine davalı yan tarafından yapılan itirazın iptali talebine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf talebinde bulunulmuştur.Davacı vekili; taraflar arasındaki ticari ilişkinin 08/06/2010 tarihinde imzalanan...
Sözleşmesi neticesinde kurulduğunu, bu sözleşme gereği davalı firmanın İstanbul ...Hastanesi binasının keşif özetinde tanımlanan özellik ve fiyatlarda medikal gaz sistemi ve hasta başı ünitelerinin proje, montaj ve işletmeye alma işlemlerini yerine getirmeyi üstlendiğini, ticari iş gereği fatura karşılığı cari hesap kaydı tutulduğunu, ödeme ve tahsilat işlemlerinin bu şekilde gerçekleştirildiğini, davalının muhasebe kayıtlarında 8.261,11 TL borçlu olduğunun görüldüğünü, ancak davalının işbu muhasebe kayıtlarında gösterilen cari hesap alacağına ilişkin geri kalan 8.261,11 TL bedeli ödemekten imtina ettiğini,
alacağın tahsili için davalı hakkında ... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, takibe davalı tarafından kötü niyetli olarak itiraz edildiğini tüm bu nedenlerle davalının ... sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili,
davacının ... sayılı dosyası ile yaptığı takibe itirazda belirttikleri üzere davacı ile müvekkili arasında İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/733 Esas - 2015/583 Karar sayılı dosyası ile her ikisi de davalı lehine sonuçlanmış dava ve birleşen davanın görüldüğünü, bu nedenle hakkında daha önce hüküm verilmiş ve davacı tarafından temyiz edildiği için Yargıtay'da olan dosyaya konu uyuşmazlıkla ilgili olarak yeniden dava açılmasının HMK 114.
Maddesi uyarınca mümkün olmayıp davanın usulden reddi gerektiğini, davalı şirket defterlerine göre davacının davalıya 279,53 TL borçlu iken davacının defterlerinde davalı şirketin takip konusu alacak tutarı olan 8.261,11 TL ve ayrıca 40.000,00 TL borçlu göründüğünü, davacının takibini kendi defterlerinde görünen bu alacağa dayandırdığını, ancak davacı defterlerindeki kayıtların doğru olmadığını, taraflar arasındaki iş ilişkisi kapsamında, davacıya 29/07/2011 tarihli ve 60.537,39 TL bedelli , 05.09.2011 tarihli 16.201,10 TL bedelli ve 21.05.2012 tarihli ve 8.540,64 TL bedelli fatura kesildiğini,
davacı tarafından davalı şirkete nakit olarak yapılan fatura ödemelerinin 75.000,00 TL tutarında olduğunu, davacının aleyhine sonuçlanan menfi tespit davası konusu çekin bedeli olan 10.000,00 TLnin tahsil edilmesi sonucunda yaptığı ödeme toplamının 85.000 TL olduğunu, hükme bağlanmış davada sunulan bilirkişi raporunda da davalının davacı ile yapmış olduğu iş kapsamında eksiksiz ifa gerçekleştirdiği ve yapılan işin bedelinin 86.070,33 TL olduğunun tespit edildiğini, bu durumda müvekkili şirketin 279,53 TL alacaklı olduğunu,
21.05.2012 tarihli 8.540,64 TL bedelli faturanın davacıya gönderildiğini ancak davacı tarafından faturanın iade edildiğini, davacının kötü niyetli olduğunu İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/733 Esas sayılı dosyası görülürken davanın başında 15/08/2012 tarihinde ticaret unvanı değişmesine rağmen bunu dosyaya bildirmediğini, hükmün bu şekilde kurulduğunu, daha sonra davalı aleyhine icra takibini yeni unvanı ile yaptığını ve davalı firmanın ticaret sicil üzerinden araştırma yapmak suretiyle davacının aslında ...
Şti olduğunu tespit ettiğini, tüm bu nedenlerle itirazın iptali talebinin reddine, takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece 22/03/2021 tarihli karar ile, taraflar arasında sözleşme ve ticari ilişkinin tarafların kabulünde olduğu, İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/733 Esas - 2015/583 Karar sayılı dosyasında sözleşme konusu işlerin tam ve eksiksiz olarak yapıldığının usulüne uygun bilirkişi raporuyla tesbit edildiği ve sözleşmenin haksız feshedildiğinin hüküm altına alındığı,
verilen hükmün Yargıtayca onanarak kesinleştiği, dolayısıyla tarafların arasındaki sözleşmenin haksız olarak feshedildiği ve davalının sözleşme çerçevesinde yüklendiği tüm edimleri eksiksiz ve tam olarak davacıya teslim ettiğinin kesin hükümle belirlenmekle mahkememizin de kabulünde olduğu, bu durumda davalının aradaki sözleşme uyarınca yapmış olduğu imalatlar sebebiyle düzenleyip davacıya gönderdiği 21/05/2012 tarihli ve ... numaralı faturanın hukuka uygun olarak düzenlendiğini, davacının ise usulüne uygun olarak düzenlenmiş olan faturayı ticari defterlerine kaydetmeyerek Üsküdar ...
Noterliğinin 28/05/2012 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesiyle iade ettiği anlaşılmakla iadenin haksız olduğu, zira Yargıtay'ca kesinleşen ilam doğrultusunda davalının sözleşmeyle üstlendiği edimleri eksiksiz yerine getirdiği bu durumda davalının davaya konu cari hesabı oluşturan faturayı da düzenleyip davacıya göndermesinde hukuka aykırılık bulunmadığı, mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunun da tüm bu hususları doğruladığı, davacı defterlerine göre 2015 yılı sonu itibariyle davacının davalıdan 8.261,11-TL alacaklı olduğu,
davalı kayıtlarına göre ise 2015 yılı sonu itibariyle davalının davacıdan 279,53-TL alacaklı olduğunun tesbit edildiği bu iki bedel toplandığında ise davaya konu cari hesabı oluşturan fatura bedeli olan 8.540,64-TL'nin bulunduğu dolayısıyla fatura bedelinin cari hesaplarla uyumlu olduğu, davalının davacıya borcu bulunmadığı, daha önce yapılan yargılama ve neticesinde kesinleşen mahkeme kararı bulunmasına rağmen takip yapan davacının takibinde kötüniyetli olduğu, gerekçesi ile davanın reddine, asıl alacağın % 20 kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesi ile,
sözleşmenin feshini taraflar arsındaki sözleşmeye ve yasaya uygun olduğunu, davacının sözleşmeyi feshetmesinin akabinde ve kötü niyetli olarak davalı tarafından 8.540,64 TL bedelli , yapmadığı işler için fatura düzenlendiğini, işbu faturanın 25/05/2012 tarihinde davacıya tebliğ edildiğini, faturaya yasal süresi içerisinde noter kanalı ile itiraz edildiğini, bu sebeple kesinleşmemiş bir faturanın davalı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, fatura içeriğini ispat yükünün davalı tarafın üzerinde olduğunu ancak davalı tarafın bu hususta her hangi bir yazılı delil sunamadığını,
ilk derece mahkemesinin kararında, İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/733 E., 2015/583 K. kararına atıf yaptığını, ancak atıf yapılan dava dosyasındaki bilirkişi raporu incelendiğinde görüleceği üzere bilirkişi raporunda toplam 31 adet gaz prizinin montajının yapıldığının beyan edildiğini ancak davalı tarafın düzenlediği ve ticari defterlerine kaydettiği 21.05.2012 tarih, seri a ... sıra numaralı ve 8.540,64 TL bedelli fatura içeriğinde 65 adet gaz prizi-dın, o2, 65 adet gaz prizi-dın, vakum, 20 adet gaz prizi-dın, bh4 bulunduğunu, bilirkişi raporundaki tespit ile fatura içeriği birbirini doğrulamadığını,
hükme esas alınan dava konusu olay ile iş bu dava konusu olayın tamamen farklı olduğunu, Diğer mahkeme de değerlendirme yapılan çek iken iş bu dava konusu olayın alacağın ödenmemesi olduğunu, belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır.
Davacı işsahibi, davalı ise yüklenicidir.Taraflar arasında 08.06.2010 tarihinde taşeron sözleşmesi akdedilmiştir. Davacı yan taşeronluk sözleşmesi gereği, davalı taşeronun, kendisine icra takibine konu ettiği 8.540,64 TL bedelli 25/05/2012 tarihli fatura nedeni ile borçlu olduğunu iddia etmiş, davalı taşeron ise verilen işi eksiksiz yerine getirdiğinin kesinleşen mahkeme kararı ile ispatlandığını belirterek davanın reddini istemiştir.Dosya kapsamından;
daha önce aynı taraflar arasında aynı taşeron sözleşmesi nedeni ile İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/733 E., 2015/583 K. Karar sayılı dosyasında davalı taşeronun işi eksiksiz yerine getirdiği tespit edildiği ve iş bu mahkeme kararının Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, iş bu mahkeme tarafından alınan bilirkişi raporu ile de davalının ticari defterlerine göre davalının, davacıdan 279,53 TL alacaklı olduğu,
her ne kadar davacı yanın defterlerine göre davalının davacıya 8.261,11 TL borçlu olarak görünmekte ise de bu farklılığın, davacı yanın davalının kestiği faturayı iade ederek defterine işlememesinden kaynaklandığı anlaşıldığından mahkemece yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru olmuştur.
Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi, E. 2021/1427, K. 2024/1264, 24 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama