İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi

İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 15. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi E.2021/3335 K.2025/1015

Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;

Esas2021/3335Karar2025/1015Tarih1 Ekim 2025Okuma11 dk · 2.212 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15.HUKUK Dairesi

Mercii
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
Karar tarihi
1 Ekim 2025
Dosya no
2021/3335
Karar no
2025/1015
İncelenen kararın mahkemesi
İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tarihi
18/05/2021
Numarası
2018/743 Esas, 2021/401 Karar
Davanın konusu
İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.212 kelime·11 dk okuma·1 bölüm

Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ

Dava; taraflar arasındaki eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için davacı yüklenici tarafından başlatılan icra takibine davalı iş sahibi tarafından yapılan itirazın iptali talebine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf talebinde bulunulmuştur.Davacı yüklenici vekili;

davacı yüklenicinin, davalı firma adına fason kazak işi yaptığını, en son 46.200 adet kazağı davalı firmaya verdiğini ve buna istinaden 27.10.2018 tarihli 120.120,00 TL tutalı fatura düzenlendiğini, davalı firmanın faturaya istinaden 50.000,00 TL ödeme yaptığını kalan bakiye borcu olan 70.120,00 TL ödemediğini, davacının bakiye alacağı için İstanbul 5.İcra Müdürlüğünün ...

E. sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, davalının takibe haksız yere itiraz ettiğini belirterek; itirazın iptalini ve davalının %20 den aşağı olmayan icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı iş sahibi vekili;

davacı şirketin kendisine verilen işi talimatlara uygun şekilde yerine getirmemesi ve ürünlerin ayıplı olması sebebiyle, davalı şirketin 65.000,00 Euro zarar ettiğini, davacı şirketin ürünlerin kalite kontrollerini, ütü ve paket işlemlerini uygun yapmaması sebebiyle müşteri tarafından ürünlerin ayıplı bulunduğunu ve bedelden indirim koşulu ile ürünleri satın almayı kabul ettiğini, davalı şirketin davacı şirkete ayıplı ürünler nedeniyle 62.100,00 TL bedelli reklamasyon faturası düzenlediği,

davalı şirketin davacı şirkete herhangi bir borcunun bulunmadığı bilakis davacı şirketin hatası nedeniyle davalının 400.000,00 TL zarar ettiğini, davacı şirketin ayrıca davalı şirkete ait 1500-2000 adet ürünü haksız bir şekilde elinde tuttuğunu belirterek; davanın reddini ve davacının alacağın %20 'sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini talep etmiştir.Mahkemece 18/05/2021 tarihli karar ile;

davacı şirket kayıtlarının muhasebe standartlarına uygun olmaması nedeniyle davalı şirket tarafından yapılan ödemelerin davalının ticari defterlerinde tespit edilen 115.000,00 TL olarak kabul edildiği ve davalı şirketin defter kayıtlarındaki 16.11.2018 tarihi itibarıyla 58.763,44 TL borç bakiyesinin hükme esas alındığı, dosya kapsamındaki deliller ve özellikle tanıklar beyanları ve bilirkişi raporuyla açık ayıp niteliğinde olduğu saptanan ayıpların süresinde ihbar edilmediği, nitekim ürünlerde bariz ütüleme ve ölçü hataları olduğu tespit edildiği ve bu durumun açık ayıp olduğu,

ürünlerin teslimi sırasında alıcı davalı şirketin iki iş günü içinde bu durumu satıcı davacı şirkete bildirmesi gerekirken; davalı şirket tarafından ihtirazi kayıt düşülmeksizin ürünlerin teslim alındığı, bir kısım ödemelerin yapıldığı ve dava dışı ihracatçı şirket ... San. Tic. Ltd.

Şti.'nin ürünleri Almanya'daki ... adlı firmaya gönderdikten sonra bir kısım ürünlerin ayıplı olduğundan bahisle davalı şirketin reklamasyon ödemeyi kabul ettiğini ve kalan bakiyeyi ödemediğini savunduğunu, böylelikle usulüne uygun süresinde ayıp ihbarının yapılmadığının anlaşıldığı, davalı şirket tanıklarından ...'nun; " (...) ilk denetimlerden sonra ...

Trikonun denetimlerini yaptığını bildirdiğini daha sonra ikinci aşamada sorunların karşılarına çıkmadığı için ürünleri gönderdiklerini ancak ürünlerin iade geldiğini..." beyan ettiğinden; açık ayıp olarak kabul edilen ürünlerdeki hataları, ikinci denetimde davalı şirketin gereğince incelemediği için farkedemediğinin anlaşıldığını, uyuşmazlığın , fason dikim işine ilişkin olmasına göre eser sözleşmesinden kaynaklandığı ancak satışa konu ürünler belli bir katalog ve numuneye göre üretildiğinden aradaki ilişkinin satış sözleşmesi hükümlerine göre değerlendirildiğini, davacının edimini yerine getirerek emtiayı teslim ettiği,

davalı tarafca malların ayıplı olması nedeniyle yansıtma faturası düzenlenmiş ise de, düzenlenen reklamasyon faturasının davacı tarafından kabul edilmeyerek iade edildiği, bu durumda davacının bakiye alacağının bulunduğu, davalı tarafından yapılan ayıp ihbarının TTK:23/1-c bendi uyarınca süresinde ve şartlarına göre yapılmaması nedeniyle takas ve mahsupta dikkate alınamayacağı, alacağın likit olmadığı, davacının davalıdan takip tarihi itibariyle 58.763,44 TL asıl alacaklı olduğu, gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile İstanbul 5. İcra Müdürlüğünün ....

E. Sayılı takip dosyasına yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 58.763,44-TL üzerinden ve takip tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek avans faizi ile beraber devamına, icra inkar tazminatı talebinin reddine, karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesi ile; yerel mahkemenin; davalı tarafından düzenlenerek davacıya gönderilen reklamasyon faturasının 6102 sayılı TTK'nın 21.maddesi anlamında fatura olmadığı ve 8 gün içerisinde itiraz edilmemiş olmasının içeriğinin kabul edilmiş sayılması sonucunu doğurmayacağı tespitleri ile,

dava konusu ürünlerin açık ayıp niteliğinde olduğu ve davalı tarafından teslim alındıktan sonra süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunulmadığı noktalarındaki tespitlerine katıldıklarını, 11.11.2020 tarihli bilirkişi kök raporu ile takip tarihi olan 30.11.2018 tarihi itibariyle davacının, davalı şirketten 70.120,00 TL alacaklı olduğunun tespit edildiğini, 02.03.2021 tarihli bilirkişi ek raporunda; davalı şirket tarafından yapılan ödemeler toplamının 115.000,00 TL olarak davalı ticari defter ve kayıtlarında göründüğü, davacı şirket ticari defter ve kayıtlarında davalı tarafından yapılan ödemeler toplamının 103.643,56 TL olarak kayıtlı olduğu,

ödeme kayıtları arasında 11.356,56 TL fark olduğunun tespit edildiğini, davacıya ait ticari defterlerin TTK hükümlerine uygun bir şekilde tutulduğu tespit edildiği halde; davacının ticari defter ve kayıtlarına itibar edilmeyerek, taraf defterleri arasındaki fark olan 11.356,56 TL'nin 70.120,00 TL'den mahsup edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, kaldı ki;

davalı tarafından, 120.120,00 TL tutarındaki faturaya istinaden 50.000,00 TL dışında ödeme yapıldığını gösterir dekont ya da belge sunulamadığını, 11.356,56 TL mahsup edilerek 58.763,44 TL üzerinden hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, icra inkar tazminatına hükmolunması gerektiğini, belirterek; yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

Davalı vekili istinaf dilekçesi ile; mahkemenin sadece davacı tarafın ticari defterlerine göre hazırlanan bilirkişi raporunu esas alarak karar verdiğini, taraflar arasındaki ilişki satım sözleşmesi değil eser sözleşmesi olduğunu, mahkemenin davayı hatalı değerlendirerek;

davada yanlış hükümleri uyguladığını, davacı tarafın üretim ve dikim işi yapmadığını, davacıdan bir ürün satın alınmadığını, davacı tarafın yaptığı işin, hazır triko kazakların kalite kontrolünün yapılması ve akabinde ütülenip paketlenmesi işi olduğunu, dolayısıyla Mahkeme kararında geçen ifadelerin somut durumla hiçbir ilgisi ve bağlantısı olmadığını, taraflar arasındaki ilişki eser sözleşmesi olduğundan davaya konu olaya TBK m.470 vd. hükümlerinin uygulanması gerektiğini, bu kapsamda ayıp ve ayıp ihbarı konularında da gerekçeli kararda atıf yapılan TTK m.23 hükmü değil, TBK m.474'deki "İş sahibi eserin tesliminden sonra,

işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve ayıpları varsa, bunu uygun bir süre içinde yükleniciye bildirmek zorundadır.” hükmünün uygulanması gerektiğini, tanık anlatımlarından, davalının işlerin olağan akışına göre uygun süre içinde muayene ve ihbar külfetini yerine getirdiğinin anlaşıldığını, akabinde TBK m.475 çerçevesinde bedelde indirim yaparak ayıplı malı kabul etme yoluna gittiğini, ayıplı işin 50.000,00 TL'lik kısmını ödediğini, geri kalanı için de reklamasyon faturası kestiğini, ayrıca tanık beyanlarından, ütü paket ve kalite kontrol işlemleri yapılan ürünlerin,

davacı şirkete ait atölyeden tırlara yüklenerek doğrudan yurtdışına gönderildiğinin anlaşıldığı, dolayısıyla ürünler, paketlendikten sonra ürünlerdeki gizli ayıbın tekrar kontrol imkanının kalmadığını, davalının malların ayıplı olduğunu yurtdışında yerleşik ... firmasının maili üzerine öğrendiğini, ayıp ihbarı yazılı bir şekilde yapılabileceği gibi sözlüde yapılabileceğini, ayıp ihbarının 01.11.2018 tarihinde davacı şirketin yetkilisi ...'in de bulunduğu whatsapp grubunda davalı şirket çalışanı tarafından yapıldığını,

bu yazışmalara ait ekran görüntüleri dosyada mevcut olmasına rağmen Mahkemece bu deliller ve whatsapp konuşmalarına dair bir değerlendirme yapılmadığını, dava dışı ... firmasından gelen belgeler ile delil listesinde bulunan yurtdışı menşeli ... firması kayıtlarının celbi yönündeki taleplerinin dikkate alınmadığını, kötü niyet tazminatı taleplerinin değerlendirilmediğini, bu taleplerine yönelik bir karar verilmediğini, davacının ticari defterlerinin mevzuata aykırı tutulmasına ve tarafların ticari defterleri birbiriyle uyumlu olmamasına rağmen ticari defterler esas alınarak karar verildiğini,

bu koşullar altında davacı şirkete ait ticari defterlerin delil niteliği olmadığını, davacının reklamasyon faturasına yasal 8 günlük sürede itiraz etmediğini bu nedenle fatura ve içeriğinin TTK m.21/2 gereğince kesinleştiğini, davacının her ne kadar 46.200 adet ürün için tek seferde 27.10.2018 tarihli bir fatura kesmişse de faturanın kesildiği tarihte henüz ürünlerin tamamının teslim edilmediğini, dosyaya sunulan belgelere göre sevkiyatın 25.10.2018 (18480 adet), 12.11.2018 (18480 adet) ve 14.11.2018 tarihinde (7491 adet) olmak üzere üç partide gerçekleştirildiğini,

ihracat beyannamelerine göre 18480 + 18480 + 7491 = 44.451 adet ürün teslim edilmiş, geriye (46200 - 44451) 1749 adet ürünün davacı şirketin elinde kaldığını, halen dahi davalı şirkete teslim edilmediğini, dosyada da 1749 adet ürünün, davalı şirkete teslim edildiğine dair hiçbir kayıt olmadığını, belirterek; yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

Uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yan yüklenici, davalı yan iş sahibidir.

Davacı yüklenici vekili; davacı; davalı firma adına fason kazak işi yaptığını, en son 46.200 adet kazağı davalı firmaya verdiğini ve buna istinaden 27.10.2018 tarihli 120.120,00 TL tutalı fatura düzenlendiğini, davalı firmanın faturaya istinaden 50.000,00 TL ödeme yaptığını kalan bakiye borcu olan 70.120,00 TL ödemediğini, davacının bakiye alacağı için İstanbul 5.İcra Müdürlüğünün ...

E. sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, davalının takibe haksız yere itiraz ettiğini belirterek; itirazın iptalini ve davalının %20 den aşağı olmayan icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiş, davalı iş sahibi vekili;

davacı şirketin kendisine verilen işi talimatlara uygun şekilde yerine getirmemesi ve ürünlerin ayıplı olması sebebiyle, davalı şirketin zarar ettiğini, davacı şirketin ürünlerin kalite kontrollerini, ütü ve paket işlemlerini uygun yapmaması sebebiyle müşteri tarafından ürünlerin ayıplı bulunduğunu ve bedelden indirim koşulu ile ürünleri satın almayı kabul ettiğini, davalı şirketin davacı şirkete ayıplı ürünler nedeniyle 62.100,00 TL bedelli reklamasyon faturası düzenlediği,

davalı şirketin davacı şirkete herhangi bir borcunun bulunmadığı bilakis davacı şirketin hatası nedeniyle davalının 400.000,00 TL zarar ettiğini, davacı şirketin ayrıca davalı şirkete ait 1500-2000 adet ürünü haksız bir şekilde elinde tuttuğunu belirterek; davanın reddini ve davacının alacağın %20 'sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini talep etmiş, Mahkemece;

davacı şirket kayıtlarının muhasebe standartlarına uygun olmaması nedeniyle davalı şirket tarafından yapılan ödemelerin davalının ticari defterlerinde tespit edilen 115.000,00 TL olarak kabul edildiği ve davalı şirketin defter kayıtlarındaki 16.11.2018 tarihi itibarıyla 58.763,44 TL borç bakiyesinin hükme esas alındığı, dosya kapsamındaki deliller ve özellikle tanıklar beyanları ve bilirkişi raporuyla açık ayıp niteliğinde olduğu saptanan ayıpların süresinde ihbar edilmediği, nitekim ürünlerde bariz ütüleme ve ölçü hataları olduğu tespit edildiği ve bu durumun açık ayıp olduğu,

ürünlerin teslimi sırasında alıcı davalı şirketin iki iş günü içinde bu durumu satıcı davacı şirkete bildirmesi gerekirken; davalı şirket tarafından ihtirazi kayıt düşülmeksizin ürünlerin teslim alındığı, bir kısım ödemelerin yapıldığı, usulüne uygun süresinde ayıp ihbarının yapılmadığının anlaşıldığı, uyuşmazlığın;

fason dikim işine ilişkin olmasına göre eser sözleşmesinden kaynaklandığı ancak satışa konu ürünler belli bir katalog ve numuneye göre üretildiğinden aradaki ilişkinin satış sözleşmesi hükümlerine göre değerlendirildiğini, davacının edimini yerine getirerek emtiayı teslim ettiği, davalı tarafca malların ayıplı olması nedeniyle yansıtma faturası düzenlenmiş ise de, düzenlenen reklamasyon faturasının davacı tarafından kabul edilmeyerek iade edildiği, bu durumda davacının bakiye alacağının bulunduğu,

davalı tarafından yapılan ayıp ihbarının TTK:23/1-c bendi uyarınca süresinde ve şartlarına göre yapılmaması nedeniyle takas ve mahsupta dikkate alınamayacağı, alacağın likit olmadığı, davacının davalıdan takip tarihi itibariyle 58.763,44 TL asıl alacaklı olduğu, gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile İstanbul 5. İcra Müdürlüğünün ....

E. Sayılı takip dosyasına yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 58.763,44-TL üzerinden ve takip tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek avans faizi ile beraber devamına, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.Davalı yan davacı için fason kazak işi yaptığını, 46.200 adet kazağı gönderdiğini belirterek; ödenmeyen bakiye alacağı için başlattığı icra takibine davacı iş sahibinin yaptığı itirazın iptalini talep etmiş, davalı iş sahibi ise işte ayıplar olduğu için kendisinin zararda olduğunu, davacı yana bu nedenle reklamasyon faturası düzenlediklerini belirterek; davanın reddini istemiştir.

Mahkemece taraflar arasındaki ilişki satış ilişkisi olarak nitelendirilmiş ve davalı yanın ayıp konusundaki itirazları, TBK nun 23. maddesine göre değerlendirilmiştir. Ancak dava eser sözleşmesinden kaynaklanmakta ve ayıp konusunda TTK değil TBK nun 474. Maddesinin uygulanması gerekmektedir.

Somut olayda ayıbın açıkça paketlerin üstünden dahi görünen bariz ütüleme hataları vb açık ayıplardan kaynaklandığı anlaşılmaktadır, bu durumda ayıp ihbarının TBK nun474. maddesine göre eserin tesliminden uygun süre içinde yapılmaşı gerekir.

Uygun süre eserin niteliğine göre tespit edilir, Eserin niteliğine göre paketlerden dahi üründeki ütüleme hataları görüldüğünden, davacı yan tarafından ürünü ihraç ettikleri firmanın mailinden ayıbı öğrendikleri savunmasına itibar etmek mümkün değildir. Kaldı ki yargılama sırasında dinlenen davalı tanığı ...'nun; " (...) ilk denetimlerden sonra ...

Trikonun denetimlerini yaptığını bildirdiğini daha sonra ikinci aşamada sorunların karşılarına çıkmadığı için ürünleri gönderdiklerini ancak ürünlerin iade geldiğini..." beyan ettiğinden; açık ayıp olarak kabul edilen ürünlerdeki hataları, ikinci denetimde davalı şirketin gereğince incelemediği için fark edemediğinin de anlaşıldığı bu nedenle davalının ayıp ihbarını süresinde yapmadığından ayıptan kaynaklanan seçimlik haklarını kullanamayacağı, davalının faturayı iade etmediği,

ürünleri itirazi kayıtsız teslim alıp, kısmi ödemeler de yaptığı, davacı yanın defterlerini muhasabe uygulamaları genel tebliğine uygun tutmadığı ek rapor ile anlaşıldığından davalı defter ve kayıtları esas alınarak davacının alacağının 58.763,44 TL olarak kabul edilerek mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.

Davacı yan ayrıca icra inkar tazminatına hükmedilmesi konusunda istinafa gelmiş ise de alacağın yargılama sonrasında tam olarak tespit edildiği ve davanın da kısmen kabulüne karar verildiği anlaşıldığından; davacı yanın istinafı kabul edilmemiştir.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla,

taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 18/05/2021 tarih ve 2018/743 Esas, 2021/401 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2-Davacıdan alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye 556,00 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,

3-Davalı tarafça yatırılması gereken 4.014,13 TL nisbi istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 944,23 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.069,90 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,4-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerlerinde BIRAKILMASINA,5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a bendi gereğince KESİN olmak üzere 01/10/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi, E. 2021/3335, K. 2025/1015, 1 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/3335
Karar No
2025/1015
Tarih
1 Ekim 2025

İlgili Kararlar

  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi E.2021/3357 K.2025/1025
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi E.2021/3419 K.2025/1011
  • İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/2 K.2025/754
  • Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/2 K.2025/607
  • Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/3 K.2025/850
  • İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/9 K.2025/711

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.