KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15.HUKUK Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 27 Kasım 2024
- Dosya no
- 2021/801
- Karar no
- 2024/1124
- İncelenen kararın mahkemesi
- BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 14/01/2021
- Numarası
- 2020/143 Esas, 2021/35 Karar
- Davanın konusu
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
Karar Metni
2.368 kelime·12 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Dava; icra takibine vâki itirazın İİK'nun 67. maddesi gereğince iptali ile takibin devamına ve icra inkâr tazminatı istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf talebinde bulunulmuştur.Davacı vekili, müvekkili şirket tarafından davalının eskiden kiracısı bulunduğu... adresinde bulunan taşınmazın inşaat ve tefrişat işleri tamamlanarak davalı borçluya eksiksiz olarak teslim edildiğini, müvekkili tarafından kesilen ve davalı şirketçe yasal süre içerisinde itiraz edilmeyen faturalar neticesinde müvekkili şirketin davalı-borçludan 554.188,89 alacağının kaldığını,
işbu alacağın rızaen tahsili amacıyla yapılan görüşmeler netice vermeyince müvekkili şirketin davalı-borçludan olan 554.188,89 bakiye alacağının tahsili amacıyla ... sayılı icra dosyası ile takip başlatıldığını, icra takibine davalı-borçlu tarafından itiraz edilmesi üzerine İstanbul 7. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2015/63 D.İş sayılı dosyasında yaptırılan tespit işlemi ile işlerin yapıldığı tespit ettirilerek sonrasında itirazın iptali davası açıldığını, İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/697 esas sayılı dava dosyası kapsamında yapılan yargılama neticesinde dosyasında yapılan yargılama neticesinde dosyadan alınan bilirkişi raporuyla;
davacı müvekkilin işi eksiksiz teslim ederek 554.189,39 alacaklı olduğu ancak tarafların ödeme şartları doğrultusunda takip tarihi itibariyle dava konusu alacağın 346.368.06’lik kısmının muaccel olduğunu, 207.820,83'lik kısmının takipten sonraki tarih olan 29.04.2015 tarihinde muaccel olduğundan bahisle bu miktar yönünden itirazın iptali davasının kabulüne, bakiye 207.820,83’lik kısmının takip tarihi itibariyle muaccel olmadığı gerekçesiyle bu miktar yönünden davanın kısmen reddine karar verildiğini,
kararın İstinaf ve Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği kesinleşmiş mahkeme kararıyla vadesi gelmemiş bakiye ana para alacakları olarak tespit edilen 207.820,83 'nin tahsiline yönelik olarak yine kesinleşen mahkeme ilamında muaccel olacağı tarih olarak kabul edilen 29.04.2015 tarihi gözetilerek avans faizi oranında hesaplanan takip öncesi 127.963,54 faizin ilavesiyle toplam 335.784,37L alacakları için ... sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını haksız olarak borcun tamamına itiraz edilmiş olduğundan icra takibinin durduğu belirterek itirazın iptali talep edilmiştir.Davalı vekili;
davacının huzurdaki davaya konu alacak bakımından kesin hükmün varlığı yönündeki iddiası mahkemeyi yanıltma amacına matuf olup, hukuken kabul edilemeyeceğini, İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde ikame edilen 2015/697 Esas sayılı itirazın iptali davası 346.368,06'lik alacak bakımından kesinleşmiş olup, huzurdaki itirazın iptali davasına konu takibe ilişkin alacak bakımından ise kesinleşmiş bir mahkeme kararı bulunmadığını, dava konusu alacak zamanaşımına uğradığını,TBK'nın 479. maddesi uyarınca iş sahibinin bedel ödeme borcu, eserin teslimi anında muaccel olduğunu,
iş sahibinin ücret ödeme borcunun eserin iş sahibine teslimi halinde muaccel hale geleceğini açıkça hükme bağladığını, bu itibarla davacı tarafından iddia edilen teslim tarihi dikkate alındığında, mezkur alacağın zamanaşımına uğradığı kolayca tespit edildiğini, davacı yan müvekkilinin ... ofisinde "Alçıpan, duvar, tavan şap, seramik duvar kağıdı, mermer tamiri" şeklindeki işleri yerine getirmiş ve karşılığında kararlaştırılan ücret müvekkilince davacı yana ödediğini, bu ödemeler davacının da kabulünde olup,
taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi işin davacı yanca teslimi ve müvekkilince kararlaştırılan ücretin ödenmesi suretiyle sona erdiğini, sözleşmeye dönüştüğü iddia edilen dayanak teklif formları incelendiğinde formların altında müvekkili şirkete ait kaşenin yahut müvekkili şirketi temsil ve ilzama yetkili kişilerin imzasının bulunmadığını, söz konusu belgelerde ...'a ait olduğu iddia edilen imzanın bulunduğu görüldüğünü, ...'ın müvekkili şirketi temsil yetkisi bulunmadığı gibi,
kendisi halihazırda müvekkili şirket içindeki görevini kötüye kullandığını ve şirket menfaatlerine zarar verecek şekilde eylem ve işlemler gerçekleştirdiği gerekçesi ile nitelikli dolandırıcılık suçundan dolayı İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2019/218 Esas sayılı dosyası tahtında yargılandığını, dava konusu teklif formlarının ve iş teslim formlarının ... tarafından imzalanmış olması taraflar arasında eser sözleşmesinin kurulduğu anlamına gelmediğini, zira müvekkili şirket tarafından söz konusu teklif formları ve/veya iş teslim formları imzalanmamış, onaylanmamış ve bunlara daha sonradan icazet verilmediğini,
bu çerçevede müvekkili tarafından herhangi bir onay/icazet verilmediği sürece sözleşmenin askıda hükümsüz olduğunu Mahkemece de takdir edileceğini, taraflar arasında bir sözleşmenin kurulduğundan bahsedilemeyeceğini, ... aracılığı ile müvekkiline fatura edilen mezkur işlerin piyasa rayicine uygun olup olmadığının tespiti olduğunu, bu nedenlerle huzurdaki davanın usulden ve esastan reddine, davacı yanca haksız ve kötü niyetli olarak başlatılan işbu icra takibi dolayısıyla davacı yanın alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine,
yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yan uhdesinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.Mahkemece 14/01/2021 tarihli kararı ile;İstanbul 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/697 esas sayılı dosyası incelendiğinde; davacı vekilinin ödenmeyen iş bedelinin tahsili için girişilen icra takibine yapılan itirazın iptali istemi ile davalı aleyhine dava açtığı,yapılan yargılama sonunda verilen 27/04/2017 tarih,2015/697 esas,2017/398 karar sayılı karar ile"davacının ticari defterlerinde davalı tarafından yapılan ödemeler sonunda cari hesabın ¨554.189,39 alacak bakiyesi verdiği,
davalının ticari defterlerinde ise cari hesabın sıfırlandığı ve dava konusu yapılan faturaların kaydına rastlanmadığı, davalının kiraladığı ... arası bulunan işyerinin davalı gereksinimlerine uygun şekilde modern bir işyeri haline getirilmesi amacıyla davacı yüklenicinin tespit dosyasındaki bilirkişi raporu ve eki fotoğraflar ile diğer belgelerle mimar ... tarafından imzalanan iş teslim tutanakları, sözleşmeye göre yapılan ve teslim edilen işlerle ilgili olarak düzenlenen ve yine aynı kişi tarafından teslim alınan faturalar birlikte değerlendirildiğinde,
davacı yüklenicinin sözleşmeye uygun şekilde yüklendiği işi tamamladığı ve teslim ettiğinin değerlendirildiği, varsa eksik ve ayıplara ilişkin bildirim yapılmadığı ve delil sunulmadığından davalı iş sahibinin eseri kabul ettiği ve yüklenicinin her türlü sorumluluktan kurtulduğu, iş sahibinin bedel ödeme borcunun teslim anında muaccel olduğu, tekliflerde iş bedelinin %25'inin peşin ve nakit, kalan kısmın ise 30 ve 60 gün vadeli çeklerle ödeneceğinin belirtildiğinden davacı tarafından düzenlenen 13 fatura toplamı olan ¨759.529,89'den ödenen ¨205.341,00'nin düşülmesi halinde davacı yüklenicinin ¨554.188,89 alacaklı olduğunun anlaşıldığı,
ancak iş bedelinin vadeye bağlanan %62,50'sine isabet eden ¨346.368,06'lik kısmı yönünden davalı iş sahibinin temerrüde düştüğü, fazlaya ilişkin kısımla ilgili takibin haksız olduğunun anlaşıldığı, davalının iş sahibine gönderilen iş tekliflerini imzalayan ... ile ilgili itirazlarının sözleşmenin davalı şirketin adresinde yapılmış olması ve ödemelerin bu kişi tarafından yapılması, şirketin bu kişinin işlemlerine onay verdiği, davacının takip yapmakta kısmen haklı olduğu ve kötüniyetli olduğunun anlaşılamadığı,
alacağın niteliği itibariyle yasal şartlar oluştuğundan %20 icra inkar tazminat miktarının kabul edilen miktar üzerinden hesaplanmak suretiyle davalıdan alınıp davacıya verilmesinin uygun olacağı gerekçeleriyle davanın kısmen kabul kısmen reddi ile... sayılı dosyasındaki davalının itirazının ¨346.368,06 üzerinden iptaline, takibin bu miktar üzerinden aynı şartlarla devamına, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine,
alacağın %20 si oranında hesaplanacak icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verildiği,taraf vekillerinin kararı istinaf etmesi üzerine,İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15 nci Hukuk Dairesi'nin 25/12/2018 gün ve 2017/1403 esas,2018/1722 karar sayılı kararı ile ,davacı vekilinin istinaf talebinin reddine,davalı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin icra inkar tazminatına ilişkin bölümün karardan çıkartılarak davalının... sayılı dosyasındaki itirazının ¨346.368,06 üzerinden iptaline karar verildiği,tarafların istinaf kararını temyiz etmeleri üzerine Yargıtay 15 nci Hukuk Dairesi'nin
09/12/2019 gün ve 2019/744 esas,2019/5060 karar sayılı ilamı ile istinaf kararının onanmasına karar verildiği ve kararın kesinleştiği, davacı tarafından davalı aleyhine açılmış bulunan ve yukarıda ayrıntıları ile safahatı açıklanan ilk dava,davacının haklılığının tespiti ile sonuçlanmış; böylece davaya dayanak alınan hukuki ilişkinin varlığı saptanarak, davalının sorumluluğu da kesinleşen bu hükümle tespit edilmiştir.
Bu kararın tespite ilişkin bölümünün sonradan açılan eldeki dava için kesin hüküm oluşturacağında kuşku bulunmadığı,lk davada alınan ve kesinleşen hükmün dayanağını teşkil eden bilirkişi raporunun alacak muaccel olduktan sonra açılan bu dava yönünden hem tarafları hem de mahkemeyi bağlayacak nitelikte kesin bir delil mahiyetini almış;
ilk davada kesinleşen bu rapor içeriği de dayanak alınarak hükme varılması gerektiğinden asıl alacak yönünden davanın kabulü ile davalının itirazının iptaline karar vermek gerektiği,Taraflar arasında borcun vade tarihinin kesin olarak belirlenmediği ve icra takibinden önce davalının temerrüde düşürülmediği konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Bu durumda, vade tarihi belirsiz olan para alacağı için davalı borçlu icra takibinden önce temerrüde düşürülmediğinden temerrüt faizi ancak icra takibinden sonraki dönem için talep edilebileceği, icra takibinden önce temerrüde düşürülmemiş olan davalı borçludan “işlemiş” temerrüt faizi talep edilmesi mümkün olmadığından davacı vekilinin işlemiş faize ilişkin talebinin reddine itirazın iptali davasında hüküm altına alınan alacak bilinebilir,
bir başka deyişle likit olması gerekli olup davacı alacağının ilk davada alınan bilirkişi raporu ile belirlendiği ve likit olduğu anlaşıldığından İİK'nun 67/2.maddesi gereğince asıl alacağın %20'si üzerinden icra inkâr tazminatına, karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesiyle, faiz alacağı yönünden red kararının hakkaniyetli olmadığını belirterek yerel mahkeme kararının bu yönüyle kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesiyle, eksik ve yetersiz inceleme ile hüküm kurulduğunu, müvekkil şirketin imza sirküleri de incelendiğinde, ...’ın şirketi temsile ve imzaya hiçbir şekilde yetkili olmadığı, davacının asla kabul etmediğimiz faturalarını dayandırdığı işlemlerin gerçekte yapılıp yapılmadığı hususu bile araştırılmamış olup iddia edilen iş yapılmış olsa bile,
işin sırf yapılmış olmasının, aynı zamanda taraflar arasında bir sözleşme ilişkisinin kurulduğu anlamına gelmeyeceğini, davacı yanın teklifine yanıtın, müvekkil şirketi temsil etme yetkisi olmayan biri tarafından müvekkil şirketin kaşesi ve onayı olmadan verilmesi sebebiyle müvekkil şirketi bağlayan bir irade beyanının varlığından ve sözleşmeden bahsedilemeyeceğini, dava konusu alacağın zamanaşımına uğradığını, yerel mahkemece zamanaşımı itirazlarının değerlendirilmediğini, mahkeme kararı incelendiğinde bu hususun hiç irdelenmediği,
hatta ve hatta dikkate dahi alınmadığı görüleceğini, davacının işbu uyuşmazlığa konu ettiği alacak iddiaları bakımından rayiç bedel tespiti yapmış olmamasının da kabul edilebilir olmadığınun sabit olduğunu, yerel mahkemenin istinaf başvurumuza konu kararını dayandırdığı faturalara ilişkin değerlendirmesi hatalı olup alacağın zamanaşımına uğradığını, kararın hukuki olmadığını, haksız davanın hem usulden hem de esastan reddine karar verilmesini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur.Taraflar arasındaki uyuşmazlık,
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır.
Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir.Dava dilekçesinde özetle davacının davalının eskiden kiracısı olduğu taşınmazın inşaat ve tefrişat işlerinin tamamlanarak yapılmasına rağmen bakiye 207.820,83 TL bakiye alacağının ödenmemesi sebebiyle başlatılan takibe davalı tarafından yapılan haksız itirazın iptali talep edilmiştir.Davaya konu ... sayılı takip dosyası incelendiğinde,
207.820,83 TL asıl alacak 127.963,54 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 335.784,37 TL üzerinden takip başlatıldığı ve davalının itirazı üzerine duran takibin devamını sağlamak için iş bu itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmaktadır.İstanbul 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/697 esas sayılı dosyası incelendiğinde;
davacı vekilinin ödenmeyen iş bedelinin tahsili için girişilen icra takibine yapılan itirazın iptali istemi ile davalı aleyhine dava açtığı,yapılan yargılama sonunda verilen 27/04/2017 tarih,2015/697 esas,2017/398 karar sayılı karar ile"davacının ticari defterlerinde davalı tarafından yapılan ödemeler sonunda cari hesabın ¨554.189,39 alacak bakiyesi verdiği, davalının ticari defterlerinde ise cari hesabın sıfırlandığı ve dava konusu yapılan faturaların kaydına rastlanmadığı,
davalının kiraladığı Zincirlikuyu'da 5 bodrum, zemin, 3 normal katı ve çatı arası bulunan işyerinin davalı gereksinimlerine uygun şekilde modern bir işyeri haline getirilmesi amacıyla davacı yüklenicinin tespit dosyasındaki bilirkişi raporu ve eki fotoğraflar ile diğer belgelerle mimar ... tarafından imzalanan iş teslim tutanakları, sözleşmeye göre yapılan ve teslim edilen işlerle ilgili olarak düzenlenen ve yine aynı kişi tarafından teslim alınan faturalar birlikte değerlendirildiğinde, davacı yüklenicinin sözleşmeye uygun şekilde yüklendiği işi tamamladığı ve teslim ettiğinin değerlendirildiği,
varsa eksik ve ayıplara ilişkin bildirim yapılmadığı ve delil sunulmadığından davalı iş sahibinin eseri kabul ettiği ve yüklenicinin her türlü sorumluluktan kurtulduğu, iş sahibinin bedel ödeme borcunun teslim anında muaccel olduğu, tekliflerde iş bedelinin %25'inin peşin ve nakit, kalan kısmın ise 30 ve 60 gün vadeli çeklerle ödeneceğinin belirtildiğinden davacı tarafından düzenlenen 13 fatura toplamı olan ¨759.529,89'den ödenen ¨205.341,00'nin düşülmesi halinde davacı yüklenicinin ¨554.188,89 alacaklı olduğunun anlaşıldığı,
ancak iş bedelinin vadeye bağlanan %62,50'sine isabet eden ¨346.368,06'lik kısmı yönünden davalı iş sahibinin temerrüde düştüğü, fazlaya ilişkin kısımla ilgili takibin haksız olduğunun anlaşıldığı, davalının iş sahibine gönderilen iş tekliflerini imzalayan ... ile ilgili itirazlarının sözleşmenin davalı şirketin adresinde yapılmış olması ve ödemelerin bu kişi tarafından yapılması, şirketin bu kişinin işlemlerine onay verdiği, davacının takip yapmakta kısmen haklı olduğu ve kötüniyetli olduğunun anlaşılamadığı,
alacağın niteliği itibariyle yasal şartlar oluştuğundan %20 icra inkar tazminat miktarının kabul edilen miktar üzerinden hesaplanmak suretiyle davalıdan alınıp davacıya verilmesinin uygun olacağı gerekçeleriyle davanın kısmen kabul kısmen reddi ile ... sayılı dosyasındaki davalının itirazının ¨346.368,06 üzerinden iptaline, takibin bu miktar üzerinden aynı şartlarla devamına, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine,
alacağın %20 si oranında hesaplanacak icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verildiği,taraf vekillerinin kararı istinaf etmesi üzerine,İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15 nci Hukuk Dairesi'nin 25/12/2018 gün ve 2017/1403 esas,2018/1722 karar sayılı kararı ile ,davacı vekilinin istinaf talebinin reddine,davalı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin icra inkar tazminatına ilişkin bölümün karardan çıkartılarak davalının... sayılı dosyasındaki itirazının ¨346.368,06 üzerinden iptaline karar verildiği,tarafların istinaf kararını temyiz etmeleri üzerine Yargıtay 15 nci Hukuk Dairesi'nin
09/12/2019 gün ve 2019/744 esas,2019/5060 karar sayılı ilamı ile istinaf kararının onanmasına karar verildiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmaktadır.Sonuç olarak, kesinleşen mahkeme ilamıyla davacı yüklenicinin davalıdan toplam 554.188,89 TL alacaklı olduğu ancak 60 günlük vadeye bağlanan %37,50 sine tekabül eden 207.820,83 TL lik kısmının takip tarihi itibarıyla muaccel olmaması sebebiyle bu kısım yönünden davanın reddine karar verildiği, davacı tarafından sonrasında bu miktar için takip başlatıldığı,
davacı yüklenici tarafından davalının kiraladığı iş yerindeki tadilat ve yenilemelerin gereği gibi yapıldığının kesinleşen ilamla somut olarak tespit edildiği ,davalı tarafından sözleşme ilişkisinin inkarının yerinde olmadığı, davalının iş yerinde yapılan bu kapsamdaki tadilatın bilgisi dışında olduğunun kabulünün hayatın olağan akışına olmadığı,
her ne kadar davalı vekilince zamanaşımı itirazında bulunulmuş ise de teslim tutağında işin 28/02/2015 tarihinde teslim edildiğinin belirtildiği takip tarihinin ise 02/01/2020 olduğu bu haliyle TBK 147/6 maddesinde belirtilen zamanaşımı süresinin dolmadığı davalı vekilinin istinaf taleplerinin yerinde olmadığı görülmüştür.Yine her ne kadar davacı vekili işlemiş faiz talebi yönünden verilen ret kararının kaldırılması talep edilmiş ise de,
taraflar arasında borcun vade tarihinin kesin olarak belirlenmediği ve icra takibinden önce davalının temerrüde düşürülmediği ,vade tarihi belirsiz olan para alacağı için davalı borçlu icra takibinden önce temerrüde düşürülmediğinden temerrüt faizi ancak icra takibinden sonraki dönem için talep edilebileceğinden davacı vekilinin istinaf talebinin yerinde olmadığı görülmüştür.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına,
kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi, E. 2021/801, K. 2024/1124, 27 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama