KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15.HUKUK Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 3 Haziran 2025
- Dosya no
- 2025/711
- Karar no
- 2025/596
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 12/02/2025
- Numarası
- 2025/115 Esas (Derdest
- Davanın konusu
- İtirazın İptali
Karar Metni
821 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sırasında verilen ara kararına karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Dava; taraflar arasında düzenlenen kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan itiraz iptali talebine ilişkin olup; mahkemece 12.02.2025 tarihli ihtiyati haciz / Tedbir talebinin dair verilen karara davacı vekilince istinaf talebinde bulunulmuştur.Davacı vekili ;
müvekkil şirketin alacağının bulunması sebebiyle davalıya kestiği fatura, servis formu, ve diğer yandan borçlu tarafın icra takibine itiraz ederken taraflar arasında yapılan ticari iş gereği yaptığı ödemeye ilişkin hiçbir belge sunmadığı düşünüldüğünde müvekkil şirketin alacağının bulunduğunun sabit olduğunu, müvekkili şirket alacağını yaklaşık olarak bile değil kesin olarak ispatlamış bulunduğunu, davalı taraftan olan alacağının vadesinin de geldiğini, davalı tarafın uzun süredir faturaya konu borcu ödemeyerek müvekkili şirketin mağduriyetine sebep olduğunu, borçlu ile davadan önce şifahen yapılan görüşmede,
borcun ekonomik sıkışıklık sebebi ile ödenemeyeceğini ifade ettiğini, haricen öğrendikleri üzere, borçlunun mal kaçırma çabası içinde olduğunun tespit edildiğini, davalı tarafın yargılama sürecinde mal kaçırma ihtimali bulunduğunu, ileride verilecek olan kararın infazının mümkün olmayacağı ihtimali göz önüne alınarak,
davalının adına kayıtlı menkul ve gayrimenkul mallar ile 3. kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyati haczine karar verilmesi gerektiğini, ihtiyaten haciz taleplerinin kabulü ile alacaklarının tamamını karşılayacak şekilde davalı borçlunun malvarlığı değerleri üzerine ihtiyaten haciz/tedbir konulmasına , itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili , taraflar arasında sözlü ya da yazılı bir sözleşme bulunmadığını , teslim edilen mal ve hizmet olmadığını ,ispat yükünün davacıda olduğunu belirterek davanın reddine ve kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece , ihtiyati haciz müessesesi İİK nun 257-268. maddelerinde düzenlendiği , İİK 257. maddesi.
“Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı ihtiyati haciz isteyebileceği gibi borçlunun belirli yerleşim yeri yoksa veya borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunursa da alacaklı vadesi gelmemiş borçtan dolayı ihtiyati haciz isteyebilir.” hükmü ile ihtiyati haciz talep edebilmek için rehinle temin edilmemiş bir alacağın mevcut olması ve bu alacağın istenebilir olması gerektiği ,
Talep dilekçesi, yapılan genel açıklamalar ve bahse konu yasa maddeleri ile bir bütün halinde değerlendirildiğinde,ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin iddiasının ancak yargılamayla belirlenebileceği, dolayısıyla muaccel bir alacağın varlığına dair "yaklaşık ispat" koşulunun gerçekleşmediği ihtiyati haczin şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir talebinin reddine karar vermek gerektiği belirtilerek , ihtiyati haczin reddine karar verilmiştir.Davacı vekili istinafında ,
yerel mahkemenin yaklaşık ispat koşulunun bu aşamada sağlanamadığı gerekçesiyle ret kararı vermiş ise de müvekkilinin alacağının bulunması sebebiyle fatura servis formu bulunduğunu , davalının takibe itiraz ederken ödemeye ilişkin bir belge sunmadığını , bu sebeple müvekkilinin alacağının bulunduğunun sabit olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık Türk Borçlar Kanunun 470 ve devamım maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali davası olup , davacı yüklenici davalı iş sahibidir.Davacı vekili dava dilekçesinde ,
davalının kompresör bakım hizmeti aldığını , servis formu bulunduğunu , radyatör değişimi saat bakımı yapıldığını , 128.830,66 TL.
Tutarlı fatura kesildiğini ,teklif formunda 15 gün içerisinde ödemenin yapılacağının kararlaştırıldığını , ödenmediğini ve icra takibi yapıldığını takibe yapılan itirazın iptalini talep etmiştir.Davalı vekili ise , taraflar arasında sözlü ya da yazılı bir sözleşme olmadığını , mal teslimi bulunmadığını , ispat yükünün davacıda bulunduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.Yerel mahkeme , davacı vekilinin iddiasının ancak yargılamayla belirlenebileceği,
dolayısıyla muaccel bir alacağın varlığına dair "yaklaşık ispat" koşulunun gerçekleşmediği ihtiyati haczin şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir talebinin reddine karar vermiştir.Somut olayda , davalı taraf sözleşme ilişkisini ve mal teslimini reddetmektedir. Bu durumda sözleşme ilişkisinin varlığı ve dava konusu alacak ve miktarı yargılama sonunda belirlenecektir.
HMK 389 maddedeki yaklaşık ispat ve ihtiyati tedbir koşullarının oluşmadığı , ihtiyati haciz açısından ise muaccel olmuş bir alacak olmadığı, yaklaşık ispat oluşmadığı, İİK 257 vd. maddelerdeki şartların oluşmadığı anlaşılmaktadır.
Bu nedenle yerel mahkeme kararı hukuka ve usule uygun ve isabetli olduğundan , davacı vekilinin istinaf taleplerinin reddine karar verilmiştir.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme ara kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla,
davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi, E. 2025/711, K. 2025/596, 3 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama