KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 20 Aralık 2018
- Dosya no
- 2017/4660 Esas
- Karar no
- 2018/2711
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 23/05/2017
- Numarası
- 2017/120 2017/727
- Davanın konusu
- Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan
Karar Metni
832 kelime·4 dk okuma·2 bölüm
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili, davalı faktoring şirketinin müvekkili aleyhine çeke dayalı icra takibi başlattığını, müvekkilince icra takibi sırasında haciz baskısı nedeniyle dosya borcu olan 11.290,00 TL'nin icra müdürlüğü hesabına yatırıldığını, takibe konu çekin müvekkilinin zilyetliğindeyken 02/12/2016 tarihinde müvekkilinin aracından çalındığını, konuyla ilgili hazırlık soruşturmasının devam ettiğini, ayrıca çek iptali davası açtıklarını, bu davada ödeme yasağı kararı verildiğini, davalı faktoring şirketinin mevzuatı gereğince gerçek bir alacağı temlik alması gerektiğini,
çeki nasıl kabul ettiğinin anlaşılamadığını belirterek müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine, icra baskısı ile yatırılan 11.290,00 TL'nin alacaklıya ödenmemesine, eğer ödenmiş ise müvekkiline iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı faktoring şirketi vekili, müvekkilinin dava konusu çeki diğer davalıyla aralarında düzenlemiş oldukları faktoring sözleşmesiyle devraldığını, yapılan işlemlerin mevzuata uygun olduğunu, müvekkilinin meşru hamil olduğunu, çekte mücerretlik ilkesi gereğince davanın reddini istemiştir. Diğer davalı davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere göre; icra takibine konu borcun dava dışı keşideci .... Ltd. Şti tarafından ödendiği, menfi tespit dasının konusuz kaldığı, davacı tarafın yaptığı suç duyurusu üzerine araçta yapılan kontrolde hasar ve zorlama bulunmadığını, suça ilişkin kamera kaydı vs. delil elde edilemediği, bu haliyle olayın eşya kaybı olarak değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle takipsizlik kararı verildiği,
buna göre dava tarihi itibariyle davacının haklı, davalıların haksız olduğunun kabulünü gerektirir bir durum bulunmadığı gerekçeleriyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davacı tarafça icra dosyasına yatırılan ve tedbir kararı gereği davalılara ödenmeyen 11.290,00 TL'nin davacıya iadesine, taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmiş, kararı davalı ... A.Ş vekili istinaf etmiştir.
Davalı ... A.Ş vekili istinaf sebebi olarak; gerekçel kararda davacının davasını ispatlayamadığının anlaşıldığını, buna rağmen lehlerine vekalet ücretine hükmedilmemesinin hukuka aykırı olduğunu bildirmiştir.
Davaya konu İstanbul ....İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davalı ... şirketinin davacı, diğer davalı ve çek keşidecisi aleyhine kambiyo senetlerine özgü yolla 30/01/2017 tarihinde toplam 9.118,30 TL üzerinden icra takibi başlattığı, dosyada ayrıca 27/01/2017 tarihli ihtiyati haciz kararı bulunduğu, 02/02/2017 tarihinde düzenlenen ihtiyati haciz tutanağında toplam dosya borcu 11.290,00 TL'nin icra müdürlüğü hesabına yatırıldığı ve haciz işlemine son verildiği görülmüştür.
Takibe konu çekin 8.637,00 TL bedelli, 28/12/2016 tarihli, keşidecisinin dava dışı ..... Ltd. Şti, lehtarın davacı ... arkasındaki cirantaların ise davacı ... diğer davalı ... Ltd. Şti olduğu ve ciroyla davalı faktoring şirketine geçtiği, çekin 28/02/2016 tarihinde ibraz edildiği, ödeme yasağı kararı gereğince herhangi bir işlem yapılmadığının belirtildiği görülmüştür.
Hazırlık soruştarması sonucunda, takipsizlik kararı verildiği, takipsizlik kararına yapılan itirazın ise sulh ceza mahkemesince reddedildiği görülmüştür.
Cevap dilekçesinin ilk bendinde ek 1'de faktoring sözleşmesi, fatura, alacak bildirim formu ve çek tevdi bordrosu denildiği halde cevap dilekçesine bu eklerin bulunmadığı, UYAP ortamında yapılan araştırmada da bu şekilde eklere rastlanmadığı görülmüştür.
GEREKÇE
Dava, menfi tespit davasıdır. Davalı vekilinin istinafı lehlerine vekalet ücreti hükmedilmesi gerektiğine yöneliktir. Mahkemece her ne kadar davanın konusuz kaldığı belirtilerek esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına şeklinde bir karar verilmişse de bu hüküm yönünden tarafların istinaf talebinin olmadığı ve istinaf incelemesinin de sebeplerle sınırlı olarak yapıldığından bu husus istinaf değerlerdirmesi dışında bırakılmıştır.
Dairemiz önüne gelen uyuşmazlık davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekip gerekmediğine ilişkindir. İlk derece mahkemesi kararında; dava tarihi itibariyle davacının haklı, davalıların haksız olduğunun kabulünü gerektirir bir durum bulunmadığı şeklinde gerekçeye yer verildiği görülmüştür. Söz konusu gerekçe bir anlamda davacının, dava tarihi itibariyle haksız, davalının ise haklı olduğu anlamına gelmektedir.
Anılan bu gerekçeye karşı davacı tarafça istinaf yoluna başvurulmamıştır. Dolayısıyla davacının davasında haklı olmadığı hususu kesinleşmiştir. Hal böyle olunca davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp davalı ...A.Ş vekili vekilinin vekalet ücretine yönelik istinaf talebinin kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, E. 2017/4660, K. 2018/2711, 20 Aralık 2018 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama