KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 29 Nisan 2024
- Dosya no
- 2022/1799 Esas
- Karar no
- 2024/757
- İncelenen kararın mahkemesi
- BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 10/06/2022
- Numarası
- 2021/617 Esas - 2022/518 Karar
- Davanın konusu
- Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 16/07/2021
Karar Metni
1.242 kelime·6 dk okuma·5 bölüm
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile müvekkili şirket aleyhine icra takibi başlatıldığını, müvekkili şirketin davalı ile hiçbir ticari ilişkisi ve dolayısıyla borcunun olmadığını, sahte olarak üretilen kaşeler basılarak dayanak senet üzerinde tahrifat yapıldığını, ...
Limited Şirketi, ... ile davalı ve dava dışı ... arasında kira ilişkisinden doğan borcun ödeme şartları ile ilgili olarak taraflar arasında 13/08/2020 tarihinde sözleşme imzalandığını, bu sözleşmeye göre alacaklısı davalı olan toplam 180.000 TL bedelli 10 adet senet keşide edilerek davalı tarafa teslim edildiğini, aynı tarihli ibraname ile tarafların birbirlerini ibra ettiğini, müvekkili şirketin 07/09/2020 tarihinde kurulmuş olması ve senetlerin 13/08/2020 tarihinde tanzim edilmiş olması sebebiyle müvekkili şirketin davalıya borçlu olmadığını beyanla davanın kabulü ile müvekkilinin, davalıya borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline,
icra takibine konu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere davalının kötü niyet tazminatı ödemesine hükmedilmesine, dava masraf ve yasal vekalet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu bono üzerinde kaşesi olan her iki şirket yetkilisinin aynı kişi olduğunu, bononun sebepten mücerret olduğunu, davacı şirket yetkilisinin hem borçlu hem kefil olarak bonodaki imzaları bizzat kendisinin attığını, TTK'da bono üzerine kefalet imzasının keşideci imza atarken atılması gibi bir zorunluluğun olmadığını, davacının keşide ettiği bonolara ikinci kefil imzalarını sonradan atmış olmasının senedi geçersiz kılmayacağını, bono üzerinde kefil imzasının ... kaşesi üzerinde net şekilde var olduğunu, imzanın şirket yetkilisine ait olduğunun ikrar edildiğini,
davacının kendi iradesi ile kendine ait iki şirketi de bonodan sorumlu kılmak için bonoya sonradan kefil anlamında ikinci bir kaşe ve imza atarak iki şirketini de bonoda borçlu pozisyonuna soktuğunu, ortada sahtecilik veya sahte imza mevcut olmadığını beyanla açılan davanın reddine, davacının %20 tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderlerinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Bakırköy 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/06/2022 tarih ve 2021/617 Esas - 2022/518 Karar sayılı kararıyla. "Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasında davalı takip alacaklısı tarafından takip borçlusu olarak davacı ile dava dışı ...
Limited Şirketine karşı 13/08/2020 tanzim tarihli, 15.000 TL bedelli, 30/03/2021 vade tarihli ve 13/08/2020 tanzim tarihli, 15.000 TL bedelli, 30/04/2021 vade tarihli senetlere dayalı toplamda 30.653,00 TL üzerinden kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibi yürütüldüğü, senetlerin keşidecisinin ... olduğu, keşideci isminin altında davacı şirket kaşesinin bulunduğu, senetlerin sağ alt kısmında düzenleme yerinin hemen altında dava dışı ...
Limited Şirketi ile onun hemen altında ve bitişiğinde davacı şirkete ait kaşe ile kaşelerin üzerinde birer adet imzanın yer aldığı, ... isminin altındaki davacı şirkete ait kaşe üzerinde ise herhangi bir imzanın bulunmadığı, davacı ile dava dışı ...
Limited Şirketinin ikisinin de yetkililerinin ... olduğu, davacı vekili müvekkili şirkete ait kaşenin sahte olarak üretilip basılarak senetler üzerinde tahrifat yapıldığını ve müvekkili şirketin senetlere bu şekilde eklenerek borçlu gibi gösterildiğini iddia etmiş ise de kaşe üzerine atılan imzanın müvekkili şirket yetkilisi olan ... ait olmadığına yönelik açık bir iddia ve inkarının bulunmadığı,
bu durumda TTK 701/3 maddesi uyarınca muhatabın veya düzenleyenin imzaları hariç olmak üzere, poliçenin yüzüne atılan her imzanın aval şerhi sayıldığı ve Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2013/11636 Esas 2013/15693 Karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere avalin bir süreye bağlı tutulmadığı nazara alındığında davacı şirketin avalist sıfatıyla icra takibine ve davaya konu edilen bonolardan dolayı borçlu olduğu, davacı vekili takibe konu bonoların iddia ettiği üzere müvekkili şirkete ait sahte kaşelerin basıldığı yer boş olarak davalıya teslim edildiği iddiasında bulunmuş ise de avalin ayrıca bir süreye bağlı tutulmadığı,
keşide tarihinden sonra da verilmesinin mümkün olduğu dikkate alındığında bu iddialara Mahkememizce itibar edilmediği, yapılan açıklamalar uyarınca davacı tarafından açılan davanın reddi ile yasal şartları oluşmadığından davalının tazminat talebinin reddine" karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde. "Yargılama sırasında; ... ve İTO'ya yazılan yazılara verilen cevaplar çerçevesinde; müvekkil şirketin sahte olarak yaptırılan kaşesinin senette mevcut olan açığa imzaya sonradan eklendiği, eklenen kaşenin müvekkil şirketin kaşesinin olmadığı, kötü niyetle yaptırıldığı,
senedin düzenleme ve vade tarihlerinde, protesto tarihlerinde senedin üzerinde müvekkil şirkete ait bir kaşenin olmadığı zaten senedin düzenleme tarihinde müvekkil şirketin henüz kurulmamış olduğunun sabit olduğunu,Üstelik aynı eylem, davalı tarafından başka senetler için de yapılmış ve söz konusu senetlere ilişkin Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/719 Esas sayılı dosyasından verilen karar ile davanın kabulüne ve borçlu olmadığımızın tespitine karar verildiğini,Dosya kapsamında müvekkilin ticari defterleri ve belgeleri de incelenmeden eksik inceleme ile karar verildiğini,Anılan nedenlerle;
haklı davamızın kabulü ile yargılama masrafları ile ücreti vekaletin karşı yana tahmiline karar verilmesi gerekirken aksi yönde hüküm tesisinin hukuka aykırı olduğunu." beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması istenmiştir.
GEREKÇE
Dava, İİK'nun 72.maddesi uyarınca icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasıdır.İlk derece mahkemesi tarafından, "Açılan davanın reddine, -Davalının tazminat talebinin reddine." karar verilmiştir.Hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Davacı şirketin takibe konu bonoların aval vereni olduğu, davacı şirketin 07/09/2020 tarihinde kurulmuş olması ve bonoların 13/08/2020 tarihinde tanzim edilmiş olması sebebiyle davacının davalıya borçlu olmadığından bahisle menfi tespit isteminde bulunduğu;
davalının ise, TTK'da bono üzerine kefalet imzasının keşideci imza atarken atılması gibi bir zorunluluğun olmadığını, bono üzerinde kefil imzasının davacı kaşesi üzerinde net şekilde var olduğunu beyanla davanın reddi gerektiğini savunduğu görülmüştür.
Davaya ve takibe konu bonolarda kefil kısmında davacı şirketin kaşesine yer verildiği, ancak kaşe üzerinde ve altında davacı şirkete ait imzanın bulunmadığı; bonoların borçlusu olan dava dışı şirket adına atılı imza imzaların başka alanda bulunduğu, borçlu dava dışı şirket ile davacı şirket yetkilisinin aynı kişi olmasının anılan durumda davacıyı kefil durumuna getirmeye yeterli olmadığı; davacı şirket adına ayrıca ve açıkça imzanın unvanı üzerinde bulunması gerektiği.
Kaldı ki, bonoların tanzim tarihi olan 13/08/2020 tarihinde davacı şirketin henüz resmi olarak kurulmamış olması karşısında davacı şirketin borçlanma iradesinin geçerli olmayacağı, tüm bu hususlar gözetilerek kefaletin geçerli olmaması nedeniyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi hatalı olduğundan, davacı vekilinin istinaf isteminin kabulüyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, E. 2022/1799, K. 2024/757, 29 Nisan 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama