KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 6 Kasım 2024
- Dosya no
- 2023/1086 Esas
- Karar no
- 2024/1710
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 12/04/2023
- Numarası
- 2022/463 Esas, 2023/249 Karar.
- Davanın konusu
- Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 29/06/2022
Karar Metni
1.451 kelime·7 dk okuma·6 bölüm
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının müvekkilinden sadır olmuş gibi 5 sahte bono düzenleyerek farklı yerlerde icra takibine koyduğunu, 01/09/2017 vade tarihli 1.235.000-TL bedelli bononun İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile takibe konulduğunu, takip dayanağı bononun da sahte olduğunu ve herhangi bir hukuki ilişkiye sözleşmeye ticarete dayanmadığını, dar yetkili icra mahkemesinin imza incelemesi yapmakla yetindiğini imza incelemesi dahi usulüne ve hukuka uygun şekilde yapılmadığını ileri sürerek, müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine, haksız ve kötüniyetli davalı tarafa takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak kaydıyla tazminat yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın tamamıyla hukuka aykırı bir dava olduğunu, davacının dava dilekçesinde somut tek bir delil bile söz konusu olmadığını, tamamıyla davacı yanın müvekkiline olan borcunu ödememek için açılmış yargılamayı ve müvekkilinin alacağına ulaşmasını engellemek için açılmış bir dava olduğunu, yapılan soruşturma neticesinde ve imza incelemesi neticesinde müvekkili hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlar verildiğini, davacının gerçek dışı beyanlarla mahkemeyi yanıltmaya çalıştığını, icra hukuk mahkemesinde yapılan imza incelemesinde, senetteki imzaların davacıya ait çıktığını,
söz konusu kararın da kesinleştiğini savunarak davanın reddini, davacı aleyhine İ.İ.K. md 72/4 uyarınca alacağın %20’ sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmolunmasını istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; öncelikle davacının dava ve takibe konu bono üzerindeki yazı ve imzanın kendisine ait olmadığını iddia ettiği, bu kapsamda, İstanbul Anadolu 16. İcra Hukuk Mahkemesinin 2018/871 E. sayılı imzaya itiraz dosyasından alınan bilirkişi raporunda, takibe konu bonodaki imzanın davacının el ürünü olduğu görüşü bildirildiği ve bu raporlara istinaden davacının imzaya itirazının reddine karar verildiği,
verilen bu kararın Yargıtay tarafından onanarak kesinleştiği, söz konusu raporun hükme esas alınabileceği, davaya konu senet üzerindeki imzanın davacı eli ürünü olduğunun sabit olduğu kanaatine varılarak imza incelemesi yoluna gidilmediği, senette bedel kaydının mevcut olması hâlinde ispat yükü kaydın aksini savunan tarafa, yani senedin malen düzenlendiğini iddia eden davalıya ait olduğunu, ancak davacının talil iddiasına konu soruşturma ve kovuşturma ifadeleri incelendiğinde, her ne kadar taşınmaz satış iddiaları bulunsa da taşınmaz sattığı iddia edilen kişinin davacı olduğu,
senet keşidecisinin de davacı olduğu düşünüldüğünde senedin taşınmaz satışı nedeniyle "malen" amaçlı verildiği sonucuna varılamayacağı, dolayısıyla senedin talili şartlarının oluşmadığı, iddiasını usulüne uygun olarak yazılı delillerle ispatlayamayan ve dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanan davacı tarafa yemin teklifinde bulunma hakkının hatırlatılmasına rağmen, davacı tarafın karşı tarafa yemin teklifinde bulunmadığı gerekçesiyle, ispatlanamayan ve sübut bulmayan davanın reddine; dava konusu takip hakkında hakkında ihtiyati tedbir kararı verildiğinden,
İİK'nın 72/4.maddesi gereğince takibe konu alacağın %20'si oranındaki tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde, dava dilekçesinde ileri sürdüğü iddialarını tekrar ederek; -Davalı tarafça bono ta'lil edilerek -taşınmaz satış sebebine /borç para vermeye ve başkaca sebeplere bağlanarak- mücerretliğini yitirdiğini ve ispat yükünün davalıca üstlenildiğini, mahkemenin ispat külfetini kendilerine yüklemesinin hatalı olduğunu, -Mahkemece ne Yargıtay kararlarının, ne de davalının emniyet/mahkeme/savcılık beyanlarının hiç okunmadığını, -Müvekkilinin imzasının serbest taklit ile iğfal kabiliyetinin mümkün olmasının yerel mahkemece hiç değerlendirilmediğini,
senetteki yazı ve imzalar yönünden yeni detaylı bilirkişi incelemesi yaptırılması gerekmekte iken gerek görülmemesinin hatalı olduğunu, -Müvekkilin davalıya hiçbir borcu olmadığı gibi, senetteki yazı ve imzaların da müvekkiline ait olmadığını, -Davanın tespit davası olması sebebiyle hükmedilen vekalet ücretinin maktu olması gerekirken, nispi olmasını kabul etmediklerini, -Ayrıca hiçbir ticari-hukuki ilişkinin olmamasına rağmen, taklit imza ile borçlu konumuna düşen ve bu davayı açmaktan başka hiçbir çaresi olmayan müvekkilin bir de %20 icra inkar tazminatına mahkum edilmesini kabul etmediklerini,
ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, menfi tespit talebine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazlı şekilde davanın reddine karar verilmiştir. Karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili dava dilekçesinde, davaya konu takip dayanağı bonoya ilişkin sahtelik ve bedelsizlik iddiasını ileri sürmüştür. Sahtelik incelemesi HMK'nın 211.maddesinde düzenlenmiş, yapılacak işlemler sırasıyla belirtilmiştir. HMK'nın 211/1-a maddesine göre.
"Hâkim, yazı veya imzayı inkâr eden tarafı isticvap ettikten sonra bir kanaat edinememişse, huzurda bu kişiye yazı yazdırıp imza attırmak suretiyle elde ettiği belge ve diğer delilleri değerlendirir. Hâkim, sahtelik konusunda başka bir incelemeye gerek duymadan karar verebilecek durumda ise gerekçesini açıkça belirtmek suretiyle, senedin sahteliği hakkında bir karar verir.
İsticvap için mahkemeye davet edilen taraf, belirtilen günde hazır bulunmadığı takdirde, inkâr etmiş olduğu belgedeki yazı veya imzayı ikrar etmiş sayılır; bu husus kendisine çıkartılacak davetiyede ayrıca ihtar edilir" HMK'nın 211/1-b maddesine göre; "(a) bendi hükmüne göre yaptığı incelemeye rağmen, hâkimde sahtelik konusunda kesin bir kanaat oluşmamışsa, bilirkişi incelemesine karar verir.
Bilirkişi incelemesinden önce, mevcutsa, o tarafa ait olan karşılaştırma yapmaya elverişli yazı ve imzalar, ilgili yerlerden getirtilir. Bilirkişi, bu yazı ve imzalarla, o mahkemede elde edilen yazı ve imzaları esas alarak inceleme yapar.
Bilirkişi, inceleme için gerekli görürse, kendi huzurunda tarafın yeniden yazı yazması veya imza atmasını mahkemeden talep edebilir." HMK’nın 211/1-a maddesine göre yapılan incelemeye rağmen hâkimde sahtelik konusunda kesin bir kanaat oluşmamış ise HMK’nın 266. ve devamı maddelerine göre çözümü özel veya teknik bilgi gerektirdiğinden bilirkişi incelemesine karar verilir.
Aynı Kanun’un 211/b maddesine göre bilirkişi incelemesinden önce mevcutsa o tarafa ait karşılaştırma yapmaya elverişli yazı ve imzalar ilgili yerlerden getirilir. Bilirkişi o mahkemede elde edilen yazı ve imzalarla inceleme yapar. Takibe dayanak senedin sahteliğinin bilirkişi raporu ile ispatlanması gerekir. Bilirkişi incelemesinde kullanılacak belgeler mahkeme veya bilirkişi huzurunda alınan imza örnekleri ve mukayeseye esas belgelerdir.
İmza incelemesinde öncelikle senedin düzenleme tarihinden öncesine ilişkin borçluya ait olduğu muhakkak olan karşılaştırmaya elverişli imzalarını taşıyan belgeler, keşide tarihine en yakın tarihli olanından başlayarak bilirkişi tarafından mukayeseye esas alınmalıdır.
Yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması;
sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtay’ın denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi şarttır.
HMK’nın 211.maddesinde yer alan ve imza incelemesi konusunda getirilen bu sıraya uyulması zorunlu olup, imzayı inkâr eden tarafın isticvap edilmesine karar verilmesine rağmen isticvap davetine uymaması, imzanın ikrar edilmiş sayılması sonucunu doğurur ve bilirkişi incelemesi yapılmasına gerek kalmayacaktır. İnkâr edilen imza ile karşılaştırılan imzanın birbirine benzemediğinin ilk bakışta tespit edilebildiği hâllerde bilirkişi incelemesi yapılmasına gerek yoktur.
Bilirkişi inceleme sonucunda senette borçluya atfen atılı bulunan imzanın borçluya ait olup olmadığına ilişkin bir kanaate ulaşılır ve mahkemece bilirkişi raporu yeterli görülür ise bu rapora göre, yeterli görülmez ise ek rapor alarak veya yeniden bilirkişi incelemesi yaptırarak sonucuna göre karar verilir.
Somut olayda davacı tarafın takip dayanağı senetteki imzasını inkar etmesine rağmen, ilk derece mahkemesince HMK’nın 211.maddesindeki açık düzenlemeye rağmen sahtelik incelemesi yapılmamış, icra hukuk mahkemesi tarafından alınan bilirkişi raporuna itibar edilerek karar verilmiştir. İcra mahkemesi dar yetkili mahkeme olup, burada yapılan bilirkişi incelemesi genel yetkili mahkemelerde kesin delil olarak kabul edilemez.
(Emsal Yargıtay 19.HD'nin 2015/14008 - 14425 E-K.,Yargıtay 11.HD'nin 2020/3893 E- 2021/2153 K.sayılı kararları) Bu nedenlerle mahkemece, senetlerdeki imzanın davacıya ait olup olmadığı konusunda HMK'nın 211.maddesinde belirlenen şekilde sahtelik incelemesindeki sıraya uyularak, imza incelemesi yaptırılması gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kaldırma sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, E. 2023/1086, K. 2024/1710, 6 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama