KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 21 Kasım 2024
- Dosya no
- 2023/375 Esas
- Karar no
- 2024/1790
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 11/10/2022
- Numarası
- 2020/314 Esas,2022/168 Karar
- Davanın konusu
- Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan
Karar Metni
1.825 kelime·9 dk okuma·6 bölüm
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 12. Sınıfta 1998 tarihinden itibaren "..." markasının yaratıcısı ve gerçek hak sahibi olduğunu, şirketin 1932 yılında Rusya’da kurulduğunu ve bu ülkenin en büyük ticari araç üreticisi olan ... un bir parçası olduğunu araç üretiminde 88 yıldır sektörde bilinen bir ticari figür olduğunu, ...' un Türkiye ve Kazakistan’da montaj tesislerinin bulunduğunu, dünya genelinde 40' dan fazla ülkeye ticari araç ihracatı yaptığını, ..., 2004 yılında ... aile araçları ile Türkiye’nin pek çok bölgesinde 40 tan fazla satış merkezleri bulunduğunu ... ve ...
Otomotiv’in distribötürlüğü aracılığıyla Türkiye’de faaliyette bulunduğunu, 2012 yılında ...’le beraber Sakarya’daki tesislerinde araçların üretimine başladığını ve yeni ürünü olan ... ...’ı piyasaya sürdüğünü, 2013tarihinde Türk müşterilerine yönelik araç ürün çeşitliğili, Türkiye’de montajı yapılan, ... ... ile de genişletildiğini, 2017 yılı itibariyle araç üretimleri ... alt kuruluşu olan ...Grup Otomotiv Sanayi ve ticaret A.Ş. tarafından üstlenildiğini, Türkiye’deki üretim tesislerini ciddi yatırımlar yapıldığını,
müvekkili şirketin Türkiye’deki aktif satışlarını https://...com.tr/ adlı internet sitesi üzerinden gerçekleştirildiğini ve davaya konu ... markalı araçların Türkiye’nin çok sayıda ilinde (26 il) satıldığını ve ticari araç ve otomotiv sektöründe liderler arasında yer aldığını, davaya konu ... markası müvekkili ile özdeşleşmiş bir marka olduğunu, markasının ...ibaresinin esas unsur olduğunu, müvekkilinin markasının ... markası olduğunu markanın esas unsurunun ... ibaresi ve geyik figüründen oluştuğunu, ... ibaresinin Türkçe'de ceylan anlamına geldiğini, ... ibaresinin müvekkilinin ticari unvanının esas unsuru olduğunu,
müvekkilinin ticari faaliyetlerini uzun yıllardan beri ... markası ile yürüttüğünü ve bu marka ile çok sayıda ödül aldığını, davaya konu ... markasına ilişkin 12. Sınıfta Rusya, Gürcistan, Almanya, Mısır, Avusturya gibi çok sayıda ülkede 1998 yılından beri tescilli olan ... markasının tanınmış marka olduğu,
... markası ... üzerinden Türkiye’ye uzatılan davacıya ait ... (uluslararası tescil nosu...) olan marka başvurusu 12. Sınıfı da kapsamaktayken, 12. Sınıf bakımından TPMK nezdinde tescill .... sayılı dava dışı 3. Kşi adına tescilli “...” markasının dava dışı 3. Kişi adına tescilli olduğundan müvekkili davacının markası TPMK’da tescil edilemediğini, davacı müvekkili ... markasının tüketiciler tarafından bilinir olduğunu, tüketici nezdinde ulaştığı ün ve itibar nedeniyle, davalının kötü niyetli olarak ... markasını davacı ile aynı hizmet sınıfı olan 12. Sınıfta kötü niyetli olarak ... no ile 26.07.2017 tarihinde tescil ettirdiğini,
belirtmiş davalı adına 12. Sınıfta tescilli bulunan ... nolu markanın 6769 sayılı Kanun gereği hükümsüz kılınması gerektiği, davacı müvekkilinin ... markası üzerinde gerçek hak sahibi olduğunu, Türkiye deki kullanımlarının davalıdan önce olduğunu, davacının 2004 yılından bu yana 12. Sınıfta Türkiye'de ... markasını kullandığını, davacı adına ... markası ile tescilli çok sayıda yurt dışı tescillerinin bulunduğunu bu nedenle tanınmış marka olduğunu, davalının 2016 yılında 12. Sınıfta tescil başvurusu yaptığı ... nolu ... + markasının kötü niyetle tescil edildiğini,
anılan markanın müvekkili davacının markası ile iltibasa yol açacak kadar benzer olduğunu, bu durumun aynı zamanda da haksız rekabete sebep olduğunu belirterek Dünya genelinde tanınmış 12, 16 ve 35. sınıflarda 1998 tarihinden beri pek çok ülkede müvekkili adına tescilli ... markasının yaratıcısı ve gerçek hak sahibinin ... olduğunun tespitini, müvekkilinin gerçek hak sahibi olduğu ... markasının ayırt edilemeyecek kadar benzerinin davalı ....
ŞTİ. tarafından Türkiye’de 2016/ 40120 sayı ile yine 12. sınıfta tescil edilmiş olması sebebi ile işbu marka tescilinin kötü niyetli tescil olduğunun tespitine, hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın yabancı bir şirket olduğu için MÖHUK madde 48 uyarınca davayı açarken teminat göstermek zorunda olduğunu, müvekkilinin işbu davaya konu ... sayılı “ ... ..”markasının başvuru tarihi 03.05.2016 olduğunu, davalı tarafın SMK m. 6/3 iddiasının kabulü için bu markanın 12. sınıfta yer alan mallar bakımından Türkiye’de 03.05.2016 tarihinden önce ciddi ve yoğun bir şekilde kullanıldığı ispat edilmesi gerektiğini, davalı tarafça sunulan belgelerin, söz konusu kullanımlarının Türkiye’de aktif ve süreklilik arz ettiğini göstermesi gerektiğini,
davacının sunmuş olduğu yurt dışı tescillerinin ... markasını müvekkilden önce Türkiye’de ciddi ve yoğun bir şekilde kullanıldığını ispatlayamayacağını, ayrıca sunulan tescillerin çoğunlukla “... ”, “... ”, “”, “... ”, ““ ...” , ibareli markalara ilişkin olduğunu, sunulan tescillerin birçoğu da müvekkilinin başvurusundan sonra yani 2017, 2018 ve 2019 yıllarına ait olduğunu, eski tarihli tescil belgelerinin bir kısmı da davalı şirket adına değil “...” veya “....” isimli şirketler adına bulunduğunu,
ancak sunulan belgelerin tercümesi dilekçe ekinde davacı yan tarafından sunulmadığından özellikle Arapça ve Rusça belgelerin taraflarınca layıkıyla incelenemediğini, davacıya ait TÜRKPATENT nezdindeki markaların başvuru yıllarının 2017 olduğunu, yalnızca ... sayılı "...+ŞEKİL" markasının başvuru tarihi müvekkilinin markasından daha önce olduğunu, ancak bu markanın da müvekkilinin markasının kapsamında bulunmayan ve 12. sınıfla hiçbir ilgisi olmayan 16. sınıf mallar için tescilli olduğunu, bu markanın davacı tarafa öncelik hakkı sağlamayacağını,
sunulan marka tescil belgeleri Türkiye’de ilgili markanın ciddi ve yoğun bir biçimde kullanıldığını ispatlayamayacağını, müvekkilinin marka başvuru yılı olan 2016 yılında davacının Türkiye’de hiçbir araç satışı yapmadığını, ondan önceki yıl da tüm Türkiye’de yalnızca 22 araç sattığını, davacı yanın ... ibaresinin gerçek ve ilk sahibi olduğunu kanıtlayamadığını, kabul etmemekle birlikte bir an için davacının ... ibaresi ve dilekçesinde belirttiği, ... markaları üzerinde gerçek hak sahipliği olduğu varsayılsa bile bu ibare üzerindeki gerçek hak sahipliği müvekkilin “
gp ...+şekil” ibare ve şeklindeki markasının hükümsüzlüğüne sebebiyet vermeyeceğini, zira markalar arasında değil ayniyet benzerlik dahi olmadığını, ... ibaresinin gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu, asıl olan iyi niyet olduğu için, davacının tescilin kötü niyetli olduğunu ispat etmesi gerektiğini, ancak davacı yan bu hususun ispatı için herhangi bir delil/bulgu sunmadığını, bu nedenle davacı yanın kötü niyete dair bu iddialarının kabulünün mümkün olmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, bir an için davacının markasının tanınmışlık vasfı edindiği benimsense bile, markalar arasında bir benzerlik olmadığından müvekkilin markasının SMK m. 6/4’e dayanılarak hükümsüz kılınmasının mümkün olmadığını davanın, tüm talepler yönünden reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
"...Tüm dosya kapsamı, sunulan rapor içeriği izahı yapılan mevzuat kapsamında değerlendirildiğinde; davacının "..." ibare ve markası üzerinde gerçek hak sahibi olduğu, davalının kötü niyetli olarak davacının tanınırlığından ve sektörel bilinirliğinden faydalanmaya çalıştığı ve marka tescillerinde kötü niyetli olduğu, kullanıma yönelik iddiaların tanınmış marka koruması dikkate alındığında dinlenilemeyeceği gibi davacı markasını bilen veya basiretli tacir ilkesi gereği bilmesi gereken davalının savunmalarına itibar olunamayacağı anlaşılmakla davacının sübut bulan davasının kabulüne karar vermek kötü niyetli tescile dayalı marka tescilinin tümden hükümsüzlüğüne " şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;Davacının ... ibareli markanın gerçek hak sahibi olmadığını, müvekkilinin marka başvuru tarihinin 03.05.2016 olduğunu, SMK 6/3 maddesi gereğince gerçek hak sahipliğinin kabulü için 12.sınıfta yer alan mallar bakımından Türkiye'de 03.05.2016 Tarihinden önce ciddi ve yoğun şekilde kullanıldığını ispat etmesi gerektiğini, davacı yanca sunulan delillere göre yabancı ülkelerde gerçekleşen kullanımlar ve yurt dışı tescillerin gerçek hak sahipliğini göstermeyeceğini,
ayrıca 12.sınıfı içermeyen tescillerin de çoğunlukla "... " ""... " "... şekil" "..." " "..." "... " ibareli markalar olup birçoğunun da müvekkilinin marka başvurusunda sonra tescilli olduğunu, bir kısmının ise davacı şirket adına kayıtlı olmadığını,Davacının TPMK ...numaralı ... markasının ise müvekkili markasından kapsamında olmayan ve bağlantılı olmayan 16.sınıfta olduğunu,Davacı tarafça sunulan broşürler, haberler, katalog reklam faaliyetleri ve tip onay belgesindeki kullanımların ya tarihsiz ya da müvekkili marka başvuru tarihinden sonraki tarihli olduğunu,
markasal kullanımların ... ibaresinin markasal kullanımı olmayıp ..markasına yönelik olduğunu, ürünlerden de ... markasından ziyade ... olarak bahsedildiğini, raporda markaların esas unsurunun ... olduğuna değinildiğini,... markalı ticari araçların Türkiye'deki satış rakamları bakımından resmi faturaların sunulmadığını, dikkate alınsa dahi davalının marka başvuru tarihi olan 2016 yılında hiçbir araç satışı olmadığını, önceki yıl ise tüm Türkiye'de 22 araç satışı yaptığını, markaların ise.. biçiminde olduğunu, ... ibareli tek bir araç görseli olmadığını,
3.kişiye ait ekran görüntüsünün hiçbir hususu kanıtlamadığını,Davacının "... " ibareli ... nolu marka başvurusuna itirazın reddi nedeni ile Ankara 5 FSHHM görülen davada da davacının gerçek hak sahibi olmadığının ortaya koyulduğunu, Markalar arasında ayniyet veya benzerlik olmadığını, müvekkilinin markasında oldukça ayırt edici şekil ve renk unsuru bulunduğunu, davacının markasının ... ibaresinin büyük harf ile "elle" ibaresinin küçük harf ile yazılı olup markanın esas unsurunun ... ibaresi olduğunu açık olduğunu, ... nolu marka ile tescil sınıflarının farklı olduğunu, esasen ... ibaresinin gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu,
Davacının markasının tanınmış olmadığını, sunulan belgelerin tanınmışlığı ispata elverişli olmadığını, kabul anlamına gelmemek ile birlikte davacının markasının tanınmışlık vasfı benimsense dahi SMK 6/4'e dayalı olarak hükümsüzlük kararı verilemeyeceğini,Müvekkilinin kötüniyetli olmadığını, ... kelimesinin İNGİLİZCE'de "..." anlamına geldiğini, İngilizce gibi oldukça yaygın bilinen ve global tüketici kesimine hitap edebilmek için de çok tercih edilen bir dilde karşılığı olan kelimenin tesadüfen bulunmayacağını söylemenin yersiz bir iddia olduğunu,
Yedek Parça sektöründe faaliyet gösteren müvekkilinin ... ibaresinin seçmesinde olağandışılık olmadığını, zira markanın uydurulmuş, yaratılmış bir ibare olmadığını, müvekkilinin yanaşma, iltibas, haksız yararlanma kastı ile kötü niyetli marka başvurusunda bulunduğuna ilişkin kararın yerinde olmadığını, raporun hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın reddini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, benzerlik, gerçek hak sahipliği, tanınmışlık ve kötüniyet nedenlerine dayalı hükümsüzlük istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bu karara karşı davalı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacının ... numaralı "..." ibareli markası davalının markasının başvuru tarihinden önce tescil edilmiş ise de, tarafların markalarının tescil sınıflarının aynı/benzer olmadığı sabittir.
Ancak sektör bilirkişisinin yer aldığı bilirkişi heyeti raporunda ... markasının 2005 yılı ve sonrasında Türkiye'de hatırı sayılır derecede ticari araç satışları yaptığı, özellikle 2013-2015 yıllarında "... ..." markası ile Türkiye'de ciddi tanıtım /promosyon faaliyetlerinde bulunduğu, yetkili satış ve servis ağı kurduğu, Türkiye pazarında yer edindiği ve sektörel bilinirliği olduğu yönünde görüş belirtildiği, raporda ve davalı delillerinde yer verilen 2014 tarihli haberlerde ... , ... kamyonet modellerinin satışının sürüldüğü, ... modelin Türkiye lansmanının yapıldığının yer aldığı,
yine 19 Aralık 2014 tarihli haberin "Rusya'nın en büyük ticari araç markası olan ve ... otomotiv distribütörlüğünde Türkiye'de üretim yapan ..., ... ...'in çift kabin versiyonu Türkiye pazarına sundu..." şeklinde olduğu, benzer ibare ve tanıtımların Aralık 2012, Mart 2013 Tarihli haberlerde de yer aldığı dikkate alındığında;
davacının TPMK nezdinde 12.sınıfta tescilli markası mevcut değil ise de, motorlu kara taşıtları kapsamına giren otomotiv ve ticari araçlar sektöründe önceye dayalı kullanımı olduğu tespit edilmiş olmakla mahkemece bu yönden gerçek hak sahipliğinin davacıya ait olduğunun kabulü yerindedir.Davacının markasal kullanımları ..., ... ..., ... ... vb.ibareli olup markanın asıl unsurunun ... olduğu, davalının "...
Parts şekil" ibareli markasının asıl unsurunun da ... olduğu, markaların sınıflarının aynı/benzer olduğu, markalar bütünsel olarak karşılaştırıldığında benzerlik olduğu yönündeki bilirkişi görüşünün yerinde olmakla davalı vekilinin bu yöndeki istinaf isteminin reddi gerekmiştir.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi heyeti raporu Dairemizce de yeterli görülmüş ve sektör bilirkişisinin de yer aldığı raporda davacı markasının sektörel bilinirliği olduğu tespit edilmiş olmakla bu yöndeki istinaf isteminin reddi gerekmiş, tarafların aynı sektörde faaliyet gösterdiği, davacının markasının sektörel bilinirliği olduğu,
2014 yılında Türkiye'de üretime başlandığı ve "Sakarya'daki fabrikada "... " adlı hafif ticari aracın seri üretim yaptığı" hususunun ulusal haberlere de yansıdığı dikkate alındığında tescilde kötüniyetin kabul edilmesi somut dosya kapsamına uygun bulunmuş, davalı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar vermek gerekmiştir.Açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesinin kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığından davalı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, E. 2023/375, K. 2024/1790, 21 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama