KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 28 Ocak 2026
- Dosya no
- 2024/1185 Esas
- Karar no
- 2026/105
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 01/04/2024
- Numarası
- 2023/670 2024/228
- Davanın konusu
- Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 28/01/2026
Karar Metni
995 kelime·5 dk okuma·6 bölüm
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacılar aleyhine, alacaklısı ... A.Ş olan İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile 06/08/2013 vade tarihli 1 adet senet bonoya dayalı olarak 108.504,42 TL için icra takibi başlatılmış ve takibin kesinleşmiş olduğunu, davalı tarafından ...
A.Ş temlik alacaklısı olarak 02/06/2020 tarihinde Bakırköy 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2020/245 Esas sayılı dosyası ile davacı ... aleyhine '' BK 19. Maddesine göre Tasarrufun İptali ile İİK 283/2 gereğince tazminat talebi'' ile dava açılmış olduğunu, bu davanın dayanaklarından olan İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ...
Esas sayılı dosyası için iş bu davayı açmanın zaruri olduğunu, takip dosyası incelendiğinde takip dayanağı bononun kambiyo vasfında olmadığını, asıl borçlunun bonoda imzasının olmadığını, bono da sadece müşterek müteselsil kefil sıfatıyla davcıların imzası bulunduğunu, düzenlenen keşidecinin imzası olmayan bu bononun kambiyo vasfında olmadığını, bu nedenle ilgili icra dosyası ile kambiyo vasfında olmayan bono için başlatılan kambiyo senetlerine özgü takibin %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, dava konusu senedin en son işlem tarihinin 2014 yılı olduğunu,
bu nedenle davacılar yönünden zamanaşımına uğradığını ileri sürerek davanın kabulünü talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıların borçlu olduğunun Genel Kredi Sözleşmesi ile sabit olduğunu, menfi tespit davasının icra takibi borçlusunun borcunu ödemeden önce herhangi bir borcu olmadığını tespit ettirmek için açtığı dava olup, ancak davacıların borçlu davaya konu Genel Kredi Sözleşmesi incelendiğinde borcun varlığının ortada olduğunu, bu nedenle, borçluların iş bu iddialarında hukuki bir yararı bulunmadığını, davacıların iddialarının ne olduğunun anlaşılamadığını, davacıların dava dilekçesinin konu kısmında İİK'nun 72. Maddesine dayanarak menfi tespit talebinde bulunduklarını,
ancak netice-i talep kısmında ise takibin iptalini talep etmiş olduklarını, bu nedenle davacıların iddiaları anlaşılamadığından davacının davasını neye dayandırdığını açıklamasını talep ettiklerini, davacıların iddialarında haksız ve kötü niyetli olduklarını, hesap kat ihtarnamesine ve icra takibine herhangi bir itirazı bulunmayan borçlunun 8 yıl geçtikten ve aleyhine tasarrufun iptali davası açıldıktan sonra sonraki iddiaları açıkça kötü niyetli olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.
İstanbul 11.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 31/05/2021 Tarih 2020/630 Esas 2021/390 Kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. Karar aleyhinde davacı vekili tarafından istinaf kanunyoluna başvuru neticesinde Dairemiz'in 06/10/2023 Tarih 2022/101 Esas 2023/1425 Kararı ile ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına, yargılamaya devam edilmesi için dosyanın ilk derece Mahkemesine iadesine karar verilmiştir.
YENİDEN YAPILAN YARGILAMA NETİCESİNDE
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İstanbul 11.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01/04/2024 tarih ve 2023/670 Esas, 2024/228 Karar sayılı kararıyla; "...Kıymetli evrak sıkı şekil şartlarına tabi nitelikte borç senetleri olup kanunda öngörülen zorunlu veya asli şekil şartlarının eksikliği, kıymetli evrakın geçersizliğine sebep olur. Buna göre bonoda keşidecinin imzasının bulunmaması halinde bono geçersizdir.
Buna bağlı olarak TTK'nın 702/2 maddesi uyarınca aval verenlerin taahhütleri de geçersiz olup avalist olan davacılar hakkında geçersiz bonoya dayalı olarak başlatılan icra takibi kapsamında davacıların davalıya borçlu olmadığının tespitine karar vermek gerekmiştir.Davacıların tazminat talebine gelince; takibe konuda bonoda keşidecinin imzasının bulunmadığının açık olduğu,
kanunda bu hususun bonoda bulunması gereken zorunlu unsurlardan olduğu hususununda açıkça düzenlendiği dolasıyla takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılmakla İcra İflas Kanunu'nun 72/5 maddesi uyarınca takibe konu alacağın %20 oranında takdir edilen 21.700,88 TL tazminatın davalıdan tahsili ile davacılara ödenmesine karar vermek gerekmiştir.
Davacıların bonodan kaynaklı takipte borçlu olmadıklarının tespiti talebi ile birlikte takibe konu bononun takip kesinleştikten sonra zamanaşımına uğradığı iddiasıyla takibin iptali talebinde de bulunduğu anlaşılmıştır. Olayları anlatmak taraflara hukuki nitelendirme hakime aittir. Davacıların talebi terditli değildir.
Bu kapsamda zamanaşımı nedeniyle takibin iptali talebi yönünden de değerlendirme yapmak gerekmiş, yapılan incelemede; davacıların talebi İİK'nun 71/2 delaletiyle 33/a maddesi kapsamında zamanaşımı nedeniyle icranın geri bırakılmasına ilişkin olup bu hususta icra mahkemesinden talepte bulunulması gerektiği kanaatine varıldığından davacıların fazlaya ilişkin bu isteminin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi açıklanan nedenlerle.
DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE. 1-Davacılar aleyhine başlatılan İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası kapsamında davacıların davalıya borçlu olmadığının tespitine, 2-İİK' nın 72/5 maddesi uyarınca hesap edilen 21.700,88 TL tazminatın davalıdan tahsili ile davacılara ödenmesine,3-Fazlaya İlişkin istemin reddine,..." karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacıların bononun tanzim tarihinde ...Ticaret Limited Şirketinin yetkilileri oldukları, atılan imzaların bu yönü düşünülmeden davaya konu bononun geçersizliğine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, öncelikle bononun tanzim tarihi itibariyle ...Ticaret Limited Şirketi imza yetkililerinin araştırılması, yetkililerin tespiti sonucunda sonuca gidilmesi gerektiği halde bu hususun hiç araştırılmadığı, davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmemesi gerektiği, müvekkilinin alacağı temlik almış ve icra takibi tarafından açılmamış olduğunu, kötü niyetli olmadığını beyanla ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava;Menfi tespit istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince yukarıda özetlendiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karara karşı, davalı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, takibe konu bonoda davacıların kefaleten imzaları bulunmakla birlikte asıl borçlu imzası yer almadığından ilk derece mahkemesince açılan menfi tespit davasının kısmen kabulüne karar verilmesi yerinde olduğu gibi ilk derece yargılamasında ileri sürülmediği görülen "kefaleten imzası bulunan kişilerin aynı zamanda şirket yetkilileri olabileceğine" dair iddianın istinaf aşamasında ileri sürülmesi de mümkün bulunmadığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, E. 2024/1185, K. 2026/105, 28 Ocak 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama