KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 27 Şubat 2026
- Dosya no
- 2025/171 Esas
- Karar no
- 2026/329
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 28/12/2020
- Numarası
- 2017/385 Esas, 2020/419 Karar
- Davanın konusu
- Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan
Karar Metni
1.078 kelime·5 dk okuma·5 bölüm
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde.
16. ve 41. sınıfta tescilli ... numaralı "yeni ...", 38. sınıfta tescilli ... numaralı "a ...", 16. ve 41. sınıfta tescilli ... numaralı "a ..." ibareli markaların müvekkilleri adına tescilli olduğunu, müvekkilerine ait ... markasının 2002 yılından itibaren kullanıldığını ve markanın sektörde tanınır hale geldiğini, bu kapsamda “http://....tr" alan adı altında da yayıncılık hizmetlerine devam edildiğini, davalının aynı alanda ve aynı formattaki “http://www.....com" alan adıyla faaliyet göstermesinin,
bu sitedeki markasal kullanımların ve davalıya ait "http://......” uzantılı.......kullanıcı sayfasının tüketiciler nezdinde iltibasa neden olmak suretiyle müvekkillerin markalarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini, davalının internet sitesine ve https://....... uzantılı ...kullanıcı sayfasına erişimin engellenmesini, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, meni, refi, belirsiz alacak davası hükümlerine göre şimdilik 1.000 TL maddi ve 10.000 tl manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı cevap dilekçesinde.
Tarafına ait “....com” sitesinin 28.05.2005 yılından bu yana haber sitesi olarak faaliyet gösterdiğini, davacıların sitesine oranla iki kat fazla reytingi olduğunu, davacıların internet sitesinin 28.12.2012 yılından itibaren kullanıldığını, tarafına ait “....com” markasının 04.02.2009 yılındaki başvuruya binaen ... tescil numarasıyla tescil edildiğini, davacıların markasının “...” değil, “yeniaktüel” olduğunu kaldı ki “...” ibaresinin "güncel" anlamına geldiğini ve habercilik alanında kullanılmasının makul olduğunu, taraflara ait markaların benzemediğini, dolayısıyla tecavüzün söz konusu olamayacağını,
taraf markalarının benzediği kabul edilse dahi yıllardır tescilli markasına dayanarak ilgili siteyi kullandığını, gerek tescilli markası gerek sessiz kalma yoluyla hak kaybı dolayısıyla bu taleplerin kendisine karşı ileri sürülemeyeceğini, davacılara ait web sitesinin kendi web sitesinden seneler sonra açıldığını ve çok daha az popüler olduğunu davacıların web sitesinin itibarının zedelendiği iddialarının dayanaksız olduğunu, haksız davanın reddine karar verilmesi talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI
"...556 sayılı KHK hükümleri, mevzuat, Mahkememizce itibar edilen bilirkişi raporları ve bütün dosya kapsamından: TPE nezdinde içinde “...” kelimesi geçen çok sayıda tescilli marka bulunduğu, "..." kelime markasının tescil sahibinin "...
A.Ş " ve tescil tarihinin 30.06.1998 olduğu, davaya konu “....com şekil" kelime markasının tescil sahibinin davalı ..... ve tescil tarihinin 04.01.2010 olduğu, bilirkişi incelemesi neticesinde benzer ad ile çok sayıda logonun var olduğu, taraflara ait logoların aynı veya benzer olmadığı, ... ibaresinin 38. sınıftaki "haberleşme hizmetleri (internet servisi sağlama hizmetleri dahil) haber ajansı hizmetleri" açısından ayırt ediciliğinin düşük olduğu,
Ülkenin en büyük .........grubu olan davacı yanın 11 yıl süreyle davalının....... sitesini bildiği hatta .... kaynağı olarak kullandığının tespiti nedeniyle sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığı, markaların esas görsel, işitsel, kavramsal olarak birbiri ile benzer olduğu, hitap ettikleri tüketici kitlelerinin farklı olduğu, ... ibaresinin kullanıldığı sektör itibari ile zayıf marka olduğu,
davacı yanca kullanım yolu ile ayırt edicilik ve tanınmışlık kazandırılma hususunun yalnızca ..... sektörüne ait olduğu hususları dikkate alınarak davalının markasının hitap ettiği tüketici kitlesi nezdinde davacılar adına tescilli marka ile iltibas oluşturmayacağı bu nedenle de davacıların markalarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil etmediği kanaatine varıldığından DAVANIN REDDİNE, " şeklinde karar vermiştir.
İSTİNAF İSTEMİ
Davacılar vekili istinaf isteminde özetle. Mahkeme tarafından sessiz kalma yoluyla hak kaybına yönelik değerlendirme yapılarak davanın reddine karar verilmesini hatalı olduğunu, bilirkişi raporundaki değerlendirmelerin yeterince tartışılmadığını, SMK. 25/6.md nin sadece hükümsüzlük davalarında uygulanabileceğini.
Tecavüz ve haksız rekabet davalarında uygulanamayacağını, müvekkilinin davalıya ait web sitesini tesadüfen fark ettiğini, Bu nedenle dava tarihinde 5 yıllık sürenin dolmadığını, Bilirkişi raporunda markaların görsel işitsel ve kavramsal açıdan benzer olduğunun tespit edildiğini, ancak sonu sonuç kısmında ise bu tespitleri aykırı olarak karıştırma ihtimali olmadığı belirtildiğini. bu çelişkinin Mahkemece değerlendirilmediğini.
Müvekkiline ait ... ibareli markanın ayırt edici niteliğe haiz olduğunu ve uzun yıllardır sektörde kullanılmakla müvekkili ile özdeşleşmiş olduğunu, Mahkeme tarafından. ... ibareli marka dergi sektöründe en bilinen markalardan olduğum sektör için ayırt ediciliği düşük olsa dahi kullanım yoluyla ayırt edicilik kazandığı belirtilmişse de ayırt ediciliğin sadece .......sektörüyle sınırlı tutulması ve haber sitelerinde dikkate alınmamasının eksik incelemeyi gösterdiğini, Www.....com.tr alan adnın 1997'de kayıt altına alındığını.
2000 yılından itibaren müvekkili tarafından yoğun olarak kullanıldığını, müvekkilin markası tanınmış olduğunu ayırt edici olduğunu, ..... hizmetiyle ......... birbirinden farklı sektör olarak kabul edilemeyeceğini, Markaların karıştırılma ihtimalinin yüksek olduğunu, Müvekkilinin.
Web sitesinden sunduğu hizmetler ile davalının içerikleri ve faaliyetlerinin büyük ölçüde örtüştüğünü, davalının ......... yayınladığınu ve müvekkiliyle doğrudan rekabet ettiğini, rapordaki hatalı tespitlere göre karar verildiğini belirterek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasını, davanın kabulünü talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava markaya, tecavüz ve haksız rekabetin tespiti meni refi, tazminat istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacılar vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Somut uyuşmazlıkta; dosyada mevcut ikinci bilirkişi heyeti raporunda davalıya ait www.....com alan adlı ...... sitesinin ../05/2005 tarihinde yayına başladığı, ... numaralı "....com" ibereli markanın ..../02/2009 tarihli başvuruya istinaden 03.01.2010 tarihinde davalı adına tescil edildiği, ....com.tr alan adının ......07.2010'da davalı adına tahsis edildiği, davalının "....com" markasıyla internet üzerinden yayına devam etmekte olan güncel bir........ sitesi olduğu,
26/03/2010 tarihinde davalı yana ait ....com sitesindeki haberin davacı yayın kendi yayın grubu ....... biri olan ... .........'nin internet haber sitesinde kullanıldığı tespit edilmiştir.
Bu durumda davacının en geç 26/03/2010 itibarı ile davalının ....com adlı ......sitesinden haberdar olduğunun kabulü gerekir.Dava tarihi itibarı ile yürürlükte olan 556 sayılı KHK'da sessiz kalma yolu ile hak kaybı düzenlenmemiş ise de; bu husus yerleşik Yargıtay içtihatları ile uygulanmakta olduğundan davacı vekilinin 5 yıllık sürenin ancak SMK'da yer alan hükümsüzlük davasında dikkate alınabileceğine ilişkin istinafı yerinde değildir.Neticeten; davalının yayına başlama tarihinden yaklaşık 11 yıl sonra,
davalının sitesindeki haberin davacı tarafça kullanılmasından yaklaşık 6,5 yıl sonra 26/07/20216'da dava açılması nedeni ile sessiz kalma yolu ile hak kaybının koşulları oluştuğundan mahkemece davanın reddine karar verilmesinde usul ve esas yönünden hukuka aykırılık görülmemiş, davacılar vekilinin istinaf isteminin HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, E. 2025/171, K. 2026/329, 27 Şubat 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama