KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 28 Ocak 2021
- Dosya no
- 2018/750 Esas
- Karar no
- 2021/109
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 05/12/2017
- Numarası
- 2016/1137 Esas, 2017/1282 Karar
- Dava
- İTİRAZIN İPTALİ (Ticari Satımdan Kaynaklanan
Karar Metni
2.547 kelime·13 dk okuma·4 bölüm
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA:Davacı vekili, 05.10.2016 tarihli dava dilekçesinde, davalı şirket ile müvekkili şirket arasında cari hesap şeklinde işleyen ticari ilişkisinin bulunduğunu, iş bu cari hesap ilişkisi içerisinde davalı şirketin müvekkili şirkete borçlu bulunduğunu, borçlarını ödemesi için uyarıldığını ancak bakiye 21.398,36 TL tutarında borcun ödenmediğini, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında icra takibine geçildiğini, davalı tarafından haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini iddia ederek, davalının İcra takibine karşı itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın %20’ından az olmamak üzere İcra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili, müvekkili ile davacı arasında süreklilik arz eden bir ticari ilişki olmadığı gibi müvekkili şirketin borcu olmadığını, taraflar arasında akdedilmiş bir sözleşmenin de bulunmadığını, davacı yana borcu olduğunun düşünülmesi halinde dahi yapılan hesaplamaların dayanaksız olduğunu, iddia edilen bedelin neye göre ortaya çıktığının belli olmadığını, davacının davasını ispatlaması gerektiğini savunarak, davanın reddi ile kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI; Mahkemece, tarafların birbirini doğrulayan defter kayıtlarına, davalı defterlerinin aleyhine delil teşkil etmesi ve benimsenen bilirkişi raporuna göre davalının davacıya takip miktarı kadar borçlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalının İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin 21.398,36 TL üzerinden takip tarihinden itibaren değişen ve değişecek olan avans faizi uygulanmak suretiyle devamına, davacı alacağı likit olduğundan alacağın %20 tutarında İcra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Karar, yasal süre içerisinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davalı vekili istinaf nedenleri olarak, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, raporda, davacı ticari defterlerine göre alacaklı olduğunun belirtildiğini, müvekkilinin borcu olmadığını, %20 İcra inkar tazminatı için alacağın likit olması gerektiğini, huzurdaki dava gibi yargılamayı gerektirmemesi gerektiğini, ayrıca davacının alacaklı olduğu iddiasının somut bilgi ve belgelerle ispatlayamadığını, tarafların ticari defterlerinin uyumluluk göstermediğini, müvekkilinin kötüniyetli olduğunun kabulünün mümkün olmadığını belirterek, kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
Dava, cari hesap alacağının tahsili amacı ile başlatılan icra takibine karşı itirazın iptali davasıdır.Taraflar arasında, ticari ilişkinin olduğu konusunda herhangi bir uyuşmazlık yoktur.Uyuşmazlık, davacının davalı taraftan takip konusu alacağının olup olmadığı, alacağın varlığının ispatlanıp ispatlanamadığı ve icra inkar tazminatı ve sonuç olarak kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığıdır.Dosya kapsamından, davacı alacaklının, davalı hakkında, İstanbul ...
İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında, cari hesap alacağından kaynaklanan 21.398,36 TL asıl alacağın tahsili amacı ile 20.09.2016 tarihinde ilamsız icra takibi başlattığı, davalının borca ve ferilerine itiraz ettiği, davacının İİK 67. maddesi gereğince 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde itirazın iptali davasını açtığı, taraflar arasında, 13.07.2015 tarihli “ İş Güvenliği Danışmanlık Sözleşmesi “ imzalandığı, sözleşmede davalı şirketin işveren olarak yer aldığı,
konusunun, davacı şirketin, davalı işveren şirketin Ankara / Bilkent Entegre Sağlık Kampüsü Projesinde yer alan İnşaat işinde İSG Koordinatörü olarak çalışacak tam zamanlı 1 adet C sınıfı İSG uzmanının temin edilmesi olduğu, sözleşme süresinin 1 yıl olarak belirlendiği, 7. maddede ücret ve ödeme şekli başlığı ile İş Güvenliği Uzmanı temini ve danışmanlık bedeli olarak 3.000 TL /Ay olarak belirlendiği,
devamında, işverenin, hizmet bedelini İSG ‘ın o aya ait kestiği ilgili fatura tarihinden itibaren 15 işgünü içinde yazılı hesaba yatıracağı, belirtilen tarihte ödeme yapılmaması halinde işverene aylık %2 gecikme faizi uygulanacağının belirtildiği, davacı şirket tarafından davalı şirket adına faturaların düzenlendiği anlaşılmıştır.18.05.2017 tarihli bilirkişi raporunda, davacı şirkete ait açılış tasdiki ve kapanış onayı bulunan 2016 yılına ait yevmiye defterinin ibraz edildiği, davacının defter kayıtlarında davalı ile ilgili olarak davacı alacak bakiyesinin 41.585,36 TL olduğu,
dosyada mevcut davalı şirkete ait muavin defter kayıtlarına göre davacıya borç toplamının 21.398,36 TL olduğu, davacı tarafından, davalı ile aralarındaki sözleşmeye dayalı hizmet verildiği, faturaların düzenlendiği, ancak alacağın bir kısmının tahsil edilemediği için İcra takibinin başlatıldığının belirtildiği, davacı tarafından düzenlenen tüm hizmet faturalarının davalının muavin hizmet dökümlerine göre kayıtlarına alındığının görüldüğü, yine davalı tarafından davacıya yapılan ve muavin defterde gözüken tüm ödemelerin davacı şirket resmî defter kayıtlarında yer aldığı,
tarafların resmî defter ve muavin defter dökümlerine göre davacının İcra takibinde talep ettiği 21.398,36 TL asıl alacağının bulunduğu, taraflar arasındaki ticari ilişkinin sözleşme ve faturaya dayalı olması ve her iki taraf kayıtlarında gözükmesine göre likit olan alacak için tazminat isteminin mahkemenin takdirinde olduğu belirtilmiştir.Davalı vekili, rapora itiraz ederek,
müvekkiline ait ticari defterleri incelenmeden bu sonuca ulaşılamayacağını belirtmiştir.30.10.2017 tarihli bilirkişi raporunda, talimat yolu ile bilirkişi incelemesi yapılan davacı şirkete ait 2016 yılı yevmiye defterinin 18.05.2017 tarihli bilirkişi raporunda, davacının davalı şirketten bakiye (50.655,68-29.257,32)=21.398,36 TL alacağının olduğunun tespit edildiği, davalı şirketin 2015-2016 yılında e- defter uygulaması içerisinde olduğu, e- defterlerin noter açılış ve noter kapanış tasdikinin bulunmadığı, e- defter kayıtlarında fatura ve ödeme hareketlerinin tespit edildiği,
davalının, 2015 yılından bakiye 10.017,20 TL borcunun 2016 yılına devrettiği, davalının 2016 yılında davacı şirketten kesintiler dahil toplam 47.105,60 TL tutarında 5 adet daha fatura alarak toplam borcunun 57.122,72 TL olduğu, buna mukabil davacı şirkete toplam 35.724,36 TL ödeme yaptığı, davalının davacıya bakiye 21.398,36 TL borcunun bulunduğun tespit edildiği, bu durumda taraf defter kayıtlarının birbiri ile uyumlu olduğu, kayıtların birbirini doğruladığı, başka bir deyişle davacının kestiği tüm faturaların davalının defter kaydında bulunduğu,
ödemelerin birbiriyle örtüştüğü, davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 21.398,36 TL alacağının olduğu belirtilmiştir Mahkemece, rapor sonucuna göre davanın kabulüne karar verilmiştir.Bilirkişi raporu, dosya kapsamına uygun, yeterli ve gerekçelidir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 222. maddesinin üst başlığı “ Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması “ dır.
222/2. fıkrada, ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olmasının şart olduğu,
3. fıkrada ise ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerinde ki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiğine yer verilmiştir.
Somut davada, her iki tarafın ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutulduğu ve birbirine uyumlu olduğu, ayrı ayrı düzenlenen bilirkişi raporları ile sübuta ermiş olduğundan, davacı vekilinin bu konuda ki bilirkişi raporuna yönelik istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 190. maddesinde, ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, TMK nun 6. maddesinde ise, taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Davalı taraf bu anlamda savunmasında ileri sürdüğü iddialarını ispat edememiştir.
Diğer yandan, davacının takip konusu alacağı, hizmet sözleşmesi kapsamında düzenlenen faturalardan kaynaklanan bakiye cari hesap alacağı olduğunundan, belirli, borçlu tarafından bilinebilir, tayin edilmesi mümkün nitelikte, hakimin takdirine bağlı olmayan likit bir alacak olup davalının takibe itirazında haksız olduğu sübuta erdiğinden,
mahkemenin İcra ve İflas Kanunun 67.maddesi gereğince icra inkar tazminat kararında da bir isabetsizlik görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle ve özellikle yukarıda ifade edilen yasal düzenlemeler kapsamında, davacının davalı taraftan, takip konusu alacağının usulüne uygun ve yasal delillerle ispat edilmiş olması nedeniyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair karar verilmesi gerekmekle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2018/750, K. 2021/109, 28 Ocak 2021 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama