KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 19 Aralık 2019
- Dosya no
- 2019/3647 Esas
- Karar no
- 2019/2315
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 22/01/2019
- Numarası
- 2018/1243 Esas - 2019/69 Karar
- Dava
- KONKORDATO (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h)
Karar Metni
1.216 kelime·6 dk okuma·1 bölüm
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1243 Esas, 2019/69 Karar ve 22.01.2019 tarihli kararına karşı ,davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş,dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderilmiştir.Talep, İİK 285 vd maddelerde düzenlenen konkordato İstemine ilişkindir.Mahkemece, gerçek kişi ve şirketin konkordato taleplerinin ayrı ayrı reddi ile birlikte, şirketin, İİK 292. maddesi gereğince iflasına karar verilmiştir.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 293. madde üst başlığı kanun yollarıdır.
Somut olayda, borçlu şirketin iflasına karar verilmiş olması nedeniyle uygulanması gereken, 293/3. Fıkradır. Söz konusu fıkrada, mahkeme veya bölge adliye mahkemesinin konkordato talebinin reddiyle birlikte borçlunun iflasına karar verdiği hallerde 164. maddenin uygulanacağı belirtilmiştir. Maddenin atıf yapmış olduğu, 164/2. fıkrasında ise, kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren on gün içinde istinaf yoluna başvurulabileceği düzenlenmiştir.
Mahkeme hükmünde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 297/1- ç bendinde yer verildiği üzere ve doğru olarak 10 günlük süre ile birlikte istinaf kanun yolu gösterilmiştir.Kararın, talep eden davacılar vekillerinden, Av. ... adresine, 18.02.2019 tarihinde, tebliğ edildiği, tebliğin, tebliğ almaya ehil ve reşit olduğu belirtilen şahıs adına yapıldığı, tebliğ belgesinde belirtilmiştir. Adı geçen vekil, davacılar tarafından, Üsküdar ...
Noterliğinin ... yevmiye nolu, 21.09.2018 tarihli vekaletnamede, istinaf dilekçesinde adı ve imzası bulunan Av. ... ile birlikte vekil olarak tayin edilen avukatlardandır.
Karar tebliği edilen vekilin azledildiğine dair bir iddia veya delil olmadığı gibi, duruşmalara adı geçen vekilinin katıldığı ve karar başlığında da davacılar vekili olarak ilk sırada yer verildiği anlaşılmaktadır.7201 sayılı Tebligat Kanunun, 11. maddesinde, vekil olarak takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılacağı, vekilin birden çok olması halinde bunlardan birine tebligat yapılmasının yeterli olduğu, tebligatın birden fazla yapılması halinde ise bunlardan ilkine yapılan tebligat tarihinin, asıl tebliğ tarihi sayılacağı ifade edilmiştir.
Bu anlamda, istinaf dilekçesini ibraz eden davacılar vekilinin, gerekçeli kararın vekile tebliğ edilmediği ve usulüne uygun olmadığı iddiası ile hükmün, 20.03.2019 tarihinde kesinleştirmesine İlişkin işlemin, HMK 95.vd maddeleri gereğince eski hale getirme talebinin dosya kapsamına ve yasal düzenlemelere uygun düşmediği kanaatine varılmıştır.
HMK 95/1. fıkrada, elde olmayan sebeplerle, kanunda belirtilen veya hakimin kesin olarak belirlediği süre içinde bir işlem yapamayan kimsenin, eski hale getirme talebinde bulunabileceği, ikinci fıkrada ise, süresinde yapılamayan işlemle ulaşılmak istenen aynı sonuca, eski hale getirme dışında, başka bir hukuki yoldan ulaşılabiliyorsa, eski hale getirme talebinde bulunulamayacağı belirtilmiştir.
98. maddede, yapılamayan işlem için eski hale getirmenin, bu işlemin hangi mahkemede yapılacaksa o mahkemeden talep edileceği, ikinci fıkrada, eski hale getirme talebinin, istinaf yoluna başvuru hakkının düşmesi halinde bölge adliye mahkemesinden, temyiz yolu başvuru hakkının düşmesi halinde ise Yargıtay’dan talep edilebileceği ifade edilmiştir. Somut olayda, davacılar vekili, istinaf hakkının düşmesi nedeniyle eski hale getirme talebini mahkememizden talep etmiştir.
HMK 96. maddede ise, eski hale getirme talebinde süre düzenlenmiştir. Yasada, eski hale getirmenin, işlemin süresinde yapılamamasına sebep olan engelin ortadan kalkmasından itibaren iki hafta içinde talep edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Davacılar vekili tarafından, karar tebliğinin usulsüz olduğu gerekçesiyle kesinleşmeye İlişkin işlemin eski hale getirilmesi talep edilmiştir.
Ancak dilekçede, karardan ne zaman haberdar olunduğu ve HMK 96. maddesindeki emredici düzenleme kapsamında, iki hafta içinde eski hale getirme talebinde bulunulduğuna dair bir açıklamaya yer verilmemiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 445. maddesinde, “Elektronik İşlemler “ üst başlığı ile, ilk fıkrada, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi ( UYAP ),’ın adalet hizmetlerinin elektronik ortamda yürütülmesi amacıyla oluşturulan bilişim sistemi olduğu belirtilmiştir. ”2”. fıkrada, elektronik ortamda, güvenli elektronik imza kullanılarak, dava açılabileceği, harç ve avans ödenebileceği, dava dosyalarının incelelenebilebileceğine ve diğer konulara yer verilmiştir.
Bu anlamda sistem üzerinde yapılan incelemede, davacı vekillerinden karar tebliğ edilen, Avukat ... tarafından 30.04.2019 tarihinde dosyada doküman okunduğu, istinaf eden vekilin ise 25.06.2019 tarihinde döküman okuduğu, eski hale getirme talepli istinaf dilekçesinin üzerinde 28.04.2019 tarihinin belirtilmiş olmasına rağmen, dilekçenin mahkeme yazı işleri müdürü tarafından 04.10.2019 tarihinde kaydedildiği, ayrıca 05.12.2019 tarihli dosya gönderme formunda da istinaf dilekçesinin kayıt tarihinin 09.10.2019 tarihi, harcın yatırıldığı tarihin ise dosya içindeki mutemet alındı belge tarihi olan 15.10.2019 olarak gösterildiği tespit edilmiştir.
Aksini gösterir bir belge ve bilgi dosya içerisinde mevcut değildir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 118/1. fıkrasında, davanın dava dilekçesinin kaydedildiği tarihte açılmış sayılacağına yer verişmiş, aynı yasanın 343/3. fıkrasında ise istinaf yoluna başvuru tarihi konusunda, 118’ci madde hükmünün uygulanacağı belirtilmiştir.Açıklanan nedenlerle ve özellikle, 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre, kararın, davacıların vekaletnamede adı geçen vekillerden birine tebliğ edilmiş olduğu,
bu şekilde gerçekleştirilen tebligat neticesinde hükmün kesinleştirilmesine ilişkin işlemin eski hale getirilme talebinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun yukarıda ifade edilen eski hale getirme ile ilgili düzenlemeleri kapsamında, talep tarihi itibariyle yasanın 96. maddeki sürenin geçirilmiş olduğu,
yine bir an için gerekçeli kararın usulüne uygun tebliğ edilmediği kabul edilse dahi, HMK 445 .maddesi ile 7201 sayılı Tebligat Kanunun 32. maddesi, İİK 165. madde ki iflasın hükümle birlikte açılmasına dair düzenlemeler göz önünde bulundurulduğunda, davacılar vekilinin aksine iddialarının yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 345. maddesinde, "İstinaf yoluna başvuru süresi iki haftadır....İstinaf yoluna başvuru süresine ilişkin özel kanun hükümleri saklıdır."İfadesine yer verilmiştir, konkordato talebi sonucunda verilen iflas kararında uygulanan 2004 sayılı İİK yasası,
maddede sözü edilen özel kanun hükümleri kapsamında ki yasal düzenlemedir.
Bu durumda, davacılar vekilinin usulsüz tebliğ iddiasının kabulü halinde dahi, kararı sistem üzerinden öğrendiği tarih olan 30.04.2019 tarihinden itibaren iki hafta içerisinde istinaf kanun yoluna ve aynı sürede eski hale getirme talebinde bulunması gerekirken, yukarıda ayrıntılı şekilde ifade edildiği üzere dilekçenin 04.10.2019 tarihinde sisteme işlendiği, daha önceden kayda dair bir bilgi ve belge olmadığından, eski hale getirme talebi ve istinaf başvurusu talebinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 96. ve 352/1.maddeleri gereğince süre yönünden ayrı ayrı reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Kabul şekline göre, davacılardan ... hakkında ki talebin 25.10.2018 tarihli tensip ara kararının 7. bendinde tefrikine karar verilmiş olmasına ve adı geçen davacı hakkında karar verilmiş olmamasına rağmen karar başlığında gösterilmesi, HMK 297/1- b bendi gereğince yerinde değildir.
Ancak söz konusu hatanın, kamu düzenine ilişkin olmaması, istinaf talep süresinin geçirilmiş olması ve mahkemece HMK 304. madde gereğince düzeltilebileceği gözetilerek hatırlatılmakla yetinilmesine dair karar verilmesi gerekmekle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
19/12/2019
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2019/3647, K. 2019/2315, 19 Aralık 2019 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama