KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 21 Eylül 2023
- Dosya no
- 2019/3732 Esas
- Karar no
- 2023/863
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 26/12/2018
- Numarası
- 2018/185 Esas, 2018/1350 Karar
- Dava
- Alacak (Cari Hesap Veya Ticari Kredi Sözleşmesi Kaynaklı
Karar Metni
1.550 kelime·8 dk okuma·1 bölüm
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesi ile; davalı şirketin araç satış ve servis hizmeti verdiğini, taraflar arasında, müvekkili şirketin davalı şirket müşterilerine araç yıkama, boya koruma hizmetleri sunması hususunda 02/05/2016 tarihli sözleşme imzalandığını, müvekkili şirket edimini ifa ederken 14/03/2016 tarihinde, ... plakalı aracın sol ön kapı ve sol ön çamurluğuna zarar verildiğini, onarım bedeli 11.007,36TL'nin müvekkili tarafından ödendiğini, davalının ayrıca 09/12/2016 tarihli ve 173.917,85 TL bedelli değer kaybı faturası düzenlediğini, bu tutarın da müvekkilinin verdiği teminat mektubunun paraya çevrilmesi ile tahsil edildiğini,
ancak aracın kapısının orjinal yenisi ile değiştirildiğini, hasarın tramer kaydında yer almadığını, bu nedenle araçta bu miktarda bir değer kaybı oluşmasının mümkün olmadığını, ekspertiz şirketinden alınan raporda araçta 20.000,00 TL'lik değer kaybı yaşanabileceğinin belirtildiğini ileri sürerek 20.000,00 TL değer kaybı bedelinin tenzili ile haksız tahsil edilen 153.917,85 TL'nin tahsil edildiği 27/02/2017 tarihinden işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevabında; istirdat davasının bir yıllık hak düşürücü sürede açılması gerektiğini, davanın hasarın meydana geldiği 14/03/2016 tarihinden itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içinde açılmadığını, taraflar arasındaki sözleşmenin 5.16 maddesi gereği, davacı çalışanlarının kusuru ile üçüncü kişilere verilecek zararlardan davacının sorumlu olduğunu, müvekkilinin hasara uğrayan aracı, hasar gerçekleşmeseydi satılabileceği fiyattan (20.000 Euro bedelle) satın almak zorunda kaldığını, aracı ancak 6 ay sonra 165.000 Euro bedelle satabildiğini, müvekkilinin aracı 35.000 Euro fark ile satması nedeniyle zararı sabit olup,
davacının belirttiği 20.000,00 değer kaybının varsayımsal olduğunu, ayrıca davacının değer kaybı bedelinin ödenmesi için çıkardıkları ihtarnameye sessiz kaldığını ve teminat mektubunun tazminine de itiraz etmediğini, 26/12/2016 tarihinde imzalanan fesih protokolü ile davacı şirketin müvekkili şirketi ibra ettiğini, hasarın tramer kaydının olmamasının hasarın alıcılar tarafından bilinmeyeceği anlamına gelmediği gibi, dürüstlük kuralı gereği alıcıya da hasarın bildirilmesi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; aracın hasara uğramasından sonra davalının aracı satın aldığı ve sonrasında sattığı, alım ve sonrasında satım bedelinin ilam niteliğindeki noter satış belgesine dayandığı, alım satım bedeli arasındaki 35.000 Euro farkın araçtaki değer kaybı tutarı olduğu, ayrıca taraflar arasında düzenlenen fesih protokolünün 3.4 maddesi ile davacının davalıyı ibra ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; aracın kapısının orjinal yenisi ile değiştirildiğini, bu konuda tramer kaydı bulunmadığını, 26/12/2016 tarihli fesih protokolünde belirtilen ibranın 26/12/2016 tarihinden önceki işleri kapsadığını, davalı şirketin protokol tarihinden sonra,
27/02/2017 tarihinde teminat mektubunu nakde çevirerek değer kaybı bedelini tahsil ettiğini, 35.000,00 Euro değer kaybı bedelinin fahiş olduğunu, yapılan bilirkişi incelemesinde de bu durumun ortaya çıktığını, davalının hasarlı aracı müşteri memnuniyeti çerçevesinde yüksek bedelle aldığını ve satarken de teminat mektubunun varlığı nedeniyle aracı düşük bedele sattığını belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulünü talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME Dava, teminat mektubunun nakde çevrilmesi ile tahsil edilen araç değer kaybı bedelinin fahiş olduğu ileri sürülerek fazla tahsil edilen kısmın iadesi istemine ilişkindir.Mahkemece, hasara uğramasından sonra aracın alım ve satım bedeli arasındaki farkın davacının verdiği teminat mektubundan tahsil edilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı, ayrıca davacının davalıdan herhangi bir hak ve alacak talep etmeyeceğini kabul ederek davalıyı ibra ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili hükmü istinaf etmiştir.Dosya kapsamından;
taraflar arasında, araç satış ve servis hizmeti veren davalıya ait işyerinde, davacının davalı şirket müşterilerine araç yıkama, boya koruma gibi hizmetleri sunması hususunda anlaşma olduğu, davacı şirketin yaptığı hizmet sırasında ... plakalı aracın sol ön kapı ve sol ön çamurluğuna zarar verildiği, davacının onarım bedeli 11.007,36TL'yi ödediği,
davalı şirketin aracın değer kaybı bedeli olarak 173.917,85 TL'yi 27/02/2017 tarihinde, davacı şirketin verdiği teminat mektubunu nakde çevirerek tahsil ettiği anlaşılmaktadır.Taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 5.16 maddesi gereği, davacı şirketin, davalı işyerinde verdiği hizmet sırasında üçüncü kişilere vereceği zarardan davacı sorumludur. Taraflar arasında da araçta meydana gelen değer kaybından davacının sorumlu olduğu konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık; davacının verdiği teminat mektubunun paraya çevrilmesi ile tahsil edilen değer kaybı miktarının fahiş olup olmadığı ile davacının kendisinden tahsil edilen değer kaybı hususunda da davalıyı ibra edip etmediği noktalarında toplanmaktadır.Tarafların ticari ilişkiyi sona erdirmek için düzenlediği 26/12/2016 tarihli fesih protokolünün 3.1 maddesinde ... Maslak işyeri için sözleşmenin 31/03/2017 tarihine kadar geçerli olacağı belirtilmiştir.
Anılan protokolün 3.4 maddesinin ilk cümlesi ise; "..., gerek fesih tarihinden önceki tarih içinde gerek fesih tarihi itibariyle, münfesih sözleşmeden dolayı ...'dan dolayı her ne nam altında olursa olsun hak, alacak, cezai şart, tazminat, zarar, munzam zarar hiçbir talebinin olmadığının ve gelecekte de böyle bir talebinin bulunmayacağını peşinen kabul beyan ve taahhüt ederek, ...'yu gayrikabili rücu ibra etmektedir." hükmünü düzenlemektedir.Davalı, anılan hükümle davacının kendisini ibra ettiğini ve davacının verdiği teminat mektubundan tahsil edilen değer kaybı tutarı ile ilgili herhangi bir hak talebinin olamayacağını savunmuştur.
TBK'nın 19/1 fıkrası. "Bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradeleri esas alınır." hükmünü düzenlemektedir.
Protokolün 3.1 maddesinde tarafların ortak iradesinden anlaşılması gereken; davacının verdiği teminat mektubundan ancak aracın gerçek değer kaybı bedelinin tanzimi konusunda davacının davalıya ibra ettiği şeklinde olmalıdır. Anılan hüküm ile davacıdan tahsil edilen ve aracın gerçek değer kaybı tutarını aşan kısım yönünden de, davacının davalıyı ibra ettiğinin kabul edilmesi doğru görülmemiştir.
Davalı, müşteri memnuniyeti kapsamında zarar gören aracı ilgilisinden satın almak suretiyle akabinde üçüncü kişiye satmıştır. Aradaki satış farkının davacının teminat mektubundan irat kaydedilmesi hakkaniyete ve dürüstlük kurallarına uygun değildir. Gerçekten dava dışı şahsa ait araçtaki değer kaybı dosyada alınan bilirkişi raporu ile sabit olmuştur. Davalı taraf ancak bu miktar yönünden haklıdır.
Zarar gören aracın alış ve satışı arasındaki farkın davalının zararı olarak kabul edilmesi ve bu miktarın tahsiline karar verilmesi isabetli olmamıştır.Dosyada aldırılan bilirkişi raporuna göre araçtaki değer kaybı tutarı 24.000,00 TL olduğuna göre, davacıdan fazladan tahsil edilen 149.917,85 TL yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken,
davanın tamamen reddedilmesi doğru olmamıştır.Açıklanan nedenler ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığından HMK'nın 353/1.b.2 bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kısmen kabulüne karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2019/3732, K. 2023/863, 21 Eylül 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama