KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 16 Temmuz 2020
- Dosya no
- 2020/1347 Esas
- Karar no
- 2020/1580
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Ara karar tarihi
- 06/03/2019
- Numarası
- 2019/98 Esas
- Dava
- KONKORDATO (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h)
Karar Metni
4.271 kelime·21 dk okuma·4 bölüm
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA
Davacılar, ... A.Ş, ...
A.Ş ve ... vekili, 22.02.2019 tarihli dava dilekçesinde, geçici mühlet kararı verilmesini, tüm icra takiplerinin durdurulmasını, rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takiplerde malların muhafaza altına alınması ve satış işlemlerinin durdurulmasını , İhtiyati tedbir ve İhtiyati haciz işlemlerinin uygulanmamasını, mühlet öncesi yapılmış müstakbel alacakların temliki sözleşmeleri kapsamında, mühlet içinde doğacak alacaklar için temlik işleminin hükümsüz sayılmasına ve mühlet içinde ödemelerin komiser denetiminde şirkete yapılmasını, şirketin keşide ettiği çeklere karşılıksız şerh vurulmasının önlenmesine,
alacaklı bankalardaki şirket hesaplarındaki mevcut blokajların kaldırılmasına, haciz müzekkereleri ya da 89 haciz ihbarnamelerinin mühlet içinde uygulanmamasına, mühlet kararından sonra hesaba gelecek muhtemel paraların ve şirket lehine doğacak alacakların şirkete ödenmesine, mühlet içinde alacaklılar tarafından yapılabilecek takas ve mahsup işlemlerinin engellenmesine, mühlet boyunca şirket tarafından üçüncü kişilere verilen teminat mektuplarının nakte dönüştürülmesinin engellenmesine, mevcut muhafaza işlemlerinin, hacizler baki kalmak kaydı ile kaldırılarak şirkete yediemin olarak teslimine karar verilmesini istemiştir.
Davacılar vekili, 01.03.2019 tarihli dilekçe ile, komiser heyetinin ...’in ekonomik hacmine ve alacaklı sayısına uygun olarak yeniden belirlenmesini, her bir komiser için 7.000 TL olarak belirlenen 5 aylık ücret tutarı 90.000,00 TL ‘nin mahkeme veznesine yatırılmasına karar verildiğini, müvekkili şirketin borca batık olduğunu, finansal anlamda oldukça zor bir süreçten geçmekte olduğunu, yalnızca tek bir mağaza ( ...
AVM ) işlettiğini, 6 aylık dönem için peşinen toplamda ödenecek 105.000,00 TL komiser ücreti ödemesinin müvekkili şirketi zor duruma düşüreceğini, İİK 287/3. fıkrası gereğince komiserlerin alacaklı sayısına ve miktarına göre belirlendiğini, asıl olanın bir komiser atanması olduğunu, diğer müvekkili şirketin ise yirmiden fazla mağaza işlettiğini, 105.000 TL komiser ücreti ödeyeceğini, şirketin yüzden fazla alacaklısı olduğu düşüldüğünde ücretin makul olduğunun aşikar bulunduğunu, müvekkili ... yönünden 4 nolu ara karardan rücu edilmesini, alacaklı sayısı ve ekonomik durumuna göre uygun şekilde komiser ücretlerinin yeniden belirlenmesini,
duruşma gününün (3) aylık geçici mühlet süresinin sonuna alınmasını, (4) nolu ara karardan rücu edilmesini talep etmiştir.Davacılar vekili, 04.03.2019 tarihli dilekçeleri ile ise, -İİK 294. kapsamında konkordato kurumunun amacına ve ruhuna uygun olarak,
geçici mühlet kararından hemen önce başlatılan icra takipleri nedeniyle müvekkillerinin bankalar ve 3.şahıslar nezdindeki alacaklarına konulan hacizlerin kaldırılarak bu hacizli paraların müvekkillerine ödenmesi ( hesaplarına iadesi ) ve muhafaza altına alınan malların yediemin olarak müvekkillerine teslimine, -müvekkilleri hakkında verilen konkordato geçici mühlet kararı doğrultusunda, ileri tarihli olarak keşide edilen ve tedavülde bulunan çeklerinin bankaya ibrazı halinde ödenmemesi amacıyla ilgili bankalara bildirimde bulunulmasını,
- Müvekkili şirketler tarafından akdedilen sözleşmelerin teminatı olmak üzere verilen teminat mektuplarının İİK m.296. madde kapsamında salt konkordato başvurusu nedeniyle nakte çevrilebileceğinin göz önünü alınarak nakde tahvillerinin tedbiren önlenmesine dair karar verilerek ilgili bankalara bildirimde bulunulmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI.
Mahkemece, davacıların talepleri hakkında 06.03.2019 tarihli tensip ara kararı ile hüküm kurulmuş, davacılar vekili tarafından söz konusu ara karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş ise de, istinaf harçlarının başvuran sayısı kadar karşılanmamış ve ara kararın gerekçesiz olması nedenleri ile dosya, Dairemizin 2019/1212 Esas, 2019/2102 Karar ve 21.11.2019 tarihli kararı ile eksikliklerin yerine getirilmesi için ilk derece mahkemesine geri çevrilmiştir.
Geri çevirme sonrasında, harçlar tamamlanmış ve gerekçeli ara kararın yazıldığı anlaşılmıştır. Gerekçeli ara kararda, 06.03.2019 tarihli ara kararda imzası bulunan hakimlerden birinin tayininin çıktığı, mahkemede görevli olmadığı, yeni fiili ve hukuki durum nedeniyle zorunlu olarak mahkeme başkanı ve üye hakimler tarafından imzalandığı hususunun açıklanmasına yer verilmiştir.
Mahkemenin 24.04.2020 tarihli gerekçeli ara kararında, davacılar vekilinin, 04.03.2019 tarihli iki ayrı talep dilekçesi ile ilgili 07.03.2019 tarihli beyan dilekçelerinin incelendiği, ayrı ayrı yapılan hukuki değerlendirme sonucunda. (1-2-3) (Komiser ücretlerinin özellikle davacı ... A.Ş yönünden düşürülmesi, duruşma tarihinin değiştirilmesi ve 3 aylık geçici mühlet sonunda duruşma yapılması, komiser heyetinin tek komiser şeklinde değiştirilmesi ) numaralı taleplerinin.
Davacılar sayısının birden fazla olması, özellikle anonim şirket statüsündeki davacıların toplam borç miktarı, alacaklı sayısı dikkate alındığında takdir edilen ücretlerin makul olduğu, davacılardan ...
A.Ş ‘nin işletme hacmi ve borç miktarı dikkate alındığında tek komiser görevlendirilmesinin yeterli olmayacağı gerekçesiyle komiser sayısının bir kişiye indirilmesi ve ücretlerin düşürülmesi talebinin oybirliği ile reddine, yargılamada duruşmanın ne zaman yapılacağı hakkında karar ve takdir yetkisinin mahkemede bulunduğu gerekçesiyle, duruşmanın ertelenmesi ve başka bir güne bırakılması talebinin oybirliği ile reddine, (4) numaralı ( banka hesaplarındaki blokelerin kaldırılması, takas / mahsubun önlenmesi ) talebinin.
Davacıdan alacaklı olanların mühlet kararından sonra davacıya borçlu olması halinde İİK 294/4 maddesi atfıyla 200 madde kapsamında takas yapamayacağı dikkate alınarak, geçici mühlet kararından sonra davacı hesaplarına 3. kişiler tarafından gönderilen paraların üzerine bankalar tarafından konulan blokelerin kaldırılmasına, bankalarca gelen paraların kendi alacaklarına karşılık mahsup yapılmasının önlenmesine, talebin oy çokluğu ile kabulüne, (5) ve (6) numaralı talepler (...
A.Ş ‘ye teminat olarak verilen çeklere ödeme yasağı konulması, ileri tarihli verilmiş çeklere ödeme yasağı konulması ); ...
A.Ş ‘ye teminat olarak verildiği iddia olunan çeklere ve geçici mühlet kararı öncesi ileri tarihli keşide edilmiş olan çeklere ödeme yasağı konulması talebi yönünden, bu çekler bakımından mahkemece davacılar hakkında verilen ve ilan edilen geçici mühlet kararı ve kararda açıklanan kanuni sonuçlar bakımından muhatap bankalarca geçici mühlet kararı sonrası hiçbir alacaklıya davacılar hesabından mühlet kapsamındaki borçlarla ilgili ödeme yapılması kanunen mümkün olmadığından kanuni sonuç dışında ayrıca ödeme yasağı istenmesinde davacıların hukuki yararı bulunmadığından talep hakkında karar verilmesine oy çokluğu ile yer olmadığına,
(7) numaralı talep (geçici mühlet kararı öncesi banka hesaplarına ve 3. kişilerdeki alacaklara konan hacizlerin kaldırılması, alınan paraların ve muhafaza altına alınan malların iadesine karar verilmesine).
Geçici mühlet kararından önce banka hesaplarına ve 3. kişilerdeki alacaklara konulan hacizlerin İİK 200 kapsamında değerlendirilemeyeceğinden ,geçici mühlet kararı verilmesiyle İİK madde 294 gereği takiplerin olduğu yerde duracağından ancak takiplerin veya hacizlerin iptaline karar verilemeyeceğinden, geçici mühlet kararı öncesi banka hesaplarına ve 3. kişilerdeki alacaklara uygulanan hacizlerin tümden kaldırılması talebinin oy birliği ile reddine,
Geçici mühlet kararı öncesi başlatılmış takipler kapsamında muhafaza altına alınan malların niteliği hangi işletme faaliyetinde kullanıldığı ve kullanılacağı ,hangi İcra dosyasında muhafaza altına alındığı hali hazırda ki durumunun bildirilmesi takdirde muhafaza altına alınmış malların davacılara iadesi talebinin yeniden değerlendirilmesine, karar verilmesine yer olmadığına, (8) numaralı talep ( teminat mektuplarının nakte çevrilmesinin önlenmesi ).
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 13/12/1967 gün 1966/16 Esas, 1967/7 Karar ve 11/06/1969 günlü 1969/4-6 sayılı kararında belirtildiği üzere banka teminat mektubunun hukuki niteliği itibarıyla 818 sayılı BK 110 maddesinde sözü edilen üçüncü şahsın fiiline taahhüt niteliğinde bir garanti sözleşmesi olduğu, garanti sözleşmesinin kefalet sözleşmesinden farklı olduğu ve en önemlisi garanti verenin borcunun asıl borçlunun dışında ve bağımsız biçimde bir borç yüklemi altına girdiğinin vurgulandığı,
davacılar vekilinin İhtiyati tedbir talebinin HMK 389 vd maddeleri çerçevesinde bir ihtiyari tedbir talebi olarak değerlendirilemeyeceği, maddi hukuka İlişkin talep niteliği taşıyan talebin çekişmesiz yargı niteliği taşıyan konkordato prosedürü içerisinde bir tedbir talebi olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle teminat mektuplarının nakte çevrilmesinin önlenmesi talebinin oy çokluğu ile reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Ara karar, davacılar vekili tarafından istinaf edilmiştir. İstinaf nedenleri olarak, 01.03.2019 ve 04.03.2019 tarihli taleplerinin bir kısmının reddedildiğini, bir kısmına ise karar verilmesine yer olmadığı şeklinde karar verildiğini, talepleri doğrultusunda karar verilmesi gerektiğini iddia ederek ,kararın kaldırılmasını ve talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
Dava, İİK 285 vd maddelerinde düzenlenen konkordato talebidir. 12.07.2019 tarihli celsede, davacılar hakkında, İİK 289. maddesi uyarınca 12.07.2019 tarihi itibariyle 1 yıl süre ile konkordato kesin mühlet kararı verilmiştir. Davacılar vekili, ara karara konu çok sayıda talepleri hakkında, İhtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
Ancak, bu taleplerden, komiser ücretlerinin yeniden belirlenmesi, duruşma gününün değiştirilmesine dair talepler İhtiyati tedbir mahiyetinde ki bir geçici hukuki koruma niteliğinde değildir. Mahkemece, kanun, “ Konkordato Komiserliği ve Alacaklılar Kuruluna Dair Yönetmelik” , “ Konkordato Gider Avansı Tarifesi “ uyarınca takdir edilen konkordato komiser ücretleri ile usul kuralları çerçevesinde duruşma gününün belirlenmesi birer ara karardır.
Ara kararları, yargılamaya son vermeyen, aksine onu yürütmeye, ilerletmeye yaratan kararlardır. Hakim, yargılamayı yürütmek için bir davada bir çok ara karar verir. Ortak özellikleri, hakimin ara kararı ile davadan elini çekmeyip aksine davaya devam etmesidir. Kural olarak, hakim verdiği ara karardan dönebilir. Çünkü, ara kararları ile kural olarak taraflardan biri lehine usuli kazanılmış hak doğmaz. Ara karardan dönebilmenin istisnası usulü kazanılmış haktır.
Hukukumuzda, ara kararlar için kabul edilmiş genel bir kanun yolu yoktur. Fakat, taraflardan biri karşı taraf yararına usuli kazanılmış hak doğurmamış olan ara karardan dönülmesini mahkemeden isteyebilir. Mahkeme, ara kararları, belirtildiği üzere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 341. maddesi gereğince istinaf kanun yoluna başvurulabilen kararlardan değildir. Ancak esas hükümle birlikte istinaf edilebilirler.
Mahkeme tarafından verilen ara kararlarla henüz dosyadan el çekilmemiştir. HMK 341. maddesinde, istinaf yoluna başvurulabilen kararlar, ilk derece mahkemesinin nihai kararları, İhtiyati tedbir, İhtiyati haciz taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü halinde itiraz üzerine verilecek kararlar olarak ifade edilmiştir.
Bu sebeple, davacılar vekilinin istinaf konusu ettiği ve mahkemenin 1,2 ve 3 nolu numaralarla sınıflandırdığı, komiser heyeti ücretleri, duruşma tarihi, komiser heyeti sayısına dair istinaf sebepleri, istinaf kanun yoluna başvurulabilen kararlardan olmamaları nedeniyle incelenmeksizin reddedilmiştir. 5 ve 6. sırada yer verilen, ...
A.Ş ‘ye teminat olarak verilen çeklere ödeme yasağı ve ileri tarihli verilmiş çeklere ödeme yasağı konulması talebinin, konkordato ile ilgili düzenleme kapsamına uygun olmadığı, 3. kişilerin haklarını etkileyecek nitelikte bulunduğundan ve ancak Dairemizin emsal kararlarında ifade edildiği üzere, talep eden borçlu tarafından keşide edilen çeklere, çek kanunu ve ilgili mevzuat gereğince telafisi imkansız zararların oluşmaması adına karşılıksızdır şerhi verilmemesi yönünden tedbir kararı kabul edildiğinden, davacılarının bu taleplerine yönelik ilk derece mahkeme kararının da da bir isabetsizlik görülmemiştir.
7 numaralı bentte yer alan, geçici mühlet kararı öncesi banka hesaplarına ve 3. kişilerdeki alacaklara konan hacizlerin kaldırılması, alınan paraların ve muhafaza altına alınan malların iadesi isteminin ise, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 294/4. fıkrası gereğince, tedbirlerin uygulanmasında geçici mühletin ilan tarihi esas alınacağı düzenlemesi kapsamında isabetli görülmemiştir.
Diğer yandan, aynı yasanın 294/1. fıkrasında, hiçbir takibin yapılamayacağı, evvelce başlamış takiplerin duracağı belirtilmişken İhtiyati tedbir kararı ile birlikte İİK 40. maddesi anlamında, icranın tamamen ve kısmen eski haline iade edileceğine dair bir düzenlemeye yer verilmemiştir.Rehinle temin edilmiş alacaklar nedeniyle takibin başlatılabileceği veya başlamış olan takiplere devam edilebileceği ancak bu takip nedeniyle muhafaza tedbirleri alınamayacağı ve satışın gerçekleştirilemeyeceği İİK 295. maddesinde düzenlenmiş olmakla birlikte talep eden davacıların buna dair bir iddiaları yoktur.
Açıklanan yasal düzenleme kapsamında, davacıların söz konusu istinaf nedenlerinin de yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. Mahkeme kararının 8 nolu bendinde ise; davacı şirketler tarafından verilen banka teminat mektuplarının nakte çevrilmesinin engellenmesi yönünde tedbir kararı verilmesi hususu değerlendirilmiştir.
Teminat mektubunun nakde çevrilmesinin tedbiren durdurulmasına yönelik karar, maddi hukuk alanında sonuçlar doğuran ve borçlu konkordato talep eden şirkete nazaran üçüncü kişi konumunda olanların maddi hukuktan doğan talep ve def-i haklarını etkileyen tedbirler olarak değerlendirilebilir.
Konkordato talebinde, gerek geçici mühlet ve gerekse kesin mühlet süresi içerisinde, üçüncü kişilerin sahip oldukları hakları ve yüklendiği borçları etkileyeceğinden bu konuda tedbir kararı verilemez. Bu sebeple, ilk derece mahkemesince verilen tedbir talebinin reddine dair karar hukuka uygun olduğundan bu konudaki istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
İhtiyati tedbir, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun onuncu kısım, birinci bölümünde, “ Geçici Hukuki Korumalar “ üst başlığı altında, ihtiyati tedbirin şartlarını düzenleyen 389 vd maddelerde yer almıştır.
HMK 389. maddesine göre, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkansız hale geleceği ve ya gecikmesinde sakınca bulunması yahut ciddi bir zararın ortaya çıkacağı endişesi bulunan hallerde ihtiyati tedbir kararı verilebilir.
Mahkemece, gecikme nedeniyle bir sakınca ya da ciddi bir zararın doğacağı konusunda talepte bulunanın haklılığını yaklaşık olarak ispat etmesi halinde sakınca veya zararı ortadan kaldıracak şekilde tedbire karar verilebilir.
İİK 287/1. fıkrada, 297. maddenin ikinci fıkrasındaki hallerde dahil olmak üzere, mahkemenin, borçlunun malvarlığının muhafazası için gerekli gördüğü bütün tedbirleri alacağı belirtilmiştir.Bu hükmün lafzından da anlaşılacağı üzere, malvarlığının muhafazası için alınabilecek tedbirler sınırlı değildir.
Konkordato talebi üzerine kanunda öngörülmeyen muhafaza tedbirleri dışında, mahkemece verilebilecek İhtiyati tedbirlerin amacı, konkordato talep eden borçlunun malvarlığı veya işletmesinin bütünlüğünün korunması ve konkordatonun amacına ulaşmasının sağlanmasıdır. Ancak, yasanın açık düzenlemelerine aykırı düşecek şekilde İhtiyati tedbir kararı verilmesi de kabul edilemeyecektir.
Diğer yandan, borçlunun konkordato mühleti içinde bazı istisnai alacaklar dışında, alacaklıların takiplerinden ve malvarlığının korunmasına dair diğer bütün tedbirlerin, konkordatonun amacının öngördüğü zorunlu bir sonuç olduğunu kabul etmek kaçınılmazdır.
Zira, konkordato talep eden borçlunun, konkordato işlemlerini gerçektireceği bu süreç içinde, icra ve iflas takiplerine muhatap kılınması ve bir kısım tedbirlerin alınmaması malvarlığının tümüyle elinden çıkmasına yol açabilir. Oysa konkordatoda temel ilke borçlunun malvarlığının başında bulunması ve işletmesini yeniden sağlam bir yapıya kavuşturmasıdır.
Bu dönemde, borçlunun tedbirlerin alınmaması sonucunda malvarlığının tasfiye edilmesi durumu ile karşılaşması hali, konkordato kurumunun amacı ile bağdaşmayacaktır. Bu ise yukarıda ifade edilen İİK 294. maddede büyük oranda sağlanmaktadır.
Açıklanan nedenlerle ve özellikle davacı borçlu şirketlerin ihtiyati tedbir talepleri, konkordato ile ilgili İİK 285 vd maddelerde ki açık düzenlemelerine uygun düşmediğinden ve bu anlamda ilk derece mahkeme ara kararının usul ve yasaya uygun olduğu kanaatine varılarak istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2020/1347, K. 2020/1580, 16 Temmuz 2020 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama