KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 25 Ocak 2024
- Dosya no
- 2020/1919 Esas
- Karar no
- 2024/111
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 10/12/2019
- Numarası
- 2018/628 Esas, 2019/1406 Karar
- Dava
- İTİRAZIN İPTALİ (Ticari Satımdan Kaynaklanan
Karar Metni
1.907 kelime·10 dk okuma·5 bölüm
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında yapılan anlaşma gereğince müvekkili tarafından fatura mukabilinde mal ve hizmetin davalı şirkete verildiğini, fatura sebebiyle kısmen ödeme yapıldığını, bakiyenin ise ödenmediğini, ihtarname ile davalının temerrüde düşürüldüğünü, alacağın tahsili için İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinin davalının itirazı üzerine durduğunu belirterek icra takibine karşı yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ile müvekkili arasında herhangi bir sözleşme imzalanmadığını, sadece sözlü olarak ön anlaşma yapıldığını, işin yapılıp yapılmayacağı konusunda net bir mutabakata varılmadığını, ayrıca davacının, müvekkiline sormadan işleri yapmaya kalkıştığını, taraflarca sözlü olarak belirlenen stantların taahhüt edildiği gibi olmayıp projeye uygun yapılmadığını, bir kısmının da hiç yapılmadığını, müvekkili tarafından herhangi bir fayda alınmadığını, davacının onaysız yaptığı işlerde üzerine düşen edimleri yerine getirmediğini, bir kısmını eksik ifa ettiğini,
işin anlaşılan şekilde teslim edilmediği gibi aynı zamanda geç teslim edildiğini, müvekkili şirketin kontrol ve onayından geçmeyen faturalar ile haksız taleplerde bulunulduğunu, alacak likit olmadığından icra inkar tazminatının talep edilemeyeceğini, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddine ve haksız ve kötüniyetli icra takibi sebebiyle % 20 oranından az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmolunmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk derece mahkemesince; davacının, takibe konu faturadan tahsil ettiği kısmı tenzil ederek bakiye yönünden davalıdan talepte bulunduğu, davalının ticari defterlerinde takip konusu faturanın kayıtlı olduğu, takip konusu faturanın davalının defterinde kayıtlı olmasının, o fatura ve içeriği malların, sağlam ve eksiksiz olarak alındığına delil teşkil edeceği, bu nedenle davalı vekilinin, faturanın ticari defterine girmediği yönündeki iddiasının yerinde olmadığı,
fatura ve içeriği malların, davalının onayından geçeceği hususunda yanlar arasında yazılı sözleşme akdedilmiş olsa bile takip konusu fatura, davalının ticari defter kayıtlarına girdiğinden içeriğinin benimsediğinin kabulü gerekeceği, faturanın, davacının ayıplı mal gönderdiğine ilişkin belge ve kayıt dosyaya sunulamadığından davalının zamanaşımı itirazının yerinde olmadığı gerekçelerine istinaden davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, davalının İstanbul Anadolu ...
İcra müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına yapmış oludğu itirazın kısmen iptali ile takibin 5.192,00 TL asıl alacak, 23.90 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 5.215,09 TL üzerinden takip şartları haliyle aynen devamına, işlemiş faiz yönünden fazlaya ilişkin talebin reddine, asıl alacak olan 5.192,00 TL üzerinden davalının %20 icra inkar tazminatına mahkumiyetine dair karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiş olup davacı vekili ise, katılma yoluyla kararı istinaf etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davacı şirket ile müvekkili şirket arasında herhangi bir sözleşme imzalanmadığını, sadece sözlü olarak ön anlaşma yapıldığını, işin yapılıp yapılmayacağı konusunda net bir mutabakata varılmadığını, ayrıca davacının, müvekkiline sormadan işleri yapmaya kalkıştığını, taraflarca sözlü olarak belirlenen stantların taahhüt edildiği gibi olmayıp projeye uygun yapılmadığını, bir kısmının da hiç yapılmadığını, müvekkili tarafından herhangi bir fayda alınmadığını,
davacının onaysız yaptığı işlerde üzerine düşen edimleri yerine getirmediğini, bir kısmını eksik ifa ettiğini, işin anlaşılan şekilde teslim edilmediği gibi aynı zamanda geç teslim edildiğini, müvekkili şirketin kontrol ve onayından geçmeyen faturalar ile haksız taleplerde bulunulduğunu, müvekkili tarafından düzenlenen iade faturası ile işin yapılıp yapılmadığına yönelik Mahkemece hiçbir incelemede bulunulmadığını, davanın kabulü anlamına gelmemek kaydıyla, alacak likit olmadığından icra inkar tazminatına hükmedilmesinin haksız olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
Davacı vekili istinafa cevap ve katılma yoluyla istinaf dilekçesinde; davalının istinaf talebinin reddi gerektiğini, Mahkemenin gerekçesinde, davalının ihtarname gönderilmeden temerrüde düşmüş sayılmayacağı ve bu nedenle faizin, fatura tarihi değil ihtarname tarihinden başlatılması gerektiği belirtilmiş ise de bu hususa katılmadıklarını, TTK'nun 1530. maddesi uyarınca, borçlunun temerrüde düşmesi için ihtarın şart olmadığını, faturanın tebliğinden itibaren 30 günlük sürenin sonunda borçlunun kendiliğinden temerrüde düşeceğinin belirtildiğini,
bu nedenle faize yönelik taleplerinin reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek davalının istinaf başvurusunun reddine, kendi istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
Dava, fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.Davacının, davalı hakkında İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ...
Esas sayılı dosyasında 5.192,00 TL asıl alacak ve 669,56 TL faiz olmak üzere toplam 5.861,56 TL'nin tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, davalının takibe ve borca karşı itirazda bulunduğu, davacının ise İİK 67. maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde işbu itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmıştır.Bilirkişi tarafından sunulan 22/08/2019 teslim tarihli raporda; davacı ve davalının ibraz ettiği ticari defterlerinin kanuna uygun tutulduğu, kendi ticari defterlerine göre davacının, davalı ile olan ticari ilişkisini (TL) ve (USD karşılığı TL) olmak üzere iki ayrı hesapta izlediği,edildiği,
davacının, USD bazlı hakedişten ötürü davalı şirkete bakiye 2.129,99 TL borçlu olduğu, davacının takipteki alacağını ise, (TL) hakediş hesabındaki kayıtlara dayandırdığı, bu kayıtlara göre davacının, takip konusu 12.508,00 TL bedelli faturayı davalı adına borç kaydettiği, davalının daha önce ödediği 7.316,00 TL'nin, fatura bedelinden tenzili ile davalıdan 5.192,00 TL alacağı olduğunun tespit edildiği, kendi defterlerine göre davalının, davacı şirketten toplam 494.991,25 TL tutarlı 3 adet hakediş faturası aldığı, bu hakediş faturaları içerisinde takip konusu 12.508,00 TL bedelli faturanın da bulunduğu,
davalının, davacıya takip tarihi itibariyle toplam 371.738,80 TL ödeme yaptığı, davalının, takip tarihi itibariyle davacı şirkete 123.252,45 TL (494.991,25 - 371.738,80) bakiye borcunun bulunduğu, davalının, takip tarihinden sonra davacıya 30/06/2018 tarihinde 123.252,45 TL tutarlı iade faturası keserek bakiye borcunu kapattığı ancak buna ilişkin bir fatura sunmadığı,
davanın itirazın iptali davası olması sebebiyle taraflar arasındaki borç/alacak ilişkisinin 17/04/2018 takip tarihi itibariyle değerlendirilmesi gerektiği, bu nedenle takip tarihinden sonra kesilen iade faturasının, alacak tespitinde dikkate alınmayacağı, taraflar arasındaki alacak ve borç tutarlarının uyum içerisinde bulunmadığı, taraflar arasında davalı aleyhine 112.458.20 TL (484.197,00 - 371.738,80) ödeme farkı bulunduğu, ancak davacının, takipteki alacağını, takip konusu edilmeyen fatura ve ödemelere değil, 21/12/2016 tarih ve 12.508.00 TL bedelli 1 adet faturaya dayandırdığı,
takip konusu faturanın, davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı, fatura konusu işin onay almadan davacı tarafından yapıldığını, eksik/ayıplı yapıldığını, bir fayda elde edilemediğini, bu nedenle fatura bedelinin talep edilemeyeceğini öne sürmekte ise de, işin yapılmadığı ve/veya (eksik-ayıplı) ifa edildiği hususunda davacıya, süresi içerisinde yapılmış (ayıplı işler için) ayıp ihbarı veya (eksik işler için) temerrüt ihtarı gönderilmediği gibi iade faturasının da kesilmediği,
davalının bu husustaki savunmasının yerinde olmadığının kabulü halinde davalının, fatura konusu işi, eksiksiz ve ayıpsız teslim aldığının kabulünün gerekeceği, bu durumda takip konusu fatura bedelinin, davalı tarafından ödenip ödenmediğine bakılacağı, gerek davacının ve gerekse davalının ticari defterlerinde, bu faturanın, birebir ödendiğine ilişkin bir ödeme belgesi sunulmadığı, zaten fatura bedelinin ödenmediğini, davalının kabul ettiği, buna göre davacının, takip konusu faturadan dolayı davalıdan bakiye 5.192,00 TL alacağı olduğu sonucuna varıldığı,
davalının, tebliğ edilen ihtarnamede tanınan 7 günlük önel sonunda 01/04/2018 tarihinde temerrüde düştüğü, talep edilebilecek avans faizinin 23,90 TL olarak hesaplandığı, TTK'nun 1530/4-a maddesi uyarınca ise, talep edilecek faizin 635,58 TL olduğu bildirilmiştir.Bilirkişi tarafından sunulan 27/09/2019 tarihli ek raporda, önceki rapor ile varılan kanaat bakımından bir değişiklik olmamıştır.Davalı vekilinin istinaf talebi ile ilgili yapılan değerlendirme;Davalı vekilinin istinaf başvurusu bakımından, takip konusu fatura sebebiyle davacının alacaklı olup olmadığı,
alacaklı ise miktarı ve icra inkar tazminatına ilişkin şartların mevcut olup olmadığı hususlarının çözümlenmesi gerekir."...Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir.
Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili HMK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar.
Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır.
Ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir..." (Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 2017/1445 Esas 2018/1438 Karar sayılı ilamı).Somut olayda, davacı, takibe konu edilen 21/12/2016 tarihli ve 12.508,00 TL bedelli faturaya dayalı bakiye 5.192,00 TL asıl alacak ve 669,56 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 5.861,56 TL'nin tahsili için icra takibi başlatmıştır.
Söz konusu fatura, her iki tarafın usulüne uygun tutulan ticari defterlerinde kayıtlı olup buna göre taraflar arasında faturaya konu akdi bir ilişkinin bulunduğu sabittir.
Faturayı, yasal süresinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine borç kaydeden davalının, fatura münderecatını aynen kabul etmiş olduğundan, bu faturalar nedeniyle borçlu olmadığını, eksik yahut ayıplı hizmet aldığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir ise de, bu anlamda ispat külfetini yerine getirdiği söylenemez.
Davanın niteliği gereği taraflar arasındaki alacak/borç durumu takip tarihi itibariyle belirlenmesi gerektiğinden davalının, takip tarihinden sonra iade faturası kesmesinin (ticari defterlerinde) sonuca etkili olmadığı, kaldı ki iade faturası yasal süresinde kesilmediği gibi buna ilişkin bir faturada sunulamamıştır.
Bu durumda davacının, takibe konu faturaya dayalı alacağının varlığını ispatladığının kabulü gerektiği, öte yandan icra takibine konu edilen fatura sebebiyle davalının, borç tutarını tahkik ve tayin etmesi mümkün olduğundan dava ve takip konusu alacağın likit olduğu anlaşılmakla Mahkemece verilen karar isabetli olduğundan davalı tarafın istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.
Davacı vekilinin katılma yoluyla istinaf talebi ile ilgili yapılan değerlendirme;Davacı vekilinin katılma yoluyla istinaf başvurusu bakımından, davalının hangi tarih itibariyle temerrüde düştüğü ve buna göre talep edilebilecek işlemiş faizin miktarının ne olduğu hususlarının çözümlenmesi gerekir.Somut olayda, davacı, icra takibi ile 669,56 TL işlemiş faiz talebinde bulunmuş olup Mahkemece 23,90 TL işlemiş faiz talep edilebileceğinden bahisle fazlaya ilişkin 645,66 TL işlemiş faiz talebinin reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, ihtarnamenin tebliği ile verilen süre nazara alınarak davalının temerrüde düştüğü kabul edilse de davacı vekili, TTK'nun 1530. maddesi uyarınca, borçlunun temerrüde düşmesi için ihtarın şart olmadığını ve faturanın tebliğinden itibaren 30 günlük sürenin sonunda borçlunun kendiliğinden temerrüde düşeceğini ileri sürmüştür."...Dava, taraflar arasında mal alım sözleşmesinden kaynaklanan bakiye alacağın tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
TTK'nın 1530. maddesi mal tedarik sözleşmesine ilişkin olup olayda uygulama yeri bulunmamaktadır. İcra takip tarihinden önceki dönem için temerrüt faizine hükmedilmesi TBK'nın 117.maddesi koşullarına bağlı olup icra takip tarihinden önce davalıya temerrüt ihtarı gönderilmesi gerekir..." (Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2017/3266 Esas 2018/4228 Karar sayılı ilamı).
TTK'nun 1530 maddesinin "Ticari hükümlerle yasaklanmış işlemler ile mal ve hizmet tedarikinde geç ödemenin sonuçları" ile ilgili olduğu, taraflar arasında mal tedarik sözleşmesi bulunmadığından somut uyuşmazlıkta uygulama yeri bulunmadığı, işlemiş faiz talep edilebilmesi için davalının ayrıca temerrüde düşürülmesi gerektiği dikkate alındığında Mahkemece, davalıya tebliğ edilen ihtarnameye göre bilirkişi tarafından hesaplanan işlemiş faiz miktarı gözetilerek karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur.
Bir an için aksi düşünüldüğünde dahi davacı taraf, borcun ödenmesi bakımından ihtarname tebliğ ederek davalıya süre verdiğinden artık bahsi geçen madde kapsamından yararlanamaz. Bu nedenle davacının istinaf başvurusu yerinde değildir.Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2020/1919, K. 2024/111, 25 Ocak 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama