KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 21 Mart 2024
- Dosya no
- 2020/2387 Esas
- Karar no
- 2024/384
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 09/09/2020
- Numarası
- 2016/1441 Esas, 2020/415 Karar
- Dava
- TAZMİNAT (Haksız Fiilden Kaynaklanan
Karar Metni
5.622 kelime·28 dk okuma·6 bölüm
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile ... San. ve Tic.
AŞ arasında imzalanan sözleşme kapsamında 1000 kW gücündeki bir adet rüzgar türbini tesisinin montajına başlandığını, söz konusu rüzgar enerji santralinin, davalı sigorta şirketi tarafından fırtına ek teminatı da dahil olmak üzere sigortalandığını, bahsi geçen türbinin, 07/01/2016 tarihinde yaşanan fırtına dolaysıyla devrilmesi sonucu oluşan zararın, teminat dışı olduğu gerekçesi ile davalı tarafından karşılanmadığını, türbinin devrilmesine sebep olan fırtına kapsamında rüzgar hızının poliçede belirtilen 17,1 m/s'nin misli ile üzerine çıktığını, Suluova Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/15 D.İş sayılı dosyası ile,
4.002.763,00 TL toplam hasarın oluştuğunun tespit edildiğini, 21/06/2016 tarihli ekspertiz raporunda, oluşan hasarın teminat dışı olarak değerlendirildiğini, davalı sigorta şirketinin 22/07/2016 tarihli yazısı ile, hasarın, türbin dizayn ve üretim kusuru nedenine dayandığı gerekçesiyle herhangi bir tazminat ödemesi yapılmayacağının bildirildiğini, oysa davalı sigorta şirketi tarafından 21/06/2016 tarihinde ...
T.A.Ş.'ye yazılan başvuru yazısında, zararın ödenmesi gerektiğinden bahisle müvekkilinin haklılığının açıkça ikrar edildiğini, hasara uğrayan türbinin, TSE tarafından verilen tip onay sertifikaları bulunduğunu, yani bu sertifikaların, hasara uğrayan türbinin tasarımının, malzemesinin, imalat şeklinin ve kalite kontrolünün TSE standartlarına uygun olduğunu gösterdiğini, Tübitak tarafından destek kapsamına alınmış bir türbin olduğunu ve söz konusu türbinin bütün mühendislik süreçlerinin, ODTÜ mensubu hakem mühendis öğretim üyeleri tarafından kontrol edilerek onaylandığını beirterek davanın kabulüne, 4.002,763,00 TL zararın,
hasarın gerçekleştiği tarihten itibaren işleyecek ticari işlerde uygulanan en yüksek avans faizi birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; hasarın, montaj aşamasında meydana geldiğini ve hasarın olduğu tarihte davacının üretime henüz başlamadığını, montaj poliçelerinin, montaj süresi, test süresi ve bakım süresi olmak üzere 3 bölümde düzenlendiğini ve bu poliçeyi yaptırma yükümlülüğünün de, davacının sözleşme yaptığı türbini yapan, montaj ve çalıştırmasından sorumlu satıcı ... Tic.
AŞ'ye ait olduğunun sözleşmenin 4.3.9. maddesinde düzenlendiğini, bu nedenle davanın, satıcı veya satıcının sigortasına yöneltilmesi gerektiğinden öncelikle husumet yönünden reddi gerektiğini, iddia edildiği üzere müvekkili şirket tarafından ...
Şirketine yazıldığı belirtilen yazının bir ikrar olmayıp davacının eski müşteri ve sigorta bakımından yüksek potansiyele sahip olması sebebiyle hasarın, ex gratia (lütuf tazminatı) şeklinde ödenmesinin ileri sürülmesinden ibaret olduğunu, öyle olsa bile HMK'nun 188/3 maddesi uyarınca, sulh görüşmeleri sırasında yapılan ikrarın tarafları bağlamayacağını, meteoroloji raporları incelendiğinde, bildirilen değerlere göre ortada bir fırtına olmadığının kabulü gerektiğini, delilleri arasında yer alan ODTÜ raporunda,
türbin direğinde yapılan incelemede 3. ve 4. segmentlerde flanşa etki eden momentin hesaplanarak bulunması gereken M.30 8.8. kalitesindeki cıvata sayısının belirlendiğini, buna göre 3. ve 4. segmentlerde cıvata sayısının sırasıyla 4 ve 1 adet eksik olduğunun belirtildiğini, ayrıca ... San. ve Lab. Hizm. Tic. San.
AŞ tarafından yapılan incelemede, somunların sertlik sınıfının 8 olması gerekirken 5 olduğunun ifade edildiğini ve somunların, rondela ve kontra somun kullanılarak kilitlenmediğinin belirtilmediğini, bu durumun montajın hatalı olduğunun bir delili olduğunu, davacının delilleri arasında yer alan Gazi Üniversitesince düzenlenen raporda montaj ve tekniğin fazla irdelenmediğini, diğer taraftan fırtınanın belirlenen hızın üstünde olsa bile hasarın oluşmasında ana sebebin, fırtınadan kaynaklanması şartı aranmadığını, somut olayda ise, hasarın asıl sebebinin fırtına değil montaj hatası olduğunun raporlarda tespit edildiğini,
poliçenin bir an için geçerli olduğu kabul edilse bile teminatın 5.000.000,00 TL olduğunu, sözleşme bedelinin 4.000.000,00 TL olduğunu, türbinin ise 4.002.763 TL olduğunu, bu durumda sözleşmeye göre, sözleşme bedeli ile fırtına için verilen sigorta teminatının oranlanması gerektiğinden zarar tutarının 3.202.210,00 TL olduğunu, ayrıca işlem tamamlanıp test edilerek türbin sigortalıya teslim edilmediğinden 200.000,00 TL (4.000.000 x %5) mahsup edildiğinde -hasarı hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek şartı ile- zararın 3.002.210,00 TL'ye indiğini,
hasarın Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 8. maddesine göre satıcıya yönlendirilmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının 09/06/2016 tarihli ihbarı 15/06/2016 tarihinde müvekkili şirkete tebliğ edildiğinden, faizin, hasarın gerçekleştiği tarihten itibaren talep edilmesinin hukuken mümkün olmadığını belirterek davanın, husumetten aksi halde esastan reddine karar verilmesini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk derece mahkemesince; montaj sigortaları ile işletme sigortalarının farklı risk profilleri olan sigorta türleri olduğu, kapsamlarının da genel şartlarının da farklı olduğu, inşa edilecek herhangi bir yapı ya da ürün için önce inşaat sigortası, daha sonra montaj sigortası, en sonunda da işletme veya normal kullanım sigortası akdedileceği, somut olayda, teminat verilen yapı bir türbin olduğundan ve davalı sigorta şirketinin akdettiği poliçe bir klasik (deprem, yangın, hırsızlık, fırtına, su basması risklerini kapsayan) kullanım sigortası olduğundan,
teminatın da bu kapsam içerisinde yani akdedilen poliçenin ana branşını oluşturan Yangın Sigortaları Genel Şartları içerisinde değerlendirilmesi gerektiği, davalı şirket, olayın montaj aşamasında ve henüz sigortalının türbini teslim almasından önce gerçekleştiğini iddia etmekte olup bu iddia doğru ise yani gerçekten hasar montaj aşamasında gerçekleşmişse, işletme ya da klasik kullanım sigortasından, hasarın karşılanmasının mümkün olmadığı,
bu bilgilerin ışığı altında poliçe incelendiğinde, davalı şirket tarafından akdedilen poliçenin 01/01/2016 - 01/01/2017 vade tarihlerini içeren, başta deprem olmak üzere işbu davayı ilgilendiren fırtına, yangın, hırsızlık, fırtına, su basması risklerini kapsayan Yangın Sınaî Sigorta Poliçesi olduğu, hasarın da 07/01/2016 tarihinde gerçekleştiği, dolayısıyla poliçe vade dönemi içerisinde gerçekleşmiş bir hasarın varlığı ve vade döneminde gerçekleşmiş riskte, teminat dışı herhangi bir hal yok ise sigortacının sorumluluğunun doğacağının tartışmasız olduğu,
davalı şirketin hasarın montaj aşamasında gerçekleştiği iddiasının, mevcut belgeler karşısında ve sigortacılık uygulamaları dikkate alındığında uygun bulunmadığı, zira poliçe incelendiğinde, ilk sayfasında "Yenileme No: 1" yazdığı, ayrıca bir önceki dönem olan 12/11/2015 - 31/12/2015 vade tarihlerini içeren 49 günlük ... numaralı Yangın Sinai Poliçesinin de davalı şirkette olduğu,
buna göre mevcut poliçedeki bu ifade ve ... numaralı 49 günlük poliçenin, söz konusu poliçeye ilişkin yenilemenin davalı şirket tarafından yapıldığını, en kötü ihtimalle davalının, yenileme poliçesinden (yani poliçenin evveliyatında bir önceki poliçesinden) haberdar olduğunu ortaya koyduğu, bu durumda poliçenin, montaj dönemine ait olduğu iddiasının kabulünün mümkün görünmediği, çünkü yenilemeyi yapan ya da en azından bir önceki poliçeden haberdar olan şirketin, işletme/yangın poliçesi yapmasının sigortacılık uygulamalarında makul ve mantıklı kabul edilecek bir durum olmadığı,
bir önceki poliçeden haberdar olan şirketin, bu durumda, ya montajın devam edip etmediğini soracağı, bitmişse yeni poliçeyi işletme sigortası olarak düzenleyeceği yada bitmemişse işletme poliçesi yerine montaj poliçesi düzenleyeceği, davalı şirketin işletme poliçesi düzenlemesinin, montajın bittiğinin ve işletmenin teslim alındığının davalı şirket tarafından da görülerek bu poliçeyi düzenlendiğinin açık bir göstergesi olduğu, düzenlenen poliçede yer alan fırtına klozuna göre 7 bofordan fazla esen rüzgar veya fırtına sebebiyle oluşan hasarların teminat kapsamı içerisinde kaldığı,
dosya içerisindeki teknik veri ve belgelere göre olay anındaki rüzgarın hızının 33.8675 m/s ve 12 boforun üzerinde olduğu, bu değerlerin, poliçe genel şartlarında öngörülen değerlerin neredeyse iki misli şiddetinde olduğu, sadece bu nedenin dahi, hasarın teminat içerisinde kabulü için yeterli olduğu, ekspertiz raporlarının ve teknik raporların, inşa edilen türbinin, tüm yeterliliklere sahip olduğu ve herhangi bir teknik yetersizliğinin bulunmadığı yönünde olduğu,
bu nedenle oluşan hasarın, tartışmasız bir biçimde teminat kapsamı içerisinde olduğunun kabul edilmesi gerektiği, yapılan meteorolojik değerlendirmeler sonucu, belirtilen bölgede rüzgar hızının bofor skalasına göre en az 9 bofor "Kuvvetli Fırtına" ve en çok 12 bofor "Orkan" şeklinde olduğunun kanaatine varıldığı,
türbinin kurulduğu yere en yakın yerdeki 10 metre maksimum rüzgar hızı "Hellman" bağıntısına göre hesaplanan ve 1400 metre üzeri için bulunan 81,926 m/s x 3,6=294,9 km/saat değeri, kasırgaları 0 ile 5 arasında ölçeklendiren fujita ölçeğinde S kategorisine denk geldiği için Türkiye'nin bulunduğu enlemlerde oluşması mümkün olamayacağından, Amasya İli Suluova İlçesi ...
Köyü ... mevkii 1403 metre yükseklikteki 07/02/2016 tarihindeki en yüksek rüzgar hızının 23,0 m/s (9 BOFOR Kuvvetli Fırtına) - 33,9 m/s (12 BOFOR Orkan) değerleri arasında olduğu, rüzgar hızının sigorta poliçesinde belirlenen 17,1 m/s'dan (7 bofor) fazla olması sebebiyle riskin poliçe teminat kapsamı içerisinde olduğu, rüzgar türbininin hasarlanması sebebiyle 4.002.763,00 TL'lik zararın olduğu, teminat dışı hal bulunmadığı,
Yangın Sigortası Genel Şartlarının B.8. maddesi gereği "sigortacının kesinleşen tazminatı en geç 1 ay içinde ödemesi gerektiği " düzenlemesi gözetilerek 21/06/2016 tarihli eksper raporunun düzenleme tarihinden itibaren davalının 1 ay içinde davacıya ödeme yapması gerektiği, bu durumda davalının 22/07/2016 tarihinde temerrüde düştüğünün kabulü gerektiği gerekçelerine istinaden davanın kabulü ile, 4.002.763,00 TL'nin 22/07/2016 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline dair karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde.
26/03/2018 tarihli bilirkişi ön raporu ve ilgili kurumlardan bir kısım bilgi ve belgenin gelmesi üzerine aynı heyet tarafından düzenlenen 11/04/2019 tarihli bilirkişi raporundan anlaşılacağı üzere, karara dayanak bilirkişi raporu ile hasarın kök sebebinin dahi tespit edilemediğini, raporda bu hussun açıkça "bilimsel ve teknik araştırma yapılmaması sebebiyle hasar sebebi belirlenememiştir" şeklinde ifade edildiğini, dosyanın yeni bilirkişi heyetine gönderilmesi taleplerinin, mevzuata aykırı olarak reddedildiğini, sigortacı bilirkişinin, uzmanlık alanının "motorlu araç sigortaları ve hasarları" olması sebebiyle olay konusunda uzman olmadığını,
kaza sonrası tutulan kaza beyanı, eksper raporu ve dosyada mübrez bilirkişi raporları doğrultusunda, dava konusu hasarın, sigortalı tesis işletmeye alınmadan henüz elektrik montaj işlemleri devam ederken meydana geldiği sabit olduğundan davaya konu poliçenin dava konusu hasarda uygulanmasının mümkün olmadığını, dava konusu hasarın, montaj aşamasında meydana geldiği hususunda bir ihtilafın bulunmadığını, ihtilafın, hasarın poliçe teminatı kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceğinden kaynaklandığını, bu hususa yönelik Mahkemenin gerekçeli kararında yer alan hususların, sigortacı bilirkişinin tespitlerinin tekrarı mahiyetinde olduğunu,
poliçenin, sigortalının beyanı esas alınarak tanzim edildiğini, poliçe tanzimi aşamasında, sigortalı tarafından, rüzgar türbininin montaj ve ticari işletmeye alınması işlemlerinin bitirilmediği, kesin kabulün yapılmadığı bilgisinin sigorta şirketine verilmediğini, bunun aksini ispat yükümlülüğünün davacı sigortalıda olduğunu, davacının ile ... San. ve Tic.
AŞ arasındaki sözleşmenin 4.3.9. maddesi uyarınca, rüzgar türbininin işletmeye alınmasına kadar ki zaman dilimi için yapılması gereken (olayımızda Montaj Sigorta Poliçesi) sigorta poliçelerini tanzim ettirme yükümlülüğünün bu şirkete ait olduğunu, ancak şirketin bu yükümlülüğünü yerine getirmediğini, hasar tarihinde, sözleşme konusu rüzgar türbininin montajının bitirilerek teslim edilmediğinin, santralin işletmeye alınarak üretime geçmediğinin sabit olduğunu, davacı sigortalının, poliçenin tanzimi ve devamı aşamasında beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığını, bunun müeyyidesinin ise TTK'nun 1439. maddesinde düzenlendiğini, buna göre,
montaj aşaması bitmemiş, işletmeye alınmamış tesise 5.000.000,00 TL bedelli fırtına ve yangın sigortası kapsamında sair tüm teminatların (yangın, sel-su baskını, deprem vs.) verilmesi sigortacılık uygulaması açısından kabul edilebilir olmadığından davacının, beyan yükümlülüğüne aykırı davranması nedeniyle müvekkil sigorta şirketinin taşıdığı riskin arttığını, bu nedenle dava konusu tazminat talebinin TTK'nun1439 maddesi gereği reddi gerektiğini, dava konusu santralin tasarım ve montajı hatalı olup dava konusu hasarın,
sigortalı malın ayıbından doğan hasarların teminat dışı olduğunu düzenleyen TTK'nun 1453/2 maddesi ve yangın sigorta poliçesi genel şartlarının "teminat dışı haller" başlıklı A.4.4 maddesi gereği teminat dışı olduğunu, eksper raporu ve ODTÜ Elektrik ve Elektronik Mühendisliği Bölümü öğretim üyelerinden Prof.
Dr. ... tarafından hazırlanan teknik inceleme raporunda, hasarın, rüzgar türbininde ki ayıptan kaynaklandığı şeklindeki tespitlere ve Mahkemece aldırılan bilirkişi raporunda hasarın kök sebebinin belirlenememiş olmasına rağmen Mahkemenin, bilimsel temele dayanmayan ve dosyadaki raporlarda yer almayan, inşa edilen türbinin tüm yeterliliklere sahip olduğu ve herhangi bir teknik yetersizliğin bulunmadığı yönündeki tespitine katılmalarının mümkün olmadığını, rüzgar türbininin, tasarım ve montajının ayıplı olmasının, dava konusu hasarın meydana gelmesinde etkili olduğunu, dava konusu hasarın,
Yangın Sigorta Poliçesine ek teminat olarak verilen "Fırtına" klozu kapsamında teminatta sayılması için hasarın, münhasıran fırtına etkisiyle meydana gelmesi gerektiğini, oysa ki dava konusu hasarın, münhasıran fırtınanın etkisi ile gerçekleşmediğini, hasarın kök sebebinin, montajı tamamlanmamış rüzgar türbininin ayıplı olması olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, tahsiline karar verilen 4.002.763,00 TL tazminat tutarının kabulünün mümkün olmadığını, davacının,
hasarın miktarını hesaplamaya yarayacak hiçbir bilgi ve belgeyi dosyaya ibraz etmediğini ve tarafların ticari kayıtları üzerinde uzman mali müşavir bilirkişi tarafından inceleme yapılmadığını, sigorta sözleşmesinde aşkın sigorta (%20) bulunduğunu, sigorta poliçesinde yer alan sigorta bedelinin 5.000.000,00 TL olduğunu, toplam zararın 4.002.763,00 TL olduğu kabul edilse dahi aşkın sigorta gereği ödenecek maksimum tazminat tutarının 3.302.210,00 TL (4.002,763,00 TL x %80) olabileceğini, sözleşme bedeli olan 4.000.000,00 TL'nin içinde kurulum beton inşaatı, nakliye, vinç hizmeti, enerji nakil hatları,
sigorta sözleşmesi giderleri vs. tüm kalemler ve yüklenici karı olduğunu, dava konusu hasar nedeniyle ise sadece rüzgar türbini zarar görmüş olup sözleşme bedelinin üstünde bir zarar tazminatına hükmedilmesinin mümkün olmadığını, TTK uyarınca sigortacı, sigorta ettiren veya sigortadan faydalanan kimsenin ancak hakikaten uğradığı zararı karşılamaya mecbur olduğundan dava konusu tazminat talebinin sebepsiz zenginleşmeye yer vermeyecek şekilde kabulü gerektiğini, dava konusu hasara ilişkin sovtaj değerlendirilmesi de yapılmadığını, hasara uğrayan rüzgar türbini parçalarının hurdaya dahi çıkmış olsa,
ekonomik değerinin mevcut olduğunun tartışmasız olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde, istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
Dava, hasar bedelinin sigorta poliçesi kapsamında tahsili istemine ilişkindir. Davacı şirket ile ... San. ve Tic. AŞ arasında akdedilen 19/09/2014 tarihli sözleşme ile alıcının (davacı) satın almak istediği 1000 kW gücündeki 1 adet "... 1000" Rüzgar Türbini Tesisinin satıcı (dava dışı ... AŞ) tarafından imal ve temin edilerek montajı, test ve ön işletiminin yapılması ve ticari işletmeye alınması hususları düzenlenmiştir.
Hasara konu rüzgar türbininin özellikleri işbu sözleşmede belirlenmiştir. Sözleşme konusu 1 adet rüzgar türbini santralinin kurulumu, devreye alınması ve elektrik üretiminin gerçekleştirilmesi için fiyatı 4.000.000,00 TL + KDV olarak kararlaştırılmıştır.
Davacı şirket ile davalı sigorta şirketi arasında 01/01/2016-01/01/2017 tarihleri arasında geçerli Yangın Sinai Sigorta Poliçesinin akdedildiği, poliçede "fırtına" klozunun bulunduğu ve 5.000,000,00 TL teminat verildiği, poliçede, 10 metre yükseklikte hızlı, saniyede 17,1 metre "7 bofor" dan fazla esen rüzgarlar münhasıran fırtına olarak tanımlanmıştır.
Poliçe ile RES tesisine ait 1000 KW rüzgar türbini, 6 segmetten oluşan kule (1) 850.000,00 TL, Makina Dairesi (1) 2.102.763,00 TL, kanat ve göbek (3) 1.050.000,00 TL, temel ankraj (1) 100.000,00 TL, kontrol sistemi ve invertör (1) 250.000,00 TL, enerji nakil hattı 133.904,96 TL olarak teminat altına alınmıştır.
Bahse konu rüzgar türbininin iddia edildiği üzere 07/01/2016 tarihinde fırtınadan kaynaklı hasar görmesi sebebiyle oluşan zararın giderilmesine yönelik davacının talebi, davalı sigorta şirketinin 22/07/2016 tarihli yazısı ile söz konusu hasar, türbinin dizayn ve üretim kusurundan kaynaklandığı tespit edildiğinden bahisle teminat dışı olarak değerlendirilip reddedilmiştir. Davacı ise, poliçe kapsamında, zararın tazminine yönelik işbu davayı açmıştır.
Davacının tespit talebi üzerine Suluova Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/15 D.İş sayılı dosyası üzerinden keşif icra edilerek düzenlenen 01/03/2016 tarihli bilirkişi heyeti raporunda; altı parçadan oluşan rüzgar enerji santrali (RES) taşıyıcı direğinin ilk 3 parçasının ayakta diğer 3 parçasının ise yıkılmış ve kullanılamaz vaziyette olduğu, RES direklerinin üzerinde yerleşik makine dairesi ve rotor kısmının yıkıldığı ve kullanılamaz halde olduğu, rotor kısmına monte edilen 3 adet kanat ve göbeğin, tamamen yıkılmış ve kullanılamaz durumda olduğu, temel ve ankraj betonunun sağlam durumda olduğu,
ancak kullanılabilirliği konusunda statik inceleme yapılması gerektiği, kuleden itibaren ana merkez trafolara devam eden enerji nakil hatlarının sağlam durumda bulunduğu (kule iskelesi, rotor ve diğer hareketli aksamlardaki elektrik bağlantı ve detaylarının kullanılamaz durumda olduğu), hasarın 07/01/2016 tarihinde meydana gelen fırtına sonucunda 1000 MW kurulu güce sahip RES'nin yıkılmış ve tamamen kullanılamayacak hale geldiği,
RES'nin mekanik olarak tüm kısımları elektriksel olarak da RES kule ve rotor bölümüne bağlı tüm aksamlarının yıkılma neticesinde şiddetli bir zarara uğradığı ve kullanılamaz durumda olduğu bildirilmiş olup bilirkişi heyeti 18/03/2016 tarihli ek raporunda; santralin, kaza sonucu tamir edilemeyecek derecede hasarlı yani pert durumda olduğu, teorik olarak bu sistemin tamir edilmesi mümkün gibi görünse de tamir sonucu yeniden çalışır hale gelen bir santrale teknik olarak güvenmenin mümkün olmadığı,
fatura bedeline göre toplam hasar tutarının 4.000.000,00 TL ve sigorta poliçe miktarına göre toplam hasar tutarının 4.002.763,00 TL olduğu bildirilmiştir.
21/06/2016 tarihli Ekspertiz Raporunda; kule segmentlerini birbirine bağlayan cıvataların somunları üzerinde yapılan laboratuvar analiz çalışmalarında, somunların malzeme sertliğinin 8 kalitesinden dana düşük olduğu, oysa 8 kalitesinde olması gereken somunların kusurlu olduğunun değerlendirildiği, 5 kalitesinde olan bir somunun çekme dayanımının 8 kalitesinde olan bir somunun çekme dayanımından kabaca %40 daha düşük olduğu, Gazi Üniversitesi raporunda, rüzgar hızının 63 m/sn düzeyinde olabileceği, hatta hamleli rüzgar durumunda 80 m/sn düzeylerine çıkabileceği, Prof.
Dr. ... tarafından hazırlanan raporda, rüzgar hızının 13 m/sn düzeyinde olduğunun hesaplandığı, hesaplamalar arasındaki bu farkın dikkat çekici olduğu, Gazi Üniversitesi raporunda, yapılan hesaplamanın olası fiziki emarelerinin görülememesi dolayısıyla raporda yapılan hesaplamalarda gerçek durumu tam olarak ortaya koyamayan bazı kabullerin yapılmış olabileceğinin düşünüldüğü, nitekim Prof.
Dr. ... tarafından hazırlanan raporda, rüzgar hızlarının bu mertebeye yükselmemiş olabileceği sonucuna varıldığı, Gazi Üniversitesi raporunda, türbin kulesinin dizaynının kusurlu olmadığının değerlendirildiği, Prof.
Dr. ... tarafından hazırlanan raporda ise, türbin dizaynının yetersiz ve dolayısıyla kusurlu olduğu sonucuna varıldığı, eldeki tüm veriler dikkate alındığında, hasara sebebiyet veren ana etkenin, türbin kule üretiminde kullanılan somunların üretim kusuru olduğu yönünde olduğu, bölgede teknik olarak 7 Bofor'dan fazla yani fırtına düzeyinde rüzgar esmiş olabileceği değerlendirilse bile,
türbin dayanım dizayn kriterlerinin çok daha yüksek olması ve meydana gelen hasarın türbin kulesinin komponentlerinden birinin (somun) kendi ayıbından dolayı meydana gelmiş olması dolayısıyla hasarın, teminat dışı olarak değerlendirilebileceği, hasar tutarının 4.002.763,00 TL olarak belirlendiği bildirilmiştir. ... San. ve Tic. AŞ'nin talebi üzerine Doç. Dr. ...
(Gazi Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Endüstri Mühendisliği Bölümü) tarafından hazırlanan 07/04/2016 tarihli raporda; ...
1000 model RES türbininin TIP sertifikasına sahip olduğu ve Uluslararası Elektronik Standardizasyon Komitesi tarafından belirlenen standart, IEC 61400-1 rüzgar türbinleri tasarım kurallarına göre tasarlandığı ve imal edildiğinin anlaşıldığı, Meteoroloji Genel Müdürlüğünün yazısı ve rüzgar hızı ve türbülanslı (hamleli) rüzgar hesaplamaları dikkate alındığında rüzgarın, 81,926 m/s hızla, darbeli olarak ve kuvvetli fırtına şeklinde estiği, buna göre rüzgar hızının TIP sertifikasındaki 50 yıllık tekrarlama periyotlu 69,53 m/s rüzgar hızının çok üzerinde ve tasarım kriterlerinin dışında olduğu,
yük hesaplamaları ve kalite belgelerine göre cıvata ve somunların 8 kalitesinde olduğu, meydana gelen olayda 6 segmanlı kulenin 3. ve 4. segman birleşimlerindeki somunların dişlerinin sıyrıldığının gözlemlendiği, somunların düşük torkla sıkılmasının, somunun gevşemesine sebep olacağının bilindiği, ancak diş sıyırması ile cıvatanın gevşemesinin ayrı konular olduğu ve sıkma torkunun, diş sıyırması ile bir ilgisinin bulunmadığı, dikine ve karışık yönlerden etki eden türbülanslı rüzgarın hamle yaparak ani darbeler oluşturması sonucunda cıvataların, somunların dişlerini sıyırarak bağlantıdan ayrıldığının anlaşıldığı,
rapor ekinde verilen bilgiler ve hesaplamalar dikkate alındığında, kule yapısal tasarımı, türbin montajı ile kullanılan malzeme, ekipman ve bağlantı elemanlarının IEC 61400-1 rüzgar türbini tasarım kriterlerine uygun olduğunun tespit edildiği, türbinin mekanik montaj işlerinin tamamlandığı, işletmeye alma ve test işleri kapsamında hala montaj ve kurulum aşamasında olduğu,
ancak 07/01/2016 tarihinde 81,926 m/s hızında güney ve güneybatı yönlerinden hamleli olarak fırtına ve kuvvetli fırtına şeklinde esen rüzgarın, TIP sertifikasında belirlenen 50 yıllık tekrarlama periyotlu rüzgar hızı olan 69,53 m/s'nin çok üzerinde ve tasarım kriterlerinin dışında olduğu, 81,926 m/s hızında hamleli esen rüzgara karşı türbinin dayanabilmesinin söz konusu olmadığı, 6 segmanlı kulenin 3. ve 4. segman birleşimlerindeki somunların dişlerini sıyırarak devrilmesine ve ürünün zarar görmesine darbeli rüzgarın neden olduğunun anlaşıldığı,
aksi taktirde kulede kullanılan tüm somunların aynı kalitede olması ve aynı tork ile sıkılmasına rağmen kulenin en altındaki somunların dişlerinin sıyrılmayıp yarısı kadar yüke maruz kalan orta segmandaki somunların dişlerinin sıyrılmasının mümkün gözükmediği, bu durumun ancak darbe yükü (impact load) altında olabileceği kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Olay mahalline gidilerek türbinin incelenmesi suretiyle ... Bölümü tarafından düzenlenen raporda, ...
1000 kW rüzgar türbininin yük seviyesinin, uygun bir şekilde belirlenmediği, benzer rotor çapına, göbek yüksekliğine ve güce sahip türbinlerin yük seviyesinin, yaklaşık 3 ila 4 kat daha yüksek olduğu, yani ...
1000 kW rüzgar türbininde boyutlandırma için daha yüksek yükler kullanılması gerektiği, cıvatalı bağlantıların (kule segmanları arasındaki flanş bağlantıları 3) hesaplamasının, bugünün teknolojisine göre yapılmadığı ve ayrıca hatalı olduğu, bükülme momentine dayalı cıvata kuvvetini hesaplamak için kullanılan manivela kolunun, mule segman çizimleriyle örtüşmediği, cıvata başına maksimum izin verilen kuvvetin hesaplamasının doğru bir şekilde yapılmadığı, ayrıca bağlantıdaki bütün cıvataların aynı şekilde kullanıldıklarının varsayıldığı, cıvataların sayısı, ebadı ve kalitesinin ...
1000 kW rüzgar türbini için kabul edilemez ve yetersiz olduğu, kafes kule segmanlarının kaynak kalitesinin çok kötü olduğu, cıvataların, flanşlara kısmen sokulduğu, bunlardan birçoğunun deformasyona uğradığı, flanş cıvatası deliklerinin bir tarafından deforme olduğu, bulunmayan somunlarının hepsinin de dişlerden ve contalardan sıyrıldığı, cıvataların çoğunun çeşitli üreticilerden temin edilen M30 tipi 8.8 kalite cıvatalar olduğu, bir flanş kesimindeki cıvataların hepsinin tam olarak aynı boyda veya diş uzunluğunda olmadığı, kulenin üst kesiminde M30 tipi 12.9 kalite cıvatalar bulunduğu,
bazı cıvataların dişlerinden, başından veya her ikisinden kesildiği, ...
1000 kW rüzgar türbininin kule flanşı cıvatalı bağlantılarının, bir rüzgar türbininin belgelendirme süreci dahilinde kabul edilemeyeceği, somunların, 8.8 kalite cıvatalarla birlikte kullanılmak için gerekli olan 8 kalitenin dayanıklılığından daha azına sahip olduğu, Amasya ili Suluova ilçesinde 07/01/2016 günü saat 12:00 ile 19:00 arasındaki süre içinde esen rüzgar hızlarına ilişkin verilere, kesim ölçüm konumu, tekabül eden yükseklik ve ortalama sürenin dahil olmadığı, dolayısıyla bu verilerin, sadece gösterge olarak kullanılabileceği, ancak hakim rüzgar hızının küçük çaplı olduğunun görülebildiği,
belgeye göre türbinin, göbek hizasında 42,5 m/s'lik maksimum rüzgar hızlarına ve 69,53 m/s'lik kuvvetli rüzgarlara dayanacak şekilde tasarlandığı, sahadan alınan iki adet cıvata ve iki adet somun üzerinde yapılan testlere göre, cıvatalara ait sonuç değerlerin 8.8 kaliteye ilişkin gerekleri aştığı, somunlara ait sonuç değerlerin, 8.8 kalite cıvatalar için 8 kaliteye denk olacak somunlara ilişkin gereklerin epey aşağısında olduğu, ...
1000 kW tipi rüzgar türbinlerinin derhal işletmeden çıkarılarak mümkün olan en kısa zamanda sökülmeleri gerektiği, çünkü yetersiz tasarım ve muhtemelen yetersiz imalat nedeniyle yakın emniyet tehlikesi oluşturduğu bildirilmiştir. Davalı sigorta şirketinin talebi üzerine Prof. Dr. ... (ODTÜ Elektrik ve Elektronik Mühendisliği Bölümü) tarafından hazırlanan 31/05/2016 tarihli raporda.
Amasya'da 07/01/2016 günü saat 12:00 ile 19:00 arasındaki süre içinde esen rüzgar hızlarının (Amasya Valiliği Meteoroloji İl Müdürlüğü yetkililerinden elde edilen) gerçek ve ortalama değerlerinin son derece makul sınırlar içinde olduğu ve rüzgar türbininin hasara uğramasının nedeni olarak gösterilebilecek düzeylerde olmadığı, rüzgar türbininin fırtına sebebiyle devrildiğine yönelik Gazi Üniversitesi raporunda yer alan görüş ve kanaatlerin, gerçek olmayan kabullere dayandığından tümüyle reddedilmesi gerektiğinin mütalaa edildiği,
Amasya'da ölçülen ortalama rüzgar hızı ile rüzgar türbininin bulunduğu koordinatların yükseklik kotunda ki rüzgar hızının aynı olmadığı, daha yüksek noktalardaki rüzgarın hızının bulunabilmesi için birden fazla formül bulunduğu, Hellman Formülüne göre bulunan ortalama rüzgar hızları dikkate alındığında, 1426 metre yükseklikteki türbinin zarar görmesine yol açacak kadar yüksek düzeyde bir rüzgar esmesinin söz konusu olmadığı, Logarithma Formülü ve Geliştirilmiş Logarithma Formülüne göre bulunan rüzgar hızları arasında fark olmadığı,
3 farklı formül ile bulunan rüzgar hızının 9,30 m/sn yani 47,18 km/saat üzerine çıkmaması sebebiyle bu hızlarınrüzgar enerjisi satralinde hasar meydana getirmesinin mümkün olmadığı, türbinin boyutlandırılmasında yani türbinin kule yüksekliği, kanat açıklığı gibi ölçülerinde ...
AŞ tarafından yapılmış herhangi bir yanlışlık ve hatanın bulunmadığı, türbinin 4, 5 ve 6 segment flanşlarının 3 nolu segmentten ayrılarak yere düşmesi ve düşen bu 3 segmendtin yere düşme ile meydana gelen mekanik şoktan dolayı birbirinden ayrılması sonucunda kulenin 4 parçaya ayrıldığı, türbinin segment flanşlarını birbirine bağlayan hasar mahallinden alınan iki adet M30 8,8 sertlik sınıfı cıvata ve iki adet somun üzerinde ... Tic. San.
AŞ tarafından yapılan laboratuvar incelemesi sonucunda, somun örneklerinin sertlik sınıfının 5 olduğu, yani cıvataların sertlik sınıfı olan 8'e göre daha düşük evsafta olduğunun tespit edildiği, söz konusu somunların olması gerektiği kadar sert olmaması sebebiyle dişlerinin cıvatanın üzerinden sıyrılmış olduğu, ... Ltd. Şti.'nin cıvata ve somun fotoğrafları üzerinde yaptığı inceleme sonucunda, cıvatalara.
Kontra somun ve rondela takılmasının ihmal edildiği, cıvataların diş sayısının yetersiz olduğu, cıvataların flanşlara bakan yüzeylerine pul konulmasının ihmal edildiği, normal olarak başı ankrajın içinde, ucu ise havaya doğru dönük olması gereken ankraj cıvatalarının yönünün, bunun tam tersi olduğu, ...
Bölümü tarafından hazıralanan raporun kabule şayan olduğu, Gazi Üniversitesi raporunun esas alınmasının ise mümkün olmadığı, dava konusu türbin kulesinin rüzgara karşı cephe kesit alanının, rakiplerine göre daha fazla olması sebebiyle kulenin devrildiği gibi bir düşüncenin doğru olmadığı, rüzgar türbini üzerinde yapılan statik rüzgar kuvveti, moment ve cıvata hesaplarında çeşitli hatalar yapıldığı, kullanılması en çok ihmal edilen cıvataların 3. ve 4. flanşların bulunduğu ek yeri olduğu, burada 4 adet eksik cıvata kullanıldığı, kulede üzerine en çok yük binen kısmın, bu kısım olduğu,
nitekim kopmanın ve devrilmenin olduğu yerin de burası olduğu, daha sonra üzerine en çok yük binen yerin 4. ve 5. flanşlar arasındaki bağlantı noktalarının olduğu, buradaki eksik cıvata sayısının 1 olduğu, hasarın meydana gelmesindeki kusurun, türbinin tasarımcısı, imalatçısı ve müteahhidi olan ... AŞ'ye ait olduğu bildirilmiştir.
Bilirkişi heyeti tarafından sunulan 26/03/2018 tarihli ön raporda; dosya kapsamında yapılan tespit ve incelemelerin değerlendirildiği ve hasarın oluşmasına sebep olan hususların mevcut belgelerle açıklanmasının mümkün olamayacağına kanaat getirildiği, iki hususun öne çıkarılarak; rüzgâr hızı ve cıvataların sertliğinin yeterli olmadığının açıklandığı, cıvatanın aşırı yükle zorlandığı, şekil değiştirdiği ve hasara uğradığı, kırımın belli olmasına karşın, kırımın şekli, yeri, görüntüsü ve etkileşimlerinin yeterli olarak açıklanamadığı, malzeme olarak sadece cıvatalarda yapılan laboratuvar çalışmasının, sebebin bulunmasında yeterli olamadığı,
Malzeme Bilimi ve Mühendisliği yönünden hasarın incelenmesine, kaza mahallinde hasara uğrayan parçaların görüntülenmesine, bu parçalardan örneklerin alınmasına ve bu örneklerin makro, mikro ve metalografik olarak incelenerek hasar analizi yapılmasına ihtiyaç olduğu, gerçek kırılma sebebinin ortaya çıkarılmasının, malzeme davranışı ile mümkün olduğu,
bunun için metal ve elektron mikroskoplarıyla, malzemenin incelenmesi gerektiği, kaza mahalline gidilerek önce yerinde inceleme ve keşif yapılması ve daha sonra ise laboratuvar çalışması yapıldıktan sonra kesin raporun verilmesinin heyetin ortak görüş ve kanaati olduğu bildirilmiş olup ayrıca Meteoroloji Mühendisi bilirkişi tarafından, hazırlanacak olan kesin raporda meteorolojik görüş ve yorumların yapılabilmesi için ilave bir takım verilerin ilgili kurumlardan talep edilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Bilirkişi heyeti tarafından sunulan 11/04/2019 tarihli raporda; montaj sigortaları ile işletme sigortaları farklı risk profilleri olan sigorta türleri olduğundan kapsamları ve genel şartlarının da farklı olduğu, davalı şirketin, olayın montaj aşamasında ve henüz sigortalının türbini teslim almasından önce gerçekleştiği iddiası doğru ise, hasarın, işletme ya da klasik kullanım sigortasından karşılanmasının mümkün olmadığı, ancak bu iddianın mevcut belgeler karşısında ve sigortacılık uygulamaları dikkate alındığında uygun bulunmadığı, zira poliçe incelendiğinde ilk sayfasında "Yenileme No: 1" yazdığı,
ayrıca bir önceki dönem olan 12/11/2015 - 31/12/2015 vade tarihlerini içeren 49 günlük Yangın Sinai Poliçesinin de davalı şirkette olduğu dikkate alındığında, söz konusu poliçeye ilişkin yenilemenin, davalı şirket tarafından yapıldığını, en kötü ihtimalle davalının, yenileme poliçesinden (yani poliçenin evveliyatında bir önceki poliçesinden) haberdar olduğunu ortaya koyduğu, bu durumda poliçenin, montaj dönemine ait olduğu iddiasının kabulünün mümkün görünmediği,
çünkü yenilemeyi yapan ya da en azından bir önceki poliçeden haberdar olan şirketin, işletme/yangın poliçesi yapmasının sigortacılık uygulamalarında makul ve mantıklı kabul edilecek bir durum olmadığı, bir önceki poliçeden haberdar olan şirketin, bu durumda, ya montajın devam edip etmediğini soracağı, bitmişse yeni poliçeyi işletme sigortası olarak düzenleyeceği yada bitmemişse işletme poliçesi yerine montaj poliçesi düzenleyeceği, davalı şirketin işletme poliçesi düzenlemesinin, montajın bittiğinin ve işletmenin teslim alındığının davalı şirket tarafından da görülerek bu poliçeyi düzenlendiğinin açık bir göstergesi olduğu,
kaldı ki yenileme poliçesinin hiç farkında olunmasa bile, ek teminatları ile birlikte 10,000.000,00 TL'lik teminat içeren bir türbin işletme poliçesini düzenleyen şirketin, ilk sorması gereken hususun, montajın bitmiş olup olmadığı olduğu, bu kadar yüksek bedelli bir poliçenin, teknik ayrıntılarının sorgulanmadan ve sigortalı bilgilendirilip aydınlatılmadan akdedilmesinin Sigortacılıkta Bilgilendirme Yönetmeliği hükümlerine de aykırı olduğu,
bu itibarla işbu davaya konu poliçenin, poliçede yazılı tüm riskleri karşılamayı taahhüt eden, geçerli, yasal ve sigortacılık mevzuatına uygun bir poliçe olduğu ve risk, genel şartlara uygun ise sigortacının sorumluluğunu tartışmasız içeren bir poliçe olduğu sonucuna varıldığı, hasarın teminat kapsamı içerisinde kaldığı ve fırtına klozu kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, bu kloz hükmüne göre 7 bofordan fazla esen rüzgar veya fırtına sebebiyle oluşan hasarların, teminat kapsamı içerisinde kaldığı, dosya içerisindeki teknik veri ve belgelere göre olay anındaki rüzgarın hızının 33.8675 m/s ve 12 boforun üzerinde olduğu,
bu değerlerin, poliçe genel şartlarında öngörülen değerlerin neredeyse iki misli şiddetinde olduğu, yine dosya içerisindeki ekspertiz raporlarının ve teknik raporların, inşa edilen türbinin, tüm yeterliliklere sahip olduğu ve herhangi bir teknik yetersizliğinin bulunmadığı yönünde olduğundan oluşan hasarın tartışmasız bir biçimde teminat kapsamı içerisinde olduğu, 21/06/2016 tarihli eksper raporunda yer alan ifadeden işbu olay nedeni ile oluşan hasarın 4.002.763,00 TL olduğu, 07/01/2016 günü Amasya ili Suluova ilçesi ... köyü ... mevkii 1403 metre yükseklikteki kurulmakta olan RES'e ait rüzgar ölçümlerine ulaşılamadığından,
rüzgar hızının tespiti için, mevkiiye en yakın gözlem ölçüm yapan Otomatik Meteoroloji Gözlem İstasyonları verilerinden, o güne ait sinoptik haritalardan, 250 km çapında temsil kabiliyetine sahip, bölgeye en yakın ravinsonde istasyonu olan Samsun ili yüksek atmosfer gözlem verilerinden, belirtilen mevkiiye en yakın kabulü yapılmış Amasya - Kaydüzü RES projesinin 16 numaralı türbininde ölçülmüş günlük en yüksek hızı değerinden faydalanılarak yapılan detaylı incelemeler ve değerlendirmeler neticesinde,
belirtilen mevki ve yükseklikteki 07/01/2016 tarihindeki en yüksek rüzgar hızının 23,0 m/s - 33,9 m/s değerleri arasında olabileceğinin değerlendirildiği, yapılan meteorolojik değerlendirmeler sonucu, belirtilen bölgede rüzgar hızının bofor skalasına göre en az 9 bofor (Kuvvetli Fırtına) ve en çok 12 bofor (Orkan) şeklinde olduğu kanaatine varıldığı, türbin için genel şartlar çerçevesinde yapılan poliçenin, Yangın Sigortaları Genel Şartları içerisinde olduğu,
yağmur, kar, dolu ile beraber olsun olmasın münhasıran fırtına (10 metre yükseklikte hızı, saniyede 17,1 metre 7 bofor'dan fazla esen rüzgarlar) veya fırtına sırasında rüzgarın sürüklediği veya attığı şeylerin çarpması sonucu sigortalı şeylerde doğrudan meydana gelecek zararlar teminata ilave edildiği için fırtına sebebiyle oluşan hasarların teminat kapsamında olduğu, dava dosyasında kırılma sebebini belirleme için kanıtın yeterli olmaması ve hasarlı türbin üzerinde inceleme yapılamaması sebebiyle inceleme ve değerlendirme yapılamadığı,
üretim, montaj ve çevresel etki sebebiyle ve/veya atmosfer koşullarından kaynaklı hasarın oluşabileceği, ancak hasarlı türbin elemanları üzerinde laboratuvar çalışması yapılarak hasar sebebinin bilimsel ve teknik olarak ortaya konulabileceği, bilimsel ve teknik inceleme ve araştırma yapılamaması sebebiyle hasar sebebinin de belirlenemediği bildirilmiştir.
Bilirkişi heyeti tarafından sunulan bila tarihli ek raporda, ana rapordaki görüşlerin değiştirilmesini gerektirecek herhangi bir durum bulunmadığı bildirilmiştir.
Sigorta sözleşmesi 6102 sayılı TTK'nun 1401.maddesinde, sigortacının bir prim karşılığında, kişinin para ile ölçülebilir bir menfaatini zarara uğratan tehlikenin, rizikonun meydana gelmesi halinde bunu tazmin etmeyi ya da bir veya birkaç kişinin hayat süreleri sebebiyle ya da hayatlarında gerçekleşen bazı olaylar dolayısıyla bir para ödemeyi veya diğer edimlerde bulunmayı yükümlendiği sözleşme olarak tanımlanmıştır.
Tüm sigorta sözleşmelerinin gerçekleştirilmesinin ana amacı, kişinin can veya mal varlığına gelebilecek tehlikelere yani rizikolara karşı güvence sağlayabilmektir. Kural olarak geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sigortacı sorumlu olduğu gibi rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın da sigortacı tarafından ispat edilmesi gerekmektedir.
Ancak, sigortalı da rizikonun meydana geldiğini ve riziko sonucu oluşan zarar miktarını ispatlamalıdır.
Somut olayda, alınan bilirkişi heyeti raporunda, yapılan meteorolojik değerlendirmeler sonucu, belirtilen bölgede rüzgar hızının bofor skalasına göre en az 9 bofor (Kuvvetli Fırtına) ve en çok 12 bofor (Orkan) şeklinde olduğu ve buna göre rüzgar hızının, sigorta poliçesinde belirlenen 17.1 m/s'den (7 bofor) fazla olması sebebiyle riskin, poliçe teminat kapsamı içerisinde olduğu belirtilmiştir.
Mahkemece ise, dosya içerisinde yer alan ekspertiz raporu ve teknik raporlarda, inşa edilen türbinin tüm yeterliliklere sahip olduğu ve herhangi bir teknik yetersizliğinin bulunmadığının tespit edildiğinden bahisle hasarın, poliçe teminat kapsamı içerisinde olduğunun kabulü ile hasar sonucu oluşan 4.002.763,00 TL''nin tahsiline karar verilmiştir.
Dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna göre, davacı, rizikonun gerçekleştiğini ve zararın miktarını ispatlamış olup davalı sigortacı ise, hasarın, teminat dışı kaldığını ispat edemediğinden Mahkemenin kabulünde isabetsizlik görülmemiştir. O halde hasara konu türbinin, poliçede teminat altına alınan münhasıran fırtına (7 bofor'dan fazla esen rüzgarlar) nedeniyle zarar gördüğü anlaşıldığından davacının, sigorta bedelini talep hakkı bulunmaktadır.
Risk ölçümünde ve değerlendirmesinde uzman olan sigortacı, bahse konu rüzgar türbini ile ilgili fırtına sebebiyle oluşacak hasarlara karşı teminat verip bu riski üstlendiğinden oluşan hasardan sorumludur. Ayrıca somut olayda, aşkın sigorta uygulanmasını gerektiren şartların da mevcut olmadığı anlaşılmaktadır.
Bu nedenle Mahkemece tesis edilen karar yerinde olduğundan davalının istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜ M
Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere, 1-İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/1441 Esas 2020/415 Karar sayılı ve 09/09/2020 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun 353/1b-1 bendi gereğince esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcının davalı tarafından peşin olarak yatırılan 68.357,19 TL harçtan mahsubu ile bakiye 67.929,59 TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya İADESİNE,
3-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 361/1. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde Temyiz Kanun Yolu Açık olmak üzere Üye Hakim ...'in karşı oyu ile oyçokluğuyla karar verildi.21/03/2024
MUHALEFET ŞERHİ Somut olayda, sayın çoğunluk ile aramızdaki uyuşmazlık, poliçe kapsamında rizikonun meydana gelip gelmediği ve riziko sonucu oluşan zarar miktarının ne olduğu noktasında toplanmaktadır. Kural olarak geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sigortacı sorumlu olduğu gibi (TTK. 1409/1 md.) rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın da sigortacı tarafından ispat edilmesi gerekmektedir (TTK. 1409/2 md.).
Ancak, sigortalı da rizikonun meydana geldiğini ve riziko sonucu oluşan zarar miktarını ispatlamalıdır (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2021/1875 Esas 2021/2724 Karar sayılı ilamı).
Somut olayda, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi heyeti raporunda, tespit edilen rüzgar hızının, sigorta poliçesinde belirlenen 17.1 m/s'den (7 bofor) fazla olması sebebiyle riskin, poliçe teminat kapsamı içerisinde olduğu değerlendirilmiş ise de oluşan hasarın, münhasıran fırtına etkisiyle meydana gelip gelmediğine yönelik bir tespit bulunmamaktadır. Salt rüzgar hızının, poliçede belirlenen değerden yüksek olması hasarın, poliçe kapsamında bulunduğu anlamına gelmez.
Kaldı ki aynı bilirkişi raporunda, türbinin kırılma sebebini belirleme için dosyada yeterli kanıtın olmadığı ve hasarlı türbin üzerinde inceleme yapılamadığı belirtilerek hasar sebebinin -üretim, montaj ve çevresel etki sebebiyle ve/veya atmosfer koşullarından kaynaklı hasarın oluşabileceği- ancak, hasarlı türbin elemanları üzerinde laboratuvar çalışması yapılarak bilimsel ve teknik olarak ortaya konulabileceğinden bahisle hasar sebebinin belirlenemediği bildirilmiş iken hasarın, salt rüzgar hızı dikkate alınmak suretiyle teminat kapsamı içerisinde olduğu söylenemez.
Yine bilirkişi raporunda ifade edilenin aksine, dosya kapsamında yer alan ekspertiz raporları ve teknik raporların tamamında, inşa edilen türbinin, tüm yeterliliklere sahip olduğu ve herhangi bir teknik yetersizliğinin bulunmadığı yönünde tespitlerin bulunduğu da söz konusu değildir. Öte yandan, öyle kabul edilse bile, feri müdahil ... San. ve Tic.
AŞ'nin, davacı şirket ile imzaladığı sözleşmeye göre, türbinin imalatından anahtar teslimi kurulumu aşamasına kadar yükümlü olduğu dikkate alındığında, türbinin, teknik yeterliği dışında, aşamalar itibariyle birçok faktörün esas alınıp değerlendirilerek davacıya teslim edildiği zaman itibariyle her anlamda sorunsuz olduğunun tespiti önem arzetmektedir. Zira türbinin teknik yeterliliği, imalat aşaması ile ilgili bir husustur.
Diğer yandan sigortacı, ancak gerçek zararı ödemekle yükümlü olup gerçek zararın miktarını ispat yükümlülüğü ise davacı sigortalıya aittir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi heyeti raporunda ise, 21/06/2016 tarihli eksper raporunda, hasara ilişkin yer alan ifadelerden işbu olay nedeni ile oluşan hasarın 4.002.763,00 TL olduğu belirtilmiş olup gerçek zarar miktarının tespitine yönelik ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık bir tespit de bulunmamaktadır.
Ayrıca, davalı tarafın, belirlenen zarar miktarından tenzil edilmesi gereken hususlar yönünden ileri sürdüğü itirazların Mahkemece değerlendirilip gerekçeli kararda karşılanmadığı da anlaşılmaktadır. Açıklanan sebeplerle mevcut delil durumu ve dosya kapsamına göre, rizikonun meydana geldiğinin ve riziko sonucu oluşan zarar miktarının davacı sigortalı tarafından ispatlanabildiğinden söz edilemez.
O halde dosya kapsamında, oluşan hasara ilişkin evrakların tamamının bulunup bulunmadığı tespit edilip eksiklik bulunması halinde tamamlatıldıktan sonra hasarlı türbin üzerinde inceleme yapma olanağının bulunup bulunmadığı da saptanarak dosya kapsamında yer alan olaya ilişkin tanzim edilen tüm raporlar, bilgi, belge ve fotoğraflar üzerinde her biri konusunda uzman bilirkişi heyetinden ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınarak hasarın sebebi ve meydana gelen gerçek hasarın miktarı tespit edilip davalının,
zarar miktarından tenzilini talep ettiği hususlar da değerlendirilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken Mahkemece, eksik inceleme ve araştırma ile karar verilmesi sebebiyle karara muhalif kaldığımı bildiririm.29/02/2024
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2020/2387, K. 2024/384, 21 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama