KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 2 Ocak 2025
- Dosya no
- 2021/1179 Esas
- Karar no
- 2025/31
- İncelenen kararın mahkemesi
- BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 18/02/2021
- Numarası
- 2019/766 Esas, 2021/193 Karar
- Davanın konusu
- İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
Karar Metni
1.841 kelime·9 dk okuma·6 bölüm
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında 01/12/2018 tarihinde başlayan ticari ilişkinin davalı tarafın talebi ile 14/05/2019 tarihinde sona erdiğini, danışmanlık hizmeti kapsamında müvekkilinin Halkalı ...
Hastanesinin çevre ve peyzaj projelerini yaptığını, hizmet bedelinin aylık 20.000,00 TL + KDV olarak ödenmesinin kararlaştırıldığını, müvekkilinin hem davalıya hem de davalının taşeronlarına bizzat yerinde, sözlü, yazılı veya mail ortamında danışmanlık hizmetleri verdiğini, 01/04/2019, 01/05/2019 ve 15/05/2019 tarihli üç adet fatura bedelinin ödenmediğini, keşide edilen ihtarname ile de ödenmeyen alacağın tahsili amacıyla ... sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinin davalının itirazı üzerine durduğunu belirterek icra takibine karşı yapılan itirazın iptali ile takibin devamına,
%20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı vekili 17/12/2020 tarihli ıslah dilekçesi ile, dava konusu icra takibinin 50.000,00 TL asıl alacak ve 902,47 TL faiz olmak üzere 50.902,47 TL üzerinden başlatıldığını, ancak icra dosyasında ki 902,47 TL faiz alacağından vazgeçtiklerini belirterek takibin asıl alacak miktarı olan 50.000,00 TL üzerinden devamına karar verilmesi talep edilmiştir.
CEVAP
Davalı tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk derece mahkemesince; alınan bilirkişi raporuna göre, davacının lehine delil niteliği bulunan 2019 yılı ticari defterlerine göre takip tarihi itibariyle davalıdan 59.000,00 TL cari hesap bakiye alacaklı olduğu, davalı şirketin ticari defter ve belgelerini sunmadığı, davacının Mart/2019, Nisan/2019 ve Mayıs/2019 dönemlerine ilişkin düzenlediği "danışmanlık ücreti" açıklamalı toplam 59.000,00 TL tutarlı faturalarının davalı tarafından iade edildiğinin tespit edildiği, uyuşmazlığın davacının söz konusu fatura dönemlerinde davalıya ...
Hastanesinin peyzaj uygulama projesinde danışmanlık hizmeti sunup sunmadığı noktasında toplandığı, dosyaya sunulan 23/05/2019 tarihli, 30/03/2019-14/05/2019 tarihleri arasında yüklenici ... tarafından yapılan imalat ve ihrazatı kapsadığı belirtilen 2 no.lu hak ediş raporunda, yüklenici olarak ...
Şti.'nin, işveren olarak davalı şirketin, danışman olarak ise davacı şirketin kaşe ve imzalarının mevcut olduğu görüldüğünden hizmeti sunduğu anlaşılan davacının, davalıdan toplam 59.000,00 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, davanın 50.000,00 TL üzerinden açıldığı da dikkate alındığında, açılan davanın kabulüne, ... sayılı dosyasında davalının yaptığı itirazın 50.000,00 TL yönünden iptali ile, takibin 50.000,00 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %9'u geçmeyecek şekilde yasal faiz uygulanmak suretiyle devamına, alacak yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatı talebinin reddine dair karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davacının yaptığı işlere karşılık müvekkili tarafından 25/02/2019 tarihinde 23.600,00 TL, 28/02/2019 tarihinde 23.600,00 TL ve 05/04/2019 tarihinde 23.600,00 TL olmak üzere toplam 70.800,00 TL ödeme yapıldığını, huzurdaki davada ise davacının, müvekkil şirkete vermediği hizmetin bedelini talep ettiğini, hizmetin alınmaması sebebiyle takibe konu faturaların iade edilmesi için postaya verildiğini, ancak davacıya tebliğin yapılamadığını, Mahkemece,
davacının hizmeti sunduğuna yönelik kanaate evrak üzerinde müvekkilinin kaşesinin bulunmasına istinaden varıldığını, oysa bu hususun hizmetin verildiği anlamına gelmediğini, keşif talebinde bulunmalarına rağmen bu taleplerinin değerlendirilmediğini, davanın niteliği gereği keşif yapılmamasının eksiklik olduğunu, davacının ne faturalara konu hizmeti sunduğuna yönelik bir delil ne de müvekkili şirkete hizmet verdiğine ilişkin bir sözleşme ibraz edemediğini, müvekkili tarafından faturaların iade edilme nedenlerinin tartışılmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
Dava, fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır.Davacının, davalı hakkında ... sayılı dosyasında 50.000,00 TL asıl alacak ve 902,47 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 50.902,47 TL'nin tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, davalının takibe ve borca karşı itirazda bulunduğu,
davacının ise yasal süresi içerisinde işbu itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmıştır.Bilirkişi tarafından sunulan 12/08/2020 tarihli raporda; lehine delil niteliği bulunan 2019 yılı ticari defterlerine göre davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 59.000,00 TL cari hesap bakiye alacaklı olduğu,
ticari defterler üzerinde yerinde inceleme yetkisi verilmesine istinaden davalı vekiline bir çok kez mail atılarak davalı şirkete ait ticari defter, belgelerin hazırlanması gerektiği yönünden bilgi verilmesine rağmen tarafına bu konuda bilgi verilmemesi sebebiyle davalının ticari defterlerinin incelenemediğini, davacının Aralık/2018, Ocak/2019, Şubat/2019 dönemlerine ilişkin düzenlediği "danışmanlık ücreti" açıklamalı toplam 70.800,00 TL tutarlı faturalarının davalı tarafından ödendiği,
Mart/2019, Nisan/2019 ve Mayıs/2019 dönemlerine ilişkin düzenlenen "danışmanlık ücreti" açıklamalı toplam 59.000,00 TL tutarlı faturaların ise davalı tarafından iade edildiği, taraflar arasındaki ihtilaf konusunun davacının Mart/2019, Nisan/2019 ve Mayıs/2019 dönemlerinde davalıya ...
Hastanesinin ... uygulama projesinde danışmanlık hizmeti sunup sunmadığı hususunda toplandığı, dosyaya mübrez 23/05/2019 tarihli, 30/03/2019-14/05/2019 tarihleri arasında yüklenici ... tarafından yapılan imalat ve ihrazatı kapsadığı belirtilen 2 nolu hak ediş raprunda yüklenici olarak .... Şti.'nin, işveren olarak davalı şirketin, danışman olarak ise davacı şirketin kaşe ve imzalarının mevcut olduğu görüldüğünden davacının uyuşmazlık konusu fatura dönemlerinde davalıya ...
Hastanesinin peyzaj uygulama projesinde danışmanlık hizmeti sunduğu kanaatinin edinildiği, Mahkemece davacının hizmeti sunduğunun kanaatine varılması halinde faturalara göre davalıdan toplam 59.000,00 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, ancak icra takibinde KDV tutarları talep edilmediğinden davacının, davalıdan takip tarihi itibariyle 50.000,00 TL alacaklı olduğunun kabulünün gerekeceği bildirilmiştir."...6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1).
Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2).
Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir.
Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4).Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir (HMK 219/1).
Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir (HMK 219/2).İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir (HMK 220/1).
Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir (HMK 220/3).
Bu kurallar birlikte değerlendirildiğinde ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir.
Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır.Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir.
Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur.
Çünkü tarafın ticari defterleri Yasa'da belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir.
Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir.
Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır.
Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir.
Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'ndaki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır..." (Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesinin 2018/2696 Esas 2018/3431 Karar sayılı ilamı).Davacı ve vekilinin hazır bulunduğu Mahkemenin 19/12/2019 tarihli 2. celsesinde,
tarafların ticari defter ve belgeleri ile dosya üzerinde 20/01/2020 tarihinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup inceleme gün ve saatinde ticari defterlerin ibraz edilmemesi halinde HMK'nun 220/3 maddesinde belirtilen hususlar açıklanarak ihtarat yapılmıştır.
İşbu celse tutanağı duruşmada hazır bulunmayan davalı tarafa ihtaratlı olarak usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesine karşın davalı inceleme gün ve saatinde ticari defterlerini hazır etmediği gibi yerinde inceleme talebinde de bulunmamıştır.Davacı taraf, 01/04/219, 01/05/2019 ve 15/05/2019 tarihli faturaların işlemiş faizi ile birlikte KDV hariç bedellerinin tahsili amacıyla icra takibi başlatmış olup işbu davayı ise sadece asıl alacak tutarı olan 50.000,00 TL üzerinden açmıştır.
Davalı taraf yasal süresinde cevap dilekçesi sunmamış ise de, aşamalardaki beyanlarında ve istinaf başvurusunda faturalara konu hizmetin yerine getirilmediğini iddia etmiştir.
Yukarıda belirttilen emsal Yargıtay ilamı ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde, mahkemece taraflara ticari defterlerini sunmaları için süre verilmiş olup davacı defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu alınan bilirkişi raporu ile talep edilen alacağın varlığı kanıtlanmıştır.
Belirtildiği üzere davalı usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen inceleme gün ve saatinde ticari defter ve belgelerini hazır etmediği gibi yerinde inceleme talebinde de bulunmadığından Mahkemenin ara kararı ile ihtar edilen sonuç artık doğmuştur.
Davalı taraf, defterlerini sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının HMK'nun 222. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine engel olduğundan sunulmayan ticari defterlerinde de davacının alacaklı olduğuna dair kayıtların mevcut olduğu halde sunulmadığının ve bunun sonucunda da davacının incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun kabulü gerekir.
Bu durumda davacının ticari defter kayıtları ile alacağın varlığı ve miktarı ispatlandığından artık davalının, faturalara konu hizmetin verilmediğine yönelik iddialarının incelenmesine gerek bulunmayıp Mahkemece tesis edilen karar isabetli olmuştur.Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜ M
Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere.
1-Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/766 Esas, 2021/193 Karar sayılı ve 18/02/2021 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulanan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL harcın davalı tarafından peşin olarak yatırılan 853,87 TL harçtan mahsubu ile bakiye 238,47 TL harcın talep halinde davalıya İADESİNE,3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2021/1179, K. 2025/31, 2 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama