KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 4 Temmuz 2024
- Dosya no
- 2021/400 Esas
- Karar no
- 2024/800
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 09/12/2020
- Numarası
- 2020/21 Esas, 2020/641 Karar
- Davanın konusu
- İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
Karar Metni
2.115 kelime·11 dk okuma·2 bölüm
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında yapılan anlaşma gereği müvekkili şirket tarafından ... yazılımlarının davalı şirketin kullanımına sunulduğunu, kullanıma sunulan yazılımların kullanım bedellerin toplamı bedeli toplamının 8.850,00 USD tutarında olduğunu, davalı tarafından 1.714,00 USD ve 1.759,50 USD tutarında ödeme yapıldığını, bakiye 5.426,50 USD bedelindeki borcun davalı şirket tarafından müvekkiline ödenmediğini, bakiye borç için davalı ile çeşitli dönemlerde görüşüldüğünü, davalının bu görüşmelerde borcu kabul ettiğini, çeşitli ödeme planları üzerinde anlaşma görülmeleri yaptıklarını,
ancak görüşmelerin müvekkili şirketini oyalamak gayesi ile yapıldığının anlaşıldığı, bunun üzerine davalı aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine davalının itiraz ettiğini belirterek davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ...
Esas sayılı icra dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin devamına ve %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı taraf usulüne uygun tebligata rağmen cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davalı şirketin davaya cevap vermediği gibi ticari defterlerin ibrazı için mahkemece çıkarılan meşruhatlı tebligatın tebliğine rağmen ticari defterlerini ve sair herhangi bir delili dosyaya ibraz etmediği, HMK 222.maddesi hükmüne göre davalı tarafın defterlerini ibrazdan kaçınılmış sayılacağı ihtarı ile verilen süre içinde ticari defterlerini ibraz etmemekle davacı ticari defterlerindeki kayıtların davacı lehine delil teşkil ettiği, bu sebeple yalnızca davacı tarafın ticari defterleri üzerinde mali müşavir bilirkişi marifetiyle inceleme yapılabildiği,
bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun, ayrıntılı ve gerekçeli olarak hazırlamakla hükme esas alınmaya elverişli olduğu, ibraz edilen ticari defterlerin kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş olduğu, açılış ve kapanış tasdiklerinin yaptırıldığı ve defter kayıtlarının birbirini doğruladığı, ibraz edilen ticari defterlerin delil vasfını haiz olduğu, davacı tarafın takibe konu alacak istemine dayalı faturanın davacı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu,
davalı tarafın mükellefi olduğu vergi dairesinin göndermiş olduğu BA formu bildiriminde de davacı şirket faturalarının kayıtlı olduğu görülmekle davalı yana faturalarda yazılı hizmetlerin ifa edilmiş olduğu sonuç ve kanaatine varıldığı, davalı tarafın bilirkişi raporunun tebliğinden sonra ileri sürmüş olduğu TBK'nın 138. maddesine yönelik savunmasının, savunmanın genişletilmesi mahiyetinde olduğunu, davacı tarafın açık muvafakatin bulunmaması nedeni ile itibar edilemeyeceği sonucuna varıldığını, davacının takip tarihi itibari ile davalıdan 5.426,50-USD (asıl alacak) alacaklı olduğu,
bu noktadan sonra hizmet bedelinin ödendiğinin ispat yükünün davalı/alıcı üzerinde bulunduğu, davalı şirketin ise hizmet bedelini ödediğini HMK'nın 200-(1). maddesi uyarınca yazılı delille ispat edemediği gerekçesiyle davanın kabulüne ve davacı yararına %20 icra inkar tazminatına karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; bilirkişi raporunun sadece davacı tarafından düzenlenmiş fatura ve ticari defterler incelenmek suretiyle düzenlendiğini, bilirkişinin hukuki nitelendirme ve değerlendirme yaptığını, müvekkili şirketi tarafından sözleşmeye istinaden bir kısın tutarın ödendiğini, davacının döviz kurlarındaki ani artışın fırsat bilerek ödemelerinin tamamını istemesinin iyiniyet ve hakkaniyetten uzak olduğunu, bilirkişi raporunda belirtilen maillerde de müvekkili tarafından dolar kurunun sabitlenmesi teklifinin taraflarca kabul edilemez bir teklif olmadığını,
ifanın güçleştiği döneme ait kur farkının dikkate alınarak buna ilişkin bir rapor hazırlanması gerektiğini, müvekkili şirketin defterleri incelenmeksizin karar verildiğini, davacı tarafından verildiği iddia edilen hizmetin doğru ve eksiksiz bir şekilde verilmediğini, söz konusu hizmetin verilmesinden kısa bir süre sonra davacı tarafından geri alındığını, hiçbir iddia ve savunmaları dinlenilmeden karar verildiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzeni ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde. Dava; fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine karşı itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı tarafça davalı hakkında ... İcra Müdürlüğünün ...
Esas sayılı dosyasında toplam 5.426,50 USD alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalının takibe ve borca itirazda bulunduğu, davacının İİK 67. maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmıştır.27/10/2020 tarihli bilirkişi raporunda özetle.
22.05.2019 tarihinde davacı tarafından davalı adına tanzim edilen 22.05.2019 tarihli ... nolu 40.370,16 TL’lik faturanın davalının cari hesabının borcuna kaydedildiğini, davalı tarafından 25.05.2018 ve 19.06.2018 tarihlerinde gönderilen 8.075,00-TL’lik 2 adet 6 toplam 16.150,00-TL.
(3.423,50 USD) tutarlı havalenin cari hesabın alacağına kaydedildiğini, bu hareketler neticesinde davacının davalıdan 24.220,16-TL.(5.426,50 USD) alacaklı olduğunu, bu bakiyenin 30.10.2018 tarihinde ... yevmiye madde numarası ile 128.01.M0484 hesabına virman yapılarak bu hesabın kapandığının görüldüğünü,
30.10.2018 tarihinde 120.01.M0484 hesabından yapılan virman neticesinde takip tarihi 31.10.2018 tarihi itibari ile bu hesapta davacının davalıdan 24.220,16-TL (5.426,50 USD) alacaklı olduğunu ve takip sonrasında da bu borcun devam ettiğini ve 31.12.2018 tarihi itibari ile de davacının davalıdan 24.220,16-TL(5.426,50 USD) alacaklı olduğunun görüldüğünü, davalı şirket inceleme tarihi itibariyle herhangi bir ticari defter ve kayıt ibraz etmediğinden ve yerinde inceleme yetkisi de talep etmediğinden davalı defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılamadığını,,
davalıların ihtilafa düştüğü dava konusu alacak bakiyesinin tespitinde davacı kayıtları ve dosya muhteviyatı belgelerinin esas alındığını, davacı taraf yetkilileri ile irtibat kurulduğunu, dava konusu borca konu ... yazılımının kullanım durumunu belirleyebilmek amacı ile davalı taraf ile gerçekleştirilen tüm yazışma, evrak alışverişi ve sistemden belirlenebilecek detaylar kendilerinden talep edildiğini,
lisans bedeli ödenmiş olsa süresiz olarak davalı tarafça kullanılacak olan ... yazılımı ödenmeyen son 3 taksitinden dolayı davalı tarafın kullanımına 16.08.2018 tarihinde kapatıldığını ve halihazırda yazılımın kullanılmadığının tespit edildiğini, ... yazılımının Yurtdışı bağlantılarını gerçekleştiren davacı taraf ödenmemiş bedellerden dolayı davalının ... yazılımını kullanımının engellenmesini sağlandığını, davacı tarafından ibraz edilen ticari defterlerin açılış ve kapanış noter tasdikleri zamanında yaptırılmış olduğunu,
kayıtlarının düzenli ve muhasebe ilkelerine uygun bulunması nedeniyle kayıtlarının lehine kesin delil vasfının bulunduğunu, davalı şirket inceleme tarihimiz itibariyle herhangi bir ticari defter ve kayıt ibraz etmediğinden ve yerinde inceleme yetkisi de talep etmediğinden davalı defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılamadığını, davalıların ihtilafa düştüğü dava konusu alacak bakiyesinin tespitinde davacı kayıtlarının ve dosya muhteviyatı belgelerin esas alındığını, davacı tarafından sunulan ticari defterlerde takip tarihi itibari ile davacının davalıdan 5.426,50 USD alacaklı olduğunu,
davacı tarafından davalı şirket adına tanzim edilen 1 adet faturanın davalıya ait BA formunda yer aldığını, buradan da davacı tarafından davalı adına tanzim edilmiş bu dava konusu faturanın davalının kayıtlarında yer aldığının anlaşıldığını, davacı taraf ile davalı taraf yetkilileri arasında karşılıklı gönderilmiş olan e-postalarının, davacının ödeme ikazlarına davalı taraf vekili Av. ... tarafından 13 bir kez “Müvekkil şirket yeni bir yapılanma dönemi geçiriyor, şirket yetkilisi ile yaptığım görüşmeye istinaden ödemeniz 1 ay sonra yapılabilecektir.
Anlayışınız için teşekkür ederiz” şeklinde cevap verildiği, Takip eden e-postalarda ise davalı taraf yetkilisi Dr. ...’in “Dolar kurunu sabitlemedikleri müddetçe ödeme yapmayacağız, Sözleşmenin imzalandığı tarihteki dolar kuru üzerinden öderiz. Kabul etmiyorlarsa gidip dava açabilirler”.
Şeklinde bir yanıt verdiği ve davacı tarafın 15.10.2018 tarihinde gönderdiği son e-postada ödeme yapılmadığı takdirde dosyanın avukatlara iletileceğini belirtilen e-postasına aynı tarihte Dr. ...
“Kolay gelsin” şeklinde cevap verildiğinin tespit edildiğini...'' mütalaa ettikleri görülmüştür.Mahkemenin 11.03.2020 tarihli celsesinde, ticari defter ve belgeler üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olup verilen kesin süreye rağmen davalı taraf ticari defter ve belgelerini inceleme gün ve saatinde hazır etmediği gibi yerinde inceleme talebinde de bulunmamıştır. "...6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1).
Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2).
Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir.
Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4).Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir (HMK 219/1).
Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir (HMK 219/2).İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir (HMK 220/1).
Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir (HMK 220/3).Bu kurallar birlikte değerlendirildiğinde ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür.
Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir.
Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur.
Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir.
Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir.
Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır.
Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK'nın 220/3. maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir.
Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır..." (Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 2016/2310 Esas 2017/257 Karar sayılı ilamı).Taraflar arasında sözleşme ilişkisinin bulunduğu konusunda bir uyuşmazlık bulunmamakla birlikte yukarıda belirtilen emsal Yargıtay ilamı ve sözü edilen kurallarla
birlikte somut olay değerlendirildiğinde, mahkemece taraflara ticari defterlerini sunmaları için süre verilmiş olup davacı defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu alınan bilirkişi raporu ile talep edilen alacağın varlığı kanıtlanmıştır. Ayrıca davaya konu faturanın BA-BS beyannameleri ile taraflarca karşılıklı olarak vergi dairesine beyan edildiği anlaşıldığından davalının fatura konusu hizmeti aldığının kabulü gerekir.
Davalı taraf defterlerini sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının HMK'nun 222. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine engel olduğundan sunulmayan ticari defterlerinde de davacının alacaklı olduğuna dair kayıtların mevcut olduğu halde sunulmadığının ve bunun sonucunda da davacının incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun kabulü gerekir.Somut uyuşmazlıkta, davalının TBK'nın 138.
Maddesi gereğince sözleşmenin yeni şartlara uyarlanması konusunda davası ya da karşı davasının bulunmadığı, davalının cevap dilekçesi vermediği, TBK'nun 138.maddesine yönelik savunmasını bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde ileri sürdüğü ve savunmanın değiştirilmesi niteliğinde olduğu, davacı tarafın açık muvafakatinin bulunmaması nedeniyle bu savunmaya itibar edilemeyeceği, davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 5.426,50 USD alacaklı olduğu,
bu durumda davalının hizmet bedelini ödendiğini ispat etmesi gerektiği, davalı şirketin ise hizmet bedelini ödediğini ve icra takibine konu faturalar nedeniyle borcu olmadığını, hizmetin doğru ve eksiksiz verilmediği iddiasını HMK 200/1 maddesi gereğince aynı kuvvet ve mahiyette herhangi bir belge ve delil ile ispatlayamamıştır.
Belirtilen nedenlerle Mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik bulunmamaktadır.Açıklanan nedenler ile ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2021/400, K. 2024/800, 4 Temmuz 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama