KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 26 Eylül 2024
- Dosya no
- 2021/670 Esas
- Karar no
- 2024/1001
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 29/09/2020
- Numarası
- 2018/19 Esas, 2020/520 Karar
- Davanın konusu
- Alacak
Karar Metni
1.013 kelime·5 dk okuma·5 bölüm
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesi ile. Müvekkili şirkete özel sağlık sigortası kapsamında sigortalı bulunan ...'ın ...Hastanesindeki tedavisine ilişkin 25.714,32-TL'nin 31.10.2016 tarih, fatura ile hastaneye provizyon onayı verilerek ödendiğini,
sağlık sigortası genel şartları müşterek sigorta madde 12 uyarınca “ tedavi masraflarının birden fazla sigortacı tarafından temin edilmiş olması halinde bu masraf sigortacılar arasında teminatları oranında paylaşır” gereği ile davalı şirketin poliçe limiti uyarınca (aynı limitli olması halinde %50’lık kısmının farklı limit olması halinde davalı şirket pobçe limitine isabet eden tutarın ) davalı yandan ödenen tutarın %50’lik kısmı sulhen yazışma ile talep edildiğini,
davalı yana yapılan sulhen müracaatın sonuçsuz kaldığından ödenen tutarın tahsili için iş bu davanın açılması zarureti hasıl olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 12.857,16-TL alacağın ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesi ile; dava konusu talebin haksız olduğunu, söz konusu poliçelerin müşterek poliçe niteliğinde olmadığını, davacının sağlık sigortası genel şartları madde 12 kapsamında yapmış olduğu talebin müşterek sigorta hükmünde olması halinde söz konusu olabileceğini, müvekkili şirket nezdinde ... adına tanzim edilmiş olan ...Poliçe vadesinin ... Sigorta ettiren ... A.Ş. olduğunu, davacı şirket nezdinde tanzim edilmiş olan ...
Poliçesinin vadesinin 10.04.2016-2017 olduğunu, poliçelerden birinin Bireysel Sağlık diğerinin ... sigortası olarak düzenlendiğini, poliçelerin ürün planlarının da farklı olduğunu, aynı rizikolar için yapılmış poliçeler olmadığını, ayrıca poliçe içeriklerinde sigorta şirketleri yönünden müşterek olarak tanzim edildiğine dair herhangi bir ibare bulunmadığını, sigortalının hangi poliçesine isterse ona başvuru yapma hakkına sahip olduğunu, müşterek sigorta niteliğinde olması için kanunda tanımlanan özellikleri taşıması gerektiğini,
dava konusu poliçelerin tamamen farklı ve münferit poliçeler olup sigortalının talebi doğrultusunda devreye girebileceğini, bu nedenlerle haksız ve mesnetsiz açılan işbu davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; davacı nezdinde açılan hasar dosyasındaki belgeler uyarınca davacının dava dışı sigortalısının yerine geçmek üzere tedaviyi gerçekleştiren dava dışı sağlık kuruluşuna talep konusu tazminatı ödediği, bu tazminat ödemesinden müşterek sigorta hükümleri uyarınca 25.714,32 TL tutarlı faturanın %50 sine tekabül eden kısmın 12.857,16 TL tutarı ödemenin gerçekleştiği tarihten itibaren yasa gereği sorumluluğunu yerine getirmeyen sigortacıdan talep ve dava hakkına sahip olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; bilirkişi raporlarının birbirinden farklı ve çelişkili ifadeler içermesine rağmen ek rapor alınmadan karar veriliğini, müvekkili şirket ile davacı şirket nezdinde düzenlenen poliçelerin birbirinden farklı olması nedeniyle müşterek sigorta olmadığını, TTK nın1466.
Maddesinde müşterek sigortanın düzenlendiğini, davacı ile müvekkili şirketin düzenlediği poliçelerin vade tarihlerinin, türlerinin ve isimlerinin farklı olduğunu, poliçe içerikleri incelendiğinde farklı rizikoları da içerdiğinin görüleceğini, ayrıca poliçe içeriklerinde, sigorta şirketleri yönünden müşterek olarak tanzim edildiğine dair herhangi bir ibare içermediğini, müvekkili şirket aleyhine avans faizine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu,
kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkili şirketin ancak dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile sınırlı olmak üzere sorumlu tutulabileceğini belirterek kararın kaldırılmasına ve müvekkili yönünden davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
Dava, davacı sigortacının sigortalısı için ödediği tedavi giderinden 1/2'sinin davalı sigorta şirketinden tahsili istemine ilişkindir.Davacı sigortacının dava dışı sigortasının tedavi gideri olarak 25.714,32-TL ödemede bulunduğu ve sigortalının davalı sigortacı nezdinde de sağlık sigortalısı olduğu iddiasıyla ödenen bedelin 1/2'sinin davalıdan tahsili için işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.Mahkemece, müşterek sigorta hükümlerine göre davalı sigortacının tedavi giderinden sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş,
davalı vekili hükmü istinaf etmiştir.Dava dışı sigortalının davacı sigorta şirketi nezdinde,... poliçe numaralı ... vade tarihli ...poliçesi ile davalı sigortacı nezdinde ... poliçe numaralı ... vade tarihli ....Poliçesi ile sigortalı olduğu, sigortalının 2016 yılı Ekim ayında yapılan tedavi masrafının davacı sigortacı tarafından ödendiği uyuşmazlık konusu değildir.Uyuşmazlık; sigortalının, davacı ve davalı tarafından düzenlenmiş sağlık sigortası bulunması karşısında, davacının ödediği tedavi giderinden davalı sigortacının sorumluluğu bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.TTK'nın 1446/1 fıkrası.
"Bir menfaat birden çok sigortacı tarafından aynı zamanda, aynı süreler için ve aynı rizikolara karşı sigorta edilmişse, yapılan birden çok sigorta sözleşmesinin hepsi, ancak sigorta olunan menfaatin değerine kadar geçerli sayılır. Bu takdirde sigortacılardan her biri, sigorta bedellerinin toplamına göre, sigorta ettiği bedel oranında sorumlu olur" hükmünü içermektedir. Müşterek sigortanın önemli bir özelliği sigortacıların birlikte hareket etmesidir.
Zira TTK m. 1466/1'de geçen "aynı zamanda" ifadesi bu hususa işaret etmektedir. Bu bağlamda sigortacıların müşterek hareket etmek suretiyle rizikoyu birlikte taşıma niyetlerinin müşterek sigortanın varlığı için şart olduğu ifade edilmiştir. (....).Somut olayda, tarafların rizikoyu beraber taşıma niyetleri olmadan sağlık poliçeleri düzenledikleri ve her iki poliçenin vade ve limitleri gözetildiğinde müşterek sigorta şartlarının bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Buna göre uyuşmazlıkta müşterek sigorta şartlarının bulunmadığı anlaşıldığından, mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.Açıklanan nedenler ile, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında davanın reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2021/670, K. 2024/1001, 26 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama