KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 21 Nisan 2022
- Dosya no
- 2022/406 Esas
- Karar no
- 2022/519
- İncelenen kararın mahkemesi
- Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Ara karar tarihi
- 31/01/2022, 08/02/2022
- Numarası
- 2021/596 Esas
- Talep
- KONKORDATO (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h)
Karar Metni
3.566 kelime·18 dk okuma·3 bölüm
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Konkordato talep edenler vekili 14/07/2021 tarihli dilekçesi ile; müvekkilleri lehine geçici mühlet ve sonrasında kesin mühlet verilerek konkordatonun tasdikini talep etmiş, ayrıca müvekkilleri tarafından bankalardan alınan ve projelere verilen ekli listede yer alan kati ve avans teminat mektupları yönünden tedbiren paraya çevrilmesinin önlenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk derece mahkemesi 12/08/2021 tarihli ara karar ile; talep eden şirket tarafından verilen teminat mektuplarının paraya çevrilmesinin tedbiren önlenmesine karar vermiş, ... Bankası, ... Bankası ve ... Bankası vekillerinin tedbir kararına itirazı üzerine 06/01/2022 tarihli kararları ile anılan bankaların itirazına konu teminat mektupları yönünden tedbir kararı kaldırılmıştır. Yine ...
Bankası'nın bir kısım teminat mektuplarının tedbir kararı kapsamında olup olmadığı talebi yönünden mahkemenin 18/01/2022 tarihli ara kararları ile anılan bankanın talebine konu teminat mektupları yönünden ihtiyati tedbirin kaldırılmasına karar verilmiştir.
Talep eden şirket vekilinin 06/01/2022 ve 18/01/2022 tarihli ihtiyati tedbirlerin kaldırılması kararlarına karşı itirazı üzerine mahkemenin 31/01/2022 ve 08/02/2022 tarihli kararları ile; konkordato talep eden borçluya göre 3. kişi konumunda olan alacaklı muhatap ile garantör banka arasında oluşan sözleşmeye tedbir yolu ile müdahale edilmesinin hukuka uygun olmadığı, lehdarın konkordato talep etmesi sonucu, garanti veren banka ile muhatap arasında kurulan bu sözleşme ilişkisine ihtiyati tedbir yolu ile müdahale edilemeyeceği gerekçesiyle talep eden vekilinin itirazlarının reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Talep eden şirket vekili tedbirin kaldırılması kararına itirazın reddine ilişkin 31/01/2022 ve 08/02/2022 tarihli kararları süresinde istinaf etmiştir.
Talep eden şirket vekili istinaf nedenleri olarak; teminat mektuplarının bozdurulmasının müvekkilinin bankalar nezdindeki kredi notunu etkileyeceğini ve alacaklılar arasında eşitsizlik oluşturacağını, teminat mektuplarının sırf konkordato başvurusu nedeni ile paraya çevrilip çevrilmediği hususunda komiser heyetinden rapor alınması gerektiğini, ayrıca konkordato talebi üzerine mahkemenin borçlunun malvarlığını korumak için her türlü önlemi alması gerektiğini, teminat mektuplarının bozdurulması halinde bu amacın gerçekleşmeyeceğini,
mahkemece her bir somut olayın özeliğine göre talebin değerlendirilmesi gerektiğini belirterek itirazın reddine dair 31/01/2022 ve 08/02/2022 tarihli ara kararların kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLER VE DEĞERLENDİRME
Talep, İİK 285. ve devamı maddeleri gereğince açılan Konkordatonun Tasdiki davası olup, mahkemece talep eden şirket tarafından verilen teminat mektuplarının paraya çevrilmesinin tedbiren önlenmesine karar verilmiş, tedbir kararına karşı bir kısım bankaların talebi ve itiraz üzerine, talep ve itiraza konu teminat mektupları yönünden tedbir kararı kaldırılmış, talep eden şirket vekilinin tedbirin kararının kaldırılması kararına itirazının reddi üzerine bu karara karşı istinaf yoluna başvurlmuştur.
Uyuşmazlık, borçlu şirketin lehtar olduğu teminat mektuplarının, konkordato yargılaması aşamasında, talep halinde, tedbiren paraya çevrilmesinin önlenmesi talebinin yerinde olup olmadığı, maddi hukuka dair tedbir talebinin konkordato müessesine aykırı olup olmadığına yöneliktir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun “ Geçici mühlet “ başlıklı 287/1.
Fıkrasında, konkordato talebi üzerine mahkemenin, 286. nci maddesinde belirtilen belgelerin eksiksiz olarak mevcut olduğunun tespiti halinde derhal geçici mühlet kararı vereceği ve 297. maddenin ikinci fıkrasındaki hallerde dahil olmak üzere, borçlunun malvarlığının muhafazası için gerekli gördüğü bütün tedbirleri alacağı belirtilmiştir.
Maddede belirtilen, 297/2. fıkrası ise, borçlunun mahkemenin izni dışında mühlet kararından itibaren rehin tesis edemeyeceği, kefil olamayacağı, taşınmaz ve işletmenin devamlı tesisatını kısmen dahi olsa devredemeyeceği, takyit edemeyeceği, ivazsız tasarruflarda bulunamayacağı, aksi halde yapılan işlemlerin hükümsüz olacağına ilişkindir. Söz konusu tedbirler, yasanın düzenlemesi kapsamında muhafaza tedbirleridir.
Bu düzenleme ile muhafaza tedbirleri almak görevi, yasa koyucu tarafından mahkemeye bırakılmıştır. Bankalarca, muhataba hitaben düzenlenen teminat mektupları, herhangi bir mahkeme kararına veya borçlunun rızasına bağlı olmaksızın, borçlunun alacaklıya karşı üstlendiği edimi yerine getirmemesi halinde, belirli bir miktar paranın alacaklının talebi üzerine derhal ve gecikmeksizin ödeme taahhüdünü içeren bankalarca düzenlenen belgedir.
Banka tarafından kendisine garanti verilen kişiye muhatap, lehine teminat mektubu verilen müşteriye ise lehtar denilmektedir. Doktrinde teminat mektuplarının hukuki niteliği tartışılmış, garanti sözleşmesi olduğu konusu ağırlık kazanmıştır.
Yargıtay 11. HD.'si kararlarında, teminat mektubu garanti sözleşmesi olarak tarif edilmiş, garanti sözleşmesi, garanti veren, garanti alandan bir ivaz elde etmek için değil, fakat onu teşebbüs veya iş yapmaya yöneltmek amacıyla bağımsız olarak söz konusu teşebbüs veya işin tehlikelerini kısmen veya tamamen üzerine almak olarak ifade edilmiştir.
Garanti sözleşmesi ile, garanti alanı, yapma şeklinde olumlu veya yapmama şeklinde olumsuz bir davranışa yöneltmek amacıyla, bu hareket tarzı sonucunda doğması muhtemel zararların karşılanması taahhüt edilmektedir. Garanti alanın bu hareket tarzı sonucunda ortaya çıkacak rizikoların üstlenilmesi taahhüt edilmektedir. Bu taahhüt garanti veren tarafından güvence altına alınmaktadır. Hangi riskin garanti altına alındığı belirlenebilir nitelikte olmalıdır.
Garanti verenin, garanti alana karşı sorumluluğu bağımsız olup, asıl sözleşmenin varlığına ve geçerliliğine veya dava konusu olup olmadığına bağlı değildir. Diğer bir ifade ile, garanti veren, asıl borç ilişkisinden bağımsız şekilde yükümlülük altına girmektedir. Garanti sözleşmesi tek taraflı borç yükleyen bir sözleşmedir.
Teminat mektubu, lehtarın talebi üzerine, garanti veren banka tarafından düzenlenmekte ve muhataba karşı garanti vereni tek taraflı borç altına sokmaktadır. Garanti veren banka, teminat mektubu karşılığında, bankacılık işlemi sebebi ile komisyon adı altında bir para talep etmekte, ancak bunu lehine teminat mektubu vermeyi üstlendiği kişiden almaktadır.
TBK'nın 128. maddesinde "üçüncü bir kişinin fiilini başkasına karşı üstlenen, bu fiilin gerçeklememesinden doğan zararı gidermekle yükümlüdür. Belirli bir süre için yapılan üstlenmede, sürenin bitimine kadar üstlenene edimini ifa etmesi için yazılı olarak başvurulmaması halinde, üstlenenin sorumluluğunun sona ereceği kararlaştırılabilir" düzenlenmiştir.
Bu düzenleme çerçevesinde banka teminat mektubu, banka tarafından üçüncü kişi konumunda olan lehtarın edimini ifa etmemesi veya teminat mektubunda belirtilen risklerin ortaya çıkması halinde, teminat mektubunda belirtilen zararları karşılamayı muhataba taahhüt etmektedir.
13/12/1967 tarih, 1966/16 Esas, 1967/7 Karar sayılı içtihat birleştirme kararında, banka teminat mektupları garanti sözleşmesi olarak nitelendirilmiş, bu kararda, bankanın teminat veren sıfatı taşıdığı, taahhüdünün, esas sözleşmeyi yapan taraflardan ve asıl akitten ayrı tamamen bağımsız olduğu, bankanın taahhüdünün, lehtarın borcunun geçerliliğine veya varlığına bağlı olmadığı belirtilmiştir.
İİK'nın 287/1 maddesinde, konkordato talebi üzerine, mahkeme, 286. maddede belirtilen belgelerin eksiksiz olduğunu tespit ettiği takdirde derhal geçici mühlet kararı vereceği ve 297. maddenin 2. fıkrasında belirtilen haller de olmak üzere, borçlunun mal varlığının muhafazası için gerekli gördüğü tüm tedbirleri alacağı belirtilmiştir. HMK'nın 406/2. maddesindeki düzenleme ile, geçici hukuki korumalara ilişkin diğer kanunlarda yer alan özel hükümler saklı tutulmuştur.
İİK'nın, 287. maddesinde belirtilen düzenleme, HMK'nın 389. ve devamı maddelerinde belirtilen düzenlemeye göre özel niteliktedir. Genel hükümler ancak özel hükümlerde düzenleme yoksa olayın niteliğine uygun düştüğü sürece kıyasen uygulanabilir. Bu genel açıklamalardan sonra, konkordato talep eden borçlu, borcunu ödeyememe riskine karşı alacaklısına, alacağını teminatlandırmak veya alacağına daha kolay kavuşmasını sağlamak amacıyla alacaklıya teminat mektubu vermiştir.
Teminat mektubu ile konkordato talep edenin alacaklısı, diğer alacaklılara nazaran üstün tutulmuş ve alacağı garanti altına alınmıştır. Yani alacağını kolayca tahsil etme imkanı sağlanmıştır. Alacaklı, teminat mektubunun nakde çevrilmesi için garanti veren bankaya müracaat ettiğinde, garanti veren banka, teminat mektubu bedelini herhangi bir şart ileri sürmeksizin talep çerçevesinde nakde çevirmek zorundadır.
Bu şekilde garanti veren banka ile muhatap arasında sözleşme ilişkisi kurulmuştur. Lehtarın konkordato talep etmesi sonucu, garanti veren banka ile muhatap arasında kurulan bu sözleşme ilişkisine ihtiyati tedbir yolu ile müdahale edilmesi düşünülemez. Bu durum sözleşme özgürlüğü ilkesine ve mülkiyet hakkına aykırılık teşkil eder.
Tedbir kararı, garanti ilişkisine müdahale anlamı taşır ve muhatabın bankaya karşı alacak hakkını ileri sürmesi ve bankanın da borcunu ifa edemez hale gelmesi sonucunu doğurur. Bu sebeple, konkordato talep eden borçluya göre üçüncü kişi konumunda olan alacaklı - muhatap ile garantör banka arasında oluşan sözleşemeye tedbir yolu ile müdahale edilmesi hukuka uygun değildir.
Teminat mektuplarının nakde çevrilmesinin tedbiren engellenmemesi sonucu, borçlunun mal varlığında azalma meydana gelip gelmeyeceği veya alacaklılar arasında eşitliğin bozulup bozulmayacağı noktasında ise, alacaklı-muhatap, teminat mektubunu nakdi krediye dönüştürdükten sonra, garanti veren banka, konkordato talep eden müşterisinden, alacaklıya ödediği meblağın kendisine ödenmesini talep edebilecektir.
Teminat mektubu nakde çevrildiği için konkordato talep eden borçlunun mal varlığında azalma olacağı düşünülse de, teminat mektubu bedeli ödendiği için konkordato talep eden borçlunun aslında borcu ödenmiş olacaktır. Garanti veren banka, teminat mektubu bedelini ödedikten sonra ödediği miktar kadar konkordato talep edenden alacaklı konuma geçeceği için konkordato talep edenin alacak ve borç miktarında bir değişiklik olmaz. Sadece alacaklı sıfatı değişir.
Bu kapsamda, teminat mektubunun nakde çevrilmesinin tedbiren durdurulmasına yönelik talep, borçlunun mal varlığının muhafazası kapsamında değerlendirilemez. Teminat mektubunun nakde çevrilmesinin tedbiren durdurulmasına yönelik karar, maddi hukuk alanında sonuçlar doğuran ve borçlu konkordato talep eden şirkete nazaran üçüncü kişi konumunda olanların maddi hukuktan doğan talep ve def-i haklarını etkileyen tedbirler olarak değerlendirilebilir.
Konkordato talebinde, gerek geçici mühlet ve gerekse kesin mühlet süresi içerisinde, üçüncü kişilerin sahip oldukları hakları ve yüklendiği borçları etkileyeceğinden bu konuda tedbir kararı verilemez.
Bunun dışında, muhatabın edimini yerine getirip getirmediği, teminat mektubunun nakde çevrilmesinin şartlarının oluşup oluşmadığı, teminat mektubunda belirtilen miktarın, garantör banka tarafından ödenip ödenmeyeceğine ilişkin ihtilaflar ile muhatap tarafından, teminat mektubunun haksız ve hukuka aykırı bir şekilde veya lehtar ile muhatap arasındaki sözleşmeye aykırı bir şekilde nakde çevrildiği veya çevrileceği iddiası ayrı bir davanın konusunu oluşturmaktadır.
Bu şekilde açılacak bir davada, teminat mektubunun nakde çevrilmesinin engellenmesine yönelik HMK'nın 389 ve devamı mad. gereği tedbir kararı verilmesini har zaman talep edebilir.
Sonuç olarak, teminat mektubunun hukuki niteliği itibariyle konkordato talep eden borçlu tarafından verilen teminat mektubunun, konkordato davasında, İİK'nın 287 ve devamı maddeleri gereğince nakde çevrilmesinin engellenmesine yönelik tedbir karar verilemeyeceğinden ilk derece mahkemesince tedbirin kaldırılması kararlarına itirazın reddine dair verilen 31/01/2022 ve 08/02/2022 tarihli kararlar hukuka uygun olduğundan talep eden şirket vekilinin istinaf başvurunun esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2022/406, K. 2022/519, 21 Nisan 2022 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama