İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi

İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAİSTİNAF KARARI

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi E.2022/487 K.2026/141

Sözleşmesinden Kaynaklanan)

Esas2022/487Karar2026/141Tarih29 Ocak 2026Okuma12 dk · 2.436 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
29 Ocak 2026
Dosya no
2022/487 Esas
Karar no
2026/141
İncelenen kararın mahkemesi
İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tarihi
17/11/2021
Numarası
2021/267 Esas, 2021/822 Karar
Dava
İTİRAZIN İPTALİ (Ticari Nitelikteki Hizmet
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.436 kelime·12 dk okuma·6 bölüm

Sözleşmesinden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ: 29/01/2026

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.

Müvekkili şirketin davalı borçluya, davalı borçlunun tertip ettiği organizasyonlar kapsamında misafirlerinin uçak ve diğer ulaşım biletlerinin alınması hususunda acentalık hizmeti verdiğini, kurulan bu iş ilişkisi kapsamında müvekkili şirketin hizmetini ifa ettiğini ve faturalandırdığını, borçlunun ilgili faturalara herhangi bir itirazda bulunmadığını, ancak borçlunun ödenmemiş 35.629,54-TL bakiye cari hesap borcu bulunduğunu, bu cari hesap borcu ile ilgili davalı borçlu tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını, bu sebeple müvekkili şirket tarafından borçlu hakkında İstanbul ...

İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı icra dosyası ile icra takibi başlatıldığını, borçlunun 02/02/2021 tarihinde icra takibine, borca ve ferilerine itiraz ettiğini belirterek İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası'na davalı borçlunun itirazınin iptali ve takibin devamına, davalı borçlunun %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece;Taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu, davacı tarafın vermiş olduğu hizmetlerden dolayı davalı aleyhine düzenlenen faturaların ödenmediği, bundan dolayı davacı tarafından davalı aleyhine İstanbul ... İcra Dairesi'nin ...

E. Sayılı icra dosyasından davacı alacaklının cari hesap alacağı sebebine dayalı olarak toplam 35.629,54-TL üzerinden icra takibi başlatıldığı, icra takibine süresinde itiraz eden davalının itirazı ile duran icra takibine devam edilebilmesi adına iş bu itirazın iptali davasının ikame edildiği, davalı tarafın cevap dilekçesi sunmadığı, inceleme günü olan 29.07.2021 günü saat 15:00'da Mahkeme duruşma salonunda defter ve kayıtların incelenmesi için bilirkişi incelemesine katılmadığı, davacı tarafın incelenen 2019, 2020 ve 2021 yılı ticari defter ve kayıtlarından; bu kayıtların usulüne uygun olarak tutulduğu,

davacı şirket tarafından 2019 yılında davalı tarafa toplam 119.469,05-TL bedelinde 13 adet fatura düzenlendiği, düzenlenen faturaların davacı şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı şirket tarafından düzenlenen faturalara karşılık olarak davacı yana 2019 yılında banka vasıtası ile 25.000,00-TL EFT gönderildiği,

davalı tarafın 2019 yılında toplam 59.629,51-TL tutarındaki Kredi kartı ile davacı yana ödeme yaptığı, davacı tarafın banka yoluyla gelen EFT ve kredi kartı tahsilatlarını ticari defterlerinde kayıt altına alarak davalı şirketin cari hesabından mahsup ettiği, davacı tarafın incelenen ticari defterlerinde davalı taraftan 31.12.2019 tarihi itibariyle 34.839,54-TL alacaklı olduğu,

davacı şirketin 01.01.2020 tarih 1 nolu yevmiye maddesinde Açılış Fişi açıklaması ile 2019 yılında devir bakiyesi olarak 34.839,54-TL bedelin 2020 yılına devir ettiği, davacı şirket tarafından 2020 yılında davalı tarafa toplam 790,00-TL bedelinde bir adet fatura düzenlenmiş olduğu, düzenlenen faturanın davacı şirketin ticari defterlerinde kayıt altına alındığı, bu nedenle davalı yandan 31.12.2020 tarihi itibariyle de 35.629,54-TL alacaklı olduğu,

davacı tarafın 01.01.2021 tarih 1 nolu yevmiye maddesinde Açılış Fişi açıklaması ile 2020 yılından devir bakiyesi olarak 35.629,54-TL bedelin 2021 yılına devir ettiği, davalı şirketin ise tarafına düzenlenen faturalara 8 gün içerisinde itiraz etmediği ve talebe bağlılık ilkesi dikkate alınarak davacı tarafın takip tarihinden itibaren reeskont faiz talep etmiş olduğu gerekçesi ile takibin 35.629,54-TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa icra takip tarihinden itibaren yıllık %16,75 oranında ve değişen oranlarda avans faizi işletilmesine,

alacak likit olduğundan 35.629,54-TL asıl alacağın %20'si icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; mahkeme tarafından müvekkili şirkete 2019, 2020 ve 2021 yıllarına ait ticari defter ve belgeleri belirtilen tarihte bilirkişi incelemesine sunmak için tebligat yapılmadığı ve bu hususun müvekkili şirkete ihtar edilmediğini,müvekkili şirketin kendisine tebligat ile ihtar yapılmadığından bilirkişi incelemesi hakkında herhangi bir bilgisi olmamasından kaynaklı ilgili evrakları bilirkişi incelemesine sunamadığını, bilirkişi tarafından hazırlanan raporun da sadece davacı şirketin ticari defterleri esas alarak hazırlandığını,

bu yönüyle müvekkilinin hukuki dinlenilme hakkı ihlal edilerek yerel mahkeme tarafından sadece davacının ticari defter ve kayıtları esas alınarak hüküm tesis edildiğini, mahkeme tarafından müvekkili şirket aleyhine eksik inceleme ile tesis edilen hüküm hukuka, kanuna ve hakkaniyete aykırı olup yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi neticesinde ortadan kaldırılması gerektiğini, bilirkişi raporunun müvekkili şirkete Tebligat Kanunu 21. Maddesine göre tebliğ ederek usulsüz tebligat ile müvekkilinin bilirkişi raporuna itiraz etme hakkının elinden alındığını,

taraflarınca mahkemeden bilirkişi raporuna itiraz etmek için ek süre talep edilmişse de yerel mahkeme ara karar ile ek süre talebinin reddine karar verildiğini, bilindiği üzere Tebligat Kanunu 21. Maddesinin şahıslara tebligat yapılamaması durumunda başvurulacak bir yöntem olduğunu, şirketler için Tebligat Kanunu 35. Maddeye göre tebligat yapılması gerektiğini, ancak Tebligat Kanunu 35. Maddeye göre tebligat yapılması için de şirketin bilinen adresinde artık faaliyet göstermemesi gerektiğini, oysa bilirkişi raporunun tebliğ edildiği tarihte müvekkili şirketin adresinde herhangi bir değişikliği bulunmamadığını,

kaldı ki değişiklik olsa bile Tebligat Kanunu 21. Maddeye göre değil Tebligat Kanunu 35. Maddeye göre tebligat yapılması gerektiğini, usulsüz tebligat yapılmak suretiyle müvekkili şirketin hukuki dinlenilme hakkı elinden alınarak eksik ve hatalı inceleme ile hüküm tesis edildiğini, davacı tarafın müvekkili şirkete verdiği acentelik hizmeti karşılığı olarak davaya konu faturalarda belirtilen tutarlar müvekkili şirket yetkilisi ...'ın kardeşi ... adına kayıtlı kredi kartından davalı şirkete ödendiğini, bu durumun müvekkilinun ticari defter ve diğer belgeleri incelendiğinde görüleceğini,

müvekkilinin ...'a ait kredi kartı ile davacı şirkete yaptığı ödemelerin dekontlarının müvekkilinin Mali Müşavirinde ilgili belgeleri arasında bulunduğunu, mahkeme tarafından yapılan usulü eksikler neticesinde müvekkilinin davanın hiçbir aşamasından haberdar olmadığını ve ilgili belgeleri bilirkişi incelemesine sunamadığını belirterek mahkeme kararının kaldırılmasına ve yargılamanın tekrar yapılmak üzere dosyanın yerel mahkemeye gönderilmesini talep ve istinaf etmiştir.

DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE

HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde;

Dava, hizmet sözleşmesi kapsamında açık hesap alacağına dayalı alacağının tahsili amacıyla davalı aleyhine başlattığı icra takibine davalı tarafın vaki itirazı üzerine açılan itirazının iptali davasıdır.

İstanbul .... İcra Dairesi'nin ... E sayılı icra dosyasında davacı ... ... .. Şti vekilince 22.01.2021 tarihinde ... ... Ltd. Şti aleyhine cari hesap alacağından dolayı toplamda 35.629,54-TL üzerinden icra takibinin başlatıldığı, ödeme emrinin 01.02.2021 tarihinde tebliğ edildiği, ödeme emrine karşı davalı - borçlu tarafından 02.02.2021 tarihinde borca ve tüm ferilerine itiraz edildiği ve takibin durdurulmasına karar verildiği, dosyada ödeme emrine karşı davalı tarafından yapılan itirazın davacı tarafa tebliğ edildiğine dair bir tebliğ evrakı bulunmadığından iş bu itirazın iptali davasının İİK'nın 67. maddesinde öngörülen hak düşürücü nitelikteki bir yıllık süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.

Mahkemece, alınan 02.09.2021 tarihli bilirkişi raporuna göre davacının defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, defter kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle 35.629,54 alacaklı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı vekilince istinaf edilmiştir.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde, mahkeme tarafından müvekkili şirkete 2019, 2020 ve 2021 yıllarına ait ticari defter ve belgeleri belirtilen tarihte bilirkişi incelemesine sunmak için tebligat yapılmadığı ve bu hususun müvekkili şirkete ihtar edilmediğini, müvekkili şirketin kendisine tebligat ile ihtar yapılmadığından bilirkişi incelemesi hakkında herhangi bir bilgisi olmamasından kaynaklı olarak ilgili evrakları bilirkişi incelemesine sunamadığını ileri sürmüştür.

İlk derece Mahkemesince davalı şirkete, inceleme günü de bildirilerek ticari defterlerini sunması, aksi takdirde ibrazdan kaçınmış sayılacağına ilişkin şerhli davetiyenin 30.06.2021 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edildiği ancak verilen sürede davalı tarafından defter ve belgelerin incelemeye sunulmadığı anlaşılmış, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde bilirkişi raporunun müvekkili şirkete Tebligat Kanunu 21. Maddesine göre tebliğ edilerek usulsüz tebligat ile müvekkilinin bilirkişi raporuna itiraz etme hakkının elinden alındığını, Tebligat Kanunu 21. Maddesinin şahıslara tebligat yapılmaması durumunda başvurulacak bir yöntem olduğunu, şirketler için ise 35. Maddesine göre tebligat yapılması gerektiğini ileri sürmüştür.

Yargıtay 12 Hukuk Dairesinin 2021/7047 E-2021/11842 K sayılı 23/12/2021 tarihli kararında;"...Hükmi şahıslara ne şekilde tebligat yapılacağı 7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 12 ve 13. maddelerinde belirlenmiştir.

Borçlu şirketin tebligat adresinin, ticaret sicilinde kayıtlı adresi olması ve tevziat saatlerinde kapalı bulunması veya tebligatın alınmasından imtina edilmesi halinde, bu adrese 7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/1. ya da 35/4. maddelerine göre tebligatın yapılması gerekir.

Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre tüzel kişiler adına ticaret sicilindeki adreslerine gönderilen tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre yapılmış olması halinde tebliğ memurunun, Tebligat Yönetmeliği'nin 30 ve 31. maddelerindeki koşulları araştırmasına gerek yoktur.

Zira, muhatabın adreste bulunmaması halinde, bunun nedeninin araştırılması ve tevziat saatinden sonra adrese dönüp dönmeyeceğinin tespit edilmesi gerçek kişiler yönünden zorunlu olup, hükmi şahısların sıfatı ve niteliği itibari ile böyle bir araştırmanın yapılmamış olması, tebligatın usulsüzlüğü sonucunu doğurmaz.

Ancak, Kanunun 21/1.maddesine göre tebligat yapılması halinde, tebliğ memuru, tebliğ evrakını tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde, tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de, mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirir..."denilmiştir.

Somut olayda, bilirkişi raporunun davalıya Tebligat Kanunu'nun 21/1. Maddesine göre tebliğ işleminin yapılmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi tebligatın şeklen Tebligat Kanunu 21/2 maddesine uygun olduğu anlaşılmaktadır.

Kaldı ki davalı vekili ilk derece Mahkemesine sunduğu 29/09/2021 tarihli dilekçesinde, bilirkişi raporunun davalı şirkete tebliğ edildiğini belirtilerek bilirkişi raporuna karşı beyanda bulunmak üzere ek süre verilmesini talep etmiş, ancak ilk derece mahkemesince talebin süresinde olmadığından bahisle reddine karar verilmiştir. Davalı vekilinin ilk derece Mahkemesine sunduğu bu dilekçesinde tebligatın usulsüzlüğüne dair herhangi bir iddiası bulunmamaktadır.

Bu nedenlerle, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf nedeni de yerinde görülmemiştir.Mahkemece alınan bilirkişi raporunda davacnın ticari defter ve belgeleri incelenmiş, davalı tarafça defterler ibraz edilmediğinden davalı defterleri incelenmemiştir.02.09.2021 tarihli bilirkişi raporunda; davacı şirketin 2019, 2020 ve 2021 yılı ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ve sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, davalı ...

Şti.'nin inceleme esnasında ticari defter ve belgelerini ibraz edilmemesinden dolayı icra ve dava konusu olan cari hesap ektresi içeriğinde bulunan faturaların ve yapmış olduğu ödemelerin ticari defterlerinde kayıt altına alınıp alınmadığına dair tespitin yapılamadığı, davacı ... ve ..... Şti. nin düzenlediği hizmet faturalarından kaynaklı olarak İcra takip tarihi olan 22.01.2021 tarihi itibariyle davalı ...

Şti.'den 35.629,54 TL cari hesap alacağının bulunduğu belirtilmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 190. maddesinde, ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, TMK nun 6. maddesinde ise, taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir.Bu durumda, hizmetin yerine getirildiğinin ve icra takibine dayanak faturalardan kaynaklı alacaklı olduğunun ispat yükü davacı taraftadır.Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK 222. maddede yer almaktadır.

Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2).

Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir.

Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). "Ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir.

Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir.

Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur.

Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir.

Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir.

Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır.

Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK'nın 220/3. maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir.

Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır." (Y.

15. HD. 2016/2310 E. 2017/2537 K. sayılı ilamı)Yukarıda belirttilen emsal Yargıtay ilamı ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; mahkemece 23/06/2021 tarihli ara kararı ile taraflara ticari defterlerini sunmaları için süre verildiği, davalı şirkete ait ticari defterlerin sunulmadığı, davacının sahibi lehine delil niteliği bulunan defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu alınan bilirkişi raporu ile davacının icra takibine konu 35.629,54 TL açık hesaptan kaynaklı alacaklı olduğu kanıtlanmıştır.

Davalı, defterlerini sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının HMK'nun 222. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine engel olduğundan sunulmayan ticari defterlerinde de davacının alacaklı olduğuna dair kayıtların mevcut olduğu halde sunulmadığının ve bunun sonucunda da davacının incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun kabulü gerekir.

Sonuç olarak, davacının usulüne uygun tutulan ticari defterlerinde, davalıdan takip tarihi itibariyle 35.629,54 TL alacağının bulunduğu, davalının usulüne uygun ihtara rağmen defterlerini sunmadığı, HMK 222/3. Maddesi gereğince davalı taraf defterlerini ibraz etmediğinden davacının usulüne uygun tutulan defterlerinin lehine delil teşkil edeceği anlaşılmıştır. Davalı ise icra takibine konu miktar nedeniyle borçlu olmadığını ve borcu ödediğini, dava değeri de gözetilerek HMK 200/1 maddesi gereğince aynı kuvvet ve mahiyette herhangi bir belge ve delil ile ispat ispatlaması gerekir. Ne var ki davalının bu anlamda ispat külfetini yerine getirdiği söylenemez. Bu nedenlerle Mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen karar usul ve yasaya uygun olduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK. 353/1-b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜ M

Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1-İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/... Esas, 2021/... Karar sayılı ve ../11/2021 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,

2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından davalı tarafından peşin ve nispi olarak toplam yatırılan 608,47 TL harcın mahsubu ile bakiye 123,53 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,

3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

SONUÇ / HÜKÜM

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.29/01/2026

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2022/487, K. 2026/141, 29 Ocak 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Karar Tarihi: 29/01/2026
  4. Gereği Düşünüldü
  5. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  6. İstinaf Nedenleri
  7. Delillerin Tartışılması Ve Gerekçe
  8. Hükü M
  9. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/487
Karar No
2026/141
Tarih
29 Ocak 2026

İlgili Kararlar

  • Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/494 K.2026/64
  • İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/497 K.2026/44
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi E.2022/502 K.2026/88
  • Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/507 K.2026/18
  • İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/509 K.2026/28
  • İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/510 K.2026/25

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.