KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 17 Ekim 2024
- Dosya no
- 2024/909 Esas
- Karar no
- 2024/1171
- İncelenen kararın mahkemesi
- BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 20/03/2024
- Numarası
- 2022/993 Esas, 2024/277 Karar
- Davanın konusu
- Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h)
Karar Metni
1.874 kelime·9 dk okuma·2 bölüm
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesi ile.
Müvekkili şirketin kumaş ve tekstil ürünlerine baskı yapılması hizmeti verdiğini, çalışmalarının maliyetlerinin artması, akaryakıt fiyatındaki artışlar, döviz kurundaki dengesizlikler ve enflasyondaki artıştan olumsuz etkilendiğini, şirketin borçlarını ve cari giderlerini ödeyemediğini, şirket ciddi manada sıkıntıya girdiğini ve işletme sermayesi bulmada güçlük yaşadığını, borçların tasfiyesi ve şirketlerin ticari faaliyetlerine devamının sağlanması amacı ile "Konkordato Ön Projesi" hazırlandığını, Konkordato Ön Projesi'nde;
müvekkili şirketin vade konkordatosu ile borçlarının tamamını ödeyeceğini, konkordato projesinde yer alan teklif ile birlikte alacaklıların alacağının tamamını tahsil edebileceklerini, müvekkili şirket ve şirket yetkilisinin faaliyetine devam edebilmesi ve malvarlığının korunabilmesi için konkordato talebinin kabulü ile İcra Ve İflas Kanunu'nun 287. maddesi gereğince 3 aylık geçici mühlet verilmesini ve gerekli görülmesi halinde işbu müddetin 2 ay daha uzatılmasını, geçici İİK.
285. Maddesi çerçevesinde geçici mühlet neticesinde İcra Ve İflas Kanununun 289. Maddesi gereğince bir yıllık kesin mühlet kararı verilmesini ve gerekli görülmesi halinde bu mühlet kararının 6 ay daha uzatılmasını, kesin mühlet kararının ilanını, yargılama neticesinde İİK. 305. ve diğer maddeleri gereğince konkordatonun tasdikini, tasdik kararının ilanına, müvekkili şirkete tek komiser atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; ibraz edilen komiser heyeti raporu ile konkordatonun başarıya ulaşamayacağı ve borçlu ... İthalat İhracat Limited Şirketi'nin malvarlığının korunması için iflasın açılmasının gerektiği gerekçesi ile borçlu ... Limited Şirketi tarafından açılan davanın reddine, kesin mühletin kaldırılmasına ve borca batık olan davacı borçlu ... İhracat Limited Şirketi'nin iflasına karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; müvekkilinin konkordato geçici ve 1 yıllık kesin süre zarfında öncelikle konkordato projesi kapsamında taahhüt ettiği tüm yükümlülükleri yerine getirmek için büyük mücadele verdiğini, ancak müvekkilinin, piyasada başka firmalardan aldığı kumaşları ve iplik alarak fason olarak ürettirdiği kumaşlara ilişkin ticaret yapıyor olması nedeni ile Konkordato süreci başladığında piyasadan iplik ve kumaş alamadığını, bu itibarla cirosunu da projeksiyonda olduğu gibi yükseltemediğini,
müvekkilinin piyasada yeniden güven sağlayarak cirolarını büyük oranda projeksiyona uygun olarak arttırmaya başlamışken kendilerine 6 aylık ek süre verilmesi halinde cirolarının projeksiyona uygun olarak hatta onunda aşan oranda artışının sağlanacağını, müvekkili şirket yetkilileri tarafından yapılan sermaye taahhütleri ve dışarıdan kaynak koyma taahhütleri ile birlikte ve alacaklılarla yapılan iyi niyetli ilişkiler neticesinde Firmanın borç stokunu önemli oranda azaltarak firmanın mali yapısı güçlenmiş olacağını,
müvekkili şirket hakkında 03.11.2022 tarihinde verilen geçici mühlet kararı ile müvekkili hakkında iflas kararı verilen 20.03.2024 tarihlerinde müvekkilinin mali durumları karşılaştırıldığında yerel mahkeme kararının açıkça hukuka aykırı olduğunun görüleceğini, müvekkilinin dönemsel olarak cirolarını arttırdığının komiser raporlarında da görüldüğünü, müvekkilinin dava süresince Mahkemenin sağladığı korumayı iyi niyetle kullanarak firmanın mali yapısını güçlendirdiğini, yerel mahkemenin müvekkili hakkında İflas kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğu gibi alacaklıların da zararına olduğunu,
müvekkilinin İflas kararı verilen tarihe kadar tüm alacaklıları ile iyi ilişkiler kurduğunu, bir çok firmanın alacağından feragat ettiğini, gerek müvekkilinin ticari defter ve kayıtlarında gerekse komiser raporlarında müvekkilinin borç stoğunun azaldığı ve cirolarının son aylarda azami oranda arttığını, bu nedenle taraflarına 6 aylık ek süre verilmesi halinde şirketin mali yapısının güçlenerek borçlarını ödeyebilme seviyesine ulaşacağını, müvekkilinin ticari sistem içerisinde stoklarını nakde dönüştürebilseydi borçlarını büyük oranda ödemiş olacağını ve alacaklıların da mağdur olmayacağını,
iflas süreci içerisinde müvekkilinin stoklarının yok pahasına satılacağını yada alıcı bulamayavcağını ve ticari değerlerini yetireceğini, Yerel Mahkemenin bu hususları dikkate almadan iflas kararı verdiğini, müvekkilinin konkordato mühleti sürecinde gösterdiği ivme ve borçları tasfiye azmi yerel mahkemece görmezden gelinerek ekonomiye ciddi manada katkı sağlayan köklü bir firmanın ticari geleceğine son verildiğini, özellikle son dönemdeki ekonomik tedbirlerle ciddi manada giderden tasarruf yapan müvekkilinin bu çabalarının gerek komiserler ve gerekse mahkeme tarafından görmezden gelindiğini,
müvekkilinin içine düştüğü geçici ekonomik krizi atlatma adına tüm imkanların seferber edildiği süreçte, müvekkili hakkında yeterli değerlendirme yapılmadan yetersiz komiser raporuna dayalı olarak karar verildiğini, müdahil iddialarının aksine müvekkilinin sahiplerinin kısıtlı imkanlarına rağmen tüm varını yoğunu şirketini kurtarmak için harcadıklarını ancak firma yetkililerinin tüm bu iyiniyetli çabalarının komiserler ve yerel mahkeme tarafından dikkate alınmayarak müvekkili hakkında iflas kararı verildiğini, Yerel Mahkemenin,
sıcak gündemin konkordato davalarına karşı oluşan olumsuz havasından etkilenerek müvekkili hakkında iflas kararı verdiğini, iflas kararlarının gerekçesi olamayacak gerekçelerin yerel mahkeme kararının gerekçesini oluşturmasının bu durumu açıkça ortaya koyduğunu, aksi taktirde konkordato geçici mühlet kararından itibaren mali yapısı ve finansal durumu oldukça düzelen bir firma hakkında iflas kararı verilmesinin başka bir izahı bulunmadığını, müvekkili şirket yetkililerinin Yerel Mahkeme Kararının hukukiliğine olan inançlarının kalmadığını,
müvekkili şirketin iflasına karar verilmesi ve karar gerekçesinde denetime elverişli olarak nitelendirilemeyecek komiser raporlarına dayanılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE Dava, hukuki niteliği itibariyle 7101 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 285 ve devamı maddeleri gereğince geçici mühlet ve akabinde kesin mühlet kararı verilerek konkordatonun tasdikine ilişkindir. Davacılar vekili 06/03/2024 tarihli dilekçesi ile davacı ... ve ... hakkındaki davasından feragat etmiştir.
Mahkemenin 2022/993 Esas sayılı dosyaya ... ve ... yönünden feragat dilekçesi sunulması üzerine dosya ... ve ... yönünden tefrik edilmiş ve mahkemenin 2024/227 Esasına kaydı yapılmış ve 11.03.2024 tarihinde bu davacılar yönünden davanın feragat nedeniyle reddine, Kesin mühletin kaldırılmasına, bu hususunun ilanına karar verilmiştir. Bakırköy 2 Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/68 E-2023/93 K sayılı davacılar ... ve ...
Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi tarafından açılan konkordato istemli davanın iş bu dava ile birleştirilmesine karar verildiği, dosyaya ... yönünden feragat dilekçesi sunulması üzerine dosyanın ... yönünden tefrik edilerek 2023/1018 Esasına kaydı yapıldığı ve Bakırköy 2 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/1018 E -1058 K sayılı kararı ile davacı ... yönünden davanın feragat nedeniyle reddine karar verildiği, Mahkemenin 20.03.2024 tarihinde davacı ...
Limited Şirketi tarafından açılan davanın da işbu dosyadan tefriki ile ayrı esasına kaydına karar verildiği ve dosyanın Mahkemenin 2024/264 Esasına kaydedildiği, karar verildiği anlaşılmıştır.Mahkemece; davacının konkordato tasdiki talebinin reddine ve davacının iflasına karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf yoluna başvurmuştur.
Konkordato talepleri ile ilgili 2004 sayılı İİK'nın 285. maddesinde, yetkili ve görevli mahkeme düzenlenmiş, yasada iflasa tabi olan borçlu için, İİK'nın 154. maddesine atıf yapılarak ilgili maddenin birinci veya üçüncü fıkradaki yazılı yerlerdeki asliye ticaret mahkemesinin yetkili ve görevli olduğu, iflasa tabi olmayan borçlu için ise yerleşim yeri mahkemesinin yetkili olduğu vurgulanmıştır.
Somut olayda, davanın, davacı şirketin muamele merkezi asliye ticaret mahkemesinde açıldığı ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 74. maddesinde belirtilen şekilde davacı vekilinin vekaletnamesinde konkordato ile ilgili özel yetkinin mevcut olduğu anlaşılmıştır.Dosya kapsamından, mahkemece İİK'nın 286 maddesinde sayılan belgelerin mevcut olduğu belirtilerek davacı lehine 03.11.2022 tarihinden geçerli olmak üzere 3 aylık geçici mühlet kararı verildiği ve geçici komiser atandığı, bilahare geçici mühlet kararının 03/02/2023 tarihinden itibaren 2 ay süre ile uzatılmasına,
29.03.2023 tarihli duruşmada borçlu şirket lehine bir yıllık kesin mühlet verildiği, Konkordato Komiser heyetinin kesin süre içerisinde 13.02.2024 tarihli raporunu mahkemeye sunduğu görülmektedir.
Mahkemece 20.03.2024 tarihli duruşmada davacının konkordato talebinin reddi ile iflaslarına karar verilmiş, davacı vekili hükmü istinaf etmiştir.Uyuşmazlık, konkordato tasdik şartlarının oluşup oluşmadığı, iflas kararı verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunup bulunmadığı noktasında toplanmıştı. Komiser heyetince sunulan 13/02/2024 tarihli rapor ile.
Davacı şirket kesin süre içerisinde durağan dönemin devamında faaliyetlerine devam etme çabasında olduğu satış gelirinin büyük çoğunluğu son üç ayda yaptığı, 21.03.2023 tarihli revize ön projede 2023 yılı için öngörülen 175.000.000 TL net satış tutarının uzağında kalarak Aralık 2023 itibariyle net satış 58.396.476,73 TL olarak 9633 oranında gerçekleştiği.
Rapor tarihi itibariyle Aralık 2023 döneminde gerçekleştirilen satışın 34,127.300.- TL tutarın tamamının Ocak, Şubat 2024 tarihinde iade edildiği, davacı şirketin revize ön projede proforma gelir tablosunda vergi öncesi dönem kar/zararı (-) 59.932.222 TL zarar öngörüldüğü, (-) 62.810.974.- TL olarak gerçekleştiği, davacı şirketin revize ön projesine uygun çalışma performansını sağlayamadığı, satış ve satış karlılığını artıramadığı, faaliyet giderlerini düşüremediği, beyan edilen siparişlerin gerçekleşmediği,
31.12.2023 tarihli bilanço doğrultusunda işletmenin devamlılığı esasına göre şirketin sermayesini tamamen kaybedip kaybetmediği ve borca batık durumda olup olmadığı hususunda yapılan incelemede; şirketin varlıkları bilançoda yer alan borçlarını karşılamaya yetmediği ve emredici TTK hükümleri doğrultusunda “işletmenin devamlılığı esası"na göre (-) 19.771.539 TL tutarında borca batık durumda olduğu, "aktiflerin satış esası"na göre (-) 26.317.445 TL tutarında "borca batık durumda olduğu, İİK md. 305 konkordatonun tasdik şartlarını düzenlemiş olup konkordatonun tasdiki için madde de sayılan tüm şartların birlikte bulunması gerekmektedir.
Konkordatonun tasdiki için teklif edilen tutarın borçlunun kaynakları ile orantılı olması koşulunun raporda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere gerçekleşmediği, 31.12.2023 dönem sonu mali tabloları ve çalışma performansı değerlendirildiğinde 09.12.2024 tarihli revize ön projenin gerçekleştirme ihtimalinin bulunmadığı belirtilmiştir.Mahkemece sunulan komiser heyet raporuna istinaden İİK'nun 292/3 maddesi gereğince duruşma günü verilmiş ve ilan edilmiştir.Mahkemenin kesin mühlet kararını verebilmesi için konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olması gerekmektedir.
İİK'nun 287. maddesinde borçlunun iyileşmesi ve konkordatonun tasdiki ihtimali "konkordatonun başarı şansı" olarak nitelendirilmiştir. İİK'nun 289/1 maddesinde mahkemenin kesin mühlet hakkındaki kararını geçici mühlet içinde vereceği düzenlenmiştir.
İİK'nun 288/1 ve 287/5 maddeleri yollaması ile geçici mühlet içinde uygulanacak İİK'nun 292.maddesinde ise iflasa tabi borçlu bakımından kesin mühletin verilmesinden sonra anılan maddede sayılan hususların gerçekleşmesi halinde, mahkemenin kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine ve borçlunun iflasına resen karar vereceği düzenlenmiştir. Konkordatonun başarıya ulaşamayacağının anlaşılması hali aynı maddenin b bendinde hüküm altına alınmıştır.
Yani, konkordatonun başarıya ulaşmayacağının anlaşılması, kesin mühletin kaldırılmasını gerektiren hallerdendir.
Mühlet içinde, iyileşmenin ya da alacaklıların konkordatoyu kabulünün mümkün olmayacağının anlaşılması ya da konkordatoyu tasdik etmeyeceğinin açık olması, tasdik şartlarının mevcut olmadığının önceden anlaşılması halinde de konkordato mühleti kaldırılarak talep reddedilecek ve şartlar yerine gelmişse borçlunun iflasına karar verilebilecektir."...Mahkemece borçlu hakkında İİK'nın 292. maddesi uyarınca iflasının açılmasına hükmedilmiştir.
İİK 292/ son fıkrası “Mahkeme, bu madde uyarınca karar vermeden önce borçlu ve varsa konkordato talep eden alacaklı ve alacaklılar kurulunu duruşmaya davet eder; diğer alacaklıları ise gerekli görürse davet eder” hükmünü içermektedir. Somut olayda, borçlu şirketin yetkili temsilcisinin yargılama sırasında mahkemeye çağrılarak dinlenmediği, kanunun amir hükmünün yerine getirilmediği dosya kapsamından anlaşılmıştır.
Bu durumda, borçlu şirket yetkilisi mahkemeye çağrılarak dinlenmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir. ..." (Yargıtay 6. H Dairesinin 2022/2546 Esas 2022/5635 Karar sayılı ilamı).İİK'nun 292. maddesi "Kesin mühlet içinde konkordato talebinin reddi ile iflâsın açılması" başlığı altında düzenlenmiş olup maddenin son fıkrası "Mahkeme, bu madde uyarınca karar vermeden önce borçlu ve varsa konkordato talep eden alacaklı ve alacaklılar kurulunu duruşmaya davet eder; diğer alacaklıları ise gerekli görürse davet eder." şeklinde düzenlenmiştir.
Somut olayda, istinaf incelemesine konu olan davacı ... İhracat Ltd Şti. hakkında iflas kararı verildiği, ancak söz konusu şirketin yetkililerinin yargılama sırasında mahkemeye çağrılarak dinlenmediği, buna göre de kanunun amir hükmünün yerine getirilmediği anlaşılmaktadır.
Bu şekilde, davacı şirket yetkilileri Mahkemeye çağrılarak dinlenmeden yazılı olduğu şekilde iflas kararı verilmesi isabetli olmamıştır.Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince, kanunun amir hükmü yerine getirilmeden yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmadığından davacının diğer istinaf nedenleri incelenmeksizin yukarıda açıklanan nedenlerle istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜ M
Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere. 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE, 2-Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/993 Esas, 2024/277 Karar sayılı ve 20/03/2024 tarihli kararının HMK 353/1a-4 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılmak ve yeniden bir karar verilmek üzere mahal Mahkemesine İADESİNE,
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2024/909, K. 2024/1171, 17 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama