KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18.HUKUK Dairesi Başkanlığı Bölge Adliye Mahkemesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 15 Mart 2018
- Esas no
- 2017/1204
- Karar no
- 2018/485
- İncelenen kararın mahkemesi
- BURSA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 02/02/2017
- Numarası
- 2015/1431 Esas, 2017/84 Karar
- Davanın konusu
- Rücuen Alacak
Karar Metni
747 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki rücuen alacak davasında; Kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik verilen Karara karşı davalı ....vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulduğundan, dosyanın tevdi edildiği mahkememiz üye hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra, yapılan müzakerede de ön inceleme ve usule ilişkin eksikliğin bulunmadığının anlaşılması üzerine, dosya üzerinden heyetçe yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili; dava dışı ...'ün 18/04/2011 tarihinde Tepebaşı Belediye Başkanlığı işçisi olarak ancak taşeron şirketler bünyesinde çalıştığını, işçinin işçilik alacaklarının tahsili için Eskişehir 1. İş Mahkemesinin 2014/641 Esas 2015/428 karar sayılı dosyasıyla asıl işveren Tepebaşı Belediyesi ile davalılar ve son işveren davacı şirket aleyhine alacak davası açtığını, fazla çalışma ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınmasına karar verildiğini, sözkonusu İş Mahkemesi kararının Eskişehir....
İcra Müdürlüğünün .... sayılı dosyası ile takibe konulduğunu, dosya borcunun tamamının davacı şirket tarafından ödendiğini, davacı şirket ile Tepebaşı Belediyesi arasında imzalanan sözleşme gereğince davacı şirketçe temin olunan işçilerin Belediye nezdinde çalıştığını, davacı şirket ve diğer davalı taşeron şirketlerin işçiyi kendi bünyesinde sigortalı olarak gösterdiğini ve taşeron şirketler değişmesine rağmen işçilerin ve işyerinin değişmediğini, davacı ile Belediye arasında imzalanan sözleşmede fazla mesai yapabileceğine ilişkin bir madde olmadığını,
buna rağmen mahkeme kararında fazla çalışma ücretlerine hükmedildiğini ve kararın kesinleşerek davacı şirketten dosya borcunun tamamının tahsil edildiğini, tahsil edilen fazla mesai alacaklarından davalılarında kendi dönemleri itibariyle sorumlu olduklarını bu nedenlerle davalıların işçiyi çalıştırdıkları kendi dönemlerine ilişkin fazla çalışma ücretinden paylarına düşen kısımlar itibariyle sorumlu olduklarını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL'nin davalılardan sorumluluk payları oranında ve ödeme tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen
rücuen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılardan.....vekili; öncelikle husumet itirazında bulunduklarını, zira haklarında rücu davası açılamayacağını, davacının ödediği işçilik alacaklarını işçinin çalıştığı asıl işveren Tepebaşı Belediyesi'nden talep edilebileceğini, İş Mahkemesi davasının kendilerine ihbar edilmediğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince; davacı şirketin dava dışı işçi ... için ödediği işçilik alacaklarının rücuen diğer davalılardan kendi dönemleri ve sorumluluk payları oranında tahsiline yönelik açılan rücuen tazminat davası olduğu, davanın kabulü ile 500,00 TL'nin dava tarihi olan 16/12/2015 tarihinden 8.686,21 TL'nin ise ıslah tarihi olan 20/12/2016 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalı ....Ltd.Şti.'den alınarak davacıya verilmesine, 500,00 TL'nin dava tarihi olan 16/12/2015 tarihinden, 2.838,31 TL'nin ıslah tarihi olan 20/12/2016 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle davalı ....Ltd.Şti'den alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, karar davalı ....Ltd.Şti.tarafından istinaf edilmiştir.
Davalı ....Ltd.Şti.vekili istinaf dilekçesinde; öncelikle görev itirazları bulunduğunu, zira Asliye Ticaret Mahkemesinin davaya bakmakla görevli olmadığını, dava iş mahkemelerinde görülmesi gerektiğinden görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, ayrıca zamanaşımı itirazları olup müvekkilinin sorumluluğu bulunmadığını, esasa ilişkin olarak da savunma ve itiraz haklarının kullanılamadığını, esasa yönelik olarak da iddialarının yerel mahkemede dikkate alınmadığını, yanlızca bilirkişi tarafından müvekkilinin işçi çalıştırdığı döneme isabet eden rakamlar kullanılarak karar verildiğini,
oysaki bu dava dosyasında davacı yanın savunma haklarını kullanıp kullanmadığının da iş hukuku esasları ve genel hukuk esasları kapsamında değerlendirilmesi gerekirken, değerlendirilmediğini ileri sürerek usul ve yasaya aykırı olarak verilen kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davacı taraf istinaf dilekçesine karşı beyanda bulunmadığı anlaşılmıştır.
Dava, hizmet alım sözleşmesinden doğan rücuen tazminatın tahsili talebine ilişkin olup, mahkemece iddia, savunma ve toplanan deliller ile bilirkişi raporu doğrultusunda; alt işveren davalıların dava dışı işçinin kendileri nezdinde çalıştığı dönemdeki işçilik alacaklarından sadece kendilerinde çalışılan dönemde sorumlu oldukları, sorumluluk miktarlarının da raporda belirtildiği şekilde hükme esas alınarak davanın ıslah edilmiş haliyle kabulüne karar verilmiştir.
Davada davacı, davalılar gibi alt işveren olup, her iki tarafta TTK m.124 kapsamında ticari şirket olduklarından ve ticari şirketlerin de faaliyetleri ticari işletmeleriyle ilgili olduğundan, dava TTK m.4 kapsamında ticari davadır. O nedenle davaya bakan mahkeme görevlidir. Dosya kapsamına göre kararda usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır.
Bu itibarla, istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi, E. 2017/1204, K. 2018/485, 15 Mart 2018 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama