KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 27 Mart 2025
- Esas no
- 2024/3400
- Karar no
- 2025/869
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 02/07/2021
- Numarası
- 2021/433 E - 2021/632 K
- Davanın konusu
- Menfi Tespit
Karar Metni
723 kelime·4 dk okuma·2 bölüm
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket yetkilisinin kiracı olarak imza attığı kira akdine dayalı olarak 01.11.2020 tarihinden itibaren ticari işletme kurduğunu, işlerin başından sonuna kadar elektrik enerjisi ve kullanımının asıl kaynak olduğunu, şirket kurulumuna müteakip başvuruların davalı şirket nezdinde yığıldığını elektrik sayacı olmaması nedeniyle sayaç talebinde bulunulduğunu ancak pandemi ve personel eksikliği nedeniyle onay işlemlerinin 1,5 aylık dilimde gelindiğini ve yönetmelik değişikliği nedeniyle yapılmadığını, sayaçla ilgili işlemlerin 5 ay sonunda davalı kurumca yerine getirildiğini,
sayaç onayının ardından tüketim bilgileri yazılmayan varsayıma dayalı 53.503,84-TL'lik fatura düzenlenerek gönderildiğini, 24.06.2021 tarihli kaçak elektrik kullanım tutanağı ile fatura tahakkuk ettirildiğini öğrenen davacının kuruma başvurmuşsa da kurum elemanlarının gelmediğini, 05/07/2021 son ödeme tarihli ve ... nolu 53.503,84-TL bedelli faturanın 40.000,00-TL'sinden borçlu olunmadığının tespitini, enerjinin kesilmemesi zımnında ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkeme,"Davacı hakkındaki kaçak tesbit tutanaklarının ve faturanın borç tahakkukunun da ... tarafından tanzim edildiği ve davacının da aynı kuruma (...) borç tahakuku için itirazda bulunduğu görülmekle, muhatabın ... olduğu davacı tarafından bilindiğinden,
yanlış hasma dava açılması maddi hata veya bir yanılgı olarak değerlendirilemeyeceği,her iki şirketin ayrı tüzel kişiliği bulunduğundan, somut olayda ...'a kaçak elektrik kullanımından kaynaklanan ihtilafda, tedarikçi şirket olarak husumet düşmediği ,dava dilekçesi ekindeki dava konusu kaçağa dair fatura detay dökümündeki tahakkukun dahi ... tarafından yapıldığı anlaşılmakla, davalı şirkete husumet düşmediği" gerekçesi ile.
"Davanın pasif husumet yokluğu nedeni ile REDDİNE" karar vermiştir. Kararı davacı vekili istinaf etmiştir.İstinaf dilekçesinde; davacının davalı şirketin üretim,dağıtıl ve satış bölümlerine ilişkin şirketleri tüketici olarak bilemeyeceği,bu nedenle düzenlenen kaçak tahakkuk nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi için kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
6100 sayılı HMK'nun 355 md gereğince, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre. Dava,kaçak tahakkuk bedeline yönelik menfi tespit talebine ilişkindir. Dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkinin varlığı medeni usul hukukumuzda "sıfat" olarak tanımlanmaktadır ve bir davada taraf olarak gösterilen kişilerin o dava ile ilgili kimseler olması zorunludur.
Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olmasına karşın, taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkindir. Bir sübjektif hak kendisinden istenebilecek olan kişi ise o hakka uymakla yükümlü olan kimsedir ve pasif husumet (davalı sıfatı) olarak adlandırılmaktadır.
Sübjektif hakkın sahibi olan kimse ile o hakka uymakla yükümlü bulunan kişinin kimler olduğunun saptanması, bir başka anlatımla davada davacı ve davalı sıfatlarının kimlere ait olduğu hususu, dava konusu (sübjektif) hakkın özüne ilişkin maddi hukuk sorunudur.
Dava açan veya aleyhine dava açılan kişiler o davada davacı veya davalı olarak taraf sıfatına sahip değillerse, mahkemece dava konusu hakkın esası (var olup olmadığı) hakkında inceleme yapılmadan dava sıfat yokluğundan reddedilir. Dava konusu hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunu olan taraf sıfatı (husumet) ve sıfat yokluğu, davada taraf olarak görünen kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olan bir itiraz niteliğindedir ve HMK.
116. maddesinde yer alan ilk itirazlardan olmadığından davanın her aşamasında ileri sürülebilir.Somut olayda; davaya konu kaçak tahakkuk faturası dava dışı ... tarafından düzenlenmiştir. Davaya konu kaçak tahakkuka ilişkin faturanın dava dışı ... tarafından tanzim edilmesi karşısında ,davalı gösterilen ... Satış A.Ş. (...) yerine menfi tespit davasının ... A.Ş. (...) ye karşı açılması gerektiği açıktır.
Yukarıda da açıklandığı üzere ;menfi tesbit davasının alacaklı/fatura düzenleyen şirkete karşı açılması gerektiğinden,mahkemece davalı gösterilen ...'a davada husumet düşmediğinden, davanın bu sebeple reddine dair verilen kararda usul ve hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır.
Bu itibarla, ilk derece mahkemesince verilen kararda mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir.
KARA R
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/3400, K. 2025/869, 27 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama