KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 18 Eylül 2025
- Esas no
- 2025/2015
- Karar no
- 2025/2162
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Ara karar tarihi
- 26/06/2025
Karar Metni
981 kelime·5 dk okuma·3 bölüm
NUMARASI 2025/453Esas
DAVANIN KONUSU
İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:18/09/2025
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle, dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ile müvekkili şirket arasında elektrik abonelik sözleşmesi akdedildiğini, müvekkili şirketin sözleşmeden doğan tüm edimlerini eksiksiz olarak yerine getirdiğini, davalı tarafın faturalarını ödemediğini, bu hususta Merkezi Takip Sistemi ile ... esas sayılı dosyası ile takibe başlattıklarını, davalının tüm borca itiraz ettiğini, arabuluculuğa başvurduklarını ancak anlaşma sağlanamadığını, müvekkilinin alacağının temini bakımından, borçlunun yargılama sürecinde mal kaçırma ihtimali ve böyle bir durumda ileride verilecek olan kararın infazının mümkün olmayacağı ihtimali göz önünde bulundurularak,
davalının adına kayıtlı menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyati haczine karar verilmesini talep ettiklerini, bu nedenlerle davanın kabulünü takibin devamına karar verilmesini ve davalı yanın %20 den aşağı olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda; "... talep konusu alacak yönünden yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği, dava dilekçesinin ekinde sunulan belgelerin niteliği gereği kanunda aranan yaklaşık ispat ölçüsünü sağlayacak nitelikte olmadığı, alacağın varlığı ve vadesinin gelip gelmediği hususları yargılamayı gerektirdiği " gerekçeleriyle ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Davacı vekili istinaf başvurusunda önceki iddialarını tekrarla birlikte özet olarak; davalı şirket tarafından takibe konu aylık fatura tüketim bedelleri ödenmediğini, davalıya karşı tahakkuk ettirilen fatura bedelleri insan müdahalesi olmaksızın endeksör cihazı ile davalı adına kayıtlı elektrik sayacından ölçülen tüketim endeks değerlerine göre tahakkuk ettirildiğini, ihtiyati haciz koşullarının oluştuğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
Davalı vekili istinaf başvurusuna cevabında özetle; müvekkili şirket tarafından icra takibinden sonra 1.822.660,83 TL ödeme yapıldığını beyan ettikten sonra, bu ödemeleri hiç dikkate almayıp kendi iddiaları ile 1.285.058,24 TL alacakları kalması gerekirken, alacağının ödemelere rağmen 3.440.078,54 TL ye çıktığını beyan etmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili şirketin takip konusu alacak için 10.01.2025 tarihinde 2.000.000,00 TL(EK1), 25.02.2025 tarihinde 750.000,00 TL(EK2) ve 12.03.2025 tarihinde 2.000.000,00 TL(EK3) olmak üzere dosya borcunun çok üzerinde ödeme yaptığını beyanla talebin reddini istemiştir.
Dava, taraflar arasındaki sözleşmeye göre tahakkuk eden tüketim faturaları alacağının tahsili talebiyle başlatılan takibe vaki itirazın iptali ile ihtiyati haciz talebine ilişkindir.İstinafa gelen uyuşmazlık ise ihtiyati haciz koşullarının oluşup oluşmadığı noktasındadır.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 257/1.
Maddesine göre, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. İİK'nın 258/1. maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' yeterlidir.
Mahkemenin ''alacağın varlığına kanaat edinmiş olmasından'' anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir.
Yani ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için ispat gerekmez, yaklaşık ispat için delil sunulması yeterli olup, alacaklının ilişkisinin varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamaktadır (Yargıtay 19.HD'nin 12/12/2019 Tarih, 2019/2300 E-2019/5531 K). Yaklaşık ispat konusunda, ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir.
Yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir.
Tam ispatın arandığı durumlarda, bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır.
Yaklaşık ispat durumunda ise hâkim o iddianın ağırlıklı/kuvvetli ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğu ihtimalini göz ardı etmez.İcra dosyasının incelenmesinde davacı/alacaklı tarafından davalı/borçlu aleyhine 2 adet fatura alacağına dayalı olarak 3.107.719,09 TL alacağın tahsili talebiyle takip başlatıldığı, borçlunun itirazında borca ve ferilerine itiraz ettiği görülmektedir.Somut olayda, taraflar arasında sözleşme ilişkisi bulunduğu, takibe konu faturaların sözleşme gereği düzenlenen tüketim faturaları olduğu,
takibe itirazda sözleşmeye ilişkin itirazın ileri sürülmediğine göre alacağın muaccel olduğu ve rehinle de temin edilmediğinin anlaşılmasına göre ve takipten sonra yapılan ödemelerin infaz sırasında değerlendirilmesi gerektiğine, davalı tarafça sunulan dekontlardan iki dekontta davacı şirketin isminin yer aldığı,
miktar olarak takip miktarını tutmadığı gibi takip konusu faturalar ait ödeme olduğunun bu aşamada kanıtlanamadığına göre mahkemece talebin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetli değildir.Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun kabulüne,HMK 353/1-b-2 md gereğince ilk derece mahkeme kararının kaldırılarak yeniden talep hakkında hakkında aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
KARAR Yukarıda açıklanan nedenlerle;
A-Davacının istinaf talebinin kabulüyle HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince karar kaldırılarak yeniden talep hakkında. 1-İhtiyati haciz talebinin kısmen kabulüne, İİK’ nun 257/1 inci maddesi gereğince dava konusu alacak miktarı ile sınırlı biçimde 3.107.719,09 TL karşılığı davalının menkul, gayrimenkul malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarına iş bu dava sonuna dek kayden ihtiyati haciz konulmasına,
bu haciz işleminden borçlu şahısların uğramaları muhtemel zarar ve ziyana karşılık olmak üzere HMK’ nın 87 ıncı maddesine göre nakit veya kabul olunacak banka teminatı olarak davacıdan alacağın % 15'i oranına karşılık gelen 466.157,86 TL teminat karşılığında alacağa yeter miktarda,
taşınır ve taşınmaz malları ile 3. Kişilerdeki hak ve alacaklarının İHTİYATEN HACZİNE,2-Teminatın ilk derece mahkemesince alınmasına,3-HMK'nın 393. maddesi uyarınca tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren bir hafta içerisinde ihtiyati tedbir kararının uygulanmasının talep edilmemesi ve aynı süre içerisinde belirlenen teminatın yatırılmaması halinde ihtiyati tedbir kararının kendiliğinden kalkacağı hususunun talep eden tarafa ihtarına, 4-Karardan bir suretin taraflara İlk Derece Mahkemesince tebliğine,İstinaf incelemesi ile ilgili olarak.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/2015, K. 2025/2162, 18 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama