KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 29 Kasım 2018
- Dosya no
- 2018/1782
- Karar no
- 2018/2133
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 19/12/2017
- Numarası
- 2017/1295 2017/1143
- Davanın konusu
- İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle
Karar Metni
484 kelime·2 dk okuma·2 bölüm
Taraflar arasındaki davada İstanbul Anadolu 4. Asliye Hukuk ve İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, rucüan tazminata ilişkin yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İstanbul Anadolu 4. Asliye Hukuk Mahkemesince, davanın ticari dava niteliğinde olduğu gerekçesiyle görevsizlik yönünde hüküm kurulmuştur. İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi ise uyuşmazlığın haksız fiilden kaynaklandığı, davacının sigorta şirketi, davalının ise tacir olmayan bina yönetimi olduğu ve davanın ticari dava olmadığı olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiştir.
Somut olayda; uyuşmazlık, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 1472/1. maddesi uyarınca, sigorta şirketi tarafından sigortalısına ödenen tazminatın, kusurlu olan davalıdan rücuan tahsiline ilişkindir. TTK'nın 1472/1 maddesinde düzenlenen halefiyet, yasal, sınırlı ve cüz’î halefiyet niteliğindedir.
Bu maddeden doğan halefiyet hakkına istinaden açılan veya açılacak olan dava, esas itibariyle sigortalının, kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır. TTK'nın 1472/1. maddesi uyarınca sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve dava, tazmin ettiği bedel nisbetinde sigortacıya intikal eder.
Bu şekilde sigortalısının haklarına halef olan sigorta şirketinin, ödediği tazminat miktarınca hukuken sigortalı yerine geçerek açtığı rücû davası, aslında bir tazminat davası olup, bu niteliği itibariyle aynı zamanda şahsî nitelikte bir eda davasıdır. Burada sigortacı, sigorta ettiren yerine geçtiği için şahsî ve rücûu ödediği bedelle sınırlı olduğundan dolayı da cüz'î haleftir.
Sigortacının, sigortalıya ödediği tazminat oranında sigortalının yerine geçeceği ve onun kanunî halefi olacağı, ilke olarak 31.03.1954 gün ve 1953/18 E. - 1954/11 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtilmiştir.
17.01.1972 tarih ve 1970/2 E. - 1972/1 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da, sigortacının, zarara sebebiyet veren aleyhinde açtığı rücû davasının, kanundan doğan halefiyete dayandığı ve halef olanın, halefiyet yolu ile nasıl bir hak iktisap etmiş ise o hakka sahip olacağı vurgulanmış; velhasıl sigorta ettirenin ne hakkı varsa bunların, şartları gerçekleşince sigortacıya geçeceği; sigortacının, sigorta ettirenin bütün def’ilerini üçüncü şahsa karşı ileri sürebileceği gibi eylemin haksız fiîlden kaynaklandığı açıktır.
Somut olayda; davacı vekili özetle; müvekkili nezdinde dava dışı ...' e ait konutun Sarı Panjur Sigorta Poliçesi ile 02.09.2015 ilâ 02.09.2016 tarihleri arasında sigortalı olduğunu, 18.09.2015 tarihinde 8 nolu binaya ait ana logarın tıkanması sonucu tahliye olmayan pis suyun sigortalı konut içerisine sirayeti sonucu hasar meydana geldiğini, oluşan hasar bedelinin sigortalıya ödendiğini ileri sürerek, davalının kusuru ile oluşan zarar sebebiyle sigortalıya ödenen hasar bedelinin, davalıdan rücuan tahsilini talep etmektedir. Uyuşmazlık haksız fiîlden kaynaklanmakta olup, bu durumda uyuşmazlığın asliye hukuk mahkemesince görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir.
KANUN YOLU
Kesin olmak üzere
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, E. 2018/1782, K. 2018/2133, 29 Kasım 2018 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama