KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 22 Ocak 2025
- Dosya no
- 2024/1779
- Karar no
- 2025/209
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 16/05/2024
- Numarası
- 2024/233 2024/293
- Davanın konusu
- Tazminat
Karar Metni
515 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki davada İstanbul10. Asliye Hukuk Mahkemesi ile İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü:
KARA R
İstanbul 10. Asliye Hukuk Mahkemesince, "...davacı ... Şirketi'nin TTK anlamında tacir olduğu gibi, kazaya karışan davalı tarafın maliki olduğu aracın ticari nitelikte olduğu, davacıya ait aracın da ticari amaçla araç kiralama işinde kullanıldığı, davanın, tarafların ticari işletmeleri bünyesinde gerçekleşen haksız fiile dayalı ticari dava niteliğinde olduğu..." gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir. İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi ise, "...Davalı işletme hesabı esasına göre defter tutmakta olup tacir değil, esnaftır..." denilmek suretiyle karşı görevsizlik yönünde karar vermiştir.
6100 sayılı HMK'nın 2/1. maddesinde “Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir.” hükmüne yer verilmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava olabilmesi için uyuşmazlığın her iki tarafının da tacir olması ve ticari işletmeleriyle ilgili hususlardan doğmuş bulunması veya anılan Kanun maddesinde sayılan mutlak ticari davalardan olması gerekli ve yeterlidir.
Bakanlar Kurulu'nun Esnaf ve Sanatkar ile Tacir ve Sanayicinin Ayrımına İlişkin 21/07/2007 tarihli kararı ile esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre.
1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup dekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunanlardan 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 177 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) ve (3) numaralı bentlerinde yer alan nakdi limitlerin yarısını, (2) numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve sanatkâr sayılmaları,
2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.Bir kişinin ticaret siciline kaydının olmaması tacir olmadığını, esnaf olduğunu göstermediği gibi işletme hesabına göre defter tutuyor olması da esnaf olduğu anlamına gelmemektedir.
Tarafların esnaf sayılabilmesi için vergiye esas hasılat/satış unsuru yanında, iktirasdi faaliyetinin sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayanması ile esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil(berber, terzi gibi) olması gerekmektedir.Dava, trafik kazasından kaynaklı tazminat istemine ilişkin olup davacı taraf ticaret şirketi olması nedeniyle tacir konumunda ise de, davalının faaliyetinin esnaflık düzeyini aşar gerçek kişi tacir sıfatını haiz olduğu hususunda dosya kapsamında yeterli bilgi ve belge bulunmadığı,
kazaya karışan davalıya ait aracın kamyonet olmasının, onun tacir olduğu ve aracın ticari işletme unsuru olduğu anlamına gelmediği, dolayısıyla nisbi nitelikte bir ticari dava bulunmadığı gbi TTK hükümlerinin uygulanmasını gerektirir şekilde sigorta hukuku vs. sebepten kaynaklı mutlak ticari dava da mevzuahis olmadığı nazara alındığında, haksız fiilden kaynaklı davaya bakmak görevi asliye hukuk mahkemesine ait bulunmaktadır.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, E. 2024/1779, K. 2025/209, 22 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama