KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 3 Aralık 2025
- Dosya no
- 2024/1959
- Karar no
- 2025/4420
- Davanın konusu
- İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Sebebiyle
- İstinaf karar tarihi
- 03/12/2025
Karar Metni
1.374 kelime·7 dk okuma·2 bölüm
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde.
Müvekkili davacı ...e' Merkez Mah., ..., Yenibosna, Bahçelievler - İstanbul adresindeki iş yerinde, tekstil sektöründe emprime-baskı alanında faaliyet göstermekte olup bu ticari faaliyeti çerçevesinde maliyeti oldukça yüksek pek çok makineye sahip olduğunu, 22.08.2020 tarihinde müvekkilinin iş yerinin bulunduğu caddenin paralel sokağında bulunan ...k'ta meydana gelen arıza neticesinde sokak başındaki elektrik panosunda patlama meydana geldiğini,
müvekkiline ait iş yerinin önünden geçen elektrik kabloları ve ayrıca iş yeri bünyesindeki kablolar yüksek voltaj sebebi ile yanmış bu durum iş yerindeki makinelerden dumanlar çıkmasına sebebiyet verdiğini, iş yerinde yer alan demirbaş ve makinelerin arızalandığını, arıza onarım bedeli için davalı aleyhine başlatılan takibe yapılan itiraz sebebiyle huzurdaki davanın açılmış olduğunu, davalının, İstanbul 29. İcra Müdürlüğü’nün, ...
E. sayılı dosyası tahtında yapılan icra takibine vaki haksız, hukuki mesnetten yoksun ve kötü niyetli itirazının iptaline; takip konusu alacağın, takip talebinde açıklandığı gibi faiz uygulanması talebimizin de kabulü ile takibin devamına; davalının haksız ve kötü niyetli itirazı sebebi ile icra takibi durduğundan, alacağın likit olduğu nazara alınarak, davalının, alacak miktarının %20’sinden aşağı olmamak üzere, icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesi talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde.
Davacı tarafın talep ettiği hasar, dağıtım sistemi kaynaklı olarak meydana gelmemiş olup söz konusu taleplerin müvekkiline yöneltilmesinin mümkün olmadığını, davacı tarafından 20.11.2020 tarihli 70202 sayılı yazı ile zarar tazmini başvurusunda bulunulduğunu, 27.11.2020 tarih 93967 sayı cevabi yazı ile taleplerine olumsuz dönüş yapıldığını, zarar tazmini yazısı red sebebi ise söz konusu adreste müvekkili şirket kaynaklı bir arıza yaşanmadığını, süresi içerisinde müvekkil şirkete başvuru yapılmadığını,
tazmini talep edilen hasar olayına ilişkin olarak müvekkili şirkete mevzuatta öngörülen yasal süre içerisinde herhangi bir başvuru yapılmadığını, zamanaşımı sebebiyle taleplerinin reddi gerektiğini, hasarın müvekkili şirketin dağıtım şebekesinin işletilmesinden kaynaklandığının talepte bulunan tarafından ispatı gerektiğini, söz konusu adreste elektrik arızasından kaynaklı kabloların yanması sonucunda hasar oluştuğunu, hasarların müvekkili şirket ile ilgisi bulunmadığını, dava konusu olayda müvekkili şirketin sorumluluğunu doğuracak illiyet bağının mevcut olmadığını,
davacı tarafça tek taraflı olarak tesis edilen işlemlerin hükme esas alınması mümkün olmadığını, taraflarınca aldırılmış olan 01.09.2020 tarihli Ekspertiz Raporunun delil olarak nitelendirilmesinin imkansız olduğunu, bu sebeple Mahkemece dosya kapsamında bilirkişi raporu alınarak ve hasar mahalinde keşif yapılarak hasar kalemlerinin ne olduğu ve hasar miktarının hangi kriterler ışığında belirlendiği tespit edilebileceğini, dava dışı sigortalı ve davacı tarafından iddia edilen masrafların neye göre belirlendiği belli olmadığını,
davayı kabul etmemekle birlikte söz konusu masrafların piyasa değeri araştırılması ve yıpranma payları düşülerek bedel belirlenmesi gerektiğini, davacı tarafın icra inkar tazminatı taleplerinin de reddine karar verilemesi gerektiğini, davanın reddine, karşı tarafın % 20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesince;
"...hasar dosyası ve ekleri, olayın meydana geldiği yeri gösterir fotoğraflar, mahallinde yapılan keşif ve bilirkişi heyeti tarafından Mahkememizce itibar edilen bilirkişi raporuna göre, davacının iş yerinin bulunduğu sokakta yer altından geçen elektrik kablolarında meydana gelen arıza sebebiyle voltaj dalgalanması oluştuğu, bu sebeple arızanın meydana geldiği yerde elektrik kesintisi yaşandığı, davacının iş yerinde bulunan elektrik/ elektronik cihazlarda arıza meydana geldiği, bu sebeple oluşan zarardan davalının sorumlu olduğu,
sovtaj değerinin ve cihazlarda yapılan parça değişikliği sebebiyle oluşan kıymet değerinin mahsup edilmesi sonucunda davacının toplam 105.030,59 TL zararının meydana geldiği anlaşılmakla bilirkişi kök ve ek raporun doğrultusunda davacının davasının kısmen kabulüne, alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Davacının davasının kısmen kabulüne, 1-Davalının İstanbul 29. İcra Dairesinin 2021/3077 Esas sayılı takip dosyasında vaki itirazının 105.030,59 TL asıl alacak yönünden iptaline, 2-Asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına, 3-Alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine, ..." karar verilmiştir. Verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde. Dava dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarını tekrarla, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, müvekkili lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini beyanla Yerel Mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde.
Cevap dilekçesi ve ve aşamalardaki beyanlarını tekrarla, iddia olunan hasarın davacıya ait elektrik iç tesisatından kaynaklandığını,mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, bilirkişi raporuna itirazlarının değerlendirilmediğini, davacı yanca talep konusu edilen meblağ fahiş olduğunu, faiz türünün hatalı olduğunu, arabuluculuk ücretinin tümünün müvekkili üzerinde bırakılmasının usule aykırı olduğunu beyanla Yerel Mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dava; Haksız fiil hukuksal sebebine dayalı alacak talebine ilişkin açılmış olan icra takibine vaki itirazın iptali ile icra inkar tazminatı talebine ilişkindir.
TBK.m.49 gereğince kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Madde 50 gereğince zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) “ispat yükü” başlıklı 6. maddesinde; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü tutulmuştur.
Yine ispat yükünü düzenleyen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.Dosyada mevcut delil durumuna göre, ispat yükü kendisine düşen davacının haksız fiil iddiasını ispat ettiği, davalı tarafın kusurlu eylemiyle zarara sebebiyet verdiği,
İlk Derece Mahkemesince yaptırılan inceleme sonucunda düzenlenen ve hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu ve dosya kapsamındaki diğer delillerle örtüştüğü, alanında uzman bilirkişi heyeti raporunda belirtilen tespit ve hesaplamanın hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmadığı ve dava konusu olayda tazminat şartlarının oluştuğu anlaşıldığından taraf vekillerinin bu hususa ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.
İtirazın iptali davalarında, İİK m. 67/2 gereğince, davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun itirazında haksız olması ve alacağın likit alacak olması şart olup, takibe itirazın haklı olup olmadığının yargılamayı gerektirmesi, davalının itiraz ettiği takibe ilişkin olan alacak miktarının yargılama ve bilirkişi incelemesi sonucu belirlenebileceği, bu kapsamda icra inkar tazminatının yasal şartları oluşmadığından,İlk Derece Mahkemesince icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygundur.
3095 sayılı Yasa’nın 2/3. maddesi gereğince gerçek veya tüzel kişi tacirler arasında haksız eylem dâhil her türlü sebepten kaynaklanan alacaklarda istek halinde T.C. Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere uyguladığı avans oranında temerrüt faizine hükmedilmesi zorunludur.Davanın niteliği, tarafların tacir olması ve yukarıda açıklanan hukuksal olgu dikkate alındığında haksız eylem tarihinden itibaren avans faizine hükmedilmesi hukuka uygun olup davalı vekilinin bu hususa ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.
İlk derece mahkemesince hükmedilen yargılama giderlerinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin bu yöne değinen istinaf istemi yerinde değildir.
Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, İlk Derece Mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından taraf vekillerinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/1959, K. 2025/4420, 3 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama