KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 27 Aralık 2022
- Dosya no
- 2019/3333
- Karar no
- 2022/2311
- İncelenen kararın mahkemesi
- BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 31/05/2018
- Numarası
- 2013/430 Esas - 2018/410 Karar
- Davanın konusu
- Maddi ve Manevi Tazminat (Trafik Kazasından Kaynaklanan
Karar Metni
1.967 kelime·10 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Dava ve uyuşmazlık. TBK'nın 53. ve 56. Maddeleri kapsamında ölümlü trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince maddi tazminat davasının kabulüyle Davacı ... için 79.158,21 TL, davacı ... için 31.635,33 TL, davacı ... için 13.971,33 TL, davacı ... için 12.499,33 TL destekten yoksun kalma tazminatlarının davalılar ... ve ... yönünden kaza tarihinden, davalı ...
Sigorta Şirketi yönünden 26/07/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte bu davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline; davacılardan ... için 17.000 TL ve diğer davacıların her biri için 8.000'er TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'tan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı ...
Sigorta Şirketi vekili ile davalılar ... ve ... vekili istinaf kanun yoluna başvurmuşlardır. Davalı ...
Sigorta Şirketi vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müteveffanın sevk ve idaresindeki motosiklet ile orta şeritte ilerleyen davalı ...'ün sevk ve idaresindeki ... plakalı kamyonete arkadan çarptığını ve bu çarpışmayı takiben başı sol şeride, ayakları orta şeride gelecek şekilde yola düştüğünü, müteveffayı gören sol şeritteki bir aracın aniden durduğunu, bu aracın arkasında ilerleyen sigortalı aracın ise duramayarak orta şeride geçmek zorunda kaldığını ve bu geçiş sonrasında sigortalı aracın, orta şeritte müteveffanın ayakları üzerinden geçtiğini, dosyadaki tüm tanık beyanlarının bu yönde olduğunu;
kişinin ayaklarının üzerinden geçilmesinin, doğrudan ölümüne sebep olacak ağırlıkta olamayacağını, Yerel Mahkemece, müteveffanın ölüm sebebinin, ilk çarpışma mı yoksa sigortalı aracın müteveffanın ayakları üzerinden geçilmesi mi olduğu hususu araştırılmadan eksik inceleme sonucu hüküm kurulduğunu, bununla birlikte sigortalı aracın normal seyri sırasında, yolda aniden beliren müteveffanın ayaklarına çarpılması nedeniyle herhangi bir kusurunun da söz konusu olamayacağını.
Yerel Mahkemece müteveffanın lahmacun ustası olduğu ve gelirinin 2.100 TL emsal ücret üzerinden hesaplanmasına ilişkin bilirkişi raporuna itiraz ettiklerini ve TÜİK tarafından yapılan emsal ücret araştırmasını dosyaya sunduklarını ancak Mahkemece dikkate alınmadığını; gerekçeli kararın 17. maddesinde manevi tazminat için hükmedilen vekalet ücretinden müvekkilinin de sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu, eldeki davanın konusunun, davacının gelecekte uğradığı müstakbel destek tazminatı olduğuna göre Yerel Mahkemece faize hükmedilmesinin, faizin ruhuna aykırı olduğunu;
destek payları dağıtılırken, müteveffanın anne ve babasının hayatta olup olmadığı araştırılmaksızın pay dağıtımının yapıldığını ve bu nedenle tazminatın fazla hesaplandığını, davacının yeniden evlenip evlenmediğinin araştırılmamasının eksiklik olduğunu belirtmiştir.
Davalılar ... ve ... vekili her ne kadar istinaf kanun yoluna başvurmuş iseler de; istinaf harç ve giderlerinin yatırılmaması nedeniyle Mahkemece bu davalılar vekiline usulüne uygun ihtarname tebliğ edilmesine rağmen gerekli harç ve giderlerin yatırılmaması üzerine, Mahkemece 09/11/2018 tarihli ek karar ile davalıların istinaf kanun yoluna başvurma taleplerinin HMK'nın 349. maddesi gereğince reddine karar verildiği, ek kararın davalılar vekiline usulüne uygun tebliğ edildiği ve ek karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmadığı tespit edilmiştir.
HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Dosya kapsamından. 23/03/2013 tarihinde, ... Sigorta AŞ. (Eski Ünvanı: ... Sigorta AŞ.)'nin ZMS sigortacısı ve davalı ...'ün sürücüsü olduğu ... plakalı araç, davalı ...
Sigorta Şirketi'nin ZMS sigortacısı, davalı ...'un işleteni ve davalı ...'ın sürücüsü olduğu ... plakalı araç ve davacıların yakını-desteği (davacı ...'in eşi ve diğer davacıların babaları) ...'in sürücüsü olduğu motosiklet ile plakası tespit edilemeyen bir aracın karıştığı kaza neticesinde, davacıların yakını ...'in vefat ettiği;
eldeki davada davacılar tarafınca, destekten yoksun kalma tazminatı ile manevi tazminat talep edildiği ve Mahkemece yapılan yargılama neticesinde, yukarıda belirtildiği şekilde karar verildiği anlaşılmıştır.İlk Derece Mahkemesince karara dayanak yapılan Adli Tıp Kurumu İstanbul İhtisas Dairesinin 15/11/2016 tarihli raporunda; trafik kazasının meydana gelmesinde davalı sürücü ...'ün kusursuz olduğu, davalı sürücü ...'ın %25, müteveffa sürücü ...'in %75 oranında kusurlu oldukları, diğer sürücülerin kusurlarının bulunmadığı mütalaa edilmiştir.
ATK raporunun yapılan incelenmesinde; raporun, HMK'nın 279. maddesinde aranılan koşullara uygun olarak düzenlendiği, dosyadaki diğer kusur raporlarıyla örtüştüğü; raporun dosya kapsamına uygun, denetim ve hüküm kurmaya elverişli ve yeterli olduğu kanısına varıldığından, bu yöne ilişkin itirazlar yerinde görülmemiştir.
Mahkemece karara dayanak yapılan 22/06/2017 tarihli aktüerya raporunun yapılan incelenmesinde; ...'in annesi ...'in sağ olmasına rağmen annesine pay ayrılmadan destekten yoksun kalma tazminatlarının hesaplandığı tespit edilmesi üzerine, davalı Sigorta Şirketi vekilinin bu yöne ilişkin itirazı yerinde görülerek Dairemizce ek aktüerya raporu aldırılması yoluna gidilmiştir.
Bu doğrultuda aldırılan 16/12/2022 tarihli bilirkişi ek raporunda; davacı eş ...'in talep edebileceği destekten yoksun kalma zararının 74.870,11 TL, davacı ...'in 29.594,45 TL, davacı ...'in 12.211,47 TL, davacı ...'in ise 10.762,90 TL olduğu mütalaa edilmiştir.
Ek bilirkişi raporunun yapılan incelenmesinde; raporun, HMK'nın 279. maddesinde aranılan koşullara uygun olarak düzenlendiği, müteveffanın hesaplamada esas alınan geliri, paylar ve hesaplama yöntemi açısından raporda herhangi bir hatanın bulunmadığı, raporun, denetim ve hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olduğu; nüfus kayıtlarına göre davacı eş ...'in evlilik yapmadığı kanısına varılmıştır. Ayrıca, davalı ...
Sigorta Şirketi manevi tazminattan sorumlu tutulmamasına rağmen hüküm fıkrasının 17. bendinde manevi tazminattan kaynaklanan vekalet ücretinden sorumlu tutulması doğru olmadığından bu yöne ilişkin itiraz da kabule şayan görülmüştür. Yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde, Dairemizce aşağıdaki şekilde hüküm oluşturulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, E. 2019/3333, K. 2022/2311, 27 Aralık 2022 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama