KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 29 Mart 2022
- Dosya no
- 2019/5069
- Karar no
- 2022/589
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 27/09/2019
- Numarası
- 2014/1363 Esas - 2019/819 Karar
- Davanın konusu
- Maddi ve Manevi Tazminat (Trafik Kazasından Kaynakalnan
Karar Metni
1.237 kelime·6 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Dava ve uyuşmazlık. 818 sayılı BK'nın 46. ve 47 (6098 sayılı TBK'nın 54. ve 56). maddeleri kapsamında, yaralamalı trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince. "Dava konusu olayda Davalı ...’ın %30 (yüzde otuz) oranında kusurlu, Davacı ...’in %70 (yüzde yetmiş) oranında kusurlu olduğu ,Davalı sigorta şirketi tarafından 27/11/2007 tarihinde 8.224,00 TL ödeme yapılmıştır.
İşbu dava 05/08/2014 tarihinde açılmış olup ödeme ise 27/11/2007 tarihinde yapılmıştır.
Buna göre 2006 yılında meydana gelen kaza nedeniyle yaralanan davacının bundan dolayı davalı araç sürücüsü ..., işleten ... ve aracın sigortası olmamasından dolayı ...na yönelik açmış olduğu bu davada, davacının olay tarihi itibariyle velisi ile ... arasında 21/11/2007 tarihinde 8.224,00 TL karşılığı ibraname düzenlendiği, bu davanın ise 2014 yılında açıldığı, ödeme tarihi itibariyle yapılan bilirkişi incelemesi sonucu zararın 7.584,25 TL olduğu,
bu haliyle ödemenin yetersiz olduğundan bahsedilemeyeceği gibi, ibranamenin iptali için 2 yıllık süre içinde de dava açılmadığı anlaşılmakla, davacının maddi tazminata yönelik talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlandığından, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de gözönünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde tazminat belirlenmekte olup, MK.nun 4. Maddesi gereğince mahkememizce tarafların sosyo ekonomik durumları,olayın meydana geliş şekli,kusur durumu da dikkate alınarak takdir edilmesi gerektiği anlaşılmakla.
Davacıların açmış oldukları manevi tazminat davasının kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin talebin reddine, yine davalı ...nın manevi tazminat açısından sorumluluğu bulunmadığından davanın reddine " şeklindeki gerekçeyle.
"1-Davacının maddi tazminata yönelik davasının reddine, 2-Davacının davalı ... aleyhine açmış olduğu manevi tazminat davasının reddine, 3-Davacının davalılar ... ve ... aleyhine açmış olduğu tazminat davasının kısmen kabul kısmen reddine, 2.000 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 15/11/2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine," karar verilmiştir.
Bu karara karşı, davacı vekili ile davalı ... ve davalı ... istinaf kanun yoluna başvurmuşlardır.
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalı sürücünün, okul saatinde gündüz vakti meskun mahaldeki caddede kamyonet ile seyir halindeyken müvekkiline çarparak yaralanmasına neden olduğunu, müvekkilinin kaza neticesinde %10.3 oranında malul kaldığını, Mahkemece hükmedilen 2.000 TL'lik manevi tazminat miktarının, müvekkilinin uğramış olduğu manevi zararı karşılamaktan çok uzak olduğunu belirtmiştir.
Davalılar ... ve ... ortak istinaf başvuru dilekçesinde özetle; manevi tazminat davasının zamanaşımına uğradığını, kazanın meydana gelmesinde kusurun davacıda olduğunu, davacının iddia edildiği gibi sakat kalmadığını belirtmişlerdir. HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Dosya kapsamından.
15/11/2006 tarihinde, davalı ...'ın maliki ve davalı ...'ın sürücüsü olduğu kamyonetin, kaza tarihinde 12 yaşında olan yaya davacıya okul çevresinde çarpması nedeniyle meydana gelen trafik kazası neticesinde davacının yaralandığı, ATK raporunda; davacının yaralanması soncunda %10.3 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı ve iyileşme süresinin kaza tarihinden itibaren 4 aya kadar uzayabileceğinin mütalaa edildiği ve Mahkemece yapılan yargılama neticesinde, yukarıda belirtildiği şekilde karar verildiği anlaşılmıştır.
2918 sayılı KTK.nun 109/1.maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar." hükmüne, yine aynı kanunun 109/2 maddesinde ise, "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." hükmüne yer verilmiştir.
Somut olayda; davaya konu trafik kazası 15/11/2006 tarihinde gerçekleştiğine göre, davacının yaralanması nedeniyle ceza dava zamanaşımı süresi 5237 Sayılı TCK'nın 89. ve 66. maddelerine göre 8 yıldır. İşbu dava, 05/08/2014 tarihinde, bir başka deyişle 8 yıllık ceza dava zamanaşımı süresi içerisinde açılmıştır. Bu nedenle davalıların zamanaşımı itirazı yerinde görülmemiştir.
İlk Derece Mahkemesince karara dayanak yapılan Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesinin 20/01/2016 tarihli raporunda; kazanın meydana gelmesinde davalı sürücü ...'ın %30, davacı ...'in ise %70 oranında kusurlu olduğu mütalaa edilmiştir. ATK raporunun yapılan incelemesinde; raporun, ceza dosyasındaki olay yeri krokisi ve bilirkişi raporuyla örtüştüğü, raporun dosya kapsamına uygun, denetim ve hüküm kurmaya elverişli olduğu kanısına varılmıştır.
Bu nedenle, davalıların, maluliyet ve kusura ilişkin itirazları kabule şayan görülmemiştir.
Davacı vekilinin manevi tazminat miktarının az olduğuna ilişkin itirazına gelince; kazanın oluş şekli, kusur durumu, davacının yaralanmasının niteliği ve maluliyet raporu, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile 818 sayılı BK'nın 47 (6098 sayılı TBK'nın 56). maddesinde düzenlenen manevi tazminat müessesesinin amacı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacı lehine hükmedilen manevi tazminat miktarının, manevi tazminat müessesesinin amacına ve hakkaniyet ilkesine uygun düşmediği ve az olduğu kanısına varılmıştır.
Bu nedenle, davacı vekilinin istinaf başvurusundaki iddia ve itirazları yerinde görülerek, takdiren davacı lehine 30.000 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerekmiştir. Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, E. 2019/5069, K. 2022/589, 29 Mart 2022 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama