KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 7 Haziran 2022
- Dosya no
- 2020/1934
- Karar no
- 2022/1096
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 03/10/2019
- Numarası
- 2017/198 (E) - 2019/902 (K
- Davanın konusu
- Maddi tazminat
Karar Metni
827 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Dava, trafik kazasından kaynaklanan bedensel zarar tazminatı istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince. 30.241,58 TL sürekli sakatlık tazminatı ile 100,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 30.341,58 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davalı vekili dilekçesinde özetle; motosiklet kullanabilmesi için yasal gereklilik nedeniyle sahip olması gereken sürücü belgesi bulunmayan davacı lehine hükmolunan tazminattan gerekçesi açıklanmaksızın, müterafik kusur nedeniyle indirim yapılmaması. 14/2/2017 gününden itibaren faize hükmedilmesi nedenleriyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 355'inci maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ve kamu düzenine ilişkin konularla sınırlı biçimde yapılan inceleme sonunda: Mağdurun, makul bir insandan beklenen davranışta bulunmayarak zararın meydana gelmesinde veya artmasında etkili olmasına birlikte kusur denilmektedir. (Prof. Dr. M.Kemal Oğuzman, Prof. Dr. M.
Turgut Öz, Borçlar Hukuku Genel Hükümler Genişletilmiş 11'inci bası, 2'nci cilt, sayfa 120) Zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan birlikte (müterafik) kusur 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun (TBK) 52'nci maddesinde düzenlenmiştir.
Buna göre zarara uğrayan, zarar doğuran eyleme razı olmuş veya kendisinin sebep olduğu hal ve şartlar zararın meydana gelmesine etki yapmış veya tazminat ödevlisinin durumunu diğer bir surette ağırlaştırmış ise, hâkim tazminat miktarını hafifletebilir.
Birlikte kusur indiriminde her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılmasını gerektirir ve zarar görenin birlikte kusurunun tespiti halinde TBK'nin 52'nci maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır.
Davacının motosiklet kullanabilmesi için yasal zorunluluk olan sürücü belgesinin bulunmaması ile oluşan zarar arasında nedensellik bağı bulunmadığı gibi sürücü belgesinin bulunmaması olgusu kusurun oranını etkileyen nedenlerden değildir. Diğer bir anlatımla zararın meydana gelmesine neden olan kusurlu davranış ile sürücü belgesinin bulunmaması arasında ilişki bulunmamaktadır.
Öte yandan sürücü belgesinin bulunmaması, kaza nedeniyle davacıda oluşan yaralanmanın zararı artıran nitelik de taşımamaktadır. Tüm dosya kapsamının incelenmesinden ilkeleri yukarıda açıklandığı biçimde birlikte kusurun varlığı da kanıtlanamamıştır. Olayda uyuşmazlık, haksız eylemden kaynaklanmaktadır. Haksız eylem faili, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır.
Dolayısıyla zarar gören, haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir. O halde, haksız fiil faili veya işleten yönünden, maddi tazminata ilişkin faiz başlangıcının kaza tarihinden itibaren olması gerekir. Kazaya karışan ve davacının zarara uğramasına neden olan aracın Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesini akdeden davalı ... yönünden ise.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun (KTK) 99'uncu maddesinin 1'inci fıkrası ile ZMSS poliçesinin akdedildiği tarihte yürürlükte bulunan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının (KMAZMSSGŞ), tazminatın ve giderlerin ödenmesine ilişkin B.2'nci maddesi uyarınca, rizikonun ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigortacının tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmaktadır.
Bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüdün gerçekleştiği ve davalının temerrüt tarihinden itibaren faizden sorumlu olduğunun kabulü gerekir. Bununla birlikte sigorta şirketine başvurulmadan dava açılması veya icra takibi başlatılması halinde de bu tarihlerde temerrüt gerçekleşir. Alacağı doğuran sebebin esasen haksız eylemden kaynaklanmış olmasına göre, ıslah ile istenilen tazminat için de, aynı tarihten itibaren temerrüt faizi uygulanması gerekir.
Zira, davalı ... şirketi ile davacı arasındaki hukuki ilişki sözleşme ilişkisi değildir. Borcun nedeni haksız eylemdir.Yukarıda anılan hükümlere göre, davalı ... şirketi bakımından temerrüt faizinin başlangıcını oluşturan ihbar yükümlülüğünde esas olan zarar miktarı değil, kazanın ihbar edilmesidir. Kazanın ihbar edilmesiyle, zararın miktarını belirlemek sigortanın sorumluluğundadır.
Bu itibarla, sigorta şirketlerine başvuru yapılması veya dava açılmasıyla, kaza davalı ... şirketlerine ihbar edilmiş olacağından, anılan hükümlerde öngörülen koşullar yerine getirilmiş olacaktır.
Dosya kapsamından, davacının trafik kazası nedeniyle uğradığı bedensel zararının giderilmesi amacıyla vekilinin, dava açmadan önce davalı ...'ye 1/2/2017 günü ulaştığı anlaşılan dilekçe ile başvuruda bulunduğu, buna göre TBK'nin 97'nci maddesi gözetilerek KTK'nin 99'uncu maddesinin 1'inci fıkrası ile ...'nin B.2'nci maddesi uyarınca davalı ...'nin 14/2/2017 günü itibarıyla temerrüde düştüğünün anlaşılması karşısında, davacı lehine hükmolunan tazminata 14/2/2017 tarihinden itibaren faiz uygulanmasına karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, E. 2020/1934, K. 2022/1096, 7 Haziran 2022 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama