KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 30 Haziran 2022
- Dosya no
- 2021/1752
- Karar no
- 2022/1260
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 17/06/2021
- Numarası
- 2014/152 (E) - 2021/532 (K
- Davanın konusu
- Tazminat (Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
Karar Metni
1.779 kelime·9 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davada verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmakla; re’sen dikkate alınabilecek hususlar ayrık olmak üzere istinaf talep ve gerekçeleri ile tarafların ilk derece mahkemesinde ileri sürdükleri iddia ve savunmalar esas alınmak sureti ile dosya incelendi;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacılar vekili, davalıların sürücüsü, işleteni ve trafik sigortacısı bulundukları ... plaka sayılı araç ile davacının sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı aracın karıştıkları 22/11/2012 tarihinde gerçekleşen trafik kazasında davacıların yaralandıklarını belirterek belirsiz alacak davası şeklinde maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Davalılar davanın reddini talep etmişlerdir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde, davalılardan ...'ın dava tarihinde ölü olması nedeniyle hakkındaki açılan davanın dava ehliyet yokluğundan reddine, bu davalının mirasçıları yargılama aşamasında davaya dahil edilmiş ise de taraf ehliyeti olmayan davalı yönünden dahili dava yoluyla taraf teşkili yapılamayacağından dahili davalılar yönünden de davanın reddine, maddi tazminat davasının diğer davalılar sigorta şirketi ve ...
Şirketi bakımından kabulü ile davacı ... için geçici ve sürekli iş göremezlik zararından oluşan toplam 237.110,32 TL maddi tazminat ile davacı ... yönünden 805 TL geçici iş göremezlik tazminatının adı geçen davalılardan tahsiline, kararda belirtilen faiz başlangıç tarihinden itibaren bu miktarlara faiz yürütülmesine, oy çokluğu ile belirsiz alacak davası şeklinde manevi tazminat açılabileceği kabul edilerek davacı ... için 100.000, davacı ... için 20.000 TL manevi tazminatın kararda belirtilen faiz başlangıç tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte hüküm altına alınmasına karar verilmiştir.
Karara karşı davalı ... ...
Şirketi vekili, belirsiz alacak davası şeklinde manevi tazminat açılamayacağını, davacı tarafından sunulan talep artırım dilekçesinde harca esas değer olarak gösterilen tutarların da maddi tazminata ilişkin olduğunu, manevi tazminat talebine ilişkin sonradan verilen dilekçenin de yeni bir dava dilekçesi mahiyetinde bulunmadığını, dolayısıyla manevi tazminat yönünden verilen kararın usule uygun bulunmadığını, manevi tazminat talebinin usulden reddi gerektiğini, kaldı ki hükmedilen tutarın da çok fazla olduğunu;
maddi tazminat yönünden ise polis karakolunda tanzim edilen cd inceleme tutanağı değerlendirilmeden kusur incelemesi yapıldığını, ceza dosyası üzerinden alınan kusur raporuyla yetinilmesinin doğru olmadığını, zira o raporda davacının hatalı sollama yaptığını gösterir cd görüntülerinin değerlendirilmediğini, sadece kaza tespit tutanağı doğrultusunda değerlendirme yapılmasının eksiklik teşkil ettiğini, avans faizine hükmedilmesinin de doğru olmadığını belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Karara karşı davalı sigorta şirketi vekili, davacıya bağlanan geçici iş göremezlik ödemesi ile bağlanan gelirinin toplam tazminattan değil de poliçe limitinden tenzil edilmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu, hükme esas alınan kusur raporunun yetersiz olduğunu, ceza dosyası kapsamında alınan rapor ile yetinilmesinin doğru olmadığını, zira ceza dosyası kapsamında yer alan tanık beyanları ve cd görüntüleri uyarınca davacının hatalı sollama yaparak kazaya sebebiyet verdiği hususunun sabit olduğunu, ne var ki kaza görüntüleri incelenmeden rapor hazırlandığını, geçici iş göremezlik zararının da teminat kapsamı dışında kaldığını,
SGK hizmet döküm cetveline göre geliri asgari ücret olan davacı bakımından asgari ücreti aşan ücret üzerinden hesaplama yapılmasının doğru olmadığını belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Kusura ilişkin değerlendirme;Davaya konu trafik kazasına ilişkin İstanbul 40. Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/279 Esas sayılı dosyası üzerinden görülen davada, 2015/187 Karar sayılı karar ile gerçekleşen kazada vefat eden kamyon sürücüsü ...'ın tam kusurlu olduğu, diğer kamyonun sürücüsü olan davacının ise kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle beraat kararı verildiği, beraat kararının, Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2017/5514 Esas - 2019/987 Karar sayılı kararı ile "kusur durumu ve olaya ilişkin cd'nin mahkeme tarafından incelenmediğine dair itirazlar reddedilmek suretiyle" onandığı,
ceza dosyası üzerinden alınan 26/08/2014 tarihli ATK raporunda, cd görüntülerinin de dikkate alındığı, kaza tespit tutanağında da olaya ilişkin güvenlik kamera kayıtlarının izlenerek kazada vefat eden davalıların işleteni ve trafik sigortacısı oldukları ... plaka sayılı araç sürücüsü ...'ın tam kusurlu olduğu,... plaka sayılı kamyonun sürücüsü olan davacının ise kendi şeridine giren ...'ın sürücüsü olduğu kamyona karşı tedbir almasına rağmen kazayı engelleyemediği gerekçesiyle kusurunun bulunmadığı kanaatinde bulunulduğu,
davalılar tarafından dayanılan 10/12/2012 tarihli cd inceleme tutanağında da kazanın, kaza tespit tutanağı ve ATK raporunda kabul edildiği şekilde anlatıldığı, cd inceleme tutanağı ile ATK raporu veyahut kaza tespit tutanağının birbiriyle çelişik olmadıkları, işbu mevcut delil durumuna göre ilk derece mahkemesince, ceza mahkemesinde kabul edilen kusur durumunun benimsenmesinde, oluş, usul ve yasaya aykırılık olmadığı görülmektedir.
Hesaplamaya esas alınan gelire ilişkin değerlendirme. Davacının en son çalıştığı iş yeri olan ... San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından gönderilen yazı cevabına göre, davacının 2012 yılında anıları iş yerinde vidanjör şoförü olarak 1.350 TL net ücretle çalıştığı bildirilmiştir.
Davacının gerek vidanjör şoförü olarak yaptığı iş ve gerekse 17 yıllık kıdemi dikkate alındığında asgari ücretin yaklaşık 2 katı kadar ücret üzerinden çalıştığının kabulünde de yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. SGK'ya, prime esas olarak bildirilen ücretin, gerçekte aldığı miktardan daha az gösterilmiş olması sonuca etkili görülmemiştir. Sair istinaf itirazlarına ilişkin değerlendirme.
Bununla birlikte davacıya bağlanan gelirin peşin sermaye değerinin, limitten değil, hesaplanan zarardan düşülmüş olmasında da, kazaya karışan araçların ticari araç olmaları nedeniyle avans faizine hükmedilmiş olmasında ve ayrıca geçici iş göremezlik zararının da teminat kapsamında olduğuna ilişkin kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Belirsiz alacak olarak açılan manevi tazminat davasına ilişkin değerlendirme.
Ancak 6100 sayılı HMK'nın belirsiz alacak davasını düzenleyen 107. maddesinde, davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabileceği açıklanmıştır.
Buna göre belirsiz alacak davası açılabilmesi için zarar miktarının belirlenebilmesinin davacıdan beklenemeyecek olması gerekmektedir. Somut olayda ise belirsiz alacak davasına konu edilmek istenen manevi zarar miktarı davacı tarafından bilinebilecek olduğuna göre, manevi tazminat davası bakımından belirsiz alacak davası açma koşulları bulunmamaktadır.
Manevi tazminat miktarlarının belirlenmesine ilişkin verilen 10/01/2017 tarihli dilekçede, başvurma harcı yatırılmamış olduğundan ötürü bu dilekçenin yeni bir dava dilekçesi olarak kabulü de mümkün bulunmamaktadır. Bu durumda manevi tazminat davası belirsiz alacak davası şeklinde açılamayacağından ötürü manevi tazminat talebinin usulden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde oy çokluğuyla karar verilmiş olmasında isabet bulunmamaktadır.
Bu yöne ilişkin istinaf başvurusu yerindedir. O halde, davalı sigorta şirketi vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı ...
Şirketi vekilinin istinaf başvurusunun manevi tazminata hasren kabulüne, sair istinaf itirazlarının reddine, HMK 353/1-b/2. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, manevi tazminat talebinin usulden reddine, istinaf itirazları yerinde görülmeyen maddi tazminata ilişkin hüküm fıkraları ile istinafa konu edilmeyen ve kesinleşen hususlar aynen tekrar edilerek aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, E. 2021/1752, K. 2022/1260, 30 Haziran 2022 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama