KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 24 Mart 2026
- Dosya no
- 2022/441
- Karar no
- 2026/360
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 14/12/2021
- Numarası
- 2019/536 (E) - 2021/1178 (K
- Davanın konusu
- Maddi ve Manevi Tazminat
Karar Metni
990 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ...'nin sevk ve idaresindeki ... plakalı ticari minibüs ile seyir halinde iken karşıdan karşıya geçmekte olan yaya müvekkiline çarpması sonucu müvekkilinin vücudunda kemik kırığı oluşacak şekilde yaralandığını belirterek,
50.000 TL manevi tazminat ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile bedensel zarar ve iş göremezlik nedeniyle iş ve kazanç kaybı için 800 TL, tedavi ve bakım giderleri için 100 TL ve ekonomik geleceğin sarsılmış olması nedeniyle 100 TL olmak üzere toplam 1.000 TL maddi tazminatın davalı sigorta şirketinin sorumluluğu poliçe kapsam ve limitiyle sınırlı olmak üzere, davalı ... yönünden kaza tarihinden itibaren, davalı sigorta şirketi yönünden bildirim tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir.
İlk derece mahkemesince; davalı ... hakkında açılan maddi tazminat davasının feragat nedeniyle reddine, davacının açtığı manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile takdiren 12.500 TL manevi tazminatın davalı ...'den 28/12/2016 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemece hükmedilen manevi tazminat tutarının düşük olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda:
Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun (TBK) 56. maddesinin 1. fıkrasına göre hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.
Bir kimsenin, hukuka aykırı bir fiil yüzünden çektiği, bedeni acılarla ruhsal üzüntüye manevi zarar denir. Manevi zarar, gerçek anlamda zarar değildir; zira malvarlığında bir azalmayı ifade etmez. Bir acının veya üzüntünün maddi zarar gibi parayla ölçülmesine olanak bulunmamaktadır. Paranın manevi zararları karşılamak üzere kullanılabilmesi, hiçbir zaman manevi kaygı geri getirip yerine koyduğu veya manevi varlığın bir bölümünün onunla değiştirilebildiği anlamını taşımaz. Paranın bu anlamda gördüğü iş, kişilik hakları ve yararları zedelenen kimsenin duyduğu manevi acıyı bir dereceye kadar yumuşatıp yatıştırmak; bozulan manevi dengeyi onarıp düzeltmek; bir avunma, bir ruhsal tatmin aracı olmaktan ibarettir.
Hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı olan manevi tazminatın miktarı adalete uygun olmalıdır. Zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan ve özgün bir nitelik taşıyan hükmedilecek bu para, bir ceza olmadığı gibi, malvarlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir.
Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/6/1966 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir.
Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 23/6/2004 gün ve 13/291-370 sayılı kararında da vurgulandığı gibi, hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminatın miktarını takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır.
Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında, manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkında hüküm kurulurken; olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı, bu nedenle tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş biçimi ve tarafların kusur durumları gözönünde tutularak, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun (TMK) 4. maddesinde belirtildiği gibi, hukuka ve hakkaniyete uygun sonuca varılmalıdır.
Bu açıklamalara göre, kazanın oluş şekli, dosyadaki kusur durumları ile davacının yaralanmasının niteliği ve engellilik oranı, tarafların sosyal ve ekonomik durumları birlikte değerlendirildiğinde, TBK'nin 56/1. maddesi kapsamında davacı lehine talep edilen manevi tazminat miktarının tam kabulüne karar vermek gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, E. 2022/441, K. 2026/360, 24 Mart 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama