KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 23 Ocak 2024
- Dosya no
- 2023/1549
- Karar no
- 2024/90
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 11/3/2021
- Numarası
- 2014/861 (E) - 2021/223 (E
- Davanın konusu
- Maddi ve Manevi Tazminat
Karar Metni
2.512 kelime·13 dk okuma
Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davalı sürücü ...'ın yönetimindeki, davalı ...'a ait, davalı ...
AŞ'ye Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesiyle sigortalı ... plakalı araçla seyir halinde iken çarptığı davacı ...'nın ağır biçimde yaralanmasına ve bacağının kopmasına neden olduğunu belirterek, belirsiz alacak davası niteliğinde tedavi gideri tazminatı olarak 1.000 TL, kazanç kaybı tazminatı olarak 1.000 TL, çalışma gücü kaybı tazminatı olarak 1.000 TL maddi tazminatın davalılar ..., ... ve ...
AŞ'den müştereken ve müteselsilen tahsiline; davacı ... için 80.000 TL, davacı ... için 20.000 TL, davacı ... için 20.000 TL, davacı ... için 15.000 TL, davacı ... için 15.000 TL manevi tazminatın davalılar ..., ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş.
20/7/2020 günü sunduğu dilekçeyle talep ettiği sürekli iş göremezlik tazminatını 340.611,49 TL'ye, talep edilen bakıcı gideri tazminatını 6.101,98 TL'ye, talep edilen tedavi ve protez gideri tazminatını ise 57.601,98 TL'ye buna göre talep edilen toplam tazminat tutarını ise 398.213,47 TL'ye yükseltmiştir. Davalı ... AŞ vekili cevap dilekçesinde, davanın reddini savunmuştur. İlk derece mahkemesince, davacı ...'nın, ...
AŞ'ye karşı açtığı maddi tazminat davasının feragat nedeniyle reddine; davacı ...'nın kanıtlanamayan maddi tazminat davasının reddine; davacı ...'nın, davalı ...'a karşı açtığı maddi tazminat davasının kabulüne, 340.611,49 TL sürekli iş göremezlik, 51.500 TL zorunlu tedavi gideri, 6.101,98 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 398.213,47 TL maddi tazminatın davalı ...'dan tahsiline, davalı ...
AŞ'nin sorumlu olduğu poliçe limiti 250.000 TL'den davacı ...'nın feragat ettiği hususunun infaz aşamasında dikkate alınmasına; davalı ...'a karşı açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine; davacı ...'nın manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 30.000 TL manevi tazminatın davalı ...'dan tahsiline; davacılar ..., ..., ... ve ...'nın, davalı ...'a karşı açtıkları manevi tazminat davalarının reddine karar verilmiştir.
Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davalı ... vekili dilekçesinde özetle; aracını gereksinimi olduğunu bildiren ... adıyla tanıdığı gerçek adının da ... olduğunu öğrendiği kişiye veren müvekkili davalının olayda kusurunun bulunmadığını, ... adındaki kişinin kimliğini ele geçirerek işlemler yapan ... kimliğiyle evlilik yaptığını bu kişinin kimlik bilgilerini çalıp kullandığını, herkesin bir şekilde sorumluluğu üstünden attığı bu davada olaylarla uzaktan yakından ilgisi bulunmayan müvekkili davalının tek başına maddi ve manevi sorumluluk altında bırakılmasının hakkaniyet aykırı olduğunu,
gerek ceza dava dosyasının gerekse dava konusu trafik kazasına ilişkin dosyanın celp edilmesi gerekirken bu konuda işlem yapılmadan karar verilmesi bozmayı gerektirdiğini, müvekkili davalının ... adıyla tanıdığı ... araç sürücüsü olarak yer almasına karşın bu kişinin neden davaya dahil edilmediğini anlamakta güçlük çektiklerini, oysa usul yasası gereğince bu durumu göz önünde bulundurması gereken davacının dava devam ederken bu kişiyi davaya dahil etmesi ya da iradi taraf değişikliğine gitmesi veya dava değerini ıslah ederken bu yönden de davayı ıslah etmesi gerektiğini,
ilk derece mahkemesinin bu kadar ağır sorumluluk doğuracak olan dosyada bu durumu göz önüne alarak bu kişiyi de davaya dahil etmesi gerekirken, yıllar süren davada eksik incelemeye dayalı olarak karar verildiği, davaya konu kazada aracı pert olan müvekkili davalının aracını 12.000 TL'ye satmak zorunda kaldığını, sunulan sağlık hizmetleri bedellerini Sosyal Güvenlik Kurumunun (SGK) sorumluluğunda olduğunu, 6111 sayılı Kanuna göre tedavi giderlerinin SGK'den talep edilmesi gerektiğinden, geçici iş göremezlik tazminatına itiraz ettiklerini belirterek,
ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, ayrıca davalı ...'ın ekonomik durumu itibarıyla adli yardım talep etmiştir. Davalı ...'ın dosya içeriğinden anlaşılan ekonomik durumu göz önüne alınarak adli yardım talebinin kabulüne karar verilerek istinaf itirazlarının incelenmesine karar verilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355'inci maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ve kamu düzenine ilişkin konularla sınırlı biçimde yapılan incelemede: Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesinin 6/4/2023 gün ve 2014/861 (E) - 2021/2023 (K) sayılı kararıyla istinaf dilekçesinin reddine karar verilen davacılar vekilinin, kendisine 11/4/2023 günü tebliğ edilen bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmadığının anlaşılması karşısında, davacılar vekilinin istinaf başvurusu inceleme dışı bırakılmıştır. Davacı vekili dava dilekçesinde davalı ... adına kayıtlı davalı ...
AŞ'ye ZMSS poliçesiyle sigortalı davalı sürücü ...ın yönetimindeki ... plakalı otomobilin 11/6/2013 günü seyir halinde iken çarptığı müvekkili davacı ...'nın bacağının kopmasına, dişlerinin kırılmasına ve vücudunun çeşitli bölgelerinde kemik kırıkları oluşturarak ağır biçimde yaralanmasına neden olduğunu belirterek, belirsiz alacak davası niteliğinde tedavi gideri tazminatı olarak 1.000 TL, kazanç kaybı tazminatı olarak 1.000 TL, çalışma gücü kaybı tazminatı olarak 1.000 TL maddi tazminatın davalılar ..., ... ve ...
AŞ'den müştereken ve müteselsilen tahsiline; davacı ... için 80.000 TL, davacı ... için 20.000 TL, davacı ... için 20.000 TL, davacı ... için 15.000 TL, davacı ... için 15.000 TL manevi tazminatın davalılar ..., ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş.
Silivri İlçe Emniyet Müdürlüğünün 4/11/2013 tarihli yazısıyla, kazaya karışan ... plakalı otomobilin kazanın meydana geldiği 11/6/2013 tarihi itibarıyla trafik sicilinde davalı ... adına kayıtlı olduğu bildirilmiş; trafik sicilinde maliki olması nedeniyle ... plakalı otomobilin kazanın meydana geldiği 11/6/2013 tarihi itibarıyla işleteni olduğu anlaşılan davalı ...'a dava dilekçesi ile duruşma gününün tebliğ edildiği anlaşılmıştır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (KTK) 85'inci maddesinin 1'inci ve son fıkraları uyarınca, bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibinin doğan zarardan, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusuru kendi kusuru gibi kabul edilerek,
müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunun, davalı ...'a ait ... plakalı otomobilin çalınması veya gasp edilmesi söz konusu olmadığından, KTK'nin 108'inci maddesinde öngörülen koşulların bulunmadığının anlaşılması karşısında, davalı ...'ın işleten sıfatıyla trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi zarardan sorumlu tutulmasında isabetsizlik görülmemiş.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK)74'üncü maddesi uyarınca Çatalca Sulh Ceza Mahkemesinde görülen 2013/142 (E) sayılı davanın bekletici sorun yapılmamasının yerinde olduğunun.
25/2/2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 13/2/2011 gün ve 6111 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 59'uncu maddesiyle değiştirilen 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 98'inci maddesi karşısında, belgesiz tedavi giderleri (bakıcı, tedavi yol gideri, sonraki protez giderleri vs.) ile geçici iş göremezlik tazminatından Sosyal Güvenlik Kurumu'nun sorumluluğu olmadığının;
ilk derece mahkemesinin kendiliğinden iradi taraf değişikliğine ilişkin HMK'nin 124'üncü maddesi kapsamında taraf değişikliği yapmasına yasal olanak bulunmadığının; davacının ihtiyari dava arkadaşı olan müteselsil borçluların tamamına karşı dava açabileceği gibi müteselsil borçlulardan birine karşı da dava açabileceğinin anlaşılması karşısında, bu konulara yönelen istinaf nedenleri yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.
Davacılar vekili tarafından 27/9/2016 günü dilekçe ekinde sunulan "sulh protokolü" başlıklı belgenin incelenmesinde, davacılar ...,..., ..., ..., ... adına vekâleten Av. ... ile ...AŞ adına Av. ...'ün 124.881,95 TL'nin ödenmesi ile birlikte davacı vekilinin ... AŞ'nin düzenlediği poliçeden kaynaklanan sorumlu olduğu limit ve ferilerinin yargılama gideri vekâlet ücreti ile ödediği kabul edilerek, davanın ...
AŞ yönünden feragat ile sonuçlanacağı, sigorta şirketinden yargılama gideri ve vekâlet ücreti talep edilmeyeceği belirtilmiştir. Yukarıda da açıklandığı gibi KTK'nin 85'inci maddesinin 1'inci ve son fıkraları uyarınca işleten ve sürücü, trafik kazasından kaynaklanan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumludurlar.
Borcun sona ermesi hallerinden olan ibranın diğer borçlulara sirayetinin düzenlendiği TBK'nin 168'inci maddesinin 2'nci fıkrası hükmüne göre alacaklı diğerlerinin zararına olarak borçlulardan birinin durumunu iyileştirirse, bunun sonuçlarına katlanır. Aynı Kanun'un 166'ncı maddesinin 1'inci fıkrası uyarınca, borçlulardan biri, ifa veya takasla borcun tamamını veya bir kısmını sona erdirmişse, bu oranda diğer borçluları da borçtan kurtarmış olur.
Anılan maddenin 2'nci fıkrası gereğince de, borçlulardan biri, alacaklıya ifada bulunmaksızın borçtan kurtulmuşsa, diğer borçlular bundan, ancak durumun veya borcun niteliğinin elverdiği ölçüde yararlanabilirler. Yine TBK'nin 168'inci maddesinin 1'inci fıkrası hükmüne göre, diğerlerine rücu hakkından yararlanan müteselsil borçlulardan her biri, ödediği miktar oranında alacaklının haklarına halef olur.
Burada, ifada bulunan müteselsil borçlunun alacaklıya halef olması hali düzenlenmekte olup madde metninden de anlaşılacağı üzere, alacaklının müteselsil borçlulardan biri hakkındaki davadan feragat etmesi, alacaklıya yapılan ödeme nedeniyle olması durumunda, diğer müteselsil borçlular o ödeme oranında borcun sona ermesinden yararlanırlar.
TBK'nin, müteselsil sorumlulukta borçluların iç ilişkilerini düzenleyen hükümleri gereğince, müteselsil borçlulardan biri alacaklıya borcu ödediği takdirde, diğer müteselsil borçlulara rücu hakkı bulunmaktadır. TBK'nin 167'nci maddesinin 2'nci fıkrası ve 168 inci maddesinin 7 nci fıkrası gereğince diğerlerine rücu hakkına sahip olan borçlulardan her biri, ifa ettiği miktar oranında alacaklının haklarına halef olur.
Aynı Kanunun 168'inci maddesinin 2'nci fıkrası uyarınca da, alacaklı diğerlerinin zararına olarak borçlulardan birinin durumunu iyileştirirse, bunun sonuçlarına katlanır.ZMSS, motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türüdür.
İşletenin Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında öngörülen trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminattan sorumluluğunu limitler dahilinde teminat altına alan ZMSS poliçesini düzenleyen sigorta şirketi KTK'nin 88'inci maddesi uyarınca, diğer tazminat sorumluları olan işleten ve haksız fiil faili sürücü ile müteselsilen sorumludur.
Somut uyuşmazlık yukarıda yapılan açıklamalar ışığında değerlendirildiğinde; davacı ... vekili tarafından kazaya karışan otomobilin ZMSS poliçesini düzenleyen davalı ... AŞ'nin ZMSS poliçesinden dolayı sorumlu olduğu limitlerden ibra edilmesi suretiyle, davalı ... AŞ'nin durumunu iyileştirirken, maddi zarar yönünden diğer müteselsil borçlu davalıların iç ve dış ilişkideki durumunu ağırlaştırmıştır.
Şu halde, TBK'nin 168'inci maddesi ile Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 11/4/1940 gün ve 70 sayılı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21/11/1981 gün ve 1981/2-551 sayılı kararları uyarınca davalı ...
AŞ'nin ibra edilmesinin, maddi zarardan müteselsil sorumlu olan diğer davalılara sirayet edeceği sonucuna ulaşılmıştır.Kazanın meydana geldiği tarih itibarıyla yürürlükte bulunan poliçe ile Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında Tarife Uygulama Esasları Hakkında Yönetmeliğin eki tabloya göre otomobil araç grubunda sağlık gideri teminatı limiti kişi başına asgari 250.000 TL, sakatlanma ve ölüm teminatı da 250.000 TL'dir.
Bu itibarla, davacı ...'nın ibra ettiği ...
AŞ'nin sağlık gideri teminatı kapsamında bulunan belgesiz tedavi gideri ile geçici iş göremezlik giderinden kaynaklanan sorumluluğunun, ZMSS poliçesinde öngörülen 250.000 TL sağlık gideri teminatı limitiyle, sürekli iş göremezlik tazminatından sorumluluğunun ise ZMSS poliçesinde öngörülen 250.000 TL kişi başına sakatlık teminatı limitiyle sona erdiği; buna göre de diğer davalı ...'ın, davacının sürekli sakatlık tazminatından kaynaklanan 250.000 TL maddi tazminat ile geçici iş göremezlik, tedavi gideri, belgesiz tedavi gideri ve bakıcı giderinden kaynaklanan 250.000 TL maddi tazminat miktarıyla borçtan kurtulduğu,
buna göre aralarında aktüerya hesap uzmanı ve ortopedi ve travmatoloji uzmanı tabip bilirkişinin de bulunduğu bilirkişiler kurulu tarafından düzenlenen rapora göre, ...
Sigorta AŞ'nin sorumluluğundaki tedavi gideri teminatı limiti kapsamında kalan 6.101,98 TL bakıcı gideri tazminatı ile 51.500 TL tutarında belgesiz tedavi ve protez gideri tazminatından, davalı işleten ...'ın sorumlu tutulamayacağı; bilirkişiler kurulu tarafından hesaplanan düzenlenen rapora göre hesaplanan 340.611,49 TL sürekli iş göremezlik tazminatından, davalı ...
AŞ'nin sorumlu olduğu 250.000 TL sakatlık tazminatı mahsup edilerek, bakiye 90.6011,49 TL sürekli sakatlık tazminatına hükmolunması gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizdir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, E. 2023/1549, K. 2024/90, 23 Ocak 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama