KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 15 Kasım 2023
- Dosya no
- 2023/1636
- Karar no
- 2023/1520
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 16/05/2023
- Numarası
- 2023/118 Esas - 2023/395 Karar
- Davanın konusu
- İtirazın İptali
Karar Metni
781 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle müvekkili şirket nezdinde Genişletilmiş Kasko Filo Sigorta poliçesi ile sigortalı olan ... plakalı kamyonetin 20/07/2019 tarihinde park halindeyken davalı ...
AŞ’nin maliki, dava dışı sürücü ...’ın idaresindeki ... plakalı ... şase nolu iş makinesinin kazaya sebebiyet verdiğinin anlaşıldığını, sigortalısına toplamda 28.664,73 TL ödendiğini, rücu talebini bildirerek ödemenin yapılması gerektiğinin ihtarında bulunduğunu, ancak müvekkili şirkete herhangi bir ödeme yapılmadığını, bu sebeple oluşan hasar nedeniyle İzmir ...İcra Müdürlüğünde icra takibi başlatıldığını, davalı tarafça borca ve yetkiye itiraz edildiğini belirterek itirazın iptalini ve takibin devamını talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile dava dışı ... arasında 18/11/2016 tarihinde finansal kiralama sözleşmesi akdedildiğini, bu sözleşmeyle kazaya karışan ... plakalı araç 36 ay süreyle ...’na kiralandığını, aracın mülkiyetinin daha sonra iş makinesi satış sözleşmesiyle dava dışı ...‘na devredildiğini, kira süresince kiralanan malda meydana gelen her türlü hasar ve ziyanın kiracıya ait olduğunun hüküm altına alındığını, meydana gelen kaza sebebiyle oluşan zarardan sorumluluğun hukuken dava dışı finansal kiracıya ait olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince; davacı tarafça açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili, davalı tarafın sunmuş olduğu finansal kiralama sözleşmesinin adil nitelikte olduğunu, dolayısıyla dosyaya sunulan finansal kiralama sözleşmesinin tarafları arasında her zaman düzenlenebileceğini, olay tarihinde aracın davalı adına tescilde kayıtlı olup davalının muhatabı olduğunu, yerel mahkemece araç devrinin kaza tarihinden sonra gerçekleştiği hususunun göz ardı edildiğini, müvekkili şirketin rücu talebinin yazılı olarak bildirilmesine rağmen müvekkili şirkete herhangi bir ödeme yapılmadığını belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
HMK'nin 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: 2918 sayılı KTK'nin hükümlerine göre, trafik kaydı "İşleteni" kesin olarak gösteren bir karine değilse de, onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Ancak, trafik kaydına rağmen işletenliğin 3. kişi üzerinde bulunmasını engelleyen bir yasa hükmü yoktur.
Aynı yasanın 3. maddesinde, "İşleten: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır." şeklinde tanımlanmıştır.
Aynı Kanunun 85. maddesinde ise, "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar." hükmüne yer verilmiştir.
Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, araç malikleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılması için bir başka kimseye devir edilmesi halinde (kısa bir süre için kiralanmaması kaydıyla) artık üzerindeki fiili hakimiyeti kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o araca kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekir.
Bunun sonucu olarak da, araç maliki sorumlu tutulmamalıdır. Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir.
Somut uyuşmazlıkta; dosyada bulunan 18/11/2016 tarihli ... numaralı finansal kiralama sözleşmesine göre ... plakalı aracın 36 ay süre ile dava dışı ...'na kiralandığı ve teslim edildiği, İstanbul Ticaret Odası Oda Sicil Hizmetleri İş Makinaları Tescil Birimi Müdürlüğüne 15/12/2016 tarihinde bu kira sözleşmesinin bildirildiği, davaya konu trafik kazasının 20/07/2019 tarihinde gerçekleştiği, Beşiktaş ...
Noterliğinin 21/02/2020 tarihli ... yevmiye numaralı iş makinası satış sözleşmesi ile dava dışı ...'na aracın devredildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda kayıt maliki olan davalı şirket, aracı uzun süreli kiraya verdikten sonra sözleşme süresi içerisinde tazminata konu trafik kazası gerçekleştiğine göre uzun süreli olarak aracı kiralayan (kiracı), bu aracın işleteni olup davalı işleten olmayacağından İlk Derece Mahkemesince yazılı şekilde davasının pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Davacı vekilinin istinaf itirazının reddine karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, E. 2023/1636, K. 2023/1520, 15 Kasım 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama